Nuriye Akman’ın hazırlayıp sunduğu İnci Avcısı’na bu akşam, geçtiğimiz yıllarda bir suikast sonucu hayatını kaybeden Ahmet Taner Kışlalı’nın eşi Nilüfer Kışlalı konuk olacak. Dua etmeyi eşinden öğrendiğini ifade eden Nilüfer Hanım, A.Taner Kışlalı ile her gece ve her sabah bütün sevdiklerine dua ettiklerini söylüyor.
Nuriye Akman’ın hazırlayıp sunduğu İnci Avcısı’na bu akşam, geçtiğimiz yıllarda bir suikast sonucu kaybettiğimiz Ahmet Taner Kışlalı’nın eşi Nilüfer Kışlalı konuk oluyor. Dua etmeyi bile eşinden öğrendiğini ifade eden Nilüfer Hanım, TRT 2'de yayınlanacak programda eşiyle her gece ve her sabah bütün sevdiklerine dua ettiklerini söylüyor. Nilüfer Kışlalı, büyük bir aşkla bağlı olduğu eşinin ölümünden sonra yaşama tutunmak adına acısıyla nasıl baş ettiğini kadere olan inancıyla izah ediyor. Babasının ölümünden yaklaşık bir ay önce doğmuş bir bebeğe, artık fotoğraflarda kalan bir babayı anlatabilmenin mümkün olmadığını belirten Kışlalı, yokluğun dayanılmaz olduğu zamanlarda, geçici de olsa kendini iyi hissetmek için, gidenin geride kalan eşyalarına dokunduğunu ifade ediyor.
Nilüfer Kışlalı’nın Ahmet Taner Kışlalı’nın ilk eşi Nilgün Hanım’la tanışmasını anlattığı bölüm kader olgusunun önemini gözler önüne seriyor: ‘’Nilgün Hanım, vefatından iki gün önce benim işyerime gelmişti, orada sohbet etmiştik. Bana artık evlenmem gerektiğini söylemişti. Ben de uygun birini bulursam evleneceğimi söylemiştim. O da bana Ahmet’i tarif etmişti: ‘Dost, arkadaş... Sana Ahmet gibi biri lazım’ demişti. Ben de o gün, ‘Söz’ demiştim ona, ‘Ahmet Bey gibi birini bulursam evleneceğim.’ İşte böyle bir konuşma geçmişti aramızda Nilgün Hanım’la.’’ Peki daha sonra bu anın anlamını derinlemesine düşünmüş müydü Nilüfer Kışlalı, bakın bu soruya nasıl cevap veriyor: “Ahmetciğimle de bunu konuşmuştuk. Kadere inanmıştık, çünkü aklımızda yoktu böyle bir şey. Nilgün Hanım’la mutlu güzel bir evliliği vardı. Ama kader bizi yan yana getirdi Nilgün Hanım’ın vefatından sonra. Bir arkadaş yemeğinden dönerken yolda Ahmet Taner Kışlalı’dan evlenme teklifi aldığını belirten Nilgün Hanım o anı hiç unutamıyor: “15 Kasım’dı. 1996’da. ‘Karım olmak ister misin?’ demişti. Ben de, ‘Evet’ demiştim.”
Anıları birlikte kaydetmeyi sevdiklerini belirten Nilüfer Hanım, fotoğraf makinesini hep yanlarında taşıdıklarına dikkat çekiyor: ‘’Yemeğe mi gidiyoruz, fotoğraf makinemiz de beraberimizde olurdu. Ahmet anıları resmetmeyi severdi. Birbirimize iltifat ediyorsak ''sen bugün çok hoş görünüyorsun, işte hadi bunu çekelim.'' Ben derdim ki ona; çok iyi görünüyorsun şu an. Hadi şu anın fotoğrafını çekeyim. Sürekli elimizde fotoğraf makinesiyle gezerdik. Şimdi ne kadar iyi yaptığımızı görüyorum. Öyle güzel bir anı ki, tekrar yaşıyorsunuz. Fotoğraflar insanın hayatında inanılmaz güzel şeyler. Evimin her tarafı fotoğraflarla dolu. Onlar benim en güzel tesellim.’’
“Ahmet bana başka bir pencereden bakmayı gösterdi hayata. Hayatta siyah–beyaz yok. Eskiden ben bazı şeylere kızarken, onunla birlikte olduktan sonra kızmamayı öğrendim. Çünkü hep derdi ki: ‘Hayatta siyah–beyaz değil, tonlar vardır.’ Bir insana davranışından dolayı kızdığımda, ‘Empati yap.’ derdi. O zaman kızmazdım. İnanılmaz hoşgörülü bir insandı. Kimseye kızdığını görmedim.’’ diyen Nilüfer Hanım, eşinin oldukça inançlı bir insan olduğunu belirtiyor. Dua etmeyi bile eşinden öğrendiğini ifade eden Nilüfer Kışlalı, eşiyle her gece ve her sabah bütün sevdiklerine, kaybettiklerine, yaşayan bütün dostlarına çok sık, tek tek dua ettiklerini söylüyor.
Ahmet Taner Kışlalı’nın geniş bir kalbi olduğunu anlatan Nilüfer Hanım, bakın bu konuda nasıl bir anekdot düşüyor: ‘’Bir keresinde aramızda bir konuşma geçmişti. Bana demişti ki: ‘Ben Nilgün’ü seviyorum. Seni de seviyorum. Çocuklarımı, dostlarımı, ailemi de seviyorum. Televizyonda Fenerbahçe maçlarını seyretmeyi de seviyorum. İnsanın kalbi çok büyük. Orada herkese, her şeye yer var.’ Belki onu kıskandığım için böyle bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmişti. Çünkü insan sevince bencil olabiliyor. O da çok insanî bir duygu. Ben o zaman bilmiyordum; çünkü kaybetmemiştim sevdiğimi. Kaybedince anladım: Hakikaten insanın yüreği çok büyük. Orada bütün sevgilere yer var.’’
|