Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

HASAN ÜNAL



Irak senaryoları ve Türkiye

Türkiye’de uçurulan Irak balonlarının ya temelsiz ya da erken senaryolar üzerine oturduğunu pazartesi (11 Şubat) günkü köşemizde ifade etmiştik. Bugün de meseleyi Türkiye açısından ele alacağız. Türkiye açısından bu meselenin hayati önemi haiz olduğunu söylemeye bile gerek yok. Dolayısıyla, bazılarının yazdığı gibi, Türkiye’nin, Irak konusunda ABD’nin dediklerini yapmaya mecbur olduğu yönündeki sığ ifade ve izahların dışına çıkmak lazım.

Çünkü, Irak kadar önemli bir konuda Türkiye, gerekirse Amerika’ya da ‘hayır’ der ve demelidir. Bu ‘hayır’ deme senaryosunu Amerika’nın zorlamaması gerekir. Yani Türkiye’nin Amerika’ya mecbur olduğu tezini yaymaya çalışan aklı evvellerin dediği gibi, Amerikan yönetimi de Türkiye’ye konuyu dikte etmeye kalkışırsa, o zaman ‘hayır’ deme senaryosu ağırlık kazanır. Ama Allah’tan Amerika bizim Türkiye’deki uzman (!) gazeteciler gibi değil.

Hangi senaryoda Türkiye, Amerika ile birlikte hareket edebilir? Bu sorunun kısa cevabı, ‘Amerika Türkiye’ye karşı açık oynadığı zaman’ şeklinde verilebilir. O zaman açık oynamanın ne manaya geldiğini anlamak gerekir. Öncelikle, Amerika’nın Irak konusundaki niyetlerinin ne olduğunu Ankara’ya açıklaması şart. Ve bu niyetlerin gerçekten Ankara’ya anlatıldığı gibi olduğunun anlaşılabilmesi için planlamanın ağırlıklı olarak Ankara ile birlikte yapılması da ayrı bir şart.

Niyetin test edilmesi anlamına gelecek olan planlama birlikte yapılırsa, o zaman Amerika’nın Türkiye’ye karşı açık oynadığı, samimi davrandığı ve son zamanlarda üzerinde sık sık konuşulan stratejik ortaklık kavramının uygulamaya konulduğu anlamı çıkarılabilir. Tabii ki, bu stratejik ortaklığın konjonktürel olup olmadığını ve sadece Irak meselesiyle sınırlı kalıp kalmayacağını ise zaman gösterecektir.

Niyetlerin açıklanması ve o doğrultuda planlamanın yapılması demek, Türkiye’yi rahatsız eden ve etmesi muhtemel konuların izale edilmesi anlamına gelecektir. Örneğin Saddam sonrası Irak yönetiminin hangi temeller üzerine oturtulacağı, yönetimde yer alacak toplumlar ve grupların hangi haklara ve yetkilere sahip olacağı, bu arada Türkmenler gibi Türkiye açısından çok önemli olan toplulukların hangi konumu elde edecekleri, Irak’ın kaynaklarının nasıl kullanılacağı, merkezi hükümetin hangi yetkilerle donatılacağı, Irak’ın toprak bütünlüğünün nasıl korunacağı gibi hususların sadece genel prensipler çerçevesinde değil; aynı zamanda en ince detaylarına kadar belirlenmesi lazımdır. İşte o zaman Türkiye, sonunun ne olacağını bildiği bir macerayla yüz yüze olacaktır ve böyle bir durumda Türkiye, Amerika ile birlikte hareket edebilir. Ve etmelidir de.

Bu arada Türkiye’nin zararlarının nasıl karşılanacağının da açıklık kazanması gerekecektir. Operasyon hazırlıklarının başlaması Türkiye’nin bir veya iki yıllığına turizm gelirlerini kaybetmesi demektir. Buna ticaret gelirlerindeki kayıplar da eklenecek olursa, rakamlar büyür. On yılı aşkın bir süredir Türkiye’nin Irak ticaretinden kaybettikleri de hesaplara girecek olursa, çok ama çok büyük bir yekun ortaya çıkar. Bunlar Irak’ın kaynaklarından mı karşılanacaktır? Veya kısmen Irak kaynakları kısmen de Amerikan fonları mı oluşturulacaktır? Bunların hepsinin açıklık kazanmasında hem de işin başında belirgin hale gelmesinde büyük yararlar olduğu aşikardır.

Amerika herhalde Irak macerası başlamadan Türkiye ile ticaretinde bizim lehimize düzenlemeler yapmayı kabul edecektir. Bu görüşmeler hatta belki de Irak meselesiyle ilgili planlamadan önce bitirilmelidir. Kısacası bütün bunları görmek lazımdır. Tek sorun mevcut hükümet. İçeride iyice köşeye sıkışmış bu hükümet birkaç kuruş almak mantığıyla Türkiye’yi sonu önceden belirginlik kazanmamış bir maceraya sürüklememelidir. Ve buna müsaade edilmemelidir. Eğer Amerika böyle bir zayıf hükümet senaryosuna oynarsa, o zaman Türk–Amerikan ilişkilerinin geleceğini tehlikeye sokmuş olur.

15.02.2002

Yazarımızın E-Postası: h.unal@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (11.02.2002) - Irak konusunda düğmeye basıldı mı?

> (08.02.2002) - Haberler ve gerçekler

> (04.02.2002) - AB’nin genişlemesi ve Türkiye

> (01.02.2002) - Kıbrıs’ta Yunan tarafı sertleşiyor mu?

> (28.01.2002) - Kıbrıs görüşmeleri

> (25.01.2002) - ABD ile stratejik ortaklık ve Irak meselesi

> (21.01.2002) - ABD açısından Irak zorlukları

> (21.01.2002) - ABD açısından Irak zorlukları

> (18.01.2002) - Irak belirsizliği

> (14.01.2002) - Ecevit’le neler görüşülecek?





Zaman'da Bugün
15 Şubat 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.