Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 
 

Çelik: Partiyi dört kez kapattıran ben miyim?

Milli Görüş geleneğinin önde gelenleri için, “Yetkim olsa bu zevatı ömür boyu yasaklarım.’’ ifadesini kullanan Refahyol döneminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik, eleştirilerinde ısrarlı.

“Saadet Partisi’ne oy verenlere sesleniyorum; bunların nezdinde hiçbir değeriniz yok.” diyen Çelik, SP Genel Başkan Recai Kutan’ın kendisine yönelik “Tarih bunları çöp sepetine atacak.’’ sözlerine ise şu karşılığı verdi: ‘’Partiyi 4 kez kapattıran ben miyim?’’ Çelik, önceki gün bir gazetede yayınlanan demecine ilişkin dün TBMM’de gazetecilerin sorularını cevapladı.

Dinî duyarlılık adına yapılan siyaseti sorguladığını vurgulayan Çelik, kendisinin de içinden geldiği siyasetin önde gelen kişilerinin aynı sorgulamayı yapmasını istedi. Bir askerî yetkilinin “Gerekirse 28 Şubat bin yıl sürer” dediğini anlatan Çelik, eleştirdiği anlayış devam ettiği sürece bunun mümkün olduğunu söyledi. Çelik, SP içinde olanların bile “Şu üç–beş insan sırtımızdan insin” yakınmalarında bulunduğunu savunarak, “Ama bunlar kulaklarını gerçeklere tıkamışlar.” görüşünü dile getirdi. Çelik, şöyle konuştu: “SP’ye oy verenlere sesleniyorum; bunların nezdinde hiçbir değeriniz yok. Bunların (iktidar, hizmet) diye bir anlayışları yok. Kendi koltuklarını kurtarmaya çalışıyorlar.” Recai Kutan’ın, “Tarihin çöp sepetinde yerlerini alacaklar.” sözlerinin hatırlatılması üzerine de Çelik şu karşılığı verdi: “Tarihin kimi çöplüğe atacağı bilinmez. RP Türkiye’nin en büyük hareketiydi. Partiyi bölen ben miyim? Partiyi 4 kez kapattıran aynı anlayıştır.” Erbakan’ın “bunların dışında tutulması”nı isteyen Çelik, “Etrafındakiler Hoca’yı duvara dayamışlar, yormuşlar. Türkiye’ye yük teşkil ettiklerinin farkında değiller.” dedi.

/ Ankara, aa

13.02.2002


 

‘Tarihin çöp sepetinde yerlerini alacaklar’

Necati Çelik’in kendilerine yönelik suçlamalarına, geçmişten daha çok Milli Görüş’çü olduklarını belirterek cevap veren Kutan, “Milli Görüş’e dil uzatanlara şaşırmıyoruz.” dedi.

SP Genel Başkanı Recai Kutan, partisinin grup toplantısında isim vermeden Refahyol döneminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik’in kendilerine yönelik eleştirilerine sert çıktı. Bunları ‘dedikodu ve haksız iddialar’ olarak değerlendiren Kutan, “Her devirde, sonu hüsranla biten bu tip çırpınışlar olmuştur. Biz bunları tarihe havale ediyoruz. Eminiz ki, benzerleri gibi bunlar da tarihin çöp sepetinde yerlerini alacaklardır.’’ dedi.

Geçmişlerinde şiddet, saldırganlık, kardeş kanı ve şehit istismarı bulunmadığının altını çizen Kutan, hatasıyla sevabıyla geçmişlerine sahip çıktıklarını, bundan rahatsızlık duymadıklarını anlattı. Kutan şöyle konuştu: “Dün ‘Milli Görüş’ diyorduk. Bugün de aynı yerdeyiz. Bugün her zamankinden daha haklıyız, daha kararlıyız. Bugün her zamankinden daha Milli Görüş’çüyüz. Milli Görüş’ün ne olduğunu anlamak istemeyen ve Milli Görüş’e dil uzatan bazılarına da hiç şaşırmıyoruz. Dünya tarihi bu tiplerle doludur, insanlık tecrübesi bu tiplerin nice örneklerini tanımıştır. Bazıları bizim bu soylu gayretlerimize köstek olmak istemektedir. Bu en azından etik dışı bir davranıştır ama bunlara şaşmıyoruz.’’

/ Ankara, aa

13.02.2002


 

HADEP’in artık rakibi var

Abdülmelik Fırat, Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası devam eden HADEP’le aynı kulvarda yarışacak bir parti kurdu. Ancak uzun süre birlikte hareket ettiği Şerafettin Elçi, HAK-PAR’a katılmadı.

Adalet Partisi ve DYP eski Milletvekili Abdulmelik Fırat, HADEP’e alternatif olabileceği belirtilen yeni bir parti kurdu. İçişleri Bakanlığı’na önceki gün yapılan başvuru ile siyasi hayata adım atan Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR), programında ağırlıklı olarak Kürt sorununu inceliyor. İdeoloji ayrımı yapmayan liberal bir tavır sergilemeyi hedefliyor. HADEP’i ideolojik parti olarak nitelendiren HAK-PAR, farklı kesimlere açılmayı hedefliyor.

31 kişilik parti meclisinin oy birliğiyle genel başkanlığa seçtiği Aldülmelik Fırat, ZAMAN’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bölünmesine karşı çıktıklarını vurguladı. Partisinin, HADEP’ten ayrıldığı noktayı, “Onlar ideoloji partisi, biz kitle partisiyiz.” sözleriyle özetleyen Fırat, “Kürt dedi mi Türkiye parçalanır diye düşünülüyor. Değişik kültür ve etnik gruplar bizim zenginliğimizdir, bunlar bizi bölmez, büyütür. Buna karşı çıkanlar asıl bölücüdür.” dedi.

Türkiye’yi yöneten ve yönlendiren partilerden hiçbirinin, ‘demokratikleşme ile inanç ve ifade hürriyeti’ni ön plana çıkarmadığını anlatan Fırat, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve özgürlükleri hayata geçirmek istediklerini söyledi. Türkiye’de demokrasinin yerleşmesindeki en büyük engelin Kürt sorunu olduğunu ileri süren Fırat, ‘göz kapayarak’ bu durumun geçiştirilemeyeceğine dikkat çekti. Fırat, şöyle konuştu: “AB’ye girmek için o kadar yalvarıyorlar. Belçika’da iki ulus var, trafik levhaları bile iki dilde yazılı. Bunlar parçalanmadı, aksine refaha kavuştu.”

Bu arada, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Demokratik Kitle Partisi’nin (DKP) Genel Başkanı Şerafettin Elçi’nin HAK-PAR’a katılmaması dikkat çekti. Abdülmelik Fırat ve ekibi ile bir süre birlikte hareket eden Elçi’nin, 2000 yılı sonlarında oluşumun dışında kalmayı tercih ettiği ifade edildi. Partileşme öncesinde kurulan ‘Hür Demokratlar Ekibi’ ve ‘Demokrasi ve Kürt Sorununun Çözümü Girişimi’ gruplarında da bulunan Elçi’nin, yeni bir parti hazırlığı yaptığı belirtiliyor.

Emine Dolmacı / Ankara

13.02.2002


 

Abdülmelik Fırat kimdir?

Şeyh Sait’in torunu. Ailesi 1925’ten itibaren pek çok kez sürgüne gönderilen Abdülmelik Fırat, ilk kez 1957’de yaşını büyüterek DP milletvekili oldu. 1960’ta Yassıada’da yargılandı.

12 Mart ve 12 Eylül’de kendisi ve ailesinden birçok kişi gözaltına alındı. 1991’de Erzurum’dan DYP milletvekili seçildi; ancak daha sonra hükümetin Kürt politikasıyla ters düşerek istifa etti. Bir ara Cem Boyner’in başkanlığındaki Yeniden Demokrasi Hareketi ile temas kurdu; ancak içinde yer almadı. Fırat, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca biliyor.

13.02.2002


 

Yılmaz: Akbulut ANAP’a değil kendisine zarar verdi

ANAP lideri Mesut Yılmaz, Yıldırım Akbulut'un istifasını, ‘Bu ondan çok şey götürür.’ sözleriyle değerlendirdi.

Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Yıldırım Akbulut’un istifasının ANAP’a hiçbir şey kaybettirmeyeceğini belirterek, ‘kendi ikbali için siyaset yapanların ANAP’tan ayrılmasında fayda bulunduğunu’ söyledi. Yılmaz, Başkanlık Divanı toplantısı için ANAP Genel Merkezi’ne gelişinde gazetecilerin sorularını cevapladı. Yıldırım Akbulut’un DYP’ye geçtiğini hatırlatan bir gazeteciye Yılmaz şu karşılığı verdi: “Sayın Akbulut’un istifası bizden bir şey götürmez. Kendisinden çok şey götürür. Eğer Anavatan’da hâlâ sadece kendi ikbali için politika yapanlar varsa, onların da ayrılmasında fayda var.” Yılmaz, AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg’un yazışmalarının İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından kamuoyuna açıklanmasıyla ilgili olarak ise şu aşamada bir değerlendirme yapmayacağını kaydetti. Yılmaz, “Çünkü, bunların doğruluğu meşkuktur. Bunları açıklayan merkezin daha önceki açıklamalarının ne kadar güvenilmez olduğunu kendi tecrübelerimle biliyorum.” dedi.

/ Ankara, aa

13.02.2002


 

‘Türkiye savaşa hazırlanıyor’

ANAP’tan istifa ettikten sonra DYP’ye katılan Yıldırım Akbulut dün yeni partisinin grup toplantısına iştirak etti. Toplantıdan önce gazetecilerin sorularını cevaplayan Akbulut, Irak meselesine değindi. Kamuoyunun adeta savaşa hazırlandığını öne süren Akbulut, ‘’Türkiye bölgede çıkabilecek bir savaşın altyapısını hazırlamamalı.’’ dedi.

Akbulut, ABD’den Türkiye’ye yardımın Afganistan müdahalesinde takınılan tutumdan dolayı değil, Irak’a yapılacak bir müdahaleden doğabilecek zararların karşılanması için verildiğini de iddia etti. Bu arada grup toplantısında düzenlenen törenle, daha önce DYP’den istifa eden bir grup eski milletvekili de partilerine geri döndü. DYP lideri Tansu Çiller, katılımlardan duyduğu memnuniyeti dile getirirken, Yıldırım Akbulut’a da atıf yaptı. Akbulut, kendisini alkışlayan milletvekilleri ile partilileri ayağa kalkarak selamladı. Çiller grup konuşmasında ise Başbakan Bülent Ecevit’in Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’e gönderdiği mektupla Türkiye’nin manevra alanının daraldığını savundu. Çiller, “Acemilik ortamında bir ülkenin kendi kendisini nasıl oyundan düşürdüğünü dış politika alanında gördük.’’ dedi.

/ Ankara, aa

13.02.2002


 

Devlet Bahçeli, ‘uyum’u unutmadı

MHP lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, “Uyum Yasası sürecinin iddia edildiği gibi sadece demokratikleşme ve özgürlük sınavı” olmadığını belirterek, “Aynı zamanda bütün partiler ve siyasetçiler açısından bir tutarlılık, samimiyet ve iyi niyet sınavı olmuştur.” dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Uyum tartışmaları sırasında ortaklarının muhalefetle birlikte hareket ederek ‘koalisyon adabına uymadığını' vurguladı. Bunu ortaklık hukukuna aykırı bulan Bahçeli, üç partili yapıya rağmen koalisyon hükümetinin ömrünün uzunluğunu, kendilerinin gösterdikleri uzlaşma kültürü, koalisyon adabı ve sorumluluk ahlakına bağladı. Uyum konusundaki tartışmaları Meclis'e olan saygılarından dolayı, hükümet sorununa dönüştürmediklerinin altını çizen Bahçeli şöyle konuştu: “Sorumluluk, tutarlılık ve açıklık gibi erdemlerden mahrum siyasi yapıların demokrasi havariliği ya yeterince bilinçli değildir ya da propagandaya yöneliktir.’’

Zaman / Ankara

13.02.2002


 

Erdoğan: Meclis’te her düşünce olmalı

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis’te tüm fikirlerin temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan dün Türk Parlamenterler Birliği (TPB) Genel Başkanı Zeki Çeliker’i kabulünde Türkiye’de son dönemlerde siyaset alanının daraltıldığını ve standardı düşen bir demokrasi anlayışıyla karşı karşıya kalındığını ifade etti.

Son günlerde seçimlerdeki baraj konusunun tartışıldığını hatırlatan Erdoğan, partisinin böyle bir sıkıntısı bulunmadığını savundu. Erdoğan şöyle devam etti: “Ama biz isteriz ki, TBMM tüm fikirlerin, bütün düşüncelerin yansıtıldığı bir Meclis olsun. Eğer düşünceler, fikirler yasal olarak kendisini yansıtabileceği zemini bulamazsa o zaman bunlar illegal bir yapıya bürünür. İllegal bir yapıya büründüğü zaman da bu ülke için sıkıntı kaynağı olur.’’

Zaman / Ankara

13.02.2002


 

ANAP’ta küskünleri kazanma çabası

ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, yeni istifaların önünü almak için partideki küskünleri kazanmaya çalışıyor.

Yılmaz, bu çerçevede ANAP’ın iki küskün ismi Devlet eski Bakanı Işın Çelebi ile İçişleri eski Bakanı Murat Başesgioğlu’na parti görevi verdi. ANAP lideri, Kastamonu Milletvekili Murat Başesgioğlu'nu basın yasası, İzmir Milletvekili Işın Çelebi'yi ise, özelleştirme yasası üzerinde çalışacak komisyonda görevlendirdi. Uzun süredir partiyle ilişkilerini donduran Işın Çelebi, ANAP kongresi sonrası değişik partilerden milletvekilleriyle temasa geçerek “deklarasyon” hareketi başlatmıştı. Muhalif bilinen milletvekilleriyle toplantılar yapan Çelebi, 20’nin üzerinde milletvekilinin imzasını taşıyan Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası değişiklik teklifini Meclis Başkanlığı’na vermişti. ANAP’ın basınla ilgili oluşturduğu komisyonda Genel Başkan Yardımcısı Bülent Akarcalı, Grup Başkan Vekili Beyhan Aslan, Bursa Milletvekili Kenan Sönmez, İstanbul Milletvekili Emre Kocaoğlu, özelleştirme komisyonunda ise Manisa Milletvekili Ekrem Pakdemirli, İstanbul milletvekilleri Nesrin Nas ve Aydın Ayaydın yer aldı.

Ömer Şahin / Ankara

13.02.2002


 

Bakan Okuyan taburcu oldu

Bakanlar Kurulu toplantısında rahatsızlanan ve Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alınan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, dün akşam taburcu oldu.

Hastane çıkışında basın mensuplarının sorularını cevaplayan Okuyan, “Gördüğünüz gibi sağlıklıyım. Bakan olduğumdan beri ilk defa 8 saat uyku uyudum. Yapılan tetkiklerde bir problem gözükmedi.” dedi. Bakan Okuyan, bir gazetecinin, “Efendim vatandaşlarımız merak ediyor, niçin SSK hastanelerinden birine gidip tedavi olmadınız?” şeklindeki sorusuna, “Bunu vatandaşlarımız merak etmiyor, siz kurcalıyorsunuz. Bu hastaneye gelenlerin yüzde 65-70’i de bir sosyal güvencesi olan insanlar.” karşılığını verdi.

Zaman / Ankara

13.02.2002


 

‘Bülent'in son günlerdeki zindeliği Allah’ın işi’

Parlamento muhabirleriyle sohbet eden Rahşan Ecevit, Başbakan Bülent Ecevit'in son günlerdeki zinde görüntüsüyle ilgili sorulara, "Ne diyeceğimi bilemiyorum. Allah'ın işi." karşılığını verdi.

SP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit, Parlamento’da görev yapan bir grup gazeteciyi dün ‘Beş Çayı’nda ağırladı. Or–an Sitesi’ndeki çalışma ofisinde gerçekleşen ‘siyaset dışı’ sohbetin ilk konusu Başbakan Bülent Ecevit’in sağlık durumuydu. Gazeteciler, Başbakan’ın son günlerdeki zinde görüntüsünün gerçek sebebini araştırıyor, Rahşan Hanım ise, ‘ser verip sır vermiyordu.’ Ama gazeteciler ısrarlıydı, işin sırrını öğrenmek istiyorlardı.

Bir süre önce gazetelerde yayınlanan, “Rahşan Hanım, eşine balık yediriyor.” haberleri hatırlatıldı. Rahşan Ecevit, haberi şaşkınlıkta okumuş, “Sanki biri gelmiş bana sormuş da, ben de balık yedirdim demişim. Yok öyle bir şey.” diyor. Başbakan’ın, “Türkiye’nin durumu iyiye gidince ben de iyi oluyorum.” sözleri hatırlatılınca Rahşah Hanım, bu sözleri onaylıyor. “O halde işin sırrı ne?” sorusu tekrarlanınca bu sefer Rahşan Hanım’ın cevabı kısa oluyor: “Ne diyeceğimi bilemiyorum; Allah’ın işi...”

Başbakan’ın sağlık durumu konuşulunca, “Bülent Bey sigarayı bıraktı mı?” sorusu akla geliyor. Rahşan Ecevit, buna, “Hayır, en çok bir–iki tane içiyor... Benim yanımda içmiyor, dışarıda içiyor.” karşılığını veriyor. “Sigara yasağı Meclis’te de uygulansın” kampanyasına Bülent Ecevit’in imza vermediği hatırlatılınca Rahşan Hanım eşini savunuyor: “Belki içenleri küstürürüm diye imza atmamıştır.”

TBMM’nin bulunduğu Bakanlıklar semtinde yağmur başlarken bin 500 metre rakımlı Or–an’da kar yağışı devam ediyordu. DSP Genel Başkan Yardımcısı Tayfun İçli’nin de yardımcı olduğu çay servisi eşliğinde ‘misafir’lerinin sorusunu cevaplayan Rahşan Ecevit, doğrudan ya da dolaylı olarak günlük politikaya girmemeye özen gösterdi. ‘Çalışma bürosu’ olarak kullanmak üzere satın alınan; ancak daha sonra ‘kitap ve eşya kargaşasından’ dolayı ‘misafir odası’na dönüştürülen evdeki sohbet yaklaşık 2 saat 20 dakika sürdü. Çalışma ofisindeki binlerce kitap daha önce Ecevitler’in diğer evindeymiş. Eve bir misafir geldiğinde kanepelerin, koltukların üzerinde bulunan kitaplar geçici olarak bir başka tarafa alınır, misafir öyle ağırlanırmış. Or-an’daki yeni ev alındıktan sonra bu sorun çözülmüş.

Dört bir taraf kitaplarla kaplı olunca, Rahşan Ecevit’in yazdığı tek perdelik oyun ‘Pülümür’de Aşk’ gazetecilerin gündeminde öne çıktı. Rahşan Hanım, oyunun mayıs ayında Tunceli’nde bir amatör grup tarafından sergileneceğini açıkladı. Devlet Tiyatroları’ndan gelen, “Biz sergileyelim” teklifini geri çeviren Rahşan Hanım, kitaptan elde edilecek gelirle köy-kent yapılacağını anlattı. Rahşan Hanım, bugünlerde yeni bir kitap üzerinde çalışıyor. O da, bir oyun. Ancak daha fazlasını söylemiyor.

Çaylar yudumlanırken Rahşan Ecevit, bir sırrını açıklayarak, “Ben çay sevmem.” dedi. Basın mensuplarının şaşırdığını görünce oturduğu yerden kalktı ve anlatmaya devam etti: “Bülent’le evlendiğimiz günlerde Bülent, 25–30 bardak çay içerdi. Ben hiç içmezdim. Gazetede bir haber okudum: Rahşan eşini aldatıyor. Haberi görünce kötü oldum. Altını okuyuncaya kadar da bu devam etti. Benim çay içmeyi sevmediğimi yazmışlar. Bu da aldatma olmuş. Ben çay sevmem, Bülent’e eşlik ederim. Çocukluğumda bizim evde çocuklar çay içmezdi. Babamla annem de çok az içerlerdi. Demek ki, alışmamışım. Çay içmeyi hâlâ çok sevmem; ama ayıptır söylemesi iyi yaparım.”

Başbakanlık’tan gelerek sohbetin bu bölümüne katılan Başbakan Bülent Ecevit’e de çay servisi yapıldı. Gazeteciler Rahşan Hanım’ın çay sevmediği yolundaki sözlerini aktarınca, Başbakan farklı bir bilgi verdi: “Rahşan aslında çay sever; ama az içer.” Bu sözler üzerine, “Rahşan Hanım, sizi aldatmaya devam ediyor, o zaman.” esprisi duyuldu.

Ecevit çifti, evliliklerinin ilk yıllarında Ankara’nın Bahçelievler semtinde oturuyorlarmış. Evlerinin bahçesinde de, kedi, köpek beslerlermiş. 70’li yıllarda Or–an’a taşınınca kediler Rahşan Hanım’ın annesinde kalmış. Rahşan Ecevit, sohbetin bu kısmında Tv’lerdeki belgesellerin çok iyi hazırlandığını belirtiyor: “Artık hayvanat bahçelerine ihtiyaç kalmadı. Hayvanat bahçesinde kafeslerin ardında hayvanlar da ezik oluyor, aslan hiç de aslan gibi durmuyor.”

Süleyman Kurt / Ankara

13.02.2002


 

Rahşan Hanım'a göre af başarılı

Rahşan Ecevit, 1999 yılında çıkarılan Şartla Salıverilme ve Cezaların Ertelenmesine İlişkin Yasa’yı başarılı buluyor. Kamuoyunda oluşan tepkilerin hatırlatılması üzerine, aftan yararlanan 23 bin kişiden yalnızca 600’ünün daha sonra suç işleyip yeniden cezaevine girdiğine dikkat çekiyor.

“Daha önceki aflarda bu oran beşte bir oluyormuş. 23 bin kişiden sadece 600’ünün geri dönmesi başarıydı.” diyor. Rahşan Hanım, “Affı bir daha gündeme getirir misiniz?” sorusuna ise, net cevap veriyor: “O kadar da sık olmaz. Cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar 70 çeşit af çıkmış.” Rahşan Ecevit, afla ilgili tartışmalara verilen cevapların yer aldığı ve DSP Genel Merkezi tarafından hazarlanan bir kitapçığın önümüzdeki günlerde kamuoyunun bilgisine sunulacağını da sözlerine ekliyor.

13.02.2002


 

Onlara her gün sevgililer günü

Gazeteciler, 14 Şubat Sevgililer Günü’nü gündeme getirince Rahşan Ecevit, özel günlere pek itibar etmediklerini söyledi.

Kendileri için her günün özel olduğunu anlatan Rahşan Hanım, “Biz, sevgililer günü, doğum günü, evlilik yıldönümünü kutlamayız. Her gün öyle bir gündür bizim için. Aslında bu, herkes için biraz böyledir. Bunun ortaya çıkması için kendilerini yoklamaları gerekir.” değerlendirmesinde bulunuyor. Bir gazeteci, “Herkes şair değil ki..” diye itiraz edince, Rahşan Hanım devam ediyor: “Herkes kelimelendiremez; ama içinde vardır. Şairin iyisi ve kötüsü burada ortaya çıkar. Kimi iyi kelimelendirir, kimi kötü...”

Rahşan ve Bülent Ecevit çiftinin bütün malları ortak. Bu durum, Medeni Kanun’daki son düzenlemeden önce de böyleymiş. Gazetecilerin, “Son değişiklik sırasında erkek vekiller, mal ortaklığının geriye işlemesine karşı çıktılar.” deyince Rahşan Ecevit iki kelime ile cevap verdi: “Ayıp etmişler.”

13.02.2002


 

Mitinglerde atılan tesbihlerden koleksiyon yaptı

Ecevit çiftinin evinde zengin bir tesbih koleksiyonu var. Bunların bir bölümü cezaevlerinden gelmiş. Büyük bölümü ise ‘siyasi’ kimlikli. Rahşan Hanım bunun öyküsünü şöyle anlatıyor:

“Tesbihlerin bazılarını mitinglerde topladık. Bülent’in konuşmasının bir kısmında heyecanlanan vatandaşlar hatıra olsun diye tesbihlerini fırlatırlardı. Biz de bunları arar bulur ardından da, ‘bulduk” diye gösterir, teşekkür ederdik.”

13.02.2002


 

Fatura gelmiş çare yok ödenecek

Vatandaşın yakındığı yüksek faturalar dün Rahşan Ecevit’e de soruldu. “Elektrik, su, doğalgaz faturasını öderken ne hissediyorsunuz? Geçim sıkıntısı çekiyor musunuz?” sorularına önce cevap vermek istemeyen Rahşan Hanım,

bir süre sessiz kaldıktan sonra, “Gelmiş çare yok, ödenecek, diye düşünüyorum.” karşılığını verdi.

13.02.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
13 Şubat 2002


Zaman Spor

Politika

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.