DYP, ANAP’tan bir Akbulut önde
ANAP’ın sembol ismi Yıldırım Akbulut’un merkez sağın diğer partisi DYP’ye geçişine, ‘siyaset tarihinin en renkli transfer olayı’ dense yeri. Bu transfer, birçok açıdan değerlendirilmesi gerekirken bugüne kadar ağırlıklı olarak tek açıdan yorumlandı.
Bu olaya kuşkusuz Akbulut’un kişisel macerası dikkate alınarak da bakılmalı. Ancak değerlendirme bu noktayla sınırlı kalmamalı. Sadece Akbulut’un penceresinden bakıldığında bu renkli transferin doğruluğu sorgulanabilir.
Rahatlıkla siyasi etiğe uygun düşmediği söylenebilir. Çünkü Akbulut sıradan bir partili değil. ANAP günleri Başbakanlık, Meclis Başkanlığı, bakanlık koltuklarında geçti. Bu makamlar insanı partinin ayrılmaz bir parçası yapar.
Parçası olduğun bir siyasi teşekkülden kopmak bir yere kadar olağan görülebilir; ancak bu kopuşun rakip durumundaki bir partiye geçişle sonuçlanmasını normal karşılamak bana biraz zor geliyor. Çünkü bizde transferlerin birinci nedeni siyasi ikbaldir.
Siyasetin neredeyse bütün makamlarına tırmanmış olan Akbulut’un yeniden milletvekili seçilme amacıyla hareket etmesi düşünülemez. Akbulut için milletvekili olmanın çok önemi olmasa gerek. Akbulut’un ANAP’ta ‘yeniden milletvekili seçilme riski’ dışında sorun yaşadığı açık.
Partisinin bu kadar parçası olmuş insanlar eğer bulundukları yerde sorun görüyorlarsa bırakıp gitmek yerine problemleri gidermek için uğraş vermeliler. Ya da pes edip köşesine çekilmeliler.
Akbulut açısından ‘parti içi mücadele veya aktif siyaseti bırakmayı’ daha tercih edilebilir seçenekler olarak görüyorum.
DYP’ye transferin Yıldırım Akbulut kadar ANAP’a bakan yönleri de var. Bu transfer Akbulut isminin ötesinde ANAP’ı ilgilendiren bir siyaset olayıdır. Akbulut açısından olduğu kadar ANAP açısından da değerlendirilmeli. Ne hikmetse ANAP yöneticileri yorumlarını Akbulut eksenli yapma eğilimindeler.
ANAP lideri Mesut Yılmaz’ın değerlendirmesi aynen şöyle: Bu istifa bizden bir şey götürmez. Kendisinden çok şey götürür. ANAP’ta sadece kendi ikbali için politika yapan varsa, onların da ayrılmasında fayda var.
Mesut Yılmaz, her ne kadar ‘Bizden bir şey götürmez.’ diyerek sorunu tümüyle Akbulut’un üzerine yıkmaya çalışsa da bu transfer ‘ANAP’ı terk edilen gemi veya parti’ konumuna düşürmüştür. Son zamanlarda ANAP’tan birer ikişer milletvekili ayrılmıştı.
Ancak Akbulut’un kopuşu sıradan milletvekillerinin istifasına benzemiyor. Genel başkanlık, başbakanlık, Meclis başkanlığı, bakanlık yapmış bir isim bile partiyi terk ediyorsa ortada o partinin geleceğine dönük ciddi endişeler var demektir.
Akbulut için nakısa olan bu özellikler, ANAP için daha büyük nakısadır. ANAP’ın olayı öncelikle bu açıdan ele alması gerekmez mi? Genel Başkan Yılmaz ve parti yöneticileri aksini savunsalar da ‘bu kopuşlar’ ANAP’tan çok şeyler alıp götürüyor.
O kadar ki ANAP’ın varlığını, geleceğini tehlikeye atıyor.…
Üstelik gidenlerin adresi ANAP’ın rakibi durumundaki; DYP. ANAP ve DYP tahterevallinin iki ucundaki parti gibi. Yıllardır bu iki parti merkez sağın patronu olma mücadelesi veriyor. Ancak biri diğerine ezici ve kalıcı üstünlük sağlayamadı.
Şimdi merkez sağ kavgasında DYP, ANAP’ın bir adım önüne geçti. DYP bir Akbulut önde.…Getirisi bir yana ANAP’tan götürdükleri bile DYP’nin biraz daha öne çıkmasına yetiyor. ANAP’ın hatalarını iyi değerlendiren DYP, merkez sağda ağırlık merkezi olmaya doğru gidiyor.
Akbulut olayı, bazılarını –bir fıkra gibi– tebessüm ettirebilir; ama ANAP’ı asla. Bu transfer ANAP için tehlike çanları demek.
13.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.unal@zaman.com.tr
|