Miloşeviç’in stratejisi
‘..Tumturaklı mugalata ve bayağı deyimlerin arkasındaki iktidar hırsı Slobodan Miloşeviç’i yönlendirmiş harekete geçirmiştir. Mükemmel bir taktikçi ama vasat bir stratejist olan Miloşeviç anlatılamaz acılar pahasına sadece kendi hırsının peşinde koşmuştur.’
Lahey’deki Milletlerarası Savaş Suçları Mahkemesi’nde salı günü yargılanmaya başlanan Yugoslavya eski Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç hakkında mahkemeye okuduğu uzun iddianamesinin bir yerinde Başsavcı Carla Del Ponte Miloşeviç’i böyle tanımlıyor. Çok öz ve anlamlı bu tanımlamaya ben de katılıyorum. Miloşeviç on yılı aşkın iktidarı boyunca siyasi ve askeri anlamda kendi açısından taktikte gerçekten başarılı oldu; ama stratejide olamadı; olamadığı da bugün sanık sandalyesinde oturmasından zaten aşikar...
Peki, Balkanları kana bulayan, binlerce insana acı çektiren Miloşeviç salı günü başlayan ve söylendiğine göre en az iki yıl sürmesi beklenen yargılanmasında nasıl davranacak, yargılanmasında hangi stratejiyi izleyecek acaba?
Miloşeviç mahkemeyi meşru kabul etmiyor, tanımıyor, mahkemenin kendisini yargılama hakkının olmadığını söylüyor. Geçen yıl 31 Temmuz’da yapılan ön mahkemede böyle konuşmuş, stratejisini mahkemeyi tanımamak üzerine bina edeceğinin işaretlerini vermişti. Nitekim, kendisinin hukuk danışmanlarından birisi olan Dragoslav Ognyanoviç böyle düşünüyor ve şöyle konuşuyor bu konuda:
‘...Miloşeviç ana stratejisinde çok güçlüdür. Bu şu anlama gelir: Mahkemeyi tanımayacak ve kendisini mahkemenin kurallarına göre savunmayacaktır; ama mahkemeyi kullanarak kendi açısından bildiği bütün gerçekleri anlatacak ve birçok yeni politikacıyı, devlet adamını mahkeme önünde ifade vermeye çağıracaktır.’
Miloşeviç’in mahkemeye çok sayıda eski ve yeni politikacıyı, devlet adamını çağırıp ifade vermelerini isteyeceği bugünden aşağı yukarı belli. Miloşeviç ön mahkemede de bunun işaretini vermişti. Şimdi ise kendisinin bu konuda konuşmasına gerek kalmadan Belgrad’daki avukatı Zdenko Tomanoviç, Miloşeviç’in çağıracağı ünlü isimlerden bazılarının ismini açıkladı bile. Bu isimler arasında Amerika eski Başkanı Bill Clinton, İngiltere Başbakanı Tony Blair, Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac, Amerika’nın Balkanlar eski Temsilcisi Richard Hollbrooke gibi ünlüler var. Söylendiğine göre çağırılacak ünlülerin listesi 300 kişiden oluşuyor.
Avukat Tomanoviç, kendisine söz verildiğinde Miloşeviç’in bir gün sürecek konuşmasında dünyaya Balkanlar’da son on yılda olup biten her şeyi, bütün gerçekleri açıklayacağını ve Balkanlar’da meydana gelen olaylarda milletlerarası devlet adamlarının oynadıkları rolleri de bütün açıklığı ile anlatacağını söylüyor.
Miloşeviç’in önceki açıklamalarından ve avukatının son açıklamalarından onun mahkemede başkalarını suçlayarak kendi suçlarını örtmeye, kapatmaya, unutturmaya çalışacağı, kendisini böyle kurtarmaya çalışacağı anlaşılıyor bugünden. Zaten daha önceleri Yugoslavya’yı yabancı güçlerin, NATO’nun, Hırvat lider Franyo Tudjman’ın, Arnavut ayrılıkçıların, milletlerarası uyuşturucu mafyasının parçaladığını, kendisinin bunlara direndiği için suçlandığını söylemişti.
Bu bakımdan Slobodan Miloşeviç’in mahkeme stratejisini ‘başkalarını suçlamak’ üzerine bina ettiğini kolaylıkla söyleyebiliriz şimdiden. Meslek bakımından avukat olan Miloşeviç hukuk da bildiği için mahkemeyi tanımamakta ısrar edecektir; zira mahkemeyi tanıdığı takdirde şimdiki gibi hareket edemeyecek, konuşamayacaktır. Miloşeviç mahkemedeki konuşmalarıyla hakkındaki davayı bir siyasi şova dönüştürmeye, hukuku siyasetle altetmeye çalışacaktır. Bunların farkında olan mahkeme de bunlara meydan vermemeye çalışacaktır.
Slobodan Miloşeviç’in mahkemesi gittikçe daha ilginç olacak anlaşılan. Hele ünlü siyasetçiler, politikacılar da gelip konuşurlarsa, Miloşeviç ile polemiğe girerlerse mahkeme gerçekten çok ama çok ilginç olacak...
14.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
f.ertan@zaman.com.tr
|