Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 
 

Yardımcısı, RTÜK Başkanı Nuri Kayış’ın istifasını istedi

RTÜK Başkan Yardımcısı Fatih Karaca’nın, iki hafta önce Emin Başer’le birlikte Başkan Nuri Kayış’a giderek, ‘RTÜK’te bir kutuplaşma var. Kutlu Savaş Bey sizin başkanlığınızı istemiyor. İstifa etseniz Üst Kurul rahatlar.’ dediği iddia edildi. İddialara göre, Kayış, beklemediği bu talep karşısında önce şaşırdı. Ardından, “Benim görev sürem zaten iki ay sonra bitiyor. Üç tane üye yenilenecek. Yeni üyelerin katılımıyla yeni bir başkan seçilir. İstifa etmeyi düşünmüyorum.” diye konuştu.

Bunun üzerine Karaca geri adım attı. Kayış’tan istifasını isteyen Fatih Karaca’nın, RTÜK’te kendisinin başkanlığında Zakir Avşar’ın başkan yardımcılığında bir yapı gündeme getirmek istediği ileri sürüldü. Fatih Karaca, istifa istediği iddialarını reddederek, “Yok böyle bir şey. 15 gün önce, daha iyi bir çalışma yapabilir miyiz diye başkanla konuştuk. Başkanımız görevinin başında, biz de ona yardımcı oluyoruz.” açıklamasını yaptı. Nuri Kayış ise istifasının istendiğini doğrularken şunları söyledi: ‘Bazı arkadaşlarımın bu yöndeki talebi bana intikal etti. Bunu uygun görmedim. Beni düşündükleri için kendilerine teşekkür ettim!’

Nuri Kayış, DSP kontenjanından RTÜK’e üye seçildi. Üst Kurul’da üyeler Fatih Karaca ile Kutlu Savaş arasında yaşanan yarıştan başkan olarak Nuri Kayış çıktı. Karaca ile Savaş’ın aday olduğu başkanlık yarışında her iki isim 4’er oy aldı. Fatih Karaca, adaylıktan çekilerek Nuri Kayış’ı aday önerdi. Kayış; Fatih Karaca, Mehmet Doğan, Emin Başer ve Arif Özkök’ün oylarıyla RTÜK başkanı seçildi. RTÜK başkanı olan Nuri Kayış, Karaca’yı da kendisine yardımcı olarak seçti. Kayış’ın karşısında aday olan Kutlu Savaş’ı ise Zakir Avşar, Fatma Çetingüleç ve Güneş Müftüoğlu destekledi. İki yıl önce meydana gelen ve bu seçimde ortaya çıkan gruplaşma, RTÜK toplantılarında da kendini gösterdi. Karaca ile Kayış arasındaki ip, 15 gün önce gerçekleştirilen ve Lig TV’ye verilen yayın durdurma cezasının ertelenme kararının alındığı RTÜK toplantısında koptu. Bu toplantıda, Lig TV’ye, aynı frekanstan yayın yapan Ak TV nedeniyle verilen 27 günlük yayın durdurma cezasının, Türkiye Birinci Futbol Ligi’nin bitiminde uygulanması kararlaştırıldı. Bazı üyeler kararın hemen basına bildirilmemesini isterken, Kutlu Savaş, Kayış’ı kastederek “Şimdi bunu birisi basına açıklar.” diye konuştu. Toplantının bitmesinden bir süre sonra Anadolu Ajansı haberi abonelerine geçti. Kararın basına sızması üzerine bazı üyeler, Nuri Kayış’a tepki gösterdi. Fatih Karaca, Emin Başer’le birlikte Kayış’ın odasına giderek, Başkan’ın istifasını istedi. Karaca'nın görüşmede, “Başkan ve başkan yardımcısı arasında güven ilişkisi bozuldu. Bu, böyle devam edemez.” dediği öğrenildi. Aynı gün yapılan toplantıya Fatih Karaca katılmadı.

Ahmet Bıyık / Ankara

14.02.2002


 

‘Irak’a operasyon Türkiye’yi 30 yıl geriye götürür’

ABD’nin Irak’a muhtemel bir operasyonunun Türkiye’ye maliyetinin çok yüksek olacağı ifade ediliyor. Güneydoğulu sanayiciler ve işadamları, Irak’a müdahale durumunda başta Doğu ve Güneydoğu bölgesi olmak üzere tüm ekonominin olumsuz etkileneceğine dikkat çektiler.

Güneydoğu’daki sanayici ve işadamları, Irak’a yönelik bir saldırı durumunda başta bölge ekonomisi olmak üzere Türkiye ekonomisinin 30 yıl geriye gideceğinden endişeli. Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti’nin “Irak’a yönelik bir müdahalenin kendilerini fazla etkilemeyeceği” açıklamalarına karşın, Güneydoğulu sanayici ve işadamları, bir müdahale durumunda bölge ekonomisinin Körfez Savaşı’ndakinden daha büyük bir zarar göreceğini vurguladı.

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti’nin açıklamasını değerlendiren Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Demirkol, “Belki Merkez Bankası, Irak’a saldırıdan etkilenmez; ama Doğu ve Güneydoğu böyle bir saldırıdan çok olumsuz etkilenir. Irak’a olası bir müdahale Körfez Savaşı’nın etkilerinden daha büyük bir etki meydana getirir.” şeklinde konuştu.

1990 yılından bu yana Irak’a uygulanan ambargonun yaralarının henüz sarılmadığına dikkat çeken Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Akif Ekinci, Amerika’nın Irak’a muhtemel bir operasyonunun bölgeye ve özellikle de Türkiye’ye daha da ağır ekonomik ve sosyal sorunlar getireceğini söyledi. Ekici, iki ülke arasındaki sorunların barışla çözülmesini istedi. Adana Sanayi Odası Başkanı Ümit Özgümüş de, Irak’a yönelik bir müdahalenin Türkiye ekonomisini 20–30 yıl geriye götüreceğini söyledi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Erdoğan, Amerika ve İngiltere’nin Ürdün üzerinden Irak’a mallarını sattıklarını, ambargonun sadece Türkiye’yi etkilediğini söyledi. Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Şeyhmus Akbaş da, “Türkiye, Körfez Savaşı’ndan ekonomik olarak nasıl etkilendiyse, yeni bir operasyondan da öyle etkilenir. ABD’nin Irak’a müdahalesi Türkiye’yi olduğu kadar Ortadoğu pazarını da güç durumda bırakır.” dedi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Kutbettin Arzu ise, savaşa harcanan paraların ülke ekonomisine harcanması halinde kriz diye bir şeyin olmayacağına işaret etti.

48 bin araç sahibinin Habur Sınır Kapısı’ndan ekmek yediğine işaret eden Şırnak Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Kamil İlhan, “Bu da 50 bin aile demektir. Bölgemizde tarım ve hayvancılık ileri boyutlarda değil. Bu yüzden siz Irak’a müdahale eder ve Habur’un kapanmasına neden olursanız bölge insanının ekmeğini elinden alırsınız. Habur’dan transit geçiş yapan insanlar evine ekmek götüremezse bu problem doğurur.” diye konuştu. Adıyaman Genç İşadamları Derneği Başkanı Remzi Gerger ise bir operasyon durumunda bölgenin Körfez krizinden daha büyük zarar göreceğini kaydetti. Gerger, “TPAO’nun TPİC şirketi petrolü Irak’tan alıp işliyor, kapı kapanırsa TPAO da krize girer, bundan devlet de etkilenir.” şeklinde konuştu.

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Balduk da şunları ifade etti: “Serdengeçti’nin ifadesi döviz ve faizleri kontrol açısından sarf edilmiş sözler olsa gerek. Açıklamalar, dar bir pencereden bakılıp yapılmıştır. Irak’a yapılan bir müdahaleden ihracaat ve ticaretimizin etkilenmemesi mümkün değil. Böyle bir saldırı olursa ihracat ve ticaretimiz durur.” Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Sadullah Ilıcak, özellikle doğu illerinin ekonomisinin sınır ticaretine bağlı olduğunu vurgulayarak Habur kapısının kapanması halinde ticaretin yüzde 100 etkileneceğini belirtti.

Zaman / Adana

14.02.2002


 

DGM savcısı Chomsky’ye kitap imzalattı

ABD’li düşünür ve yazar Noam Chomsky’nin “ABD Müdahaleciliği” adlı eserini Türkiye’de yayınlayan Fatih Taş, yargılandığı İstanbul DGM’de beraat etti. İstanbul 3 No’lu DGM’de görülen duruşmaya izleyici olarak katılan Noam Chomsky’nin aynı davada sanık olarak yargılanma isteği ise kabul edilmedi. Dava bitiminde DGM Savcısı Nazmi Okumuş, bir kitabını Chomsky’ye imzalattı.

Duruşma sonrasında, Chomsky, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin, SP Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, İnsan Hakları İzleme Komitesi İstanbul temsilcisi Janothan Sugden ve Şanar Yurdatapan “Düşünceye Özgürlük 2001” adlı kitapçığa yayıncı olarak imza attıkları için kendilerini savcılığa ihbar ettiler. Chomsky, ihbar konusunda yaptığı açıklamada daha önce hiçbir ülkede yargılanmadığını söyleyerek, “Düşünceye Özgürlük 2001” adlı kitaba yayıncı olarak imza atmasından dolayı “Türkiye’deki öncü insanlarla yargılanmaktan gurur duyacağını” ifade etti.

Bu sırada Chomsky’nin kaleme aldığı “Demokrasi, Gerçek ve Hayal” isimli kitabını inceleyerek suç unsuru bulmayan Cumhuriyet Savcısı Nazmi Okumuş, Noam Chomsky’yi odasına davet etti.

Chomsky ile bir süre sohbet eden Okumuş, daha önce incelediği ‘Demokrasi, Gerçek ve Hayal’ isimli kitabı imzalattı. Okumuş, kitabın ilk sayfasında “DGM tarafından incelendi” kaşesi olması nedeniyle yazara ayıp olmaması için kitabın ikinci sayfasını imzalattı. Chomsky, savcının kitabı çizerek okuduğunu görünce, “Unu elekten eler gibi okumuşsunuz.” dedi. Chomsky, kitabı ile ilgili davanın duruşmasına katılmak üzere sabah saat 09.00 sularında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne geldi. Duruşmaya, Chomsky, Şanar Yurdatapan, Abdurrahman Dilipak, İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, İnsan Hakları Derneği eski Genel Başkanı Akın Birdal, milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Can Dündar ve çok sayıda yerli ve yabancı gazeteci katıldı. Tutuksuz yargılanan Fatih Taş, eserde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine propaganda yapılmadığını, özgür düşüncenin yayılması için yayıncılık yaptığını söyledi. Savunmanın ardından cumhuriyet savcısı, eserde suç teşkil edecek bir unsur bulunmadığını belirtti ve Taş’ın beraatini istedi. Mahkeme heyeti, sanığın beraatine karar verdi. Chomsky kararı şöyle değerlendirdi: “Doğru ve sevindirici. Bu kararın ifade özgürlüğünün gelişmesi açısından önemli bir adım olacağını ümit ediyorum. Benim burada bulunmamın kararı etkileyip etkilemediğini; ancak bu ülkeyi yakından tanıyanlar bilebilir.” Chomsky, ayrıca ABD’nin Irak petrollerini kontrol altına alabilmek için Türkiye'yi kullandığını belirterek, “ABD’nin Irak’a yönelik bir saldırı planı var ve bunun için Türkiye’yi paralı asker gibi kullanmak istiyor. Karşılığında Türkiye’ye Musul ve Kerkük petrollerinden yararlanma imkanı verecek.” dedi. DGM savcısı, Chomsky’nin Aram Yayınları tarafından basılan ‘Amerikan Müdahaleciliği’ adlı kitabındaki makalelerinde Kürt politikasının eleştirilmesinde suç unsuru olduğu gerekçesiyle yayıncı Fatih Taş hakkında 1 yıl hapis cezası istemiyle dava açmıştı.

14.02.2002


 

İşte yargılanan cümleler:

“... Üçüncüsü ise Türkiye ve Kürtlerdir. Burası gerçekte halen devam eden 1990’larda insan haklarına yapılan en ciddi saldırıların olduğu yerdir ve başka pek çok mesele söz konusudur.”

“Modern Türk devletinin bütün tarihi boyunca Kürtler fena halde ezildiler; ama işler 1984’te değişti. 1984’te Türk hükümeti güneydoğuda Kürt nüfusuna karşı büyük bir savaş başlattı. Ve bu devam etti. Gerçekte halen devam etmektedir. Bunun açıkça görüleceği gibi soğuk savaşla hiçbir ilgisi yoktu. Karşı ayaklanmadan kaynaklanıyordu... Öldürülen on binlerce insan iki ya da üç milyon göçmen 3 bin 500 civarında köyün yıkıldığı yoğun bir etnik temizlik...” Fatih Taş’ın yargılanan cümleleri şöyle: “Türkiye’deki Kürt sorununa değinirken Chomsky’nin bu konu üzerinde daha fazla yoğunlaşması ve daha ayrıntılı çözümlemeler yapması bir talep olarak ister istemez gündeme gelebilir. Sonuçta on yılı aşkın bir süredir fiili olarak anamuhalefet odağı haline gelen Kürt özgürlük hareketini bitirmek isteyenler, beslendikleri toplum düzenini bitirme noktasına geldiler. Türkiye’nin içine girdiği AB sürecinde Kürt sorununun azınlık hakları çerçevesinde çözümünün gerçekçi olmadığı çok açık.”

14.02.2002


 

HRW: Chomsky davası Türkiye için bir utanç

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), bir açıklama yayınlayarak Chomsky’nin yayıncısı Fatih Taş’ın yargılanmasını ‘Türkiye için bir utanç’ olarak nitelendirdi.

Açıklamada, Türkiye’de ifade özgürlüğünün hâlâ sorun olduğu ve TBMM’den yeni geçen kanunlarla bu alanda sadece ‘cüzi’ ve ‘yetersiz’ değişiklikler yapıldığı bildirildi.

Chomsky davasını izlemek üzere İstanbul’da bulunan HRW örgütünün Türkiye araştırmacısı Jonathan Sugden, “Türkiye, ifade özgürlüğünü kısıtlayan kanunlarla on yıldır oynuyor; ancak gösterebileceği kaydadeğer bir ilerleme yok. Art arda gelen hükümetler, eleştirileri bastırmak amacıyla bozukluğu aşikar kanunlarda önemsiz değişiklikler yaparak kendi kendilerini tatmin ediyorlar.” dedi.

Türk Ceza Kanunu’nun 159 ve 312’nci maddelerinde yapılan değişikliklerle Parlamento’nun topu mahkemelere attığını ileri süren HRW, Türk mahkemelerinin kanunları şimdiye kadar ifade özgürlüğü aleyhine yorumladığı davaları hatırlatarak hakimlere ‘şiddet içermeyen görüşleri ifadeden dolayı açılan dava dosyalarını kaldırıp atma’ çağrısında bulundu.

Ali Aslan Kılıç / Washington

14.02.2002


 

Chomsky: ABD, Irak’ın petrol yataklarını devralmak istiyor

ABD’li ünlü düşünür Noam Chomsky, “Suudi Arabistan’ın ardından en büyük petrol rezervleri Irak’ta ve ABD bunları devralmak istiyor.” dedi.

Bilgi Üniversitesi’nce gerçekleştirilen “11 Eylül ve İletişim” konulu konferansta konuşan Chomsky, 11 Eylül saldırılarını “kıyım” olarak nitelendirdi. Saldırı sonrasında “silahların namlularının döndüğü yer”in değiştiğini ifade eden Chomsky, ABD ve İngiltere’nin Afganistan’da politik hedeflerine ulaşmak için her türlü şiddeti kullandığını; ancak basında bunların yer almadığını söyledi. Chomsky, “ABD stratejisi içinde Türkiye’nin yeri nedir?” sorusuna karşılık, son 50 yıldır ABD’nin stratejilerinde Türkiye’nin rol oynadığını belirterek, şunları kaydetti:

“Bunlardan birincisi Sovyetler’in, ikincisi de Ortadoğu’nun petrol kaynaklarının kuşatılmasıydı. Nixon döneminde ABD, ‘yerel polisler’ adı verilen bir sistem kurdu. Türkiye, Şah dönemi İran’ı ve bir ara Pakistan bölgenin polisleriydi.” 11 Eylül saldırılarının ardından “Irak’a saldırılacağı” yönünde bir düşünce oluştuğunu ifade eden Chomsky, “Suudi Arabistan’ın ardından en büyük petrol rezervleri Irak’ta ve ABD bunları devralmak istiyor.” iddiasında bulundu. “ABD gelecekte özgür bir toplum olarak varlığını sürdürecek mi?” sorusu üzerine, ABD’de 11 Eylül saldırılarının sonrasında terörizmle bağlantılı olarak yeni yasaların gündeme geldiğini kaydeden Chomsky, buna örnek olarak yurtseverlik yasasını gösterdi.

/ İstanbul, aa

14.02.2002


 

Soru kitapçıkları büyük ilgi gördü

Gazetemizin dün vermeye başladığı üniversiteye hazırlık deneme sınavları, öğrencileri memnun etti.

Zaman’a teşekkür eden öğrenciler, 100 bin liraya kaliteli bir deneme sınavına girmenin kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Hazırlanan soruların ÖSS standardının üzerinde olduğunu belirten İlimdar Akbulut, kitapçığın kuşe kâğıda basılmasının, öğrenciye verilen değeri gösterdiğini ifade etti. Dersanelerin, bir deneme sınavı için 3–4 milyon lira istediğini dile getiren Gamze Aydemir, ucuza, kaliteli hizmet almanın memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Mehmet Özermişler, deneme kitapçığının her hafta yayınlanacak olmasının çok faydalı olacağını dikkat çekti. Bursalı İlyas Gençtürk, “Aradığım ÖSS sorularını Zaman’da buldum.” derken Erzurum’da n Gülşah Yiğit, “Sorular çok orijinal.” değerlendirmesinde bulundu. İlke Koleji mezunu Emre Otlak, fizik sorularını çok güzel, biyoloji sorularını kolay buldu. Otlak, “Hayatımda ilk defa birinci sınıf kağıda basılmış sorularla ÖSS denemesi çözdüm.” şeklinde konuştu. Ataköy Lisesi’nden Volkan Yetim, özellikle matematikte basit gibi göründüğü için öğrenciyi aldatan sorular olduğunu belirtti. Malatya Kubilay Lisesi’nden Abdülmuttalip Dağaşan, soruların kendisini bir hayli terlettiğini vurguladı. ÖSS deneme kitapçığı veren Zaman gazetesi, dün yok sattı.

Haber Merkezi

14.02.2002


 

Emek Sigorta Meclis gündeminde

Devlet, bir taraftan batık bankaların zararlarını karşılarken diğer taraftan da bu bankaların yeni yönetimleri tarafından açılan davalara muhatap oluyor.

Devlete açılan icra ve alacak davalarına her geçen gün yenileri ekleniyor. Geçen yılın 15 Mart’ında İktisat Bankası’nın fona devredilmesi ile birlikte Emek Sigorta’nın sigorta ve reasürans sözleşme yapma yetkisi kaldırıldı. Nedeni de şirketin borç batağı içinde olmasıydı. Emek Sigorta, Erol Aksoy’un Avrupa ve Amerika Holding’ine ait fona devredilen İktisat Bankası’nın iştirakleri arasında yer alıyordu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, İktisat Bankası’nı fona devrettikten sonra bir iştiraki olan Emek Sigorta’nın da sözleşme yetkisini iptal etti. Bankaların fona devredilmesi ile birlikte iştirakteki şirketlerin faaliyetlerinin durdurulması, birçok insanı mağdur etti. İktisat Bankası mağduru olan Emek Sigorta’nın 10 bin hasarlı dosya sahibi bugün çaresizlik içinde. Sigorta şirketinin Borsa’da işlemlerinin kapatılması üzerine 5 bin 189 mağduru da devletten gelecek açıklamayı bekliyor. Zaman Tüketici Köşesi’nin konuyu gündeme getirmesi üzerine Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya, olayı Meclis’e taşıdı. Uzunkaya, Devlet Bakanı Kemal Derviş’in cevaplaması için Zaman’da çıkan bu yazıyı TBMM Başkanlığı’na iletti. Emek Sigorta Yönetim Kurulu ise mahkemeye başvurdu. Mahkeme şirketin iflasına hükmedebilecek. Hazine ise bloke edilen paraları serbest bırakma yetkisine sahip. Hazine, bu blokajı bırakırsa, 10 bin dosya sahibi önümüzdeki günlerde paralarını alabilecek.

Hüseyin Sümer / İstanbul

14.02.2002


 

Hekimoğlu, hayati tehlikeyi atlattı

Doktor Pınar Yalınay, Zaman Gazetesi yazarı Hekimoğlu İsmail’in hayati tehlikeyi atlattığını söyledi.

Geçtiğimiz pazar günü Eyüpsultan Camii’nde sabah namazında rahatsızlanan Hekimoğlu, halen kaldırıldığı Türkiye Diyanet Vakfı Özel 29 Mayıs Hastanesi’nde tedavi görüyor. Beynindeki damar tıkanıklığı nedeniyle tedavi gören Hekimoğlu İsmail’in doktoru Pınar Yalınay, hastasının genel durumunun iyiye gittiğini kaydetti. Hekimoğlu İsmail’in hayati tehlikeyi atlattığını belirten Dr. Yalınay, “Hastamız artık oturabiliyor, bilinci yerinde ve rahatlıkla konuşabiliyor. Ayağını da yavaş yavaş hareket ettirebiliyor.” dedi. Babasının moral açısından da iyi olduğunu söyleyen oğul Osman Okçu, Hekimoğlu İsmail’in günlük gazeteleri de okumaya başladığını ifade etti.

Mükremin Albayrak / İstanbul

14.02.2002


 

Ortak cinayet işlediler; birine af var, diğerine yok

Anayasa Mahkemesi’nin af yasasıyla ilgili iptal kararının mahkemeler tarafından farklı yorumlanması adalet ilkesini zedeliyor. En son örnek Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi’nin ölüm cezasına çarptırdığı iki mahkûm arasında yaşandı.

Yorum farkı nedeniyle, aynı suçu birlikte işleyip aynı cezaya çarptırılan iki suçludan A.Ç. serbest bırakılırken B.Ö.’nün tahliye talebi reddedildi. İkinci mahkûmun, aftan yararlanmak için kararı lehde yorumlayan Zonguldak'a naklini aldırması da yeterli olmadı. Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Kasım 2001 tarihli kararında, aynı suçtan hüküm giyen mahkûmlardan Nevşehir Cezaevi’nde yatan A.Ç.’yi Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına dayanarak tahliye etti.

Kırıkkale Cezaevi’nde yatan B.Ö. ise Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’nden tahliye talebinde bulundu; ancak bu isteği kabul edilmedi. Birlikte cinayet işledikleri için kendisiyle aynı cezaya çarptırılan arkadaşının serbest bırakıldığını öğrenen B.Ö., bu tür taleplere olumlu cevap veren Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurmak için dilekçe vererek kendini Zonguldak Cezaevi’ne naklettirdi. Ancak daha önce yaklaşık 70 kadar mahkumun serbest bırakılmasına karar veren Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi, B.Ö.’nün yaptığı başvuruyu Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nin 5 Kasım 2001’de verdiği kararı göz önünde bulundurarak reddetti. Söz konusu mahkeme, benzer bir talebi kabul ettiği önceki kararlarından birinde şu ifadelere yer vermişti: “Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının 6 ay sonra yürürlüğe girmesinin hükümlünün ileride telafisi mümkün olmayacak mağduriyetine neden olacağı gerekçesi ile hükümlünün tahliyesine karar verilmesi.”

Anayasa Mahkemesi, 4616 sayılı af kanununda yer alan, ‘Toplam hükümlülük süresinden 10 yıl indirilir’ hükmünü geçtiğimiz yıl iptal etti. Bu iptal kararının 6 ay sonra 27 Nisan 2002’de yürürlüğe girmesini kararlaştırdı. Yüksek Mahkeme, kararında “işlenen suçların infaza esas olan cezalarının toplamından 10 yıl indirim yapılması” gerektiğini belirtti. Bu hükümden sonra yerel mahkemeler farklı kararlar vermeye başladı.

İnfaz yasasına göre mahkumlar, hüküm giydikleri cezanın 3’te biri oranında hapis yatıyor. Bazı yerel mahkemeler, bu üçte birlik oran üzerinden 10 yıl indirim yaparken, bazıları toplam hükümlülük süresi üzerinden 10 yıl indirim yaptı.

Murat Aydın / Ankara

14.02.2002


 

Sezer deprem hazırlıklarını denetledi

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, İstanbul Valiliği’ni ziyaret ederek ilin sorunlarıyla ilgili brifing aldı.

Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk defa valiliği ziyaret eden Sezer, İstanbul Valisi Erol Çakır ile bir buçuk saat görüştükten sonra Afet Yönetim Merkezi’ne geçerek, çalışmalar hakkında bilgi aldı. Afet Yönetim Merkezi’ni gezen ve Sivil Savunma ekipleriyle sohbet eden Sezer, depremle ilgili çalışmaların kendisini tatmin ettiğini söyledi.

Sezer, eşiyle birlikte, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’ne ait “Emekli Sandığı Dinlenme ve Bakımevi”ni de ziyaret etti. Burada yaşlılarla sohbet eden Sezer, Dinlenme ve Bakımevi’nde kalan Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu Ali Sami Yen’in eşi 93 yaşındaki Fahriye Yen ile fotoğraf çektirdi. Dinlenme ve Bakımevi’ne 2 adet ev tipi çamaşır makinesi hediye eden Sezer, bakımevi sakinlerine de baklava getirdi.

Abdullah Dirican / İstanbul

14.02.2002


 

128 ‘cezaevi izleme kurulu’ oluşturuldu

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, ağır ceza mahkemesinin olduğu 128 yerde “Cezaevi İzleme Kurulu” oluşturulduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulu’nda, cezaevleriyle ilgili bir tasarının görüşülmesi sırasında eleştirileri cevaplayan Türk, cezaevi ve infaz kurumlarında 31 bin 93 kadro bulunduğunu, bunların 25 bin 407’sinin dolu olduğunu anlattı. Personelin büyük bölümünün lise mezunu olduğunu belirten Türk, tasarı ile kurulacak eğitim merkezlerinde sürekli meslekiçi eğitim verilmesinin amaçlandığını bildirdi. İzleme kurullarının oluşumuna yönelik eleştirilere de cevap veren Türk, bugüne kadar 128 ağır ceza mahkemesinin olduğu yerde izleme kurulu oluşturulduğunu söyledi. Türk, eğitim merkezlerinin kurulmasına imkan verecek yasal düzenlemenin tamamlanmasının, “reform niteliğindeki çalışmaları güçlendireceğini” söyledi.

/ Ankara, aa

14.02.2002


 

Afyon’da 103 minare yıkılacak

Afyon’daki depremde 93 cami hasar gördü, 103 minare ise can ve mal güvenliğini tehdit ettiği için yıktırılacak.

Afyon’daki depremde 13 cami ağır, 31 cami orta, 50 cami hafif hasar gördü. Bu camilerin 18’inin minaresi kısmen yıkıldı, 97’sinde tehlikeli derecede çatlak oluştu, 15 minare ise yıkıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı uzmanları, bölgede yaptıkları ön incelemenin ardından, 103 cami minaresinin, can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini belirterek, yıkımların en kısa sürede gerçekleştirilmesini rapor etti. Camilerin dışında Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait lojmanlardan 10’u ağır, 4’ü orta, 2’si hafif hasar gördü. 2 Kur’an kursu binasında ağır, 2 Kur’an kursu binasında orta derecede hasar meydana geldi. Afyon Müftülüğü, bölgedeki camilerin büyük bölümünün ibadete kapalı olması nedeniyle, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan 19 adet sahra çadırı talep etti.

/ Afyon, aa

14.02.2002


 

Bebekler ölmesin kampanyası

2002 yılını Ana ve Çocuk Ölümlerini Önleme Yılı olarak ilan eden Sağlık Bakanlığı, bu amaçla hazırladığı projeyi 14 Nisan’da hayata geçirmeye başlayacak.

Her bin bebekten 33’ünün ölmesi sebebiyle 33 gün çok yoğun bir şekilde sürecek olan kampanyada, sanatçılar ve futbolcular başta olmak üzere Türkiye’nin önde gelen kişileriyle programlar yapacak olan Sağlık Bakanlığı, her bölgenin merkezi konumundaki illerde konserler verecek, her ilde yürüyüşler yapacak ve kampanyaya destek zincirleri oluşturacak.

Türkiye’de her yıl bir yaşının altında 48 bin 280 bebek ile 700’den fazla anne hayatını kaybediyor. 2002 yılını Ana ve Çocuk Ölümlerini Önleme Yılı ilan eden Sağlık Bakanlığı, bu sayıyı en aza indirmek istiyor.

Özcan Yağmur / Ankara

14.02.2002


 

E–mail yazışmalarını izlemek hukukî olarak suç

Doğu Perinçek’in, Avrupa Birliği Türkiye Temsilcisi Karen Fogg’a ait e–mail’ler olduğu iddiasıyla yaptığı açıklamalar, konunun hukukî boyutunu gündeme getirdi. Hukukçular, e–mail’in izlenmesinin insan hakları ihlali olduğu görüşünde.

İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek’in Avrupa Birliği Türkiye Temsilcisi Karen Fogg’a ait olduğunu idda ettiği e–mail (elektronik posta) yazışmalarını açıklanması, konunun hukukî ve teknik açıdan tartışmaya yol açtı. E–mail’lerin açıklanmasını hukukî açıdan ele alan Avukat Uğur Aktekin, e–mailin şahsi mülkiyet olduğunu ve insan haklarını ihlalinin sözkonusu olduğunu söyleyerek “Bu olay bence suçtur.” dedi. Aynı zamanda kopya yazılımla mücedele eden BSA firmasının avukatı olan Uğur Aktekin, bu tip suçlarla karşılaştıklarında zorlandıklarını vurgulayarak, bilişim suçlarına ilişkin yasal düzenlemelerin acilen yapılmasını istedi.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Türkiye’de ilk kez yeni Türk Ceza Kanunu’nda (TCK), bilişim alanındaki suçların yer aldığına dikkat çekti. Türk, “Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer’in başkanlığını yaptığı komisyon tarafından iki yıla yakın bir süreden beri devam eden çalışmalar sonucunda hazırlanan yeni TCK tasarısı, Adalet Bakanlığı’na teslim edildi. Bu yasada bilişim alanında işlenen suçlar yeniden düzenleniyor.” dedi.

Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fogg’ un internet üzerinden yaptığı yazışmaların kamuoyuna yansıması üzere harekete geçti. Başsavcılık, Fogg’un e–maillerinin açıklanması suretiyle ‘haberleşme özgürlüğünün ihlali’ iddialarıyla ilgili olarak inceleme başlattı. Konuyla ilgili bir başsavcı vekilinin görevlendirildiği, inceleme sonunda bir suç veya suçlu tespit edilmesi durumunda ilgililer hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılacağı belirtildi.

E–mail yazışmalarını teknik açıdan ele alan İnfoNet Güvenlik Firması Genel Müdürü Taner Özdeş, e–postaların network üzerinde yer alan ‘router’ adlı bir sistemde kayıt tutularak kolayca izlenip sniffer programlarıyla okunabileceğini söyledi.

Zeliş Yıldıral / İstanbul

14.02.2002


 

Cem: Fogg ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmeyecek

Karen Fogg’un e–maillerinin yasadışı yollarla ele geçirilmesi üzerine Dışişleri Bakanlığı’nın devreye girdiği ve konuyu önce İçişleri Bakanlığı’na, ardından Adalet Bakanlığı’na ilettiği belirtildi.

Konuyla ilgili soruları cevaplandıran Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Fogg’un ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmesinin söz konusu olamayacağını söyledi. Konunun daha çok hukuki bir durum içerdiğine değinen Cem, “Yapılan çirkindir, suçtur. Umarız bir an önce suçlular adalet karşısına çıkarılırlar.” dedi. İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen de, Fogg’un e–mail’lerinin açıklanmasını ‘çirkin bir hareket’ olarak nitelendirdi. Yücelen, haberleşme özgürlüğüne herkesin saygı göstermesi gerektiğini belirterek, “Haberleşme özgürlüğü özel hayatın bir parçasıdır. İster telefon ister bilgisayar teklonojisiyle izlenen haberleşme olsun hepsi gizli olması gereken konulardır. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün elinde e–mail haberleşmesinin izlenebileceği bir teknoloji yok. Bu, bizim hukuk sistemimizde boşluk olmasından dolayıdır.” dedi. Yücelen, izlemenin mahkeme kararı ile olması gerektiğine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Fogg’un söylediği iddia edilen “Cumhurbaşkanı’na haddini bildirdik.” sözleriyle ilgili bir soruya, “Bizi kastetmediğini kendisi söyledi, kimleri kastettiğini de açıkladı.” diyerek cevap verdi.

Bu arada, İşçi Partisi, Karen Fogg ile ilgili iddialarını dün de sürdürdü. İP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın, yaptığı açıklamada, 9 Kasım 2001 tarihli elektronik postasında ‘tarihsel hükümet içi değişiklikler ihtimali’ diyerek Başbakan Ecevit’i devirme planından ‘pembe dizi’ koduyla bahsettiğini öne sürdü. Yalçın’ın açıklamalarına göre, 24 Ocak 2002 tarihli e–postada Başbakan yardımcıları Mesut Yılmaz için ‘Happy Unyielder’, Devlet Bahçeli için de ‘State Garden’ koduyla söz ediliyor.

Sedat Güneç, Emrah Konukman / Ankara, İstanbul

14.02.2002


 

İnternet Kurulu, zararlı siteleri masaya yatırdı

Ulaştırma Bakanı Oktay Vural, İnternet Kurulu’nu, çocuk pornosu, satanizm ve şiddete dayalı yayınlarla mücadele tedbirlerini görüşmek üzere Ankara’da olağanüstü topladı.

Toplantıda, özellikle son günlerde yoğun bir şekilde kamuoyunun gündemini işgal eden çocuk pornosu ve satanizm masaya yatırılarak çözüm yolları tartışıldı. Bakan Vural, İnternet Kurulu’nun toplanmasının, bir sansür amacı taşımadığını söyledi. Zararlı odaklara karşı Avrupa ülkelerinde alınan tedbirleri inceleyecek bir çalışma grubunun oluşturulması gerektiğini vurgulayan Vural, “İnternete yönelik kendi hukukumuzu oluşturmamız gerekiyor.” dedi. Toplantı sonrasında yayınlanan bildirgede de, internet üzerinden insan hayatını tehdit eden konuları içeren sitelerin gecikmeksizin engellenmesi konusunda, İnternet Kurulu’nun, internet servis ve altyapı sağlayıcıları ile birlikte çalışma başlattığı belirtildi. Bildirgede, “Suçun net olarak tanımlanması, mağdurun cezalandırılmaması, faillerin etkin, hızlı ve caydırıcı biçimde cezalandırılmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılması gereklidir. İnternet üzerindeki zararlı odakların ana kaynakları, yurtdışındadır. Bu nedenle, konuyla mücadele eden uluslararası örgütlerle işbirliği yapılmalıdır.” denildi.

Selim Kuvel / Ankara

14.02.2002


 

Fogg’un diplomatik dokunulmazlığı var

Uluslararası anlaşmalara göre büyükelçiler yanında Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) gibi uluslararası kuruluşların temsilcilerinin de diplomatik dokunulmazlık hakları bulunuyor.

Diplomatik dokunulmazlığa sahip kişiler, ceza yargısından tamamen muaf tutuluyor. Hiçbir şekilde haklarında tutuklama veya gözaltına alma işlemi yapılamıyor. Devletin, diplomatik temsilcilerinin şahsına, özgürlüğüne ve onuruna yönelik herhangi bir saldırıyı önlemek için uygun tüm önlemleri alması gerekiyor. Diplomatik dokunulmazlığa sahip kişiler hakkında sadece sahip oldukları özel bir taşınmazla ilgili olarak, miras ihtilaflarında veya özel mesleki ve ticari faaliyet konularında medeni veya idari dava açılabiliyor. Bu üç konu dışında medeni ve idari yargıdan da muaf tutulmaları gerekiyor.

Uluslararası anlaşmalara göre diplomatik dokunulmazlığı bulunan temsilcinin ‘istenmeyen adam’ ilan edilerek ülkeyi terk etmesi istenebiliyor.

İrfan Kılıç / Ankara

14.02.2002


 

Hiçyılmaz: Tarihle karşılaştıramayacak kadar ilgisiz bir olay

Doğu Perinçek’in, Karen Fogg’un e–postalarını açıklarken, “Atatürk de İngiliz istihbaratının bilgilerini elde etmişti.” şeklinde kendisini savunması tartışma konusu oldu.

Kurtuluş Savaşı’nda İngilizlere karşı istihbarat yapılmasıyla Fogg olayı arasında benzerlik kurulup kurulamayacağı sorusuna tarihçi Ergun Hiçyılmaz, “Bu ikisi karşılaştırılamayacak kadar ilgisizdir.” cevabını verdi. Kurtuluş Savaşı dönemindeki istihbarat faaliyetleriyle ilgili 7 kitabı bulunan Hiçyılmaz, Karakol ve Mim Mim gruplarının karşı istihbarat yaparak İngiliz, İtalyan, Fransız, Rus ve Yunan istihbaratçılarından bilgi sızdırdıklarını söyledi. Hiçyılmaz, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Mustafa Kemal de bir kurmay olarak istihbarat çalışmasına önem vermişti. Teşkilat–ı Mahsusa’nın ortadan kalktığı 1. Dünya Savaşı’ndan sonra İstanbul işgal edildi ve Karakol örgütü kuruldu. Mustafa Kemal ve arkadaşları Karakol örgütüyle ortak çalışıyor. Karakol, bazen yanlışa düşerek yabancı ajanları da Anadolu’ya geçiriyor. Sonra Karakol örgütü lağv edilip Mim Mim grubu kuruldu. Mim Mim karşı istihbarat da yaptı. Gavur Mümin, İngiliz Kemal ve Pandikyan isimli ajanlar İngiliz gizli servisi içinde bize çalıştı. Müttefikler, birbiri hakkında bize bilgi sızdırıyorlardı.”

Gürhan Savgı, İbrahim Balta / İstanbul

14.02.2002


 

MİT, mesajların elde edilmesiyle ilgisinin olmadığını açıkladı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığı, MİT’in, Büyükelçi Karen Fogg’un e–mail mesajlarının elde edilmesi ile ilgili hiçbir ilişkisinin olmadığını bildirdi.

MİT Müsteşarlığı’ndan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, “2937 sayılı Devlet İstihbaratı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nda, MİT’in görev, yetki ve sorumlulukları hükme bağlanmışken, MİT yönetiminin bunun dışında keyfi bir tutum içinde olması mümkün değildir.” denildi.

/ Ankara, cha

14.02.2002


 

Emniyet, Ladin’in adamlarını arıyor

Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı istihbarat birimlerinin Usame bin Ladin’in adamları olduğu tahmin edilen Tunus uyruklu 2 kişinin Türkiye’ye giriş yaptığını belirlemesi üzerine, söz konusu kişilerin yakalanması için çalışma başlatıldı.

İntihar eylemcisi olduklarından şüphelenilen Tunus doğumlu Abderraouf Jdey’in (37), 24 Ocak 2002’de Edirne Kapıkule Hudut Kapısı’ndan giriş yaptığı tespit edildi. Abdelaziz Boussora (38) adlı diğer kişinin de 28 Aralık 2001’de Adnan Menderes Hava Limanı’ndan Türkiye’ye girdiği belirlendi.

Jdey’in Kanada’nın Montreal şehrinden alınma VG632580 seri numaralı pasaport, Boussora’nın ise yine Kanada’dan alınma VG336337 ve VN037592 seri numaralı pasaport ile Tunus’tan alınma K092562 seri numaralı pasaportu taşıdıkları tespit edildi. Tüm sınır kapılarının kayıtları incelenerek söz konusu kişilerin Türkiye’den hâlâ çıkış yapmadığı belirlendi. Emniyet Genel Müdürlüğü, bu kişilerin yakalanması için 81 ilin emniyet müdürlüğüne bir uyarı yazısı göndererek her türlü önlemin alınması talimatını verdi.

/ Ankara, aa

14.02.2002


 

Alevi adı taşıyan dernek feshedildi

Alevi ve Bektaşi Kuruluşları Birliği Kültür Derneği, kuruluş tüzüğü, 2908 sayılı Dernekler Yasası’na uymadığı gerekçesiyle feshedildi.

Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın dünkü karar duruşmasında, Cumhuriyet Savcısı Fuat Samancı, Alevi sözcüğünün bir mezhep ve dinî terim olduğunu, bu isme dayandırılarak dernek kurulamayacağını, aksi halde karşıt ve benzer dinî ve örfi derneklerin de kurulmasının kaçınılmaz olacağını söyledi. Samancı, bu durumda devletin milleti ve ülkesi ile bölünmez bütünlüğü ilkesinin bozulacağını açıkladı. Savcı, derneğin Dernekler Yasası’na muhalefet ettiği gerekçesiyle feshedilmesini istedi. Avukat Hıdır Özcan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevi, Bektaşi adı taşıyan dernek kurulamayacağı yönünde rapor hazırladığını, Kültür Bakanlığı’nın ise bu tür derneklerin kapatılamayacağı yönünde rapor gönderdiğini söyledi. Özcan, savcıların, bakanlığın görüşlerini esas almasını istedi. Hakim Yılmaz İğrek, derneğin feshine karar verdi. Duruşma sonrası İğrek ile dernek yöneticileri arasında tartışma yaşandı. Kararın Alevilere yönelik olmadığını söyleyen İğrek, “Derneğiniz, kanuna muhalefetten kapatıldı. Ben Alevileri severim.” dedi. Bir dernek yöneticisinin, “Bu ülkede cami yapmak serbest, cemevi yapmak yasak.” demesi üzerine Savcı Samancı, “Siz de cemevi yaptırma derneği açın, kimse bir şey demez.” karşılığını verdi.

Güngör Ergün / Ankara

14.02.2002


 

Zirvelerden sonra tarihî mekanlar gezilir!

İstanbul’da üç gündür devam eden "İKÖ–AB Ortak Forumu’na katılan delegasyonun birçok üyesi, forumun sona ermesinin ardından soluğu tarihî mekanlarda aldılar.

İslam dünyası ile Avrupa ülkelerinden çok sayıda delegasyon, Topkapı Sarayı, Sultanahmet ve Ayasofya’yı gezdi. Tarihî eserleri büyük bir ilgiyle inceleyen heyet üyeleri daha sonra hatıra fotoğrafı çektirdiler.

14.02.2002


 

PKK’nın iddiasına kızan Kangallılar, köpeklerine patent alıyor

PKK ve Ermeni kaynaklı bazı internet sitelerinde Kangal köpeğine, ‘Ulusal Kürdistan Köpeği’ diye sahip çıkılmasına kızan Kangallılar harekete geçti.

Kangal Kaymakamlığı, dünyaca ünlü Kangal köpeğini tescil ettirip patent almak için girişimlere başladı. Kaymakamlık 3 ay içerisinde Kangal köpeğini tescil ettirip, patent alacak.

PKK’nın Kangal köpeğini sahiplenmesine sert bir dille tepki gösteren Kangal Belediye Başkanı Ahmet Polat, “Kangal köpeği dünyaca ünlü olduğu için PKK da bunu sahiplenip rant yapmaya çalışıyor.” dedi. PKK’nın bu hayvana sahip çıkarken Cumhuriyet Üniversitesi’nin bu konuda şu ana kadar gerekli araştırmayı yapmadığını belirten Başkan Polat, “Üniversitemizden bir an önce gerekli araştırmayı yaparak köpeğimizi sahiplenmesini bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz ay, PKK ve Ermeni kaynaklı bir internet sitesinde Kangal ve Anadolu çoban köpeğinin “Kürt köpekleri” olduğu iddia edilmişti. Söz konusu internet sitesinde, Dr.B.A. Eliani tarafından İngilizce olarak yazılan makalede “Kangal The Kurdish National Dog: yani “Kangal Kürt Ulusal Köpeği” denilerek Kangal’ın Kürtlere ait eski bir tür olan Gammal’ın soyundan geldiği iddia ediliyor.

Mehmet Kuru / Sivas

14.02.2002


 

9 milyon insan hapishanelerde mahkûm

Dünya hapishanelerinde yapılan bir nüfus araştırmasına göre bütün dünyada 8 milyon 750 bin mahkum bulunuyor.

Bunlardan 1 milyon 930 bini Amerikan hapishanelerinde, 1 milyon 430 bini Çin’de, 960 bini ise Rusya’da yatıyor. İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlar, ülkedeki hapishanelerdeki mahkum sayısının genel nüfusa oranının, Çin, Suudi Arabistan ve Türkiye’den daha yüksek olduğunu gösterdi. İngiltere’de 100 bin kişiden 125’inin mahkum olduğu, bunun da her 100 bin kişiye 130 mahkumun düştüğü Portekiz’den sonra Avrupa Birliği içinde en yüksek rakam olduğu belirtildi. İngiltere ve Galler’deki mahkum sayısının ise 68 bin 615’e ulaştığı bildirildi. Araştırmaya göre, Türkiye'de mahkum oranı 100 binde 110.

/ Londra, aa

14.02.2002


 

Oteli kapatılan Bedoyan, Türkiye’yi ABD’ye şikâyet etti

Van’da açtığı oteli, Turizm Bakanlığı tarafından işletmeye kapatılan Ermeni asıllı ABD vatandaşı Victor Bedoyan, durumu ABD Türkiye Elçiliği’ne şikayet etti.

5 katlı Sirhan Oteli’ni satın alarak restore eden Bedoyan, burayı iki yıldızlı bir otel haline getirmişti. Ermenice zafer anlamına gelen Vartan adlı otel geçtiğimiz haziran ayında Turizm Bakanlığı tarafından işletme belgesinin yönetmeliğe uygun tadil edilmediği gerekçesiyle, işletme belgesi geri alınmıştı. Otelin kapanması üzerine Bedoyan, “1 milyon dolar harcadım. Olayı AİHM’ye ve ABD yetkililerine götüreğim.” açıklamasını yapmıştı.

ABD’nin Adana 2. Konsolosu Scott Edelman’ın Van’da yaptığı temaslar sırasında Vartan Oteli’ne gitmesi bu açıdan dikkat çekti. Edelman, otelin kapalı olduğunu görünce bu kez Vartan Oteli sahibi Victor Bedoyan’ın evine gitti ve 45 dakikalık bir görüşme yaparak bilgi aldı.

M. Alihan Hasanoğlu / Van

14.02.2002


 

Kaddafi’nin oğlu, Juventus ile idmana çıktı

İtalyan Juventus kulübünün yüzde 5,3’lük hissesini satın alan Libya lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Saadi Muammer Kaddafi (28), Juventus futbol takımı ile idmana çıktı.

Libya Futbol Federasyonu Başkan Yardımcısı, El İttihad takımının başkanı ve oyuncusu Saadi Kaddafi, koyu Juventus taraftarı olarak biliniyor. Kaddafi, bazı oyuncuları milli takımlara çağrılan, bazıları da istirahat eden Juventus takımının idmanında, ısınma hareketlerinin ardından yapılan 40 dakikalık 4’er oyunculu maçta yer aldı. Alessandro Birindelli, Antonio Conte ve Marco Paramatti’nin takımında oynayan Kaddafi, Paolo Montero ve Ciro Ferrara gibi deneyimli savunma oyuncularıyla mücadele etti. Libya lideri Muammer Kaddafi’nin sahibi olduğu “Libyan Arap Foreign Investment Company”, geçen ay Juventus’un 6,4 milyon dolarlık hissesini satın alarak, siyah beyazlı kulübün resmen yüzde 5,31’lik ortağı haline geldi.

/ Torino, aa

14.02.2002


 

Hizmet yok diye kızdılar, yeni köy kurdular

Rize’nin Güneysu ilçesine bağlı Islahiye köyündeki Bulutlu Mahallesi sakinleri, hizmet alamadıkları gerekçesiyle yeni bir köy kurdu.

Islahiye Köyü Bulutlu Mahallesi’nde yaşayan bir grup vatandaş, mahallelerine hizmet gelmediğini öne sürerek köy içinde yeni bir köy kurmak için valiliğe müracaat ettiler. Köylüler Şükrü Canım adlı azanın öncülüğünde Rize Valiliği’ne dilekçe verdiler. İçişleri Bakanlığı'nın onayı sonrası mahalle sakinlerinin verdiği dilekçe kabul edilerek Bulutlu Mahallesi köy ilan edildi. 80 hanesi bulunan ve yaklaşık 200 kişinin yaşadığı Bulutlu köyü, Islahiye köyünden ayrıldı. Köylüler “Eskiden yardım geldiği zaman köyün girişinde dağıtılırdı. Köyümüz 700 rakım yüksekliğinde ve en son mahalle olduğu için bize yardım gelene kadar biterdi. Artık bu tür sorunlar yaşamayacağız. Sonunda bizim de bir köyümüz oldu.” dediler.

İbrahim Şahin / Güneysu

14.02.2002


 

ZAMAN'IN NOTU

İki gün önce ÖSS Deneme Kitapçığı yayınladık. Kuşe kapak ve 1. hamur kağıda basılan kitapçıkların ne kadar ilgi göreceği merak konusuydu. İlk kitapçık büyük bir takdirle karşılandı ve Zaman 300 bin tirajın üzerine çıktı.

Gazete bayilerde yok sattı. Bu ilginin temel nedenlerinden biri kitapçığı hazırlayan Güven–Der üyesi dershanelerin ciddiyetiydi kuşkusuz. Bu kaliteye bürolarımızın desteği de eklenince ortaya güzel bir çalışma çıktı. Hemen her gazete belli bir oranda ÖSS’ye yönelik yayın yapıyordu; ama “Zaman yaparsa en kalitelisini yapar” düşüncesi ve gazetemiz güvencesi, satışlardaki bir diğer önemli faktördü. Her salı vermeyi planladığımız 17 deneme sınavının ilkinde bize ulaşan okur istekleri üzerine kitapçıkların 3 gün bayide kalmasına karar verildi. İlk gün kitapçık alamayan okurlarımız bugünün akşamına kadar bayilerden kitapçık alma şansına sahipler. Bizi daha kapsamlı projeler için cesaretlendiren okurlarımıza teşekkürü bir borç biliriz...

14.02.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
14 Şubat 2002


Zaman Spor

Haberler

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.