Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
Şanlıurfa’da 10 kadından 6’sı okuma yazma bilmiyor |
Şanlıurfa’da, kadınların yüzde 58’i okuma yazma bilmiyor. Kadınların okumaması, 11 yaşına gelen kız çocuklarının ‘gelinlik çağına geldiği’ gerekçesiyle okula gönderil-memesinden kaynaklanıyor. Okuyanlar da 5'inci sınıftan itibaren okuldan alınıyor.
Şanlıurfa Milli Eğitim Müdürlüğü’nün hazırladığı rapora göre, ilde yaşayan 498 bin kadından 291 bini, yani yüzde 58’i okuma yazma bilmiyor. Erkeklerde ise bu oran yüzde 31. Toplam nüfusun yüzde 1’lik bölümünü oluşturan yaklaşık 5 bin kız öğrenci, yükseköğrenimi tamamladı. Şanlıurfa Valisi Muzaffer Dilek, kadınlar arasındaki okuma yazma oranındaki azlığın, bölgede kız çocuklarının 11 yaşına ulaştığında gelinlik çağına geldiği gerekçesiyle okula gönderilmemesinden kaynaklandığını belirtiyor.
Şanlıurfa Valisi Muzaffer Dilek, sekiz yıllık kesintiz eğitim uygulamasının başlatılmasıyla birlikte, ilköğretim okullarındaki kız çocuklarının özellikle köylerde okuldan alındığını vurguluyor. Taşımalı eğitimin de bölgede kız çocuklarının okumasına engel olduğunu belirten Dilek, bu durumu Milli Eğitim Bakanlığı’na bir yazıyla bildirdiklerini söylüyor. Dilek, taşımalı eğitim yerine, bölgede yatılı ve pansiyonlu ilköğretim okullarının daha verimli olacağı görüşünde. Şanlıurfa’daki okuma–yazma kurslarıyla eğitimsiz bayanların okuma yazma öğrenmesi için büyük bir çaba sarf ettiklerini vurgulayan Dilek, kız çocuklarının okutulması konusunda ailelerin umursamaz davranmasından şikayet ediyor.
Şanlıurfa’da yaşayan vatandaşlar da kadınların okutulmamalarının sebepleri konusunda Vali Muzaffer Dilek ile aynı görüşleri paylaşıyor. Merkeze bağlı 800 nüfuslu Yeniköy’de oturan 35 yaşındaki 2 kız, 4 erkek çocuk babası Halil Genç, kız çocuklarının okutulmamalarının sebebini, bölgede kızların 12 yaşından sonra okula gitmesinin ayıplanmasına bağlıyor. Genç’e göre, ev içi ve ev dışında işgücüne duyulan ihtiyaç, çevrenin baskısı, ‘Kız çocukları okuyup da ne olacak?’ düşüncesinin yaygın olması da kızların eğitimsiz kalmasının diğer sebepleri. Genç, okutulan kızların büyük bir bölümünün de, ilkokul 5. sınıftan sonra gönderilmediğini ifade ediyor. Saydıkları sebeplerden dolayı kendisinin 3 kız kardeşinin de okutulmadığını vurgulayan Genç, “Ancak ben her şeye rağmen gücümün yettiği yere kadar iki kızımı okutmayı düşünüyorum. Bazen biz okutmayı düşünüyoruz; ama kızlarımız üniversiteye gittiğinde bu kez de başörtülü olduğu için üniversitenin kapısından içeri alınmıyor. Aslında biz de şaşırıyoruz; “Okutsak mı okutmasak mı?” diye.” şeklinde konuşuyor.
|
|
Mehmet Dener
/ Şanlıurfa
13.02.2002
|
|
| |
'Irak, 128 Türk şoförünü pazarlık için hapiste tutuyor' |
Irak’ın hapse attığı şoförlerin aileleri perişan. 128 kişinin topluca hapse atılmasının tesadüf olmadığını savunan aileler, şoförlerin pazarlık konusu yapılmak için tutuklanmış olabileceğini ifade ediyor.
Türkiye’den Irak’a şeker taşıyan ve yaklaşık 2 aydır Musul Zincirli Cezaevi’nde tutulan 128 TIR şoförünün aileleri endişeli bekleyişlerini sürdürüyor. Tutuklu şoförlerden Ahmet Güney’in yakını Zeki Güney, ‘Birkaç hayvan bir yerde mahsur kaldığında hayvanseverler ayağa kalkıyor. Bu insanların hayvan kadar değeri yok mu? Birkaç torba şeker için 128 insan rehin tutulur mu?” şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanlığı’na yaptığı başvurulardan henüz bir sonuç alamayan bazı aileler Irak’a giderek oradan bir sonuç almaya çalışıyor. Aileler, şoförlerin Irak tarafından pazarlık konusu yapılmak için gözaltına alınmış olabileceğini ifade ediyor. Tutuklu şoförlerden Ahmet Güney’in yakını Zeki Güney, Musul’a kadar gittiğini; ancak olumlu bir sonuç almadığını söyledi. Gaziantep’li olan Zeki Güney, “Irak hükümetinin şoförlerin durumunu sormak için müracaat edenleri bile gözaltına aldığını öğrendik. Bu nedenle Suriye üzerinden Irak’a geçtim. Yetkililerle gayri resmi olarak görüştüm. Şoförlerimizi kamyonlardaki 1 torba şekerin diğerlerinden değişik olması nedeniyle tutuklamışlar. Büyükelçilik yetkililerimizle görüştüm, sonuç alamadım. Büyükelçilik yetkilileri, Dışişleri Bakanlığı’ndan emir gelmediği sürece bir şey yapamayacaklarını söylediler. Tekrar Gaziantep’e döndüm.” diye konuştu.
İki oğlu Irak’ta tutuklu bulunan Temo Taş, Kazım ve Zeyni Taş isimli 2 çocuğundan 2 aydır haber alamadığını söyledi. Mardin’de oturan 62 yaşındaki Temo Taş, “Ekmeğimizi şoförlükten çıkarıyoruz. Eksik ve değişik marka şeker taşıdıkları iddiasıyla tutuklandıklarını öğrendik. Dışişler Bakanlığı’na bir dilekçe yazarak durumu bildirdik. Ancak şimdiye kadar netice alamadık. Eşleri ve çocukları ile anneleri perişan oldu.” şeklinde konuştu. 3 evlilik yaptığını ve 34 çocuktan 24’nün hayatta olduğunu belirten Temo Taş, tüm ailenin geçimini şoför olan iki oğlunun yaptığını sözlerine ekledi. Mardinli Ekin ailesinden Cemal ve Hikmet kardeşler de aynı şekilde tutuklananlar arasında. Ekin kardeşlerin ikisi de evli ve dört çocuk babası. Anne Fatma Ekin, oğullarıyla ilgili ne yapacağını bilmediklerini belirterek, “Büyük abim Irak’ta, çeşitli girişimlerde bulunmak üzere oraya gitti. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Çocuklarımın şoförlükten başka ekmek kapısı yok. Dönmezlerse yiyecek ekmeğe bile muhtaç durumda kalırız.” dedi. Gaziantep’in Kerrer köyünde oturan şoför Mustafa Sever’in eşi Remziye Sever, 5 çocuğuyla birlikte perişan vaziyette olduğunu, ortada kaldığını söyledi. Mustafa Sever’in kardeşi Hasan Sever, “128 şoför Irak hükümeti tarafından kasıtlı olarak gözaltına alındı. Şoförler, savaş söylentilerinin olduğu şu günlerde adeta Türkiye’ye karşı koz olarak kullanılmak istenmektedir.” diye konuştu.
|
|
Ahmet Bedir, Mehmet Şahin,
/ Mardin, Gaziantep
13.02.2002
|
|
| |
‘Okumak için böbreğimi satmak zorundayım’ |
Zaman’ın bir süre önce internetten böbreğini satışa çıkaranlardan biri olarak A.Ö. rumuzuyla duyurduğu Ali Özel, görüşmeyi kabul etti. Özel, Gürcistan’daki okuluna kayıt parası bulabilmek için böbreğini satmaya mecbur kaldığını söyledi.
Adı Ali Özel. Şanlıurfalı. Gürcistan Devlet Spor Akademisi Fizik Tedavi Rehabilitasyon Bölümü 2. sınıf öğrencisi. Okuldaki kaydını yenilemesi gerekiyor. Ancak ailesinin ekonomik durumu iyi olmayan Ali, kayıt için gereken bin doları bulamadı. Ali Özel, okula devam edebilmek için son çare olarak böbreğini satışa çıkardı.
23 Ocak 2002’de Zaman’ın ‘İnternette böbrek satıyorlar’ başlıklı haberinde A.Ö. diye ismi geçen Ali Özel, bu haberin ardından ismini açıklamayı ve konuşmayı kabul etti. Web sayfalarına ilan bırakarak eğitimini tamamlamak için bir böbreğini satışa çıkardığını duyuran Özel, yardım için çaldığı tüm kapıların yüzüne kapandığını söyledi. Özel, “Eğitimime devam edebilmemin tek yolu bu. Okulumu bırakmak istemiyorum.” diyor. Özel, son bir–iki yıl içinde Türk parasının birkaç kez devalüasyon yaşaması üzerine maddi sıkıntı içine düşmüş. Eğitim gördüğü okulun YÖK tarafından tanındığını ve Türkiye’de denkliği bulunduğunu anlatan Ali Özel, Türkiye’ye üçüncü sınıftan itibaren yatay geçiş yapacağını ifade ederek, tek amacının bu dönemi atlatmak olduğunu vurguluyor. Özel, ailesiyle ilgili ise şu bilgileri veriyor: “Babam emekli. Kriz öncesi bir firmada tamirci olarak çalışıyordu. Krizde işine son verdiler. Sadece babamın emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyoruz. Bir evimiz ve bir de arabamız vardı. Arabayı geçen sene babamın hastane masrafları ve benim okulum için sattık. Babam bir hafta önce benim böbreğimi satışa çıkardığımı duyup kahroldu. Şimdi evde bir huzursuzluk var. Sanki evin satılmasını istiyorum gibi bir hava oluştu. Annem, ablam ve kardeşlerimle konuşmuyorum.”
Özel, durumunu Cumhurbaşkanlığı’na, Başbakanlık’a, milletvekillerine, birçok vakfa ve basın kuruluşuna da yazılı olarak iletmiş. Sadece Cumhurbaşkanlığı’ndan karşılık gelmiş. O da olumsuz.. Yarın kayıt için son gün. Henüz ne para bulabilmiş ne de böbreğine ‘paralı bir müşteri’ talip olmuş..
|
|
Hasan Çilingir
/ Şanlıurfa
13.02.2002
|
|
| |
Balmumu ile zamanda yolculuk |
Okullar yarıyıl tatilinde. Öğrencilerin kimisi ailelerinin imkanları dahilinde bir tatil bölgesine giderken kimisi de bulundukları şehirde dinleniyor. Bu arada uzmanlar ‘hem eğlendirici hem öğretici’ etkinlikler üzerinde duruyor.
Bu çerçevede İstanbul’daki bir sergi önemli bir seçenek sunuyor. Ataköy Galleria’daki St. Petersburg Balmumu Heykel Müzesi Sergisi tarihe mal olmuş 37 kişinin balmumu heykelini sergiliyor. Aralarında; Atatürk, Cengiz Han, Timur, El Farabi, Napolyon, Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmet, Lenin, Stalin, Beatles ve Prenses Diana gibi ünlü isimlerin bulunduğu pek çok tarihi şahsiyet ziyaretçilere zaman tünelinde bir yolculuk yaptırıyor. Heykellerin her biri yaklaşık 3 ay süren bir çalışma sonucunda hazırlanmış. Müze sorumlusu Jale Kuşhan, bir heykel üzerinde 15 sanatçının çalıştığını ve heykellerde protez göz, protez diş ve gerçek saç kullanıldığını belirtti. Kuşhan, amaçlarının topluma sanatsal bir faaliyet yoluyla tarih bilinci kazandırmak olduğunu kaydetti.
|
|
Murat Düzyol
/ İstanbul
13.02.2002
|
|
| |
Perinçek: Fogg’un 3 bin e-mail mesajı elimizde |
AB Türkiye Temsilcisi Fogg’un email şifrelerini kırdıklarını belirten İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, özel mesajlar dışındakileri açıklayacaklarını söyledi. Perinçek, “Bazı kişiler kaçacak delik arayacak.” dedi.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Temsilcisi Karen Fogg’un yolladığı yaklaşık 3 bin e–mail mesajını ele geçirdiklerini söyledi. Perinçek, bu mesajlardan özel hayatla ilgili olanlarını eleyip diğerlerini kamuoyuyla paylaşacaklarını kaydetti. Mesajları teknik ekipteki arkadaşlarının elde ettiğini ileri süren Perinçek, Fogg’un da bunları doğruladığını ifade etti.
Karen Fogg'un, İşçi Partisi hakkında Dışişleri Bakanlığı’na verdiği nota, İçişleri Bakanlığı’na iletildi. İstanbul’daki Medeniyetler Uyumu toplantısına katılan Fogg, konuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı AB’den sorumlu Müsteşar Yardımcısı Akın Alptuna ile ayaküstü bir süre görüşerek konu hakkında bilgi aldı.
Perinçek, Fogg'un “Özel olmayan mesajlarını açıkladığımızda ismi geçen bazı kişiler kaçacak yer arayacak. Atatürk de İngiliz istihbaratının yazışmalarını ele geçirmişti. Biz de bunu yapıyoruz.” diye konuştu. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın “Perinçek’in açıkladıkları güvenilmez.” sözlerine ise Perinçek, “Fogg doğrularken Yılmaz yalanlıyor. Yılmaz zor duruma düşmüştür.” cevabını verdi. Bu arada konuyla ilgili sorular üzerine İçişleri Bakanı Rüstü Kazım Yücelen, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün elinde, e–mailleri izleyen bir sistem bulunmadığını söyledi.
Elektronik posta (e–mail) ile yapılan yazışmalar yazışmayı yapan kişinin şifresi kırılarak, üçüncü kişiler tarafından görülebiliyor. Microsoft’un patronu Bill Gates’in şirket çalışanlarına 15 Ocak 2002’de gönderdiği mesaj, AP ajansı tarafından ele geçirilmişti. Microsoft’un kıdemli Başkan Yardımcısı Brian Valentine’ın Windows satış ekibine gönderdiği gizli e–posta da dışarı sızmıştı. Bu arada bir süre önce ABD iç güvenlik teşkilatı FBI, internet servis sağlayıcılarından e–mail mesajlarında kendileri için bir ‘delik’ bırakmalarını istemiş; ancak servis sağlayıcı şirketler bunu reddetmişti. Türkiye’de ise Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), internet üzerindeki iletişimi yargı kararı ve kanunlarla belirtilen çerçevede izliyor. MİT, bu şekilde yasaların teşkilata vermiş olduğu ‘Devletin gözü kulağı olmak görevini’ yerine getirdiğini savunuyor. Bilişim Cumhuriyeti adlı internet sitesinde açıklama yapan MİT, kurum içinde ‘bilgi zerreciklerine’ bile büyük önem verildiğini; bu nedenle de bilişim teknolojilerinin teşkilatın öncelik verdiği alanlardan birisi olduğunu belirtmişti.
|
|
Zeliş Yıldıral, İbrahim Balta
/ İstanbul
13.02.2002
|
|
| |
İran’da yolcu uçağı düştü: 117 ölü |
İran Hava Yolları’na ait Tupolev 155 tipi yolcu uçağı dün sabah ülkenin batısındaki dağlık bölgede düştü. Uçaktaki 117 kişiden kurtulan olmadı.
Sivil Havacılık Kurumu Halkla İlişkiler Müdürü Rıza Caferzade, uçağın Tahran’dan kalktıktan kısa bir süre sonra radardan kaybolduğunu, düşmeden birkaç dakika önce de gitmekte olduğu Hürremabad Havaalanı ile telsiz bağlantısının kesildiğini söyledi. Uçağın düşüş sebebi bilinmiyor. Yetkililer, alçaklardaki bulutlar ve havanın kapalı olmasının uçağın seyrini etkilemiş olabileceğini belirtiyor. Bu arada kurtarma çalışmaları sırasında 30 cesede ulaşıldığı kaydedildi.
Adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili ise ölen 117 kişi arasında 4 hükümet çalışanı ve 2 yabancının bulunduğunu söyledi. İran’ın kuzeyindeki Gülistan eyaletinde de geçen yıl mayıs ayında Rus yapımı Yak–40 tipi bir uçak düşmüştü. Bu kazada aralarında zamanın Ulaştırma Bakanı Rahman Dadman ve eyaletin 7 milletvekili olmak üzere toplam 30 kişi ölmüştü. Kazada kurtulan olmamıştı.
|
|
/ Tahran, aa
13.02.2002
|
|
| |
Kayak tesislerine yabancı gelmiyor |
Türkiye, yüzde 55’i dağlık bölgelerden oluşması ve kış turizmi için zengin kaynaklara sahip olmasına rağmen bu imkandan yararlanamıyor. Turizm Bakanlığı, kayak ve kış sporlarının yapılabileceği 16 merkez belirlerken, bunlardan sadece Uludağ, Abant, Palandöken ve Ilgaz gibi birkaçı iç turizmin hizmetinde. Türkiye, yabancı turistleri ise kayak merkezlerine çekemiyor.
Türkiye’nin yabancı turist çekememesini sektör temsilcileri tanıtım eksikliğine, tesis yetersizliğine ve ulaşım zorluklarına bağlıyorlar. Uludağ’da bulunan Beceren Hotel’in Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Beceren, havaalanının Uludağ’a uzak olmasından yakınıyor. Yeni yaptırılan Yenişehir Havaalanı’nın hizmete girmediğini söyleyen Beceren, “Uludağ’a yabancı turistin gelebilmesi için önce İstanbul’a gitmesi oradan karayoluyla Bursa’ya gelmesi gerekiyor. Turistler tatil amaçlı gezilerinde bu kadar ulaşım eziyetine katlanmaz.” görüşünü belirtiyor. Beceren’e göre Türkiye’nin kış turizminde en büyük müşterisi Rusya. Yenişehir Havaalanı açılsaydı ve yeterince tanıtım yapılsaydı Uludağ’a ocak ayında çok sayıda Rus turist gelebilirdi.
Palandöken Dedeman Oteli Satış ve Pazarlama Müdürü Kemal Vardar ise her hafta DETUR vasıtasıyla Rusya’dan 120 Rus turist getirttiklerini söylüyor. Gelecek sene İsrail’den de her hafta bir uçak dolusu turist getirmeyi planladıklarını belirten Vardar da havaalanından şikayetçi. Vardar, “Havaalanı hava şartlarındaki en ufak değişiklikten etkileniyor. Geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nın ikinci günü seferler iptal olunca 9 bin dolar zararımız oldu. Aynı hava şartlarında Rus uçakları piste inerken THY, uçuşu iptal ediyor. Hatta bazen THY’nin Ankara’dan gelen uçağı havaalanına inerken İstanbul uçağı iptal oluyor.” diyor.
Ilgaz’da bulunan Mauntain Resort Hotel Basın ve Halkla İlişkiler Müdiresi Sema Topal Şekerci, uluslararası tatil değişim sistemi olan RCI ile çalıştıklarını ve yabancı turistlere böyle ulaşmayı hedeflediklerini söylüyor. Halen yerli turistlerle Türkiye’deki elçilik mensuplarına hizmet verdiklerini söyleyen Sema Topal Şekerci, RCI üyesi tek dağ turizmi şirketi olduklarını belirtiyor.
Ilgaz Doruk Hotel Resepsiyon Müdürü Tamer Yiğit’e göre ulaşım büyük sorun ve yerli turistler dağa kendi araçları ile geliyor. Hafta sonu yüzde 80, haftaiçi ise yüzde 50 doluluk oranını yakaladıklarını ifade eden Yiğit, Ankara’ya yabancı turistler için hava ulaşımının önemli olduğunu belirtiyor.
|
|
Mustafa Özge, Hakan Yılmaz
/ İstanbul
13.02.2002
|
|
| |
50 hanelik köy, modern kurban kesim yeri yaptı |
Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı 50 hanelik Yaylacık köyü sakinleri kurban kesim yerini kendileri hazırlıyor.
Kurban Bayramı’na 10 gün kala Türkiye’de birçok il ve ilçede kurban kesim yeri henüz tespit edilemezken, Yaylacık köyündeki vatandaşlar, kurbanlarını rahat kesebilmek için, haftalar öncesinden kurban kesim yeri yaptı. Köy muhtarı Necati Ekim (45), bu çalışmanın belediyelere örnek olmasını istedi. Üstü kapalı olarak inşa edilen kesim yeri köylülere 500 milyon liraya mal oldu. Köyün güneyinde, çevreye zarar vermeyecek tarzda yapılan kesim yerinin üstü kapalı ve yanları demir korumalarla çevrilmiş durumda. Çanakkale Müftüsü Raif Korkmaz, köyde muhterem bir zatın mezarı bulunduğunu hatırlatarak bu zatı ziyarete gelenlerin de kesim yerinden faydalanabileceğini söyledi.
|
|
İzzet Doğan
/ Çanakkale
13.02.2002
|
|
| |
Memurlar işe eşekle gidecek |
Meclis’te kabul edilen yasayla şehiriçi ücretsiz seyahat etme hakkı elinden alınan postacı, zabıta ve öğretmenler bir araya gelerek hükümeti protesto etti.
Memur–Sen Konfederasyonu’na bağlı Bem Bir–Sen İstanbul Şubesi öncülüğünde memurlar saat 11.30’da Saraçhane Parkı’nda toplandı. Hükümet aleyhine sık sık slogan atan ve pankart taşıyan yaklaşık 500 kişilik grup, ücretsiz seyahat haklarının iade edilmesini istedi. Grup adına konuşan Bem Bir–Sen İstanbul Şube Başkanı Nasuh Özdemir, hükümetin kararından vazgeçmediği takdirde işlerine eşek ile gidip geleceklerini söyledi. Gruba katılan postacılar da “Bak postacı yürüyor yaya kalıyor” şeklinde slogan atarak tepkilerini dile getirdi. Postacılar sırtlarında 10 kilogramlık ağırlık ile kilometrelerce yürüdüklerini vurguladı. Grup daha sonra olaysız bir şekilde dağıldı.
|
|
Nihat Gasgar
/ İstanbul
13.02.2002
|
|
| |
Suçlular artık gizlenemeyecek |
Sabit Adres Kimlik Bildirme Projesi ve Geçici İkamet Yerleri Kimlik Bildirme Projesi ile suçlular artık gizlenemeyecek. İçişleri Bakanlığı 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu çerçevesinde iki önemli projeyi hayata geçiriyor.
Projeler ile polis Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile yabancıların nerede olduğunu, ne iş yaptığını anında öğrenebilecek. Sabit Adres Kimlik Bildirme Projesi ile Türkiye çapındaki bin 350 karakol bilgisayar ağı ile donatılacak. Karakolların il emniyet müdürlükleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile bağlantısı sağlanacak. Muhtarlıklardan alınacak ikamet bilgileri bilgisayarlara girilecek. Proje kapsamında belediyelerin şehir projeleri de bilgisayarlara girilecek. Ayrıca sabit ikamet adreslerindeki her nüfus hareketi yöneticilerce karakollara bildirilecek. Nüfus hareketliliğini bildirmeyen apartman yöneticisi hakkında yasal işlem yapılacak. Polis böylelikle kimin nerede ikamet ettiğini anında belirleyecek. Geçici İkamet Yerleri Kimlik Bildirme Projesi ile de otel, pansiyon gibi geçici ikamet yerleri bilgisayar ağı ile donatılacak; bunların il emniyet müdürlükleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile bağlantısı kurulacak. İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in imzaladığı projeler için gerekli bir milyon 720 bin dolarlık ödenek Başbakanlık Müsteşarlığı'nca onaylandı. Proje kapsamında bin 350 bilgisayarın ihalesi yapılacak.
|
|
Sedat Güneç
/ Ankara
13.02.2002
|
|
| |
‘Polis, komisyonu niye izliyor?’ |
SP Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun oluşturduğu alt komisyonun Van’da gerçekleştirdiği toplantının, kendilerini “ilaç firmalarının represantı” diye tanıtan iki polis tarafından izlendiğini ileri sürdü.
Bekaroğlu, İçişleri Bakanı Yücelen’e, “TBMM’nin oluşturduğu bir komisyonun çalışmalarını polis niçin izlemektedir?” diye sordu. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi de olan Bekaroğlu, Yücelen’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği önergesinde, Van’da bir otelde sivil toplum örgütleri temsilcileriyle toplantı yaptıklarını kaydetti. Toplantının ilerleyen saatlerinde salonda davetli olmayan iki kişiyi tespit ettiklerini belirten Bekaroğlu, bu kişilerin kendilerini, “ilaç firmalarının represantı” diye tanıttıklarını bildirerek, “Bu iki kişinin polis olduğunu öğrendik. Van valisi olaydan haberdar olmadığını söyledi.” dedi. Bekaroğlu, İçişleri Bakanı'na şu soruları yöneltti: “TBMM’nin oluşturduğu bir komisyonun çalışmalarını polis niçin izlemektedir? İzleme olayının il emniyet müdürü ve valinin bilgisi dışında olması mümkün müdür?" Yücelen’e, Van valisi ve emniyet müdürünün görevden alınıp alınmayacağını da soran Bekaroğlu, milletvekillerinin toplantısına ajan şeklinde polis sokulmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
|
|
Zaman
/ Ankara
13.02.2002
|
|
| |
Telafi eğitimi bir yıl gecikecek |
Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, meslek lisesi mezunlarının genel lise, genel liselilerin de meslek lisesi diploması alabilmesi için yapılacak telafi eğitiminin 2002–2003 eğitim öğretim yılına yetişmeyeceğini açıkladı.
Bostancıoğlu, uygulamanın 2003–2004 eğitim yılında hayata geçirilebileceğini söyledi. “Artık liseden sonra üniversiteye gitmeyecek birisinin, iş bulması mümkün olmayacak. Telafi eğitimi alması gerekecek.” diyen Bostancıoğlu, uluslararası spor yarışmalarında ve sanat alanında başarılı olan öğrencilerin üniversiteye girişlerinde “başarılarının artı olarak yansıması” yönünde çalışma yaptıklarını da ifade etti.
|
|
İbrahim Asalıoğlu
/ Ankara
13.02.2002
|
|
| |
Af örgütü temsilcilik açıyor |
İnsan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Nejat Arseven, Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye’de temsilcilik açmasına imkan sağlayan kararnamenin, imzaları tamamlanarak, Cumhurbaşkanlığı’na gönderildiğini bildirdi.
Örgütün temsilcilik açmak üzere hükümete müracaatta bulunduğunu belirten Arseven, konuya ilişkin kararnamenin imzaya açıldığını ve hiçbir bakanın itirazı söz konusu olmadan önceki gün itibarıyla Cumhurbaşkanlığı’na iletildiğini kaydetti. Sezer’in onaylamasıyla söz konusu kararnamenin yürürlüğe gireceğini ifade eden Arseven, “Böylece Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye’de temsilcilik açmasıyla ilgili yasal işlem tamamlanmış olacaktır.” dedi.
|
|
/ Ankara, aa
13.02.2002
|
|
| |
Yunanistan’da Türk gazeteciye paraya çevrilebilir 3 ay hapis cezası verildi |
Yunanistan’da Trakya’nın Sesi Gazetesi ile Işık FM isimli radyonun sahibi Abdülhalim Dede hakkında açılan davanın ikincisi duruşması dün yapıldı.
Rodophe İstinaf Mahkemesi’nde görülen davada, Abdülhalim Dede ve davacı Antifonitis Gazetesi’nin sahibi Kosmos Karaikos hazır bulundu. Davacı Karaikos’un avukatlığını PKK elebaşısı Abdullah Öcalan Yunanistan’a geldiği sırada avukatlığını üstlenen Failos Kranidiatis ile Dionisis Karaholios yaptı. Avukatlar, duruşmada Dede’nin, “Yunan devletinin aleyhinde faaliyet gösteren, kamuoyunda problemlere sebep olan Türkiye’nin terörist ve cani örgütü “Ülkü Ocakları” yani “Bozkurtlar”ın reklamcılığını yaptığı” iddiasında bulundular. Ayrıca Kıbrıs’ta bundan birkaç yıl önce meydana gelen olaylarda Solomos ve İshak isimli gençlerin öldürülmesinde manevi sorumlulardan birinin de Dede olduğunu ileri sürdüler.
Gazeteci Abdülhalim Dede bu iddialar karşısında bütün bunların bir komplo olduğunu, kendisinin Batı Trakya’daki Türk azınlığın hak ve hukukunu savunduğunu belirterek, devletin azınlık aleyhindeki uygulamalarını eleştiren ve kınayan, aksaklıkların son bulması için Avrupa’daki tüm insan hakları kuruluşlarına üye olarak mücadele verdiğini kaydetti. Dede; “Beni dava eden aşırı Yunan milliyetçileri benim bu
mücadelemden rahatsız oldukları için bunu yaptılar. Bu şahıslar bunun gibi birçok komplo ile benim hakkımda dava açarak sahibi bulunduğum Trakya’nın Sesi Gazetesi’ni ve Işık FM radyosunu kapatmak istemektedirler.” dedi. Abdülhalim Dede’nin Öcalan’ın Türk adaletine teslim edilmesi yönünde tüm Türk azınlık ile birlikte İtalyan hükümetine gönderdiği mektubu delil olarak gösteren avukatlar, “Dede, Öcalan’ın insan haklarını çiğnediğini iddia ederek, aşırı bir Türk milliyetçiliği sergilemiştir.” dediler.
Tarafların dinlenmesinden sonra çoğunlukla karar alan 3 hakimli İstinaf Mahkemesi, önceden verdiği 4 ay hapis cezası kararını 1 ay daha indirerek, “paraya çevrilebilir 3 ay hapis cezası”na çevirdi. Tutuksuz olarak yargılanan Dede, bu karar sonrasında bin 800 Euro ödediği takdirde hapis yatmaktan kurtulacak.
Dede, mahkeme sonrasında yaptığı açıklamada çıkan bu kararın kendisi hakkında açılan ve Mayıs 2002’de görülecek olan 41 bin 84 Euro’luk tazminat davasını da davacılar lehinde etkileyeceğini, bu sebeple temyiz istemiyle Yunanistan Yargıtayı’na başvuracağını söyledi.
|
|
Ahmet Özyurt
/ Atina
13.02.2002
|
|
| |
Dede nasıl davalık oldu? |
Gümülcine'de ikamet eden Abdülhalim Dede, geçen yıl radyoda ‘Bozkurt’ isimli bir dinleyicinin isteğini yerine getirmek için Ebru Gündeş’ten bir parça yayınladı.
Gümülcine’de yayınlanan aşırı sağcı Antifonitis Gazetesi’nin editörü Kosmos Karaikos, Dede hakkında, parçanın “Bozkurt” isimli milliyetçi akım adına çalındığını iddia ederek, ‘Yunanlıların ekonomik ve sosyal yıkımına sebep olacak bir girişimde bulunulduğu’ gerekçesiyle önce polise sonra savcılığa başvurdu. Polis ve savcılık suç duyurusunu kabul etmedi. Bu arada taraflar gazetelerinde konu ile ilgili haberler yayınladı. Dede, bu haberlerden birinde, “Bu davayı ancak paranoyak ruhlu kişiler açabilir.” deyince Karaiskos, 25 Şubat 2000’de Dede’ye hakaret ve küfür davası açtı. 6 Eylül 2001’de yapılan ilk duruşmada Büyük Rhodope Mahkemesi, Dede’yi gıyabında ve savunma hakkı tanımadan 4 ay hapse mahkum etti.
|
|
13.02.2002
|
|
| |
Kamu-Sen kapanma noktasına geldi |
Ankara 12. İş Mahkemesi, Türk Eğitim–Sen’in 16 Şubat’ta yapılacak genel kurulu hakkında ihtiyati tedbir kararı verdi.
Karara gerekçe olarak Türk Eğitim Sen’e bağlı Ankara 4 Nolu Şube’nin genel kurulunu yapmamış olması gösterildi. Kamu–Sen Genel Başkanı Resul Akay, Kamu–Sen’in, 8 Nisan’dan önce genel kurul yapmaması durumunda fesh olacağını söyledi. Akay, hakimin yasanın geçici 6. maddesindeki 8 aylık süreyi dikkate almadan karar verdiğini, kararın yasaya aykırı olduğunu vurguladı. Türk Eğitim–Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, olayı, ‘Türk Eğitim–Sen ve Kamu–Sen’in önünün kesilmesi’ olarak değerlendirdi. Özcan, “74 şubenin 73’ünde kongreleri tamamladık. 4 nolu şube ise evrakları tamamlayamaması gerekçesiyle kongresini yapamadı. Biz bunda art niyet arıyoruz. Aynı konuda 10. İş Mahkemesi tedbire gerek yok kararı verirken, 12. İş Mahkemesi tedbir kararı aldı.” dedi.
|
|
İbrahim Asalıoğlu
/ Ankara
13.02.2002
|
|
| |
Başbakan'a Apo davası açacak |
İzmir Şehit Aileleri Derneği Başkanı Yavuz Alphan, terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın idam kararının bekletilmesi ile ilgili ‘Anayasa’yı ihlal ettikleri’ gerekçesiyle Başbakan Bülent Ecevit ile yardımcıları Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz hakkında İzmir Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.
1992’de Şırnak’ta bir çatışmada oğlu şehit düşen Alphan, 1996’dan bu yana İzmir Şehit Aileleri Derneği Başkanlığı görevini yürütüyor. Alphan, Öcalan’ın “PKK’yı hapishaneden yönettiğini” iddia ediyor. DGM tarafından verilen idam kararının Yargıtay’da onaylandığını; ancak Başbakanlık’ta bekletildiğini belirten Alphan, şehit ailelerinin 3 senedir idam kararının uygulanmasını beklediklerini dile getiriyor. Öcalan'ın idamı durumunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’ye vermesi muhtemel 10 milyon doları şehit aileleri olarak ödeyeceklerini belirtiyor.
|
|
İsa Sezen
/ İzmir
13.02.2002
|
|
| |
Beyaz Benzin’de tutuklu kalmadı |
Beyaz Benzin Operasyonu kapsamında ‘rüşvet aldığı’ iddiasıyla tutuklanan Kocaeli eski Emniyet Müdürü Erdinç Sarıalp tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.
Dava, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) görülürken, DGM Yasası’nın değişmesinin ardından Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Dünkü duruşmada tutuklu sanıklar Erdinç Sarıalp, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Genel Müdür Muavini İbrahim Şen ve ithalat biriminde şef olarak görev yapan Saniye Gedik ile tutuksuz Burhan Alemdar katıldı. Savunma yapan Sarıalp, rüşvet iddialarını reddederek, Burhan Alemdar’a 30 bin dolar borç verdiğini söyledi. Şen ve Gedik de rüşvet iddialarını reddetti. Savcının tahliye yönünde görüş belirtmesinin ardından mahkeme, delillerin toplanmış olması ve tutukluluk süresinin göz önünde tutularak sanıkların tahliyelerine karar verdi. Duruşma, ileri bir tarihe bırakıldı.
|
|
Ercan Yıldız
/ İstanbul
13.02.2002
|
|
| |
Öğretmene örgüt üyeliğinden 12 yıl hapis cezası verildi |
İstanbul Eyüp Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde Beden Eğitim Öğretmeni iken öğrencilere terör örgütü İBDA–C propagandası yaptığı iddia edilen Osman Temiz’e örgüt üyeliği suçundan 12,5 yıl hapis cezası verildi.
İstanbul 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına sanıklar katılmadı. Sanık Temiz’in avukatı müvekkilinin suçsuz olduğunu belirterek, tahliyesini istedi. Mahkeme heyeti, Temiz hakkında terör örgütüne üye olmak suçundan 12,5 yıl hapis cezası verdi. Tutuksuz yargılanan öğrenci Ahmet Fatih Yavuz’a ise pişmanlık yasası nedeniyle ceza verilmedi.
Yaklaşık 1 yıl önce Fatih’teki evinde yaptığı bombanın elinde patlaması sonucu yakalanan Yavuz, polisteki ifadesinde öğretmeni Temiz’in örgütle ilgili konuşmasından etkilendiğini söylemişti.
|
|
Bülent Ceyhan
/ İstanbul
13.02.2002
|
|
| |
Chomsky bugün DGM'ye çıkıyor |
Amerikalı filozof ve dilbilimci Noam Avram Chomsky, Türkiye’de yayınlanan kitabı hakkında açılan davanın duruşmasına katılmak üzere dün İstanbul’a geldi. Chomsky, insan hakları savunucularından aldığı bilgiler doğrultusunda Diyarbakır’a gideceğini açıkladı.
Dünyada muhalif tutumuyla tanınan Chomsky, Türkiye’de yayınlanan 'Amerikan Müdahaleciliği' adlı kitabının yayıncısı aleyhine açılan davanın İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde bugün görülecek duruşmasını izleyecek. DGM Cumhuriyet Savcılığı, Chomsky’nin Aram Yayınları tarafından basılan ‘Amerikan Müdahaleciliği’ adlı kitabındaki makalelerinde Kürt politikasının eleştirilmesinde suç unsuru olduğu gerekçesiyle yayıncı Fatih Taş hakkında 1 yıl hapis cezası istemiyle dava açmıştı.
Chomsky'yi Atatürk Hava Limanı’nda sanatçı Şanar Yurdatapan ile Mısır Çarşısı’ndaki bombalama olayında adı geçen Pınar Selek karşıladı. Chomsky'ye Güneydoğuya özgü yerel kıyafetler giymiş kız çocukları çiçek verdi. Chomsky, Başbakanlık eski güvenlik danışmanı Nuri Gündeş’in güvenlik şirketinin 7 elemanı tarafından korumaya alındı. Chomsky, “Türkiye’de olmaktan çok mutluyum. Türk yazarlar, gazeteciler ve insan hakları savunucuları ile dayanışma içinde olduğumu gördüm.” dedi. Chomsky, “Diyarbakır’a gidecek misiniz?” sorusunu, “Her gittiğim ülkede ilgilendiğim şehirleri ve de özellikle insan hakları ile ilgili olanları ziyaret ederim. Türk yazarlardan ve insan hakları savunucularından aldığım bilgiler çerçevesinde Diyarbakır’a gideceğim.” şeklinde cevaplandırdı. Kitabının Çin, Arjantin ve Sovyetler Birliği’nde yasaklandığını belirten Chomsky, “Anlam veremediğim şey, bir kitabım hakkında ilk kez bazı cümlelerden dolayı dava açılmış olmasıdır.” diye konuştu. Bugün DGM’de görülecek duruşmaya katılacak olan Chomsky, yarın Diyarbakır’a gidecek.
|
|
Mustafa Gün, Cenk Türkezer
/ İstanbul
13.02.2002
|
|
| |
Sivil Savunma kadroları hâlâ boş |
17 Ağustos’taki Marmara depreminin ardından illerde kurulan Sivil Savunma birliklerinde hedeflenen personel sayısına ulaşılamadı. 2 bin 420 kişilik kadrodan bin 639’u boş bulunuyor. Mevcut personel de özlük haklarında ve ücretlerinde iyileştirme bekliyor.
Afyon’daki son deprem, 17 Ağustos’tan ders alınmadığını bir kez daha ortaya koydu. Âfet öncesi ve sonrasında alınması zorunlu tedbirlere yönelik eksiklikler hâlâ tamamlanamadı. Deprem sonrası 11 ilde kurulan Sivil Savunma birliklerinde, hedeflenen eleman sayısına ulaşılamadı. 2 bin 420 kadrodan, bin 369’u boş kaldı. Mevcut personel ise görev riski çerçevesinde ücret iyileştirmesi bekliyor.
İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, MHP Bursa Milletvekili Orhan Şen’in konuyla ilgili yazılı soru önergesine verdiği cevapta, 17 Ağustos Marmara depreminin ardından kanuni düzenlemeyle kurulan 11 ilde Sivil Savunma birlikleri ile diğer illerdeki arama ve kurtarma ekiplerinin durumunu ortaya koydu. Sivil Savunma arama ve kurtarma birlik müdürlükleri ve ekipleri için toplam 2 bin 420 kadro ihdas edildiğini, bu çerçevede birliklere 870, ekiplere ise 181 atama yapıldığını açıklayan Yücelen, hâlâ boş bulunan bin 369 kadroya personel atanmasına devam edildiğini bildirdi.
Bakan Yücelen, yaptıkları işin riski dikkate alınarak Sivil Savunma personelinin özlük haklarınının iyileştirilmesinin üzerinde 3 yıldır çalışıldığını da vurguladı. Bu amaçla hazırlanan ve çeşitli kanunlarda değişiklik öngören tasarıların, ilgili kuruluşların görüşlerinin alınmasının ardından Başbakanlık’a sunulacağını belirten Yücelen, personele verilmesi düşünülen hakları şöyle sıraladı: “Yıpranmadan dolayı erken emeklilik hakkı, özel hizmet tazminatları ve yan ödeme göstergelerinin artırılması, “tayin bedeli” için Sivil Savunma hizmetleri sınıfı ihdası, 1. derece kadroda bulunan devlet memuru gündeliğinin 2 katı gündelik ödenmesi, âfet bölgesinde görevlendirilen birlik personelinin yapmış olduğu ve 8 saat için bir gün izin olarak uygulanan fazla çalışmaların ücretle karşılanması.”
|
|
Zekai Özçınar
/ Ankara
13.02.2002
|
|
| |
Depreme dayanıklı otelin temeli için 1 milyon dolar harcandı |
17 Ağustos 1999’da 7,4 büyüklüğündeki depremle sarsılan İzmit’in, ilk 5 yıldızlı oteli Grand Marmara 8,0 büyüklüğündeki depreme dayanıklı yapıldı. Grand Marmara Oteli’nin sahibi Yüksel Öztürk, 8 milyon dolara mal olan 7 katlı otelin sadece temeli için 1 milyon dolar harcandığını açıkladı.
Grand Marmara’nın mimarı Türkan Öztürk de, temel için sert zemini buluncaya kadar 35 metreye indiklerini söyledi. Öztürk’ün verdiği bilgiye göre otelin temeline 280 adet “fore” ve “jet graut” adı verilen depreme dayanıklı kazıklar yerleştirildi. Türkiye’nin 800 fabrikasının faaliyet gösterdiği İzmit’te seminerlerin veya fabrikaya gelen yabancı konukların bölgede beş yıldızlı otel bulunmamasından dolayı İstanbul’da ağırlandığına dikkati çeken Öztürk, bu ihtiyacı karşılamak için oteli yaptıklarını kaydetti. Öztürk, otel inşaatı esnasında bürokrasinin her kademesinde “İzmit turistik bir merkez olmamamasına rağmen buraya neden beş yıldızlı otel yapıyorsunuz?” denilerek kendilerine her türlü zorluğun çıkarıldığını belirtti.
Grand Marmara’nın Müdürü Birol Soylu 130 personelin istihdam edileceği otelin 122 oda, 450 kişilik konferans salonu, 150 kişilik üç ayrı toplantı salonu ile işadamlarına hitap edeceğini anlattı. Otel, 22 Mart’ta hizmete girecek.
|
|
Hakan Yılmaz
/ İstanbul
13.02.2002
|
|
| |
Depremin merkez üssünde binaların yüzde 2,49'u sigortalı |
Marmara depreminin merkez üssü Kocaeli’nde bugüne kadar binaların 2,49’unun sigortalandığı bildirildi.
Kocaeli Sigorta Acenteleri Birliği Başkanı Ercan Kandemir, zorunlu deprem sigortasının yaygın hale gelmemesinin ana sebeplerinden birinin insanlardaki “kaderci” anlayış olduğunu belirtti. Kandemir, Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) genel şartlarında sadece depremin öngörülmesinin de diğer nedenlerden biri olduğuna işaret etti. Kandemir, kadercilik anlayışını bir kenara bırakıp sigorta yaptırmak isteyenlerin bir bölümümün ise poliçe kapsamı ile şartlarını öğrendiğinde vazgeçtiklerini söyledi.
|
|
/ İzmit, aa
13.02.2002
|
|
| |
İsrailli bayan konsolos depremzedeleri ziyaret etti |
İsrail’in yeni atanan İstanbul Başkonsolosu bayan Amira Arnon, beraberinde Amerikan Musevi Komitesi Stratejik Araştırma Müdürü Berry Jacops ile birlikte, İsrail hükümeti tarafından Hanlı beldesine yaptırılan prefabrike İsrail köyünü ziyaret etti.
Köyde bulunan okula giren ve bir sınıfı ziyaret eden Arnon ve Jacops, “Türklerin candan dostluğuna teşekkür ederim” yazısını yazdı. Arnon ayrıca okula İsrail âdetlerine göre ‘nazarlık ve uzun ömrü simgeleyen’ bir süs taktı.
İsrail köyünde depremzedelerle görüşen Arnon, basın mensuplarının sorularını cevaplandırırken, İstanbul’da muhtemel bir deprem sebebiyle korkmadığını ve İstanbul’un çok güzel bir yer olduğunu söyledi. Başkonsolos Arnon, köydeki 789 numarada oturan depremzede Azize Ören’in evini ziyaretinde zaman zaman Türkçe ifadelerle sohbet etti. Evli ve 3 çocuk annesi olduğunu söyleyen Arnon, depremzedelerin kendisini daha genç görmesinden de memnun oldu. Arnon daha sonra Arifiye beldesinde yaptırılan Üzeyir Garih Dostluk Okulu’nu da ziyaret etti.
|
|
Duran Savaş
/ Adapazarı
13.02.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
13 Şubat 2002
|
|

Zaman Spor
Haberler
|
|
|
|