Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
Yılmaz: Özgür olmayan basın, kötü basındır |
Yeni Basın Yasa Tasarısı, basın kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı toplantıda tartışıldı. Basın temsilcileri tasarıyı, ‘olması gerekenden geride bir tasarı’ olarak nitelendirdi. Başbakan Yardımcısı Yılmaz, ‘Özgür basın, iyi de kötü de olabilir. Ama özgür olmayan basın, kötü basındır.’ dedi.
Yeni Basın Yasası Tasarısı, basın kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı bir toplantıda ele alındı. Basından sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu tarafından organize edilen toplantıya Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile birlikte çok sayıda milletvekili katıldı. Ancak protokol konuşmalarının ardından Basın Yayın Genel Müdürü haricinde hükümet temsilcileri toplantıdan ayrıldılar. Toplantı basın temsilcilerinin kendi aralarında yapılan bir toplantıya dönerken gazeteci Orhan Uğuroğlu, “Görüntüde yer almak için buraya gelenleri kınıyorum.” dedi.
Toplantıya katılan ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Türkiye’yi evrensel özgürlüklere taşıyacak olan en önemli adımlardan birisinin, düşünce özgürlüğü olduğunu ifade ederek, bunları, tarihten, toplum yapısından ve 1982 Anayasası’na dayalı mevzuattan kaynaklanan sorunlar olarak sıraladı. Yılmaz, hükümetin, bütün bu sorunları aşmakta, özgürlükleri genişleterek ve geliştirerek hukuku evrensel demokrasinin kriterlerine ulaştırmakta kararlı olduğunu kaydetti. Kısa bir süre önce gerçekleştirilen Anayasa değişiklikleri ve bunu izleyen uyum yasalarının bu anlamda ulaşılan ‘somut ve başarılı’ adımlar olduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu: “Sizlere sunulan Basın Yasa Taslağı, özgür ve çağdaş yapıya mutlaka kavuşma arzusu ile hazırlanmıştır. Avrupa Birliği (AB) hedefleri çerçevesinde Basın Kanunu’nda yasaklayıcı, kısıtlayıcı hükümlerin bulunması kabul edilemez.” Yılmaz, Basın Kanunu’nun gözden geçirilmesinin AB’ye üyelik sürecinde Türkiye’nin kısa vadeli öncelikleri arasına girdiğini ve ulusal programda ayrıntılı yer verildiğini ifade etti. Özgür basının, mutlaka iyi basın anlamına gelmediğini vurgulayan Yılmaz, “Özgür basın, iyi de olabilir kötü de olabilir. Ama özgür olmayan basın, kötü basındır.” diye konuştu.
Bakan Yılmaz Karakoyunlu, hazırlanan taslağın ‘mükemmel olduğu’ iddiasında olmadıklarını dile getirerek, “Zaten öyle bir iddianın içinde olsaydık, böyle bir toplantı tertip etme ihtiyacı olmazdı.” dedi. Karakoyunlu, toplantıya katılanların da ortaya atacağı fikirlerle taslağın daha ileri bir noktaya getirileceğini söyledi. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Aydın Sezgin, mevcut yasanın hukuk disiplini ötesinde sert bir anlayışa sahip olduğunun söylenebileceğini dile getirdi. Toplantıya katılan basın kuruluşları temsilcileri ise düzenlemeye genel olarak olumlu yaklaşılırken ayrıntılarda eleştiriler yönelttiler. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, taslakta yer alan para cezalarının ağır olduğunu, bunun yerel medyayı zor duruma sokacağını vurguladı. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi ise tasarıyı ‘olması gerekenden geride bir tasarı’ olarak nitelendirdi. Basın özgürlüğü yerine iletişim özgürlüğü kavramını öneren Ekşi, yurt dışında Türkiye’ye girecek yayınlarla ilgili düzenlemeyi içeren 29. maddeyi ‘çok tehlikeli bir düzenleme’ diye nitelendirdi. Televizyon Yayıncılar Derneği Başkanı ve CNN Türk Genel Müdürü Nuri Çolakoğlu ise Basın Yasası'nda olduğu gibi Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Yasası’nda da düzenleme yapılmasını istedi. RTÜK Başkanı Nuri Kayış ise basın sektörünün en büyük sorununun tekelleşme olduğunu vurguladı. Kayış, tasarıda tekelleşme ile ilgili bir düzenlemenin olmamasının eksiklik olduğunu söyledi. Tasarının genel olarak olumlu olduğunu; ancak bazı maddelerinin gözden geçirilmesi geriktiğini vurgulayan Kayış, yurtdışından Türkiye’ye girecek yayınların ‘salt şüpheye dayanarak’ yayınına izin verilmemesinin demokrasiyle bağdaşmayacağını kaydetti.
|
|
/ Ankara, Zaman
15.02.2002
|
|
| |
Chomsky: Anadil vazgeçilmez hak |
ABD’li düşünür ve yazar Noam Chomsky, Diyarbakır Demokrasi Platformu’nca düzenlenen söyleşide,
bir dilbilimci olarak anadilde konuşma hakkı konusunda kendisine sorular yöneltildiğini ve insanın kendi anadilini her zaman her yerde kullanmasının vazgeçilmez bir insan hakkı olduğunu dile getirdiğini söyledi.
Önceki gün Türkçeye çevrilen kitabının duruşmasına katılan ve dün Diyarbakır’a geçen Chomsky, ‘Toplumsallaşma ve hukuk’ konulu söyleşide, Avrupa’nın federasyona doğru gittiğini belirterek, “Bunu Osmanlı İmparatorluğu’na benzetmek mümkündür. Osmanlı İmparatorluğu’nun elbette çok kötü yanları vardı. Ama iyi yanları da vardı. Bunlardan bir tanesi de bölgesel özerklik noktasıydı. Bu tür bir gelişme içinde umarım ki gelecekte bir de özerk Kürdistan olacaktır.” dedi. Chomsky konuşmasında ABD’nin politikalarını eleştirdi. Daha sonra İnsan Hakları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Osman Baydemir, Chomsky’ye Kürtçe yazılı plaket verirken, öğrenciler İngilizce–Kürtçe sözlük hediye etti. Chomsky dün ayrıca beraberindekilerle birlikte tarihi Diyarbakır surlarına çıktı. Diyarbakır’ın varoş mahallelerinden Ben–ü Sen’i gezen Chomsky, tandır ekmeği yedi, terör yüzünden göç eden bir aileyi ziyaret etti. Chomsky, Surp Gıragos Ermeni Kilisesi’ni gezdi.
|
|
Mithat Şengöz
/ Diyarbakır
15.02.2002
|
|
| |
Sezer de ‘Depreme hazır değiliz’ dedi |
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Kandilli Rasathanesi'ni ziyaret ederek İstanbul depremine hazırlıklarla ilgili bilgi aldı.
Brifing çıkışında, “Türkiye ve İstanbul depreme hazır mı?” sorusu üzerine Sezer, “Tam olarak belki hazır değil. Bunlar için ekonomik kaynak gerekiyor. Projeleri hazırlanmış, bazı önlemler alınmış. Sayın Başbakan’a görüşmelerimde bunları aktaracağım.” dedi. Prof. Dr. Işıkara da Sezer’e, Deprem Park Projesi, İstanbul Afet Hazırlık Projesi, zorunlu deprem sigortası, Türkiye Yeni Genişbant Veri Toplama Projesi, İstanbul’da otoyol–köprü ve viyadüklerin deprem riski konuları üzerinde bilgi verdiklerini söyledi. Işıkara, Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik’in de brifingde, İstanbul’un kentsel deprem riski, bazı tarihi eserler ile Ayasofya ve Süleymaniye camilerinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdiğini açıkladı. Otoyol, köprü ve viyadüklerin ‘deprem davranışı’ konusuna değindiklerini anlatan Işıkara, “Özellikle Mecidiyeköy ve Ortaköy viyadüklerinin bir an önce güçlendirilmesi gerektiğini bildirdik. Hastane ve okulların güçlendirilmesi, sanayi ve dolum tesislerinde mutlaka önlem alınması gerektiğini arz ettik.” diye konuştu.
|
|
Fatih Uğur
/ İstanbul
15.02.2002
|
|
| |
Siber Karakol, vatandaşların müracaatlarını bekliyor |
Trabzon Emniyet Müdürlüğü tarafından 15 gün önce açılan web sitesinde oluşturulan Türkiye’nin sanal ortamdaki tek karakolu vatandaşların müracaatlarını bekliyor.
Türkiye genelinde Emniyet Genel Müdürlüğü dışında 21 ilde web sitesi bulunuyor. Trabzon Emniyeti tarafından oluşturulan web sitesi son teknoloji ile gerçekleştirildi.
Emniyet Müdürü Hamdi Güngör, vatandaşların sorunlarını web sitesi sayesinde karakola gitmeden ‘Siber Karakol’a iletebileceklerini belirterek, “İnternette oluşturulan Siber Karakol’la Trabzon’daki karakol sayısını 6’ya çıkarmış olduk.” dedi. Vali Adil Yazar da web sitesi sayesinde halkın daha fazla bilinçleneceğini ve daha rahat hareket edeceğini söyledi. “www.trabzonemniyet.gov.tr” sitesini hazırlayan Komiser Yardımcısı Özgür Bulut, ‘internet alemindeki tek karakolun Trabzon Emniyeti tarafından oluşturulduğunu belirtti.
Özgür Bulut’un verdiği bilgiye göre, Siber Karakol sayesinde vatandaş internet aracılığı ile tüm şikayetlerini iletebilecek. Sitede pasaport müracaatı bile yapılabilecek. Sitede, “Polis insan haklarını ihlal ediyor.” kanaatini yok etmek için vatandaşın hakları yer alıyor. Sitede 24 saat boyunca meydana gelen olaylar, soygunlar, ihbarlar gibi konulara da yer verilecek.
Komiser Yardımcısı Bulut, bütün bu imkanlara rağmen, yeterince tanınmaması yüzünden 15 günlük süre içerisinde www.trabzonemniyet.gov.tr sitesine hiçbir müracaat olmamasından şikayetçi. Bulut, tanıtımın yapılması ve halka anlatılması için afişler hazırlandığını ve afişlerin şehrin muhtelif yerlerine asılacağını söyledi.
|
|
Muammer Turan
/ Trabzon
15.02.2002
|
|
| |
11 Eylül, Rus turistleri etkilemedi |
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin (TÜRSAB), üyeleri arasında yaptığı ankete göre, 11 Eylül 2001’de Amerika’da yaşanan terör saldırısının ardından ülkemize yönelik yaşanan rezervasyon iptallerinden Rusya pazarının hiç etkilenmediği ortaya çıktı.
11 Eylül olaylarıyla birlikte meydana gelen uçak korkusu ile en fazla iptal 13 bin 500 kişi ile Alman pazarında yaşanırken, Rusya pazarında kayda değer iptal olmadı. TÜRSAB’ın çalışmasında rezervasyon iptallerinde Alman turistleri, sırasıyla 10 bin kişi ile ABD ve 4 bin kişiyle ise Japon pazarı izledi. Yine ankete göre, 11 Eylül olaylarından sonra turizm sektöründe yaşanan daralmadan dolayı acentelerin yüzde 40’ı tanıtımda büyük kısıntılar yapmayı tercih etti. Ankete cevap veren 66 acentenin yarısı, bu sene düzenlenecek hiçbir turizm fuarına katılmayacak.
|
|
Hakan Yılmaz
/ İstanbul
15.02.2002
|
|
| |
MGK: Fogg’un maillerini vermedik |
Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği, Avrupa Birliği Türkiye Temsilcisi Karen Fogg’a ait elektronik posta yazışmaları ile ilgili bilginin MGK Genel Sekreterliği’nden alındığını ima eder mahiyette haberler yayınlandığını belirterek, ‘MGK Genel Sekreterliği’nin hiçbir zaman bu tür faaliyetler içinde olmadığını’ bildirdi.
MGK Genel Sekreterliği’nden yapılan yazılı açıklamada “Faaliyet sahaları itibarıyla böyle bir işlem içerisinde olması düşünülemez. Bu itibarla haber tamamen asılsız ve yakışıksızdır.” denildi. Öte yandan, İşçi Partisi (İP), Karen Fogg’a ait olduğunu iddia ettiği elektronik postalarla ilgili açıklamalarını sürdürdü. İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, Karen Fogg’un Dışişleri Bakanlığı’ndan ‘gizli çalışarak’ bilgi topladığını öne sürdü.
|
|
Göksel Geçin
/ Ankara
15.02.2002
|
|
| |
Son 4 ayda yağışlar normali aştı |
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü 1 Ekim 2001 ile 31 Ocak 2002 tarihleri arasındaki 4 aylık yağış raporunu açıkladı. Buna göre ekim–ocak dönemi mevsim normali yağış ortalaması 313,9 mm iken, son 4 aydaki yağış ortalaması 431,1 mm oldu.
Geçen yıl bu rakam 190,1 mm’de kalmıştı. Son 4 aydaki yağışlarda mevsim normaline göre yüzde 37,3, geçen yıla göre ise yüzde 126,8 oranında artış gözlendi. 2002 Ocak ayında ise yağışlar genel olarak normallerinden az, geçen yıl yağışlarından fazla oldu. Ocak ayı yağış ortalaması 74,8 mm olarak ölçülürken, normali 89,3 mm, geçen yılın ortalaması 32,3 mm olarak açıklandı. Yağışlarda normallere göre yüzde 16,3 azalma, geçen yıla göre yüzde 131,2 artış kaydedildi.
|
|
H.İbrahim Balta
/ İstanbul
15.02.2002
|
|
| |
Hava sıcaklıkları azalacak |
Karadeniz üzerinden gelen soğuk hava sebebiyle hava sıcaklıklarının 4–12 derece arasında düşeceği bildirildi.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, yurdun kuzey kesimlerinin bugünden itibaren soğuk havanın etkisine gireceği belirtildi. Marmara’nın doğusu, Karadeniz, İç Anadolu’nun kuzeydoğusu ile Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yağış beklendiği ifade edildi. Orta ve Doğu Karadeniz, Batı Karadeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu’nun kuzeydoğusu ile Doğu Anadolu’nun kuzeyinde karla karışık yağmur ve kar beklendiği kaydedildi. Hafta sonunda Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun doğusunda kar şeklinde görülecek yağışların hafta başında yurdu terk edeceği, hava sıcaklığının yeni haftanın ilk gününden itibaren tekrar artacağı belirtildi.
|
|
/ Ankara, aa
15.02.2002
|
|
| |
Zakir Avşar: Teklif almadım |
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi Zakir Avşar, RTÜK Başkan Yardımcısı Fatih Karaca’dan ‘başkan yardımcılığı teklifi’ almadığını açıkladı.
Zakir Avşar, dün Zaman’ın manşetten duyurduğu, ‘Nuri Kayış’tan istifasını isteyen Fatih Karaca’nın, kendisini başkan yardımcılığına önerdiği’ iddiasıyla ilgili olarak “Sayın Karaca’nın Sayın Kayış’tan böyle bir talepte bulunduğuna dair bir malumatım yoktur. Sayın Karaca’dan bana intikal eden veya benim arzum dahilinde bulunan bir ‘başkan yardımcılığı’ teklifi hiçbir şekilde cereyan etmemiştir.” dedi.
İki yıl önce yapılan başkanlık seçimlerinde kendisinin başkan yardımcılığının başkan adayları Kutlu Savaş ve Fatih Karaca tarafından gündeme getirildiği; ancak bunu kabul etmediğini savunan Avşar, “Aradan geçen iki yıl boyunca bu anlamda benim açımdan herhangi bir değişiklik doğmamıştır. Dolayısıyla böyle bir teklife açık olmayacağım ortadadır.” diye konuştu. Avşar, Üst Kurul’da gruplaşma olmadığını da savunarak, kararların oy çokluğu ile alındığını söyledi.
|
|
/ Ankara, Zaman
15.02.2002
|
|
| |
Deprem, Akşit ailesinin peşini bir türlü bırakmadı |
Afyon’un Başmakçı İlçe Müftüsü Vehbi Akşit ve ailesi, 1997’de Dinar depremini yaşadı. Akşit ailesi 1999’da konuk olarak geldikleri Kocaeli Körfez'de, Marmara depreminde 36 saat enkaz altında kaldı. Aileyi son olarak, Afyon depremi yakaladı.
Son 5 yılda meydana gelen depremler yüzünden, kayıpların yanı sıra milyonlarca insan psikolojik tavma yaşadı. Peş peşe 3 büyük depremi yaşayan Afyon’un Başmakçı İlçesi. Müftüsü Vehbi Akşit ve ailesi ise, bu travmayı en fazla yaşayanlardan oldu. 1997’de Dinar depremini yaşadıktan sonra ailesiyle birlikte eşinin ailesinin bulunduğu Kocaeli’nin Körfez ilçesine gelen Vehbi Akşit, burada 1999 Marmara depremini yaşadı. 4 katlı binanın yıkılması sonucu kayınpederini kaybeden ve çocuklarıyla birlikte 36 saat sonra enkaz altından kurtarılan Vehbi Akşit, ailesiyle birlikte Afyon’a döndü. Deprem, Akşit ailesini bu kez de Afyon’da yakaladı.
Deprem onları adeta adım adım izlerken, Akşit ailesinin 8 yaşındaki kızları Elif ile 6 yaşındaki kızları Esra da, kısacık yaşamlarında büyük depremleri yaşadı. Marmara depreminde enkazdan yaralı olarak kurtulan Elif ile Esra’nın kurtarılışını simgeleyen fotoğraflar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın başlattığı ‘Kardeş Aile Kampanyası’nın afişlerinde yer aldı ve iki kardeş tüm Türkiye tarafından tanındı.
Başmakçı'ya dönen Akşit ailesinin kızları Elif ve Esra, 3 Şubat’taki depremden sonra, yarıyıl tatilini geçirmek amacıyla Körfez'deki büyükannelerinin yanına geldi. Elif ve Esra Akşit, depremlerde yaşadıkları korkuları yenmeye çalışıyor. Büyük anneleri Bingül Yıldırım (69) ile yaşadıkları acıyı unutamadıklarını; ancak çok sevdikleri için birlikte moral bulmak için yanına geldiklerini anlatan Elif Akşit, “O günleri unutamadık; ama Afyon’da yeniden yaşayınca, sanki büyükannemizin yanında daha güvenli olacağımızı hissettik.” dedi.
|
|
/ İzmit, aa
15.02.2002
|
|
| |
85 bin hacı adayı kutsal topraklara ulaştı |
Hac farizasını yerine getirmek isteyen-lerden 85 bini kutsal topraklara ulaştı. Hacı adayları arasında 14 milletvekili de var.
Türkiye ve Avrupa ülkelerinden bu yıl hacca gelecek 89 bin Türk hacı adayından 85 bini kutsal topraklara ulaştı. Hacı adayları, Cidde Havaalanı’nda Diyanet İşleri Başkanlığı görevlilerince karşılanarak, kalacakları yerlere götürülüyorlar. Diyanet ve turizm şirketleri tarafından getirilen hacı adaylarından 70 bini halen Mekke’de, 15 bini de Medine’de bulunuyor. Bu yıl kutsal topraklara gelecek 16 milletvekilinden 14’ü de bir kısmı eş ve çocuklarıyla olmak üzere kutsal topraklara geldi. Hac farizasını yerine getirecek milletvekili hacı adaylarının isimleri şöyle: MHP Manisa Milletvekili Hüseyin Akgül, MHP Bayburt Milletvekili Şaban Kardeş, MHP Çorum Milletvekili Melek Denli Karaca, MHP Van Milletvekili Ayhan Çevik, AK Parti Kocaeli Milletvekili M. Vecdi Gönül, AK Parti Bingöl Milletvekili Mahfuz Güler, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Zülfikar İzol, SP Sivas Milletvekili Temel Karamollaoğlu, SP Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu, SP Erzurum Milletvekili Fahrettin Kukaracı, ANAP Mardin Milletvekili Süleyman Çelebi, ANAP Şırnak Milletvekili M. Salih Yıldırım, DYP Diyarbakır Milletvekili Nurettin Atik, DYP Siirt Milletvekili Takiiddin Yarayan, DSP İzmir Milletvekili Kemal Vatan ve İstanbul bağımsız milletvekili İsmail Kahraman. Kutsal topraklara son kafilelerin 16 Şubat’ta gelecekleri kaydedildi.
|
|
Özcan Yağmur
/ Ankara, Mekke
15.02.2002
|
|
| |
14 hacı adayı vefat etti |
Kutsal topraklarda 14 hacı adayı kalp krizi, yüksek tansiyon, trafik kazası ve düşme gibi sebeplerle vefat etti.
Vefat eden hacı adaylarının adları şöyle: “Mehmet Karabacak (86) İstanbul 1. grup, A. Gani İnce (84) Diyarbakır 4. grup, Osman Türkdönmez (68) Samsun 2. grup, Sebahattin Ergen (68) Diyarbakır 3. grup, İsmail Hakkı Aydın (55) TÜRSAB, İzzet Çuhadar (71) Samsun 8. grup, Hasan Çınar (72) Adana 8. grup, Emine Ayrı (90) Diyarbakır 5. grup, Hüseyin Kılınç (75) Adana 1. grup, Adil Şeker Fransa, Ayşe Sıddıka Demirata (76) İzmir 11/5. grup, Zeytun Ayhan (66) İstanbul 6. grup, Tahir Polat (75) Erzurum 6. grup, Saadet Kanal (57) Gaziantep 2/3. grup.
|
|
15.02.2002
|
|
| |
Örümcek’in İsviçre ve İsrail hesapları belirlendi |
Örümcek Ağı operasyonunda önemli bulgulara ulaşıldı. Maliye müfettişleri 1995-2000 yılları arasında yurtdışına sevk edilen paraların adreslerini tespit etti. Dava, önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak.
1995–2000 dönemindeki hayali ihracat bağlantılı para hareketini ve kaynağı belirsiz kara para trafiğini aydınlatmayı amaçlayan “Örümcek Ağı” dosyasında önemli bulgulara ulaşıldı. Önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak olan dava dosyasında yer alan tutanaklar, bu paraların bir bölümünün transfer edildiği İsviçre ve İsrail’deki adresleri gösteriyor.
Maliye müfettişleri Ali Atay ve Bahadır Yıldız’ın hazırladığı 54 sayfalık rapor ve Hazine Başkontrolörü Ali Acu’nun imzasını taşıyan 71 sayfalık raporda, Türkiye’den yurtdışına sevk edilen paraların gönderildiği Paris, Londra, Cenevre, Tel Aviv, Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri, Kıbrıs, Hong Kong, Tayland ve ABD’deki adresler yer alıyor.
İsviçre’deki bankalara yapılan transferlerde, altı yıl içinde 341 milyon dolarlık hayali ihracat yaparak 58 milyon dolar haksız kazanç sağlamakla suçlanan tekstilci Erol Maks Kohen’in arkadaşı Benjamin Avayu dikkat çekiyor. Avayu’nun, İsviçre’deki Bank Multi Commerciale ve Union Bancaire Privee’de döviz hesapları olduğu belirlendi. İsrail’e yapılan para transferleri ise “Tufan” kod adını taşıyan kişi ve David Rozenvasser adına yapıldı.
47 yaşında olan ve ikamet adresini İstanbul olarak veren Benjamin Avayu, dosyada yer alan 31 Aralık 2001 tarihli ifadesinde, İsviçre bankalarındaki paraları Erol Kohen’in kendisine İstanbul’da teslim ettiğini belirtiyor. Paraları İsviçre’ye götürdükten sonra, Kohen’in belirttiği firmaların Türkiye’deki hesaplarına ihracat bedeliymiş gibi gönderdiğini kaydeden Avayu, havaleleri genellikle Cenevre’deki Banque De Camondo üzerinden yaptı. Ege Biracılık şirketi adına 2 milyon 268 bin dolar, Pimaş Plastik adına 1 milyon 830 bin dolar, Vizon Giyim adına 934 bin dolar ve Esem Elektrik adına 321 bin dolar bu banka kanalıyla gönderildi. Nokta Dış Ticaret şirketi adına gönderilen 664 bin dolar ise, Cenevre’deki Finansbank Suisse SA Head Office’ten geldi. Türkiye ile İsviçre arasındaki karşılıklı para trafiğinde, yine bir İsviçre bankası olan Credit Suisse de dikkat çekiyor. 1997–98 yıllarında Valcambi adını taşıyan bir şirketin bu bankadaki hesabına Türkiye’den 14 milyon dolar transfer edildi.
Dava dosyasındaki çeşitli tutanaklarda Benjamin Avayu ile ilgili bazı bilgiler yer alıyor. Erol Kohen, tutuklandığı 1 Kasım 2001 günü, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Hakimi Rüstem Çiloğlu’nun sorusu üzerine, “Benjamin benim çocukluk arkadaşımdır.” diyor. Davanın sanıklarından Nilsay Tekstil şirketinin sahibi Nilgün Sayıner, 30 Ekim 2001 tarihli ifadesinde Kohen kardeşlerin servetlerini İsviçre, Amerika ve İsrail’e transfer ettiklerini, ayrıca 1999’da İspanya vatandaşlığına geçtiklerini öne sürüyor. Kohen’in üç sirket elemanı da ifadelerinde Avayu’yla ilgili sorulara cevap veriyorlar. Münir Berberoğlu, 28 Ekim 2001 tarihli ifadesinde, “Bankalardan yüklü miktarda para çekip getirdiğim zaman Erol Kohen’in odasında Benjamin Avayu yanında oluyordu. Benim getirdiğim parayı ona veriyordu.” diyor. Yusuf Sadi Uludağ, aynı tarihi taşıyan ifadesinde, “Erol Kohen’in bütün ithalat, ihracat, döviz alımı ve satımı, şirkete para getirilmesi, götürülmesi işleri bu şahıs tarafından yapılıyordu.” derken, Ersin Korkmaz 4 Kasım 2001 tarihli ifadesinde, “Kohen telefonla kendisini çağırır, Benjamin gelerek paraları alır ve giderdi.” ifadesini kullanıyor.
İsrail’e yapılan para transferi ile ilgili bilgiler, Hazine Baskontrolörü Ali Acu’nun raporunda yer alıyor. Rapora göre, Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiligi Ekonomi Müşavirliği’nden Tufan isimli kişi ve David Rozenvasser hakkında bilgi istenmesi üzerine, Acu’ya özetle şu bilgi gönderildi: “Paraların transfer edildiği David Rozenvasser ile irtibata geçildi. Rozenvasser bilgi vermedi; ancak onunla çalıştığını söyleyen Alex Yarrov, elçiliği arayarak Tufan isimli şahsın da bilgisi dahilinde olduğunu, yazılı sorulması halinde ikisi hakkında da bilgi verebileceğini söyledi. Ama yazılı bilgi istenmesine rağmen Alex Yarrov’dan hiçbir cevap alınamadı. Bunun üzerine İsrail Merkez Bankası yetkilisi Miky İran ile irtibat kuruldu. İran, ‘Yurtdışından gelen transferleri incelemeye yetkimiz yok.’ dedi.” Dosyada, İsrail’deki bağlantılardan biri olarak, Discaount Bankası’nın ismi de geçiyor.
Örümcek Ağı’ndaki para hareketinin yurtdışı ayağında İsviçre ve İsrail’le birlikte, Paris’teki Katar National Bank, Londra’daki Turkishbank, Dubai’deki Middle East Bank, Hollanda’daki FB N. V. Amsterdam Bankası, Almanya’daki Bank Kreiss Ag. Frankfurt, Bahreyn’deki Körfezbank, Sindibank S.A. Banco Atlontico, İstanbul’daki Arap Türk Bankası ve Kıbrıs’taki Atlasbank da yer alıyor. Örneğin, Londra’daki Turkishbank üzerinden 29 milyon dolar, Kıbrıs’taki Atlasbank üzerinden 90 milyon dolarlık transfer yapıldı. Örümcek Ağı dosyasının soruşturulmasını Ankara Ankara DGM yapmıştı. Suç yeri İstanbul olduğu için Ankara DGM, dosyayı İstanbul DGM’ye gönderdi. İstanbul DGM’nin dosyayı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermesi ve yargılamaya başlanması bekleniyor.
|
|
Faruk Mercan
/ İstanbul
15.02.2002
|
|
| |
Okuyan’ın şakasını ciddiye aldılar |
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, 3 gün sürecek Isparta, Burdur ve Antalya gezisinin ikinci gününde tam bir kara mizah örneği yaşadı.
Isparta Valiliği’ni ziyareti sırasında bandoyla karşılanmasını eleştirmek için “Bari bir de kırmızı halı serseydiniz.” diyen Bakan Okuyan, belediyeye gelişinde kırmızı halıyla karşılandı. Isparta Valiliği’ni ziyaret eden Bakan Okuyan, valilik önünde kendisini polis tören mangasının karşılamasını eleştirdi. Okuyan, “Bu tür protokollerle kaybedilecek zamanımız yok. Bari bir de kırmızı halı serseydiniz. Sanki kırmızı halı olmazsa yürüyemeyeceğiz.” dedi.
Okuyan, daha sonra ziyaret ettiği Isparta Belediyesi’nde de zabıtalardan oluşan tören mangası tarafından karşılandı. Okuyan, belediye binasından giriş kapısına kadar kırmızı halı serildiğini görünce valilikteki eleştirilerini tekrarladı. Okuyan, bu uygulamaların Ankara’dan kaynaklandığını söyledi.
|
|
Uğur Sağındık
/ Isparta
15.02.2002
|
|
| |
Mirzaoğlu, deniz taşımacılığını Bakanlar Kurulu’na getiriyor |
Denizcilikten sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu, önümüzdeki pazartesi günü yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısına ‘deniz taşamacılığının sorunları ve çözüm önerileri’ hakkında hazırladığı bir rapor sunacak.
Raporda, Türk deniz taşımacılığının durumu gözler önüne seriliyor. Türk deniz taşımacılığının yaklaşık üçte ikisinin yabancı bayraklı gemilerle yapıldığına dikkat çekilen raporda, özellikle dış ticaret yüklerinin yüzde 30’unun Türk bayraklı gemilerle, yüzde 70’inin ise yabancı bayraklı gemilerle taşındığının altı çiziliyor. Bu durum, Türkiye’nin dünya deniz taşımacılığında elde ettiği 3,54 milyar dolarlık gelirin 2,5 milyar dolarının yabancı bayraklı gemilere navlun bedeli olarak gitmesine sebep oluyor. Mirzaoğlu’nun raporunda, Karayolları ile denizyolları arasındaki fark şöyle ortaya konuluyor: “ Bütçeden karayoluna ayrılan pay, havayollarının 2,5, denizyollarının ise 18–20 katı olmaktadır. 2001 yılı için karayollarına ayrılan 1 katrilyon 32 trilyon liranın yaklaşık, 334 tirilyonu bakım ve onarıma gitmektedir. Karayollarında yaşanan trafik kazalarının getirdiği ölüm oranları büyük boyutlara erişmiştir.” Türkiye’nin denizyollarına önem vermesiyle kaynak tasarrufu gerçekleştireceği belirtilen raporda, yapılması gerekenler şu şekilde sıralanıyor: Yunanistan ve diğer ülkelerde olduğu gibi, kabotaj hattında çalışan Türk bayraklı gemilerin de Özel Tüketim Vergisi’nden muaf olması gerekir. Ülkemizde de acilen teşvik uygulamasına geçilmelidir. Deniz ticaret filomuzun okulu durumda olan ‘Türk Koster Filosu’nun acilen yenilenmesi gerekmektedir. "
|
|
Selim Kuvel
/ Ankara
15.02.2002
|
|
| |
‘Katil yosun biyolojik silah olabilir’ iddiası |
Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, dünyada ‘katil yosun’ olarak bilinen clauerpa taxifolia’nın biyolojik silah olarak kullanılabileceğini ileri sürdü.
Süveyş Kanalı’nın açılmasından sonra Akdeniz’e yayılan ‘katil yosun’ caulerpa racemosa’nın Güllük Körfezi, Bodrum Akyarlar, Marmaris, Kaş, Kemer, Antalya kıyılarına kadar ulaştığına dikkati çeken Prof. Dr. Neyişçi, turizmdeki rakip ülkelerin turistik kıyıları hedef alabileceğini kaydetti. Hırvatistan kıyılarını etkileyen katil yosun taxifolia hakkında konuşan Neyişçi, “9 farklı toksit madde salgılıyor. Deniz dibini kaplıyor. Hiçbir canlıya yaşama alanı bırakmıyor. Şarbonu biyolojik silah olarak kullanan zihniyet, katil yosunu da biyolojik silah olarak kullanabilir. Turizmdeki ülkelerarası rekabet bu ihtimali akıllara getiriyor.” dedi. Katil yosun ilk kez 1984 yılında tropikal ortamlardan alınıp sergilenmek üzere Monaco Deniz Bilimleri Müzesi’ne getirildi; ancak dikkatsizlik sonucu denize karıştı. 60 metre derinlikte yaşayabilen katil yosun, bir yılda birkaç kilometrekare alanı kaplıyor.
|
|
Ümit Karakaya
/ Antalya
15.02.2002
|
|
| |
‘Alevi ismi kapatmaya gerekçe olmamalı’ |
Dünya Ehl–i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun ile Avrupa Ehl–i Beyt Alevi Federasyonu Başkanı Fuat Mansuroğlu, Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Alevi ve Bektaşi Kuruluşları Birliği Kültür Derneği’ni kapatma kararına tepki gösterdi.
Altun ve Mansuroğlu’nun ortak imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, “Kutsal kavramlar suçlu değildir; ancak o kutsal kavramları yanlış yorumlayan suçlu olabilir.” denildi. Aleviliğin doğru bilinmediğinin kaydedildiği açıklamada, verilen kararın bilgisizlikten kaynaklandığı ileri sürülerek, kararın Yargıtay’dan geri dönmesinin beklendiği ifade edildi. Son yıllarda yapılan doğru ve birleştirici çabaların yeni olgunlaşmaya başladığı belirtilen açıklamada şöyle denildi: “Alevi sözcüğünden dolayı bir kuruluşun kapatılması ile Aleviliği çıkar ve ideolojik amaçları için kullananlar kadar bir hata işlendiği görüşündeyiz. Bu kararın Yargıtay’dan döneceği inancındayız.” Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, Alevi ve Bektaşi Kuruluşları Birliği Kültür Derneği’ni, isminde ‘Alevi’ kelimesi geçtiği için kapatmıştı.
|
|
Haber Merkezi
15.02.2002
|
|
| |
İlk Türk astronotuna yazılan mektup sahibini buldu |
PTT’nin düzenlediği “2000 Yılına Mektup” kampanyasında Bayram Kaya’nın ilk Türk astronotuna hitaben 1987’de yazdığı mektup Türkiye’den uzaya giden olmadığı için Kazak astronot Toktar Aubakirov’a teslim edildi.
1987 yılında düzenlenen ‘2000 yılına mektup’ kampanyası kapsamında ilk Türk astronota hitaben yazılan mektup “ilk Türk uzay adamı” unvanını taşıyan Kazak astronot Toktar Aubakirov’a teslim edildi. 2000 yılında teslim edilmesi gereken; fakat Türkiye’den uzaya giden bir astronot bulunmadığı için sahibine ulaştırılamayan mektup, Ulaştırma Bakanlığı’nda düzenlenen bir törenle Kazakistanlı astronot Toktar Aubakirov’a verildi. Ulaştırma Bakanı Oktay Vural, uzaya Türkiye’den çıkan bir astronot bulunmadığı için mektubu Kazak astronot Toktar Aubakirov’a vermeyi uygun bulduklarını söyledi. Törene, mektubu yazan ve 1999 yılında vefat eden Bayram Kaya’nın eşi Esin Kaya ile oğlu Murat da katıldı.
Mektubu teslim alan Kazakistan Cumhurbaşkanı Danışmanlığı görevini de sürdürmekte olan Kazak astronot Toktar Aubakirov, çok duygulandığını vurgulayarak, şunları söyledi: “Türk halkına teşekkürlerimi sunuyorum. Beni Türk dünyasının evladı olarak görmenizden gurur duydum. Ben, ekim ayında uzaya çıkmıştım. Bayram Kaya da mektubu ekimde yazmış. Sanki geleceği görmüş. Çok duygulandım. Mektubu yazan kişi şu an yanımda olsaydı tabii ki duygularım daha farklı olurdu.” dedi. Kazak astronot Aubakirov, orada bulunan, Bayram Kaya’nın eşi Esin Kaya’ya, uzaya giderken yanlarında götürdükleri ve üzerinde MİR uzay istasyonunun logosu bulunan bir zarfı hediye etti.
Bayram Kaya’nın eşi Esin Kaya da kampanya kapsamında eşinin biri kendilerine, biri dönemin Başbakanı Turgut Özal’a ve biri de uzaya çıkacak Türk astronota olmak üzere üç mektup yazdığını anlattı. Eşinin 1999 yılı sonunda vefat ettiğini söyleyen Esin Kaya, kendilerine yazılan mektubu eşinin ölümünden 4 ay sonra aldıklarını belirtti.
Bayram Kaya tarafından gönderilen mektupta, şöyle deniliyor: “Uzaya çıkan ilk Türk uzay adamı, sana sevgi ve selam olsun. Şu anda, 21 Ekim 1987, saat 22.30. Televizyonda, ‘Ben Bilirim’ programında, Mehmet Özbek yönetiminde ‘Vallahi O Yardır’ türküsü söyleniyor. Yılların düşü şahsınızda gerçekleşmiş. Ne mutlu size. ‘İstikbal göklerdedir’ diyen Büyük Önder
Atatürk’ün arzusu gerçekleşmiş, ne güzel. Acaba sağ kalıp da görebilir miyiz? Kader... Kim bilebilir ki Yüce Tanrı’dan başka. Haklı bir gurur, gerçek bir övünç kaynağı sizin olayınız. Ne mutlu size ve ailenize. Gözlerinden öper, sıhhat ve afiyetler dilerim.” Ön ve arka yüzlü olarak yazılan mektubun arka yüzüne Bayram Kaya’nın, “Bu mektup ilk Türk astronota yazılması sebebiyle çok değerlidir. Bu sebepten mektubun açık artırmayla satılarak gelirinin mirasçılarım ile astronot arasında paylaştırılmasını istiyorum.” notunu düştüğü görüldü.
Mektubu alan Toktar Aubakirov, 27 Temmuz 1946’da Kazakistan’da doğdu. Aubakirov, MIR yörünge kompleksinde, 2–10 Ekim 1991 tarihlerinde, ilk uzay uçuşunu yaptı. Uzay uçuşu; 7 gün, 22 saat, 12 dakika, 39 saniye sürdü.
|
|
Ziya Yıldırım, Ünal Aydın
/ Ankara
15.02.2002
|
|
| |
Yemen, Osmanlı eserlerini restore edecek |
Suudi Arabistan yönetimi Osmanlı’nın “Ecyad Kalesi”ni yıkarak büyük tepki toplarken, Yemen, ülkede bulunan Osmanlı eserlerinin korunması ve aslına uygun bir şekilde restorasyonunun yapılması için bir çalışma başlattı.
Her biri çok değerli kültür varlığı olan, geleneksel mimari tarz ve süsleme sanatımızın paha biçilmez özelliklerini taşıyan eserlerimizin korunması için Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih öncülük ediyor. Yemen’e yaptığı ziyaret sırasında Osmanlı eserlerinin koruma altına alındığını öğrenen Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu, “Yemen hükümetinin Osmanlı eserlerine sahip çıkması, heyetimizi son derece memnun etmiştir.” dedi.
|
|
/ Ankara, cha
15.02.2002
|
|
| |
Afganistan’daki mayınları Türkler temizlemeye talip |
Irak’ın, 1990 yılındaki işgali sonrası Kuveyt’e döşediği yaklaşık 4 bin patlayıcıyı imha ederek, bölgeyi temizleyen İÇTAŞ firması, Afganistan’daki mayın ve patlayıcıların temizlenmesi işini üstlenmek için çaba sarf ediyor.
İÇTAŞ Genel Başkan Yardımcısı Fırat Çeçen, başta Mezar–ı Şerif ve çevresi olmak üzere Afganistan'da 10 milyon mayının gömülü olduğu olduğunu söyledi. Afganistan–Pakistan sınırının yüzde 40’ının mayınlarla kaplı olduğunu belirten Çeçen, BM’nin 7 yıl içinde bölgeyi tamamen mayın ve patlayıcılardan arındırmak istediğini, bu iş için de 900 milyon dolar civarında bir bütçe ayırdığını kaydetti.
|
|
Gülten Sarı
/ Ankara
15.02.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
15 Şubat 2002
|
|

Zaman Spor
Haberler
|
|
|
|