Koray Aydın’a acil aklama
Meclis, Bayındırlık eski Bakanı Koray Aydın’ın soruşturmasına dün son noktayı koydu. İlgili komisyon, yaptığı soruşturmanın sonucunda ‘delillerin yetersizliği ve iddialarla ilinti kurulamadığı’ için 5’e karşı 10 oyla Aydın’ın aklanmasına karar verdi.
Gerek komisyon çalışmaları gerekse raporun Genel Kurul’da görüşülmesinde ‘müthiş acelecilik’ dikkat çekici. Komisyon, Meclis tarihinin en hızlı çalışmasını yaptı. Araştırma ve soruşturma komisyonları genellikle bugüne kadar çalışmalarını ‘normal zamanlarında’ tamamlayamadıklarından ‘ek süreye’ ihtiyaç duyarlardı. Ancak Koray Aydın komisyonu ‘ek süre’ gereksinimi duymaksızın raporunu tamamladı. ‘Acelecilik’ bununla bitmedi. Meclis Başkanlığı, raporu bir gün içinde matbaaya vererek salı sabahı milletvekillerine ulaştırdı. Genel Kurul konuyu bir an önce görüşmek için gündeme aldı.
Rapor milletvekillerinin kanaatlerini ‘etkileyecek’ en önemli belge. 500 küsur sayfalık raporu enine boyuna incelemek için 3 gün süre elbette yeter. Fakat emsalleriyle kıyaslandığında bu ‘hızlandırılmış süreci’ görmezlikten gelmek de mümkün değil. ‘Acelecilik’ nitekim Meclis’te de rahatsızlık oluşturdu. Soruşturma önergesinin sahibi olan AK Parti’nin Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır ‘Neyi kaçırıyorsunuz, bu ne acele? TBMM’nin yolsuzlukla mücadelesi üzerine gölge düşürdünüz.’ dedi.
Dün yine AK Parti’nin Grup Başkanı Bülent Arınç ‘aceleciliğe’ itirazlarını dile getirdi. Hızlandırılmış sürecin Meclis’in yolsuzlukla mücadelesi üzerine ‘gölge’ düşürüp düşürmediği tartışılır. Ancak Meclis’in yolsuzluk dosyalarından alnının akıyla çıkamadığı, bugüne kadar ortaya konan uygulamaların Meclis’i fazlasıyla yıprattığı bir gerçek.
Koray Aydın raporuna tekrar dönersek... Meclis’teki oylama Anayasa gereği ‘gizli’ yapıldığı için kimin ne oy verdiğini kestirmek güç. Komisyon çalışmalarında milletvekilleri ‘hükümet–muhalefet’ diye ikiye ayrıldı. Hükümet partilerine mensup milletvekilleri oylarını Aydın’ın ‘suçsuzluğu’ üzerinde kullanırken, muhalefet milletvekillerinin kanaatleri Aydın’ın Yüce Divan’a gitmesi yönünde oluştu.
Muhalefete mensup 5 milletvekili rapora itiraz şerhi koydu.
Halbuki milletvekillerinin tercihlerini şekillendirmesi gereken tek unsur tamamen ‘vicdani kanaat’ olması gerekirken işin içine başka düşünceler girebiliyor. Oysa hükümet işleriyle soruşturma dosyalarının birbirine karıştırılmaması gerekir.
MHP lideri Devlet Bahçeli, Enerji eski Bakanı Cumhur Ersümer oylamalarında bu gerçeği açıkça dile getirmiş, partisinin politikasını bu düşünceye oturtmuştu. Meclis, yolsuzluk dosyalarını vicdani kanaat dışında etkenleri göz önünde bulundurmadan sonuçlandırabilirse toplumda yitirmiş olduğu güveni yeniden kazanabilir.
Koray Aydın oylamalarında milletvekillerinin ikiye bölünmesi akla ister istemez ‘hükümet dayanışmasını’ getiriyor. Aynı iddialar hakkında milletvekillerinin hükümet–muhalefet olarak ikiye ayrılmasını masum düşüncelerle izah edebilmek biraz zor görünüyor. Koray Aydın’ın Yüce Divan’a gitmesi yönünde çıkacak sonucun hükümette sarsıntıya neden olması kaçınılmaz.
Oylamaların yapıldığı konjonktüre dikkat çekmek istiyorum. ‘312 ve 159. maddelerin’ yeniden düzenlemesi sırasında MHP, ilk kez kulvar dışında kaldı. Söz konusu yasaları DSP ve ANAP muhalefetle işbirliğine giderek çıkardı. Bu gelişmenin MHP’de alınganlığa neden olduğu, bu partinin ANAP ve DSP’ye ‘kırgın’ olduğu malum.
Ayrıca ‘soruşturma önergesinin’ kabulünde MHP yönetiminin faturayı ortaklarına kestiği biliniyor. MHP lideri Bahçeli’nin oylama sonucunda milletvekilleriyle yaptığı değerlendirmede ortaklarını işaret ederek söylediği iddia edilen ‘Kurtlarla dans etmeyi öğrenecekler’ sözü unutulmuş değil. Sonuçta vurgun iddialarının muhatabı olan Koray Aydın ‘acele’ de olsa aklandı. Meclis, hakkındaki iddiaların boş olduğuna karar verdi. Ancak şunu belirtmekte yarar var: Toplum onca iddiadan sonra Meclis soruşturmalarının ‘aklanmayla’ sonuçlanmasını doğru bulmuyor. Aklanan kişiyi de Meclis ile beraber mahkum ediyor. Siyasetin itibar yitirmesinin en büyük nedeni bu. Yolsuzluk ekonomisi Türkiye’nin en büyük sorunu. Ancak bugüne kadar hiçbir yolsuzluk dosyasının siyasi ayağı ortaya çıkarılamamıştır. Tabiatı gereği, ortada hortumlanan paralar, soyulan paralar varken siyasetin bunlardan uzak olması düşünülemez. Bu gerçek toplumun gözünden kaçmıyor. Doğru olan ‘yolsuzluk dosyalarının’ siyasete alet edilmemesi... Bu mekanizmayı buna göre oluşturmak yine Meclis’e düşüyor. Böyle devam ettiği sürece ne aklanan kişi ne de Meclis halkın vicdanında mahkum olmaktan kendisini kurtarabilir.
Bu arada merak ettiğim MHP lideri Devlet Bahçeli acaba seçim nutuklarını atarken yanına deprem konutlarının kahramanı olarak Koray Aydın’ı alabilecek mi? Aydın’ın gerçekten aklanıp aklanmadığını o zaman anlayabiliriz...
15.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.unal@zaman.com.tr
|