Parlamento muhabirleriyle sohbet eden Rahşan Ecevit, Başbakan Bülent Ecevit'in son günlerdeki zinde görüntüsüyle ilgili sorulara, "Ne diyeceğimi bilemiyorum. Allah'ın işi." karşılığını verdi.
SP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit, Parlamento’da görev yapan bir grup gazeteciyi dün ‘Beş Çayı’nda ağırladı. Or–an Sitesi’ndeki çalışma ofisinde gerçekleşen ‘siyaset dışı’ sohbetin ilk konusu Başbakan Bülent Ecevit’in sağlık durumuydu. Gazeteciler, Başbakan’ın son günlerdeki zinde görüntüsünün gerçek sebebini araştırıyor, Rahşan Hanım ise, ‘ser verip sır vermiyordu.’ Ama gazeteciler ısrarlıydı, işin sırrını öğrenmek istiyorlardı.
Bir süre önce gazetelerde yayınlanan, “Rahşan Hanım, eşine balık yediriyor.” haberleri hatırlatıldı. Rahşan Ecevit, haberi şaşkınlıkta okumuş, “Sanki biri gelmiş bana sormuş da, ben de balık yedirdim demişim. Yok öyle bir şey.” diyor. Başbakan’ın, “Türkiye’nin durumu iyiye gidince ben de iyi oluyorum.” sözleri hatırlatılınca Rahşah Hanım, bu sözleri onaylıyor. “O halde işin sırrı ne?” sorusu tekrarlanınca bu sefer Rahşan Hanım’ın cevabı kısa oluyor: “Ne diyeceğimi bilemiyorum; Allah’ın işi...”
Başbakan’ın sağlık durumu konuşulunca, “Bülent Bey sigarayı bıraktı mı?” sorusu akla geliyor. Rahşan Ecevit, buna, “Hayır, en çok bir–iki tane içiyor... Benim yanımda içmiyor, dışarıda içiyor.” karşılığını veriyor. “Sigara yasağı Meclis’te de uygulansın” kampanyasına Bülent Ecevit’in imza vermediği hatırlatılınca Rahşan Hanım eşini savunuyor: “Belki içenleri küstürürüm diye imza atmamıştır.”
TBMM’nin bulunduğu Bakanlıklar semtinde yağmur başlarken bin 500 metre rakımlı Or–an’da kar yağışı devam ediyordu. DSP Genel Başkan Yardımcısı Tayfun İçli’nin de yardımcı olduğu çay servisi eşliğinde ‘misafir’lerinin sorusunu cevaplayan Rahşan Ecevit, doğrudan ya da dolaylı olarak günlük politikaya girmemeye özen gösterdi. ‘Çalışma bürosu’ olarak kullanmak üzere satın alınan; ancak daha sonra ‘kitap ve eşya kargaşasından’ dolayı ‘misafir odası’na dönüştürülen evdeki sohbet yaklaşık 2 saat 20 dakika sürdü. Çalışma ofisindeki binlerce kitap daha önce Ecevitler’in diğer evindeymiş. Eve bir misafir geldiğinde kanepelerin, koltukların üzerinde bulunan kitaplar geçici olarak bir başka tarafa alınır, misafir öyle ağırlanırmış. Or-an’daki yeni ev alındıktan sonra bu sorun çözülmüş.
Dört bir taraf kitaplarla kaplı olunca, Rahşan Ecevit’in yazdığı tek perdelik oyun ‘Pülümür’de Aşk’ gazetecilerin gündeminde öne çıktı. Rahşan Hanım, oyunun mayıs ayında Tunceli’nde bir amatör grup tarafından sergileneceğini açıkladı. Devlet Tiyatroları’ndan gelen, “Biz sergileyelim” teklifini geri çeviren Rahşan Hanım, kitaptan elde edilecek gelirle köy-kent yapılacağını anlattı. Rahşan Hanım, bugünlerde yeni bir kitap üzerinde çalışıyor. O da, bir oyun. Ancak daha fazlasını söylemiyor.
Çaylar yudumlanırken Rahşan Ecevit, bir sırrını açıklayarak, “Ben çay sevmem.” dedi. Basın mensuplarının şaşırdığını görünce oturduğu yerden kalktı ve anlatmaya devam etti: “Bülent’le evlendiğimiz günlerde Bülent, 25–30 bardak çay içerdi. Ben hiç içmezdim. Gazetede bir haber okudum: Rahşan eşini aldatıyor. Haberi görünce kötü oldum. Altını okuyuncaya kadar da bu devam etti. Benim çay içmeyi sevmediğimi yazmışlar. Bu da aldatma olmuş. Ben çay sevmem, Bülent’e eşlik ederim. Çocukluğumda bizim evde çocuklar çay içmezdi. Babamla annem de çok az içerlerdi. Demek ki, alışmamışım. Çay içmeyi hâlâ çok sevmem; ama ayıptır söylemesi iyi yaparım.”
Başbakanlık’tan gelerek sohbetin bu bölümüne katılan Başbakan Bülent Ecevit’e de çay servisi yapıldı. Gazeteciler Rahşan Hanım’ın çay sevmediği yolundaki sözlerini aktarınca, Başbakan farklı bir bilgi verdi: “Rahşan aslında çay sever; ama az içer.” Bu sözler üzerine, “Rahşan Hanım, sizi aldatmaya devam ediyor, o zaman.” esprisi duyuldu.
Ecevit çifti, evliliklerinin ilk yıllarında Ankara’nın Bahçelievler semtinde oturuyorlarmış. Evlerinin bahçesinde de, kedi, köpek beslerlermiş. 70’li yıllarda Or–an’a taşınınca kediler Rahşan Hanım’ın annesinde kalmış. Rahşan Ecevit, sohbetin bu kısmında Tv’lerdeki belgesellerin çok iyi hazırlandığını belirtiyor: “Artık hayvanat bahçelerine ihtiyaç kalmadı. Hayvanat bahçesinde kafeslerin ardında hayvanlar da ezik oluyor, aslan hiç de aslan gibi durmuyor.”
|