Yeni Basın Yasa Tasarısı, basın kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı toplantıda tartışıldı. Basın temsilcileri tasarıyı, ‘olması gerekenden geride bir tasarı’ olarak nitelendirdi. Başbakan Yardımcısı Yılmaz, ‘Özgür basın, iyi de kötü de olabilir. Ama özgür olmayan basın, kötü basındır.’ dedi.
Yeni Basın Yasası Tasarısı, basın kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı bir toplantıda ele alındı. Basından sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu tarafından organize edilen toplantıya Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile birlikte çok sayıda milletvekili katıldı. Ancak protokol konuşmalarının ardından Basın Yayın Genel Müdürü haricinde hükümet temsilcileri toplantıdan ayrıldılar. Toplantı basın temsilcilerinin kendi aralarında yapılan bir toplantıya dönerken gazeteci Orhan Uğuroğlu, “Görüntüde yer almak için buraya gelenleri kınıyorum.” dedi.
Toplantıya katılan ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Türkiye’yi evrensel özgürlüklere taşıyacak olan en önemli adımlardan birisinin, düşünce özgürlüğü olduğunu ifade ederek, bunları, tarihten, toplum yapısından ve 1982 Anayasası’na dayalı mevzuattan kaynaklanan sorunlar olarak sıraladı. Yılmaz, hükümetin, bütün bu sorunları aşmakta, özgürlükleri genişleterek ve geliştirerek hukuku evrensel demokrasinin kriterlerine ulaştırmakta kararlı olduğunu kaydetti. Kısa bir süre önce gerçekleştirilen Anayasa değişiklikleri ve bunu izleyen uyum yasalarının bu anlamda ulaşılan ‘somut ve başarılı’ adımlar olduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu: “Sizlere sunulan Basın Yasa Taslağı, özgür ve çağdaş yapıya mutlaka kavuşma arzusu ile hazırlanmıştır. Avrupa Birliği (AB) hedefleri çerçevesinde Basın Kanunu’nda yasaklayıcı, kısıtlayıcı hükümlerin bulunması kabul edilemez.” Yılmaz, Basın Kanunu’nun gözden geçirilmesinin AB’ye üyelik sürecinde Türkiye’nin kısa vadeli öncelikleri arasına girdiğini ve ulusal programda ayrıntılı yer verildiğini ifade etti. Özgür basının, mutlaka iyi basın anlamına gelmediğini vurgulayan Yılmaz, “Özgür basın, iyi de olabilir kötü de olabilir. Ama özgür olmayan basın, kötü basındır.” diye konuştu.
Bakan Yılmaz Karakoyunlu, hazırlanan taslağın ‘mükemmel olduğu’ iddiasında olmadıklarını dile getirerek, “Zaten öyle bir iddianın içinde olsaydık, böyle bir toplantı tertip etme ihtiyacı olmazdı.” dedi. Karakoyunlu, toplantıya katılanların da ortaya atacağı fikirlerle taslağın daha ileri bir noktaya getirileceğini söyledi. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Aydın Sezgin, mevcut yasanın hukuk disiplini ötesinde sert bir anlayışa sahip olduğunun söylenebileceğini dile getirdi. Toplantıya katılan basın kuruluşları temsilcileri ise düzenlemeye genel olarak olumlu yaklaşılırken ayrıntılarda eleştiriler yönelttiler. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, taslakta yer alan para cezalarının ağır olduğunu, bunun yerel medyayı zor duruma sokacağını vurguladı. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi ise tasarıyı ‘olması gerekenden geride bir tasarı’ olarak nitelendirdi. Basın özgürlüğü yerine iletişim özgürlüğü kavramını öneren Ekşi, yurt dışında Türkiye’ye girecek yayınlarla ilgili düzenlemeyi içeren 29. maddeyi ‘çok tehlikeli bir düzenleme’ diye nitelendirdi. Televizyon Yayıncılar Derneği Başkanı ve CNN Türk Genel Müdürü Nuri Çolakoğlu ise Basın Yasası'nda olduğu gibi Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Yasası’nda da düzenleme yapılmasını istedi. RTÜK Başkanı Nuri Kayış ise basın sektörünün en büyük sorununun tekelleşme olduğunu vurguladı. Kayış, tasarıda tekelleşme ile ilgili bir düzenlemenin olmamasının eksiklik olduğunu söyledi. Tasarının genel olarak olumlu olduğunu; ancak bazı maddelerinin gözden geçirilmesi geriktiğini vurgulayan Kayış, yurtdışından Türkiye’ye girecek yayınların ‘salt şüpheye dayanarak’ yayınına izin verilmemesinin demokrasiyle bağdaşmayacağını kaydetti.
|