Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
Yarım kalan yatırımlarla 150 milyar dolar toprağa gömüldü |
Değişik sektörlerde âtıl durumdaki 5 bin 556 yatırımla 150 milyar doların heba olduğu belirtildi. Ticaret ve sanayi odaları yetkililerine göre seçim yatırımları yüzünden bitirilemeyen tesislerin tamamlanabilmesi için 355 milyar dolar gerekiyor.
Türkiye, IMF’nin 2002 yılı içinde göndereceği 14 milyar dolarlık krediyi beklerken, ülke içinde 150 milyar dolar harcanarak belli bir aşamaya getirilen binlerce tesis yarım kaldığı için çürüyor. Ankara Ticaret Odası’nın yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de yaklaşık 5 bin 556 yatırım âtıl ya da yarım bırakılmış durumda. Ülke kaynaklarının 150 milyar dolarını yutan âtıl tesislerin dağılımında sanayi yatırımları ilk sırada yer alıyor. Sanayi yatırımlarını, ulaşım alanında yapımına başlanan; ancak yarım bırakılan yatırımlar izliyor. Bununla birlikte yarım kalan bu tesisleri tamamlayabilmek için 355 milyar dolar daha harcanması gerekiyor. Mevcut bütçeyle yarım kalmış yatırımların bitirilebilmesi için en az 100 yıla ihtiyaç duyuluyor. Konuyla ilgili en önemli örneklerden biri, İzmir’de Ağustos 1997’de Cumhuriyet Meydanı–Liman arasında yapımına başlanan Konak ve Alsancak Limanı viyadükleri. Viyadüklerin yapımı, Alsancak Kordon Yolu’nun SİT alanı ilan edilmesi ile, Koruma Kurulu kararıyla 30 Aralık 1998'de durduruldu. Bu âna kadar yaklaşık 40 trilyon lira harcanan inşaat işlevsiz hâle düşerken, süreç içinde viyadüklerde yer yer çatlak ve çökmeler oluştu. Viyadüklerinin tamamlanması için 32 trilyon TL'ye ihtiyaç bulunuyor.
Viyadükler konusunda Bayındırlık ve İskan Bakanı Abdülkadir Akcan ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina arasında anlaşmazlık bulunuyor.
Gerek siyasi rant, gerekse popülist politikalarla yapımına başlanan veya tamamlanıp hiç hizmete girmeden çürümeye terk edilen binlerce tesisin devlete maliyetinin 150 milyar dolara ulaştığı kaydediliyor. Yarım kalan yatırımlarla ilgili Zaman’a konuşan Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Salih Esen ve Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, sorunun çözümünü, “siyasilerin milletin parası ile hovardalık yapmaktan vazgeçmesinden” geçtiğini belirtti.
Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik zorluklarda, atıl yatırımların büyük rolünün bulunduğunu vurgulayan EBSO Başkanı Salih Esen, yurdun hemen her köşesinde yapımına başlanan; ancak tamamlanmayıp çürümeye terk edilen binlerce kamu yatırımı bulunduğuna dikkati çekti. Bu vesile ile ülke kaynaklarından 150 milyar doların sokağa atılmasının tamamıyla popülist politikalar içerisine giren ve halka iyi görünmeye çalışan siyasilerin eseri olduğunu ifade eden Esen, “Bugün geldiğimiz nokta, büyük ölçüde bugüne kadar yapılan yanlış yatırımların bir sonucudur.” dedi. Ankara Ticaret Odası olarak konuyla ilgili kapsamlı araştırmalar yaptıklarını ve sonuçta olumsuz bir tabloyla karşılaştıklarını dile getiren ATO Başkanı Aygün ise, “Bir kısmı ‘tasarruf tedbirleri’ kapsamında kapatılan, bir kısmı ise çürümeye terk edilen tesislerin devlete zararı 150 milyar dolardır. Biz oda olarak araştırma yaptık ve çeşitli sektörlerde ülkemizde 5 bin 556 yatırımın atıl durumda bulunduğunu belirledik. Bazı siyasetçilerimiz, oy avcılığı için milletin 150 milyar dolarını sokağa atmıştır. Atıl durumda bırakılan yatırımların tamamlanması için 355 milyar dolar harcanması gerekiyor. Bu rakamlarla siyasilerimiz Türkiye’nin her kilometrekaresine 621 bin dolar gömmüştür.” şeklinde konuştu. Aygün, yarım kalmış yatırım stokunun ancak yüz yılda bitirilebileceğine işaret etti.
Bu arada Türkiye’deki atıl yatırımlar sıralamasında, ilk sırada sanayi yatırımlarının yer aldığı kaydediliyor. Sanayi yatırımlarını ise, ulaşım sektöründe yapılan yatırımlar izliyor. ‘Her ile bir havaalanı’ sloganıyla yaklaşık 2,5 milyar dolar harcanarak inşa edilen havaalanlarından 6’sı kapatıldı.
Güneydoğu’ya yatırım: Elde edilen son rakamlara göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yapımına başlanan; ancak çürümeye terk edilen 105 yatırım kaynak bekliyor. Bugüne kadar trilyonlar harcanarak yüzde 73’lük fiziki yapası gerçekleşen Şanlıurfa’nın 30 bin kişilik stadı ödenek yetersizliğinden çürümeye terk edildi. Stad için bugüne kadar toplam 5,5 trilyon lira harcama yapıldı.
Kültür merkezi inşaatları: Kültür Bakanlığı tarafından son on yılda temeli atılan 105 kültür merkezi inşasının büyük bir kısmı başta ödenek olmak üzere sosyal ve politik nedenlerle durdu.
Manavgat Su Dolum Tesisi: İsrail ve Arap ülkelerine su satmak amacıyla Manavgat’ta 160 milyon dolara mal olan 250 metreküp kapasiteye sahip içme suyu arıtma tesisi çürüyor.
Bolu Dağı Tüneli: 14 kilometrelik Bolu Dağı Tüneli için bugüne kadar 420 milyon dolar harcandı. Tamamlanabilmesi için 700 milyon dolara daha ihtiyaç var. Projenin ancak yüzde 72’si tamamlanabildi.
Sigara fabrikası: Erzurum’da yapımına 1976 yılında başlanan Pasinler Sigara Fabrikası harabeye döndü. 10 milyon dolar harcanarak bin dönümlük bir arazi üzerine çelik konstrüksiyondan yapılan fabrika, hurda yığını haline gelmiş.
|
|
Hasan Çilingir, Mehmet Dener,
/ Adana, Ş.Urfa, İzmir
15.02.2002
|
|
| |
Yarım kalan bazı kamu yatırımları |
Gaziantep–Şanlıurfa otoyol projesi, İstanbul Olimpiyat Stadyumu, İzmir Çevre Yolu projesi, İzmir–Aydın Otoyolu, İzmir–Urla–Çeşme Otoyolu, İkiztepe–Konak–Doğanlar kesimi, Karacabey–İzmir doğalgaz iletim hattı,
Narlıdere Jeotermal Isıtma Projesi, Balçova Jeotermal Isıtma projesi, Seferihisar Jeotermal Isıtma Projesi, Aliağa ikinci LNG İthal Treminal Projesi, Beydağ Barajı ve Küçük Menderes Beydağ Sulama Projesi, Gümüşsu Ürkmez Sulama Projesi, Bakırçay Kınık Sulama Projesi, İzmir Adliye Sarayı inşaatı, Aliağa Menderes demiryolu hattının metro standardına yükseltilmesi projesi, İzmir Limanı tarama ve tevsi yatırımı, Buca Doğum ve Çocuk Bakım Evi, Bergama, Aliağa, Dikili, Tire, Bayındır ve Menemen Devlet hastaneleri inşaatları.
|
|
15.02.2002
|
|
| |
Yüzde 8’lik KDV düşüşü otomotive yaramadı |
İstanbul Defterdarı Kadir Boy, Türkiye’de iyiye gidişin başladığını; ancak otomotiv ve beyaz eşyada KDV indirimine rağmen yerinde sayıldığını söyledi.
İstanbul Defterdarı Kadir Boy, Katma Değer Vergisi ve stopaj matrahlarının kasım–aralık, aralık–ocak kıyaslaması sonuçlarına göre 10 sektörün altısında iyi gelişmeler olduğunu; ancak KDV indirimine rağmen beyaz eşya ve otomotiv sektörünün yerinde saydığını söyledi.
Merter Sanayici ve İşadamları Derneği (MESİAD) tarafından Güneş Otel’de organize edilen toplantıda konuşan Kadir Boy, rakamlara göre biraz nefes alındığını belirterek, “Sektörlere baktığımızda nisbi düzelme var. Sektör yetkililerin ortak görüşü ve bizdeki Katma Değer Vergisi ve stopaj matrahlarının sonuçları iç açıcı gelişmeler olduğunu gösteriyor. Aralık– ocak ayının kasım– aralık mukayesesini 14 sektörde yaptık. 14 sektörün 10 büyük firmasına baktığımızda bizi umuda sevk eden çok iyi gelişmeler var. Tekstil, turizm, gıda, sağlık, eğitim, kimya iyileşmede önde gelen sektörler. Yüzde 79 artış kaydeden sektörler var.” dedi.
Ancak mukayesede beyaz eşya ve otomotiv sektöründe kayda değer bir artış yaşanmadığına dikkat çeken Boy, “KDV indirimiyle bu sektörlerde patlama yaşandı.” iddialarını aksine, sonucun çok da iyi olmadığına dair rakamlar elde ettiklerini söyledi. Kadir Boy, şunları söyledi: “Ağustos–eylül ayında aylık otomotiv satışı sekiz bin iken, 25 Ekim'de KDV yüzde 8 aşağı çekildi. Ancak herhangi bir artış sağlanmadı. Satışlar aynı seviyede kaldı. Bu da KDV indirminde beklenen faydanın gelmediğini gösteriyor.”
İstanbul Defterdarı Kadir Boy, ocak ayında sektörün önde gelen bir yetkilisiyle görüştüğünü, bu yetkilinin, KDV ile ilgili indirime rağmen somut bir gelişme yaşanmadığını söylediğini anlattı.
|
|
Şerif Erdikici
/ İstanbul
15.02.2002
|
|
| |
Türkiye’deki her 100 işadamından 46’sı rüşvet veriyor |
TESEV'in bugün açıklayacağı Yolsuzluk Araştırması'na göre, iş dünyasında rüşvet verme oranının yüzde 46 olduğu ortaya çıktı. Rüşvet sıralamasında gümrükler baş sırada bulunuyor.
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV), Dünya Bankası destekli “Yolsuzluk Araştırması” projesinin ikincisinin sonuçlarını bugün açıklıyor. İlkini 4 Mart 2001 tarihinde “Türkiye’de Yolsuzluk Hane Halkı Araştırması” adı altında yapan TESEV bugün de “İş Dünyası Gözünden Türkiye’de Yozlaşma” raporunu açıklıyor. İş dünyasının yolsuzluk ve rüşvet algılamasının ortaya çıkarıldığı araştırmada şirketlerin yüzde 46’sının işlerini halledebilmek için rüşvet verdiği saptandı. TESEV’in 1200 işadamıyla yüz yüze konuşarak yaptığı araştırmada ‘Türkiye yolsuzluk mücadelesinin neresinde?’ sorusuna cevap arandı. ‘Çözülmesi gereken en önemli sorun’un ne olduğuna iş dünyası 1– Enflasyon 2– Rüşvet ve Yolsuzluk 3– İşsizlik 4–Eğitim sıralamasıyla cevap veriyor.
Algılanan rüşvet ve yolsuzluğun en yaygın olduğu alanlar konusunda ise Gümrükler ilk sırayı alırken onuTrafik Polisi, Tapu Daireleri ve Belediyeler takip ediyor.
TESEV’in ilkini 4 Mart 2001’de yaptığı yolsuzluk araştırması hane halkı düzeyinde 3 bin denekle yapılmış, araştırmanın sonunda halkın yüzde 60’ının işini halletmek üzere “rüşvet veririm” dediği ortaya çıkmıştı.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in himayesinde Boğaziçi Üniversitesi Büyük Toplantı Salonu’nda gerçekleşek toplantıya ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler ve Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn, TESEV Başkanı Can Paker’in yanı sıra Prof. Dr. Fikret Adaman, Doç. Dr. Ali Çarkoğlu ve Prof. Dr. Burhan Şenatalar katılacak. Cumhurbaşkanı’nın toplantıya katılımını sembolik olarak anlamlı bulan uzmanlar, devletin zirvesinde tekrar yolsuzluklarla mücadele konusunda bir kararlılığın başlatılabileceğini ifade ediyorlar.
|
|
Ekonomi Servisi
15.02.2002
|
|
| |
Hayalî pamuk tarlaları uydu ile belirlendi |
Şanlıurfa’da bazı çiftçilerin, ekilmeyen alanları hayali belgelerle ekilmiş gibi göstererek devletten 24 trilyon lira pamuk destekleme primi almak istedikleri ortaya çıktı.
Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü, büyük vurgunu uzaktan algılama (uydu) ve coğrafi bilgi sistemiyle önledi. Şanlıurfa’da 2001 yılında sahte belgelerle devletten pamuk destekleme primi almak isteyenler, Tarım İl Müdürlüğü’nün geçen yıl uygulamaya koyduğu uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemine takıldılar. Daha önceden Şanlıurfa’daki arazileri pafta numaralarıyla 8 kişilik bir personel grubu ve 6 bilgisayar aracılığıyla belirleyen Tarım İl Müdürlüğü, yaklaşık olarak 20 bin başvuruyu Landsad 7 ve 5 uydularından çekilen fotoğraflarla karşılaştırdı.
Yapılan inceleme sonucunda yaklaşık olarak 3 bin çiftçinin 700 bin dönüm alana pamuk ekmediği halde pamuk ekilmiş gibi göstererek pamuk destekleme primi almak istediği tespit edildi. Şanlıurfa Tarım İl Müdürü Rüstem Coşkun, Şanlıurfa’nın pamuk ekim alanının toplam 1 milyon 800 bin dönüm olduğunu; ancak hayali belgelerle müracaatlarda toplam 2 milyon 500 bin dönüm pamuk ekili alanın ortaya çıktığını söyledi.
2001 yılı pamuk destekleme priminden faydalanmak için ise 20 bin kişinin kendilerine başvurduğuna değinen Coşkun, yaptıkları inceleme sonucunda 700 bin dönüm alanın hayali olduğunu belirlediklerini kaydetti. Coşkun, “Söz konusu hayali alanların uydu sistemiyle önüne geçmemiş olsaydık devletin kasasından 18 trilyon lira çıkacaktı. Ayrıca 1 milyon 800 bin dönüm pamuk ekiminin yapıldığı alanlardan yaklaşık olarak 300 bin dönümünün de Hazine’ye ait araziler ile davalı araziler olduğunu tespit ettik. Eğer bunu da tespit etmemiş olsaydık bundan dolayı da devletin kasasından 6 trilyon lira çıkmış olacaktı. Her iki vurgunun toplamı ise 24 trilyonu buluyor.” dedi.
|
|
Mehmet Dener
/ Şanlıurfa
15.02.2002
|
|
| |
Hazine bünyesinde borç yönetim birimi kuruluyor |
Garantili borçlardan bir hayli başı ağrıyan Hazine Müsteşarlığı’nın yükünü hafifletmek için iç ve dış borç yönetimini bir arada yürütecek bir birim oluşturuluyor. Söz konusu birim, borçlanma stratejisini yürütmekle beraber tüm borç analizlerini yapacak.
Hazine Müsteşarlığı’nın bünyesinde iç ve dış borç stratejisini belirleyecek ve yönetimini gerçekleştirecek yeni bir birim oluşturulurken, bugüne kadar Hazine’nin başını bir hayli ağrıtan garantiler konusunda da, yeni bir düzenleme getiriliyor.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda; Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın sunuş konuşmasını yapan ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, yasayla bütçenin birliğinin ve devlet harcamalarının şeffaflığının sağlanmasının amaçlandığını ifade etti. Yasa ile getirilen en önemli yeniliklerden birisinin; Hazine Müsteşarlığı bünyesinde iç ve dış borç stratejisini belirleyecek ve yönetecek özel birim kurulmasının olduğunu bildiren Derviş, bu birimin borçlanma stratejisini yürütmekle beraber bütün borç analizlerini yapacağını kaydetti. Tasarıyla; Hazine’nin yıl içinde yapabileceği iç borçlanma limitinin bakan tarafından en fazla yüzde 5, Bakanlar Kurulu tarafından da yüzde 5 ek artırım yapılabilmesine imkan tanındığını dile getiren Derviş, ayrıca Hazine’nin bir miktar nakit yönetiminin öngörüldüğünü ve bu konuda belirli bir esneklik sağlandığını da vurguladı. Hazine alacaklarının tahsilinin amme alacakları kanunu ile yürütüldüğünü, ancak bunda bazı sıkıntıların yaşandığını ve Hazine’nin daha güçlü bir kapasiteye ulaşması gerektiğinin ortaya çıktığını dile getiren Derviş, yasa ile bunun sağlandığını kaydetti.
Artık dünyada iç ve dış borç arasında katı bir ayrım olmadığını vurgulayan Derviş, yasa tasarısıyla ilgili olarak değişik kurumların önergelerinin bulunduğunu, bu nedenle tasarının alt komisyona sevk edilerek son şeklini almasını daha yararlı gördüklerini söyledi.
Bu arada tasarının tümü üzerinde görüş belirtmek üzere söz alan milletvekilleri de, bakana tanınan yüzde 5’lik borçlanma yetkisi, Hazine’ye verilen piyasadan kısa vadeli borçlanma yetkilerinin önemli sıkıntılara yol açabileceği üzerinde durdular.
Bu arada Bakan Derviş’in basına dağıttığı bilgi notlarına göre, Türkiye’nin iç borç stoku aralık sonu itibarıyla 122,2 katrilyon lira düzeyinde bulunuyor. Kamu kesimi net borcunun gayrı safi milli hasılaya (GSMH) oranı 2001 yılında yüzde 89,2 iken, bu oranın 2002 yılında yüzde 81,3’e, 2003 yılında 73,3’e, 2004 yılında ise 69,4’e düşmesi öngörülüyor.
Kamu kesimi net dış borcunun GSMH’ye oranının ise 2001 yılında yüzde 38’e, 2002 yılında yüzde 35,1’e, 2003 yılında yüzde 30,6’ya ve 2004 yılında 28,5’e düşmesi planlanıyor. Aynı dönemlerde net iç borcun GSMH’ye oranının da 2001 yılında yüzde 51,2 iken 2003 yılında yüzde 46,2, 2003’te 42,7 ve 2004’te 40,9’a düşmesi bekleniyor.
|
|
Ramazan Solak
/ Ankara
15.02.2002
|
|
| |
Galatasaray ve Beşiktaş hisselerine ilgi büyük |
Yeşil sahaların 2 dev markası Galatasaray ve Beşiktaş’ın rekabeti, Borsa’ya taşındı. Dün resmen başlayan Galatasaray Sportif AŞ ve Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ hisselerinin halka arzında talep toplama işlemleri, bugün sona erecek. Galatasaray Sportif AŞ’nin hisseleri 87 bin, Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ’nin hisseleri ise 57 bin 500 liradan satılıyor.
Global Menkul Değerler Kurumsal Finansman Müdürlerinden Değer Şahbaz, Galatasaray Sportif AŞ’nin halka arz edilen hisselerinin yurtdışındaki yatırımcılara tahsil edilen yüzde 65’inin talep toplamasının günler önce tamamlandığını bildirdi. Yerli yatırımcı için de talep toplamanın dün başladığını hatırlatan Şahbaz, ilginin gayet iyi olduğunu söyledi.
Global Menkul Değerler Yatırım Bankacılığı Direktörü Mehmet Sağıroğlu da, Galatasaray’ın yaklaşık 20 milyon dolarlık halka arz gerçekleştirmesine rağmen yurtdışından 100 milyon dolarlık bir talep geldiğini kaydetti. Sağıroğlu, “Galatasaray’ın 100 milyon dolarlık hissesi halka arz edilseydi rahatlıkla satılırdı.” dedi.
Gelirleri, futbol takımıyla ilgili medya ve reklam, sponsorluklar, lisanslı ürünler ve isim hakkı ile performans gelirlerinin bir kısmını kapsayan Galatasaray Sportif AŞ’de satılacak 325 bin 600 lot hissenin yüzde 65’i yurtdışındaki, yüzde 35’i yurtiçindeki yatırımcılara tahsis edildi. Galatasaray Spor Kulübü’nün Avrupa’daki her yeni başarısı, Galatasaray Sportif AŞ’nin gelirlerini artıracak.
Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret AŞ’nin yüzde 15 hissesinin halka arz işlemlerinde de talep toplama işlemi devam ediyor. Konsorsiyum lideri İş Yatırım yetkililerinden alınan bilgilere göre, Borsa’da yaşanan düşüşlere karşın talep toplama işlemleri “oldukça iyi” bir seyir izliyor. Rakam vermekten kaçınan yetkililer, ilk günde sonuçların tatmin edici olduğunu kaydettiler.
Arz öncesi 1 trilyon 850 milyar lira sermayeye sahip şirket, sermayesini halka arz sonrası 2 trilyon 176,5 milyar liraya çıkacak. Şirket hisselerinin yüzde 80’i yurtiçindeki yatırımcılara, yüzde 20’si ise yabancı kurumsal yatırımcılara tahsis edildi. Halka arzdan sonra Beşiktaş AŞ, gişe hasılatlarından elde edilen gelir, reklam, transfer ve yayın gelirleriyle birlikte, Beşiktaş markasının oluşturduğu kaynaklara sahip olacak. Şirket aynı zamanda kurumlar vergisinden muaf bir yapıya kavuşacak.
|
|
Şerif Erdikici
/ İstanbul, aa
15.02.2002
|
|
| |
Para Günlüğü: Bayram öncesi nakit ihtiyacı doları geriletiyor |
Irak gerginliğinin kaybolmasının ardından dolarda başlayan düşüş, dün 1 milyon 340 bin lira seviyesinde hafif tepki alımlarıyla duruldu. Hazine’nin dün başlayan 6,5 ay vadeli bono halka arzında yeterli talep gelmemesi de, önceki gün yapılan 1,83 katrilyon liralık toplam iç borç geri ödemesinden (itfa) artan paranın bir miktar dövize yönelmesine sebep oldu.
Hazine, piyasadan net olarak 580 trilyon lira borçlanmıştı. Bankalararası döviz piyasasında en iyi alış ve satışlar 1 milyon 344 ve 1 milyon 347 bin liradan kapandı. Önümüzdeki haftanın sonunda başlayacak olan Kurban Bayramı öncesinde döviz piyasasında satış baskısı sürebilir. Gecelik faizlerin yüksek olması sebebiyle dolara talep yok. Dolara indiği yerde de talep olmayınca gerileme kademeli olarak devam ediyor. Geçen hafta doların yükselişinde etkili olan yabancılar da, hafta başından itibaren satış yapıyorlar. Nakit ihtiyacı bayramda artış göstereceği için doları yukarı çekecek bir sebep kalmıyor.
Güne yükseliş eğilimi ile başlayan Borsa’da ise, DYP’nin tütün ve bankacılık yasası ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvurusunun kabul edilerek esastan incelemeye alınması sonrası satış baskısı oluştu. Endeks 11.600 puana kadar geriledikten sonra Doğan Grubu ve otomotiv sektörü hisselerindeki alımların etkisiyle günü 18 puanlık (yüzde 0,16) yükselişin ardından 11.845 puandan tamamladı. 12.000 puanı aşmakta zorlanan Borsa’da kısa vadeli indikatörlerin aşırı alım bölgesine girmesi bayram öncesi düşüş ihtimalini artırıyor. 0,82 cent ve 0,92 cent aralığında dalgalanmasını beklediğimiz endeks, bayram sonrası Irak ile ilgili gelişmelere paralel bir seyir izleyecektir.
|
|
Selim Işıklar, M. Ali Yıldırım
15.02.2002
|
|
| |
Linn: Türkiye’ye daha çok yatırım için yardımcı olacağız |
Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn, Türkiye’nin yabancı yatırımcı çekebilmek için yatırım mevzuatlarını değiştirmesi gerektiğini vurguladı. Linn, Dünya Bankası’nın Türkiye’ye yatırımlar konusunda yardımcı olacağı sözünü verdi.
Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn, Meksika’nın ABD yatırımlarını çekebilmek için yatırım mevzuatını büyük ölçüde yeniden düzenlediğine işaret ederken, “Türkiye de AB’den yatırım çekebilmek için aynı şeyi yapabilir. Ve bunu bir an önce yapmasını içtenlikle öneririm.” dedi. Linn, Dünya Bankası’nın, lider durumdaki gelişmekte olan bir piyasa ekonomisine sahip Türkiye’ye, daha çok yatırım çekilmesi için yardımcı olacağını da söyledi. Linn, “Çünkü artık konuşmak yerine iş yapma zamanı.” dedi.
Johannes Linn, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Hazine Müsteşarlığı’nın katkılarıyla, TOBB, YASED ve Finans Dünyası tarafından Devlet Konukevi’nde düzenlenen “Türkiye’de Yatırım Ortamının İyileştirilmesi” konulu konferansta konuştu. Linn konuşmasında, Türkiye’nin daha fazla doğrudan yabancı yatırım çekememesi nedeniyle, AB ile Gümrük Birliği’nin avantajlarını tam olarak kullanamadığını, halbuki Türkiye’nin, Avrupa Birliği pazarında bir yer edinmek isteyen küresel şirketler için önemli bir konum oluşturduğunu belirtti. Linn, sözlerine şöyle devam etti: “Ne var ki bu şirketlerin çoğu, aslında Türkiye’ye gelebilecek olan yatırımlarını AB içinde ve çevresinde başka ülkelere yapmıştır. Türkiye için dünyanın başka bir bölgesinden önemli bir örnek de Meksika’dır. Meksika ABD ile yaptığı serbest ticaret anlaşmasını kullanarak, 1990’ların sonuna kadar yılda 10 milyar doların üzerinde, gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 2-3’ü kadar doğrudan yabancı yatırım girişi sağlamıştır.”
Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn, Türkiye’nin uygulamaya koyduğu yapısal reform programının, yatırım ortamında kalıcı iyileşmeleri gerçekleştirmek için kurumsal temel oluşturduğunu vurguladı.
Linn, kamu sektörü reform programı kapsamında, yolsuzlukla mücadele ve etkin yönetimi iyileştirmek için uygulanan sağlam tedbirlerin, yatırımın önündeki gizli engelleri kaldırarak, rekabeti teşvik edeceğine de işaret etti. Linn, Türkiye’nin sıcak para da denilen, kısa vadede portföy yatırımlarına çok ağırlık verdiğini; ancak daha istikrarlı ve avantajlı olan uzun vadeli uluslararası sermayeyi çekemediğini kaydetti.
Hazine Müsteşarı Faik Öztrak da Türkiye’nin bir an önce, “sıcak paraya dayalı” sanal büyümeden vazgeçmesi gerektiğini vurguladı. Yatırımcı Konseyi’nin kurulması çalışmalarına başlandığını anlatan Öztrak, “Türkiye attığı adımları anlatabilirse, bu yıl önemli bir sıçrama tahtası olabilir.” şeklinde konuştu. Öztrak, yeni bir doğrudan yatırım mevzuatı hazırlandığını ve etkili bir tanıtım için çalışmalar yapıldığını bildirdi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise 2001 yılı Ekim ayı itibarıyla Türkiye’nin dış borç stokunun 118 milyar dolar olduğunu vurgularken, “Bunun anlamı şudur, Türkiye yabancı sermaye yatırımı olarak alamadığı 118 milyar doları borç olarak almıştır.” dedi. Hisarcıklıoğlu, yatırımların önündeki engellerin kalkmasını istedi.
Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yöneyman da yabancı sermaye çekmek için Türkiye’nin gerekli unsurlara sahip olduğunu vurgularken, “Geriye yatırımcıyı davet etmek kalıyor.” dedi. Yöneyman, bürokratik engellerin kalkması yönünde çalışma yapmak üzere 7 ayrı komisyonun kurulduğunu söyledi.
Dünya Bankası’na bağlı Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Güney Avrupa ve Orta Asya Bölümü Direktörü Khosrow Zamani ise, Türk şirketler ile yabancı şirketlerin işbirliği ve ortaklığa gitmelerini desteklemek için 400 milyon dolar finansman kaynağına sahip olduklarını; ancak yeterli başvuru bulunmadığını bildirdi.
|
|
Aydın Haskebabçı
/ Ankara
15.02.2002
|
|
| |
Amerika endüstri bölgeleri kuracak |
Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, 26-27 Şubat 2002 tarihlerinde düzenlenecek işbirliği toplantıları ile iki ülke ilişkilerinin yeni bir ivme kazanacağını düşündüğünü söyledi.
Türkiye’de yüksek teknolojilere sahip endüstri bölgeleri kurmak için çalışmaların sürdüğünü belirten Pearson, hi-tech ürünlerde ABD ile Türk firmalarının işbirliği yapabileceklerini belirtti. Birtakım yasal düzenlemelerin ardından kurulacak bu bölgelerde 22-35 yaş arası genç nüfusa önemli bir istihdam alanı doğabileceğinin altını çizen Pearson, bölgelerin sayısı ve yeri konusunda henüz çalışmaların tamamlanmadığını açıkladı.
Ankara’da düzenlenen ‘Yatırım Ortamının İyileştirilmesi’ konferansında konuşan ABD Büyükelçisi Pearson, konuşmasına toplantıya katılan herkesin 14 Şubat Sevgililer Günü’nü kutlayarak başladı. Çiçek ve çikolata işinde çalışanların Sevgililer Günü’nde iyi iş yapacaklarını düşündüğünü açıklayan Pearson, salonda sık sık çalan cep telefonlarına da, “Ekonomik durum gerçekten iyiye gidiyor, sürekli çalan telefonlar da sanırım bunun bir işareti.” dedi. Öğle yemeği sonrası yaptığı konuşmasında tekstil kotaları konusuna da değinen Pearson, Türkiye’nin tekstil kotaları konusundaki payının artırılması gerektiğini söyledi. ABD’de son dönemde 3 tane tekstil firmasının kapanmak zorunda kaldığını açıklayan Pearson, 2004 yılında tekstil kotalarının tümüyle ortadan kalkacağını ve en az 100 bin Amerikalı’nın işsiz kalacağını açıkladı.
Pearson, ekonomik istikrarın sağlanması ve bürokrasinin azaltılmasının ardından Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların artış göstereceğini ifade etti.
|
|
15.02.2002
|
|
| |
‘Bankalar icra memurluğu yapıyor’ |
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldırım, “Daha önce bankalarda tefeciler hakimdi, şu anda da icra memurları hakim. Bankacılık yapmıyorlar, icra memurluğu yapıyorlar.” iddiasında bulundu.
İTO meclis toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yıldırım, Irak sorunu konusunda bir soru üzerine, Türkiye’nin tavrını net olarak belirlemesi gerektiğini kaydetti.
IMF politikalarına göre Türkiye’nin yönetilmeye kalkılması halinde krizden çıkmanın pek mümkün görünmediğini belirten Yıldırım, hükümetin reel ekonomiyle, küçük ve orta ölçekli işletmelere lojistik finans desteği sağlamaması durumunda bu işletmelerin bir iki ay içinde kapılarına kilit vuracağını savundu. Mehmet Yıldırım, “Bu gidişle önümüzdeki aylarda yeniden bir krizle karşı karşıya kalınacak; ama bu kriz sadece ekonomik kriz değil sosyal krizle birlikte oluşacak.” iddiasını dile getirdi.
Yıldırım, “5 Nisan kararlarının arefesine mi geliniyor” sorusu üzerine de şunları söyledi: “5 Nisan bir tarihtir, bu 15 Nisan olabilir, 25 Nisan da olabilir. Yine geriye dönük ekonomi tarihimizde bir kara gün daha yaşamamak için gayret sarf ediyorum, ama gidişatta hükümette, böyle bir değişikliği yapacak gücü görmüyorum. Bazı olaylar siyasi kararlar gerektirir. Türkiye’de şu andaki finans sistemi bir siyasi karar beklemektedir. Nedir bu? 6 aydır özel sektör her gün kandırılmaktadır (iyileştirme yapacağız) diye. Ama maalesef iyileştirme kötüleştirmeye gitmiştir. O bakımdan ben önümüzdeki bir iki ay içinde ekonomimizin yeniden bir krizle karşı karşıya kalacağını söylüyorum.”
|
|
Ekonomi Servisi
15.02.2002
|
|
| |
Sanayiciler KDV’de indirim istedi |
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu, dün Ankara’da başta Başbakan Bülent Ecevit olmak üzere, Başbakan yardımcıları Devlet Bahçeli ve Hüsamettin Özkan’ı ziyaret ederek sanayicinin önceliklerini anlatan bir rapor sundu.
İSO Başkanı Tanıl Küçük başkanlığındaki heyet dün Ankara’da Başbakan Bülent Ecevit’e “Türkiye’nin Öncelikli Sorunlarına İlişkin Çözüm Önerileri” başlıklı bir rapor sundu. Raporda, yeni yasayla rahatlayan finans sektörünün sanayiciye gerektiği gibi kaynak aktarması, KDV oranlarının da sektör ve mal bazında yeniden gözden geçirilerek düşürülmesi isteniyor.
İSO’nun yeni yönetiminin ocak ayındaki Ankara temasları sırasında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e de bir benzeri sunulan raporda, üretim, finansman, sosyal güvenlik-istihdam, vergi, ihracat, ithalat, enerji, ar-ge ve teknoloji, kamu kesiminin yeniden yapılanması ve Avrupa Birliği başlıkları altında İSO’nun görüşlerine yer verildi.
Raporda, enflasyonla mücadele ve uygulanan ekonomik programın başarısının, devletin yeniden yapılanmasına, harcamaların şeffaflığına ve ciddi tasarruf önlemleri alınmasına, yeni bir personel politikası uygulanmasına, üretimde kalite ve teknolojinin geliştirilerek verimlilik, rekabet gücü ve ihracatın artırılmasına bağlı olduğu belirtildi.
Raporda, Türkiye’nin yıllardır içinde yaşadığı kronik enflasyon ve onun ekonomik ve sosyal hayat üzerinde oluşturduğu tahribatları bir an önce durdurmak ve yeni bilgi çağının gereklerine her alanda ayak uydurmak zorunda olduğu vurgulandı.
Bankacılık konusunda borçların yeniden yapılandırılmasına yönelik son düzenlemenin zorunlu olduğunun neredeyse tüm kesimlerce kabul edildiği belirtilen raporda, “Ama bunun sonucunda rahatlayacak finans sektörü, yeniden yapılanma ile sanayiciye gerektiği gibi kaynak aktarmalıdır.” denildi. Raporda, bankaların mevduat güvencelerinin devlete yük getirmeyecek gerçek bir sigorta sistemine bağlanması gerektiği vurgulanarak, hazırlanmakta olan icra-iflas yasasında konkordato işleyişinin uluslararası uygulamalardan da yararlanılarak yeniden düzenlenmesi istendi.
|
|
15.02.2002
|
|
| |
Aria futbolla büyüyor |
İş–Tim Telekomünikasyon Hizmetleri AŞ Pazarlama ve Satış Reklam Müdürü Sibel Çatılı ve Aria Satış Müdürü Ahmet Rauf Saatçi futbola odaklanmalarının satışlarına olumlu yönde yansıdığını ifade ettiler.
Ahmet Rauf Saatçi, “Bizim aldığımız bilgilere göre yeni abone kaydında birinciyi zorluyoruz. Yapılan çeşitli araştırmalara göre Türkiye’nin yüzde 34’ü futbol taraftarı. 60 milyonun 20 milyonu futbolla uğraşıyor. Bununla ilgili her şey satışları etkiliyor.” şeklinde konuşurken Sibel Çatılı da bütün marketing planlarını futbola endekslediklerini belirtti. Piyasaya adım attıklarında birtakım işlerin iyi gitmediğini hatırlatan Çatlı, “Şimdi toparlıyoruz. Popülasyonun yüzde 42’sini kapsama alanına aldık. O konuda çalışmalar devam ediyor. Futbol bizim için çok doğru ve iyi bir seçim oldu. Çok güzel geri dönüşümler alıyoruz.” dedi.
|
|
Şerif Erdikici
/ İstanbul
15.02.2002
|
|
| |
Hesfibel ABD’den yatırım kredisi aldı |
Cirosunun yüzde 70’ini ihracattan elde eden Hesfibel Fiber Optik, yurtdışı yatırımları için 6,2 milyon dolar uzun vadeli yatırım kredisi aldı.
Kurumsal finansman firması Daruma’nın aracılık yaptığı kredi, Amerika’nın Allfirst bankasından sağlandı.
|
|
15.02.2002
|
|
| |
Halkla İlişkilercilerin yeni başkanı Bozkurt |
Uluslararası İletişim Danışmanlığı Birliği’nin (ICCO) Türkiye temsilcisi PRCI’-nin yapılan başkanlık seçimini Capitol Halkla İlişkiler Genel Müdürü Leyla Bozkurt kazandı.
Bozkurt, üye sayısını artırıp geniş bir alanda etkin olmayı hedeflediklerini söyledi.
|
|
15.02.2002
|
|
| |
Koç Yatırım, danışmanlık hizmeti veriyor |
Koç Yatırım, portföy yönetimi ve hisse senedi aracılık işlemleri konusunda verdiği danışmanlık hizmetini, ülke geneline yayıyor.
İstanbul’dan sonra Ankara ve İzmir’de şubeler açan Koç Yatırım’da yatırımcılar, uygun ürün ve kanala yönlendiriliyor.
|
|
15.02.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
15 Şubat 2002
|
|

Zaman Spor
Ekonomi
|
|
|
|