Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
Powell: Müslümanlar dinleriyle gurur duymalı |
Müzik kanalı MTV'de dünyanın değişik ülkelerinden gençlerin sorularını cevaplandıran ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, İslamiyet'in barışı öğütleyen bir din olduğunu söyledi. Powell, Müslümanların dinleriyle gurur duymaları gerektiğini söyledi.
Uluslararası müzik kanalı MTV’den dünyanın değişik ülkelerinden gençlerin sorularını cevaplayan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, İslamiyet’in çok güzel ve barışı öğütleyen bir din olduğunu, tüm Müslümanların dinleriyle gurur duymaları gerektiğini söyledi. Powell, ABD’nin “büyük bir şeytan değil aksine büyük bir koruyuculuk” rolü üstlendiğini de öne sürdü.
Powell, canlı yayında Londra, Moskova, Yeni Delhi, Kahire, Milano ve Sao Paolo’dan gelen ve ağırlıklı olarak Afganistan, Irak ve İsrail-Filistin sorunuyla ilgili sorularla muhatap oldu.
Baskı ve zulümle mücadele etmek amacıyla ABD’nin, geçen yüzyıl boyunca dünyanın tüm bölgelerine silahlı güçlerini gönderdiğini söyleyen Powell, “Faşizm ve komünizmi yendik, Birinci ve İkinci Dünya savaşları sırasında Avrupa’yı kurtardık. Ayrıca, halkların haklarını korumak amacıyla Kore ve Vietnam’a gittik.” dedi.
Amerika’dan Leyla isimli bir Müslüman, 11 Eylül saldırısından önce kendisini Müslüman olarak görmediğini belirterek, “Saldırıdan sonra dinimin yanlış temsil edildiği düşüncesiyle, araştırmaya ve öğrenmeye başladım. Ama kardeşim farklı. Dininden dolayı utanmalı mı, ayrımcılık korkusuyla kökenini, dinini saklamalı mı, bilmiyor. Bu sorunla nasıl başa çıkabiliriz?” sorusunu yöneltti. Dini ile barışmasından dolayı mutlu olduğunu belirten Powell, “Sen de, kardeşin de dininiz hakkında daha çok şeyler bilmek zorundasınız. İslam çok güzel, barışı, dünyanın daha iyi yerlere gelmesini öğütleyen bir din. İslamiyet şiddetin, masumların canını alanların dini değil. Dininizle kucaklaşın ve gurur duyun.” dedi. Terörizme karşı açılan kampanyaya İslam ülkelerinden de destek geldiğini kaydeden Powell, Amerika’nın İslamiyet’e karşı olmadığını vurguladı. Ülkesinin daha önce Kuveyt, Kosova gibi Müslüman ülkelere de yardımda bulunduğunu ifade eden Powell, “Amerika tüm inançlara saygı duyuyor. Bizi büyük yapan da bu zaten.” şeklinde konuştu.
|
|
Emrah Ülker
/ New York
16.02.2002
|
|
| |
Irak, raportöre zorluk çıkarmadı |
BM İnsan Hakları raportörü Andreas Mavrommatis, 10 yıl aradan sonra ilk kez 4 gün önce geldiği Irak’taki görevini tamamladı. Irak ziyareti sırasında Dışişleri Bakanı Naci Sabri ve Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Sadi Tohma Abbas ile görüştüğünü belirten Güney Kıbrıslı Raportör Mavrommatis, CNN televizyonuna verdiği demeçte, kendisine hareket özgürlüğü sağlandığını da belirtti.
Irak’ın daveti üzerine bu ülkeyi ziyaret eden Mavrommatis, “Görmek istediğimi beyan ettiğim her şeyi gördüm” dedi. BM İnsan Hakları Komisyonu, ABD öncülüğündeki ittifakın Irak’ın Kuveyt’i işgaline son verdiği 1991 yılında özel bir raportör atamıştı. Irak’a 1992 yılında yapılan ilk ziyaretten sonra raportörün bir daha Irak’a girmesine izin verilmemişti.
Irak’ın, BM tarafından uygulanan ekonomik yaptırımlara son verilmesi yönünde yürüttüğü kampanya çerçevesinde raportörü davet ettiği sanılıyor.
|
|
/ Bağdat, aa
16.02.2002
|
|
| |
“Amerika vurursa ‘destekli’ vurur” |
ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, aralarında Irak’ın da olduğu, terörizmi destekleyen ve kitle imha silahlarıyla bağlantılı ülkelere karşı askeri harekata geçmeleri halinde, uluslararası toplumun ABD’ye destek vereceğine inandığını söyledi. Cheney, Council on Foreign Relations düşünce kuruluşundaki konuşmasında, “(Terörizmle mücadele çerçevesindeki) Gelecek eylemlerimiz hakkında konuşmuyoruz;
ancak agresif eylem gerekirse, hem Amerikan halkı hem de uluslararası toplumdan uygun desteği alacağımızı düşünüyorum” dedi. Cheney, Irak'ın vurulması konusunda bir soru üzerine, “Kitle imha silahları üreten ülkelerin bir listesi varsa, bu devletler geçmişte teröristleri desteklemişler ve halen de teröristlerle bağları varsa, bu ülkeler üzerinde yoğunlaşmamız gerekir” dedi. Cheney, İran'ın son aylarda terörizme aktif destek verdiğini ve kitle imha silahları üretme çabasında olduğunu da belirterek, hayal kırıklığına uğradıklarını söyledi.
|
|
/ Washington, aa
16.02.2002
|
|
| |
Kongre’den 11 Eylül için soruşturma |
Amerikan Kongresi, Washington ve New York’ta meydana gelen 11 Eylül terörist saldırılarını daha önce tespit etmekte başarısız olan Amerikan istihbarat ajanslarına yönelik bir soruşturma başlattı. ABD Kongresi’nin üst kanadı Senato ve alt kanadı Temsilciler Meclisi’nin istihbarat komiteleri, alışılmışın dışında bir adım atarak, ortak bir soruşturma yürütmeye karar verdiklerini açıkladılar.
Kongre soruşturmasında, gelecekte bu tür olayların bir daha yaşanmaması için, geçmişteki ve bugünkü istihbarat başarısızlıkları da gözden geçirilecek. Senato İstihbarat Komitesi Başkanı Bob Graham, soruşturmanın amacını, istihbarat yetkililerinin, saldırıdan daha önce haberdar olamadığını bulmak olarak açıkladı. Soruşturmayı eski CIA müfettişlerinden Britt Snider yürütecek. Bu arada Amerikan Hava Kuvvetleri’nin eski istihbarat analisti Brian Regan, Çin, Libya, Irak gibi ülkelere casusluk yapmaya çalışmakla suçlandı.
|
|
/ Washington, aa
16.02.2002
|
|
| |
ABD’li vekiller Türkiye’yi ziyaret edecek |
ABD Temsilciler Meclisi üyelerinden oluşan bir heyet, Türk-Amerikan ilişkilerinin geliştirilmesi çerçevesinde Türkiye’yi ziyaret edecek.
ABD Kongresi’ndeki 34 üyeli “Türk dostluk grubu” üyesi, Demokrat Parti Florida milletvekili Robert Wexler’ın başkanlığındaki heyette, Cumhuriyetçi Parti Texas milletvekili Kay Granger, Demokrat Parti Virgina milletvekili Jim Moran, cumhuriyetçi Parti Florida milletvekili Cliff Stearns ve Cumhuriyetçi Parti Colorado milletvekili Tom Tancredo yer alacak. Ziyaretin, terörizmle mücadele, savunma ve enerji boyutları başta olmak üzere Türk-Amerikan ilişkilerinin geliştirilmesine odaklanacağı, Afganistan, Türkiye-İsrail ilişkileri, Irak, Ortadoğu, Balkanlar, Orta Asya ve Kafkaslar konularının ele alınacağı belirtiliyor. Heyetin başkanı Wexler’ın, Yunan, Ermeni ve Musevi toplumların dini liderleriyle de bir araya gelmeyi planladığı belirtiliyor.
|
|
/ Washington, aa
16.02.2002
|
|
| |
‘AB, Kıbrıs için sabır göstersin’ |
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, AB'nin üyeliğe tek bir Kıbrıs istiyorsa sabırlı olması gerektiğini belirterek, iki devlete dayalı bir Kıbrıs yapılabileceğini ve ‘ondan sonra hep beraber güle güle AB’ye girilebileceğini’ söyledi.
Denktaş, Rum yönetiminin AB ile müzakere heyeti başkanı Yorgo Vasiliu’nun, ‘AB üyeliği için engel olmadığı yönünde kendilerine teminat verildiği’ sözlerinin hatılatılması üzerine, AB’nin yolunu kesecek taraf olmadıklarını söyledi. Denktaş, AB’nin uzlaşma olmadan Rumları üyeliğe alması halinde, bölgede AB’yi de üzecek bir durum olacağını söyledi.
|
|
/ Lefkoşa, aa
16.02.2002
|
|
| |
Afgan bakanın öldürülmesinin hacı adaylarıyla bir ilişkisi yok |
Afganistan Hava Ulaştırma ve Turizm Bakanı Dr. Abdül Rahman’ın Kabil Havaalanı’nda dövülerek öldürülmesinin arkasında El Kaide veya Taliban’ın değil, eskiye dayanan bir kan davasının olabileceği belirtildi.
Geçici Afgan hükümetinin başbakanı Hamid Karzai, saldırının hacı adaylarıyla da bir ilgisi bulunmadığını, kökeni Taliban’a karşı mücadele dönemine uzanan bir kan davasıyla bağlantılı olduğunun sanıldığını belirtti. Karzai, bakanın öldürülmesinin önceden tezgahlandığını ve olayla ilgili olarak, halen Suudi Arabistan’a giden bazı üst düzey hükümet yetkililerinin tutuklanacağını söyledi. Karzai, yedi üst düzey hükümet yetkilisini suçlarken, bunlardan, ikisi general, dördünün tutuklandığını, diğerlerinin de Suudi Arabistan’da arandığını söyledi. Hamid Karzai, “Suudi yetkililerden, bu kişileri tutuklayarak iade etmesini istiyoruz.” dedi.
Arananların arasında, istihbarat dairesinden sorumlu General Abdullah Can Tevhidi ve Savunma Bakanlığı yetkililerinden General Kalandar Beg’in de olduğu açıklandı. Hacı adaylarını Suudi Arabistan’a götürecek bir uçağın seferini iptal ederek, bu uçakla ailesiyle Hindistan’a gitmeye hazırlandığı söylentileri üzerine Rahman, saldırıya uğrayarak öldürülmüştü.
Geçici Afgan hükümetinden yapılan açıklamada, bakanı öldüren kızgın hacı adaylarının, ulusal havayolu şirketi Ariana’nın genel müdürüne de saldırarak yaraladıkları belirtildi. Havaalanında ve Kabil’in çeşitli yerlerinde soğukta Mekke’ye gidecek uçağı bekleyen binlerce hacı adayından 2 kadının donarak öldüğü açıklandı.
|
|
Dış Haberler Servisi
16.02.2002
|
|
| |
Türk birliği gözyaşlarıyla uğurlandı |
Birleşmiş Milletler’in aldığı kararla oluşturulan Afganistan Uluslararası Güvenlik Destek Kuvveti’nde (ISAF) yer alacak Türk birliğinin ilk bölümü, dün gece yola çıktı. Birliğin tamamının, teçhizat ve diğer malzemeleriyle intikali 5 günde tamamlanacak.
Türk birliğinin yola çıkması dolayısıyla dün Ankara Mamak’taki 28. Mekanize Piyade Tugayı’nda, askeri tören düzenlendi. Törene bir mesaj gönderen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dost ülkelerin silahlı kuvvetleri ile birlikte bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de bölge ve dünya barışına katkı sağlayacak her türlü girişimi ve terörizme karşı mücadeleyi desteklemeye devam edeceğini bildirdi.
Türk silahlı kuvvetlerinin Kore’den Somali’ye, Bosna–Hersek’ten Kosova’ya kadar pek çok bölgede görev aldığını belirten Kıvrıkoğlu, dost ve kardeş Afgan halkının İstiklal Savaşı esnasında Türkiye’ye yaptığı yardımlar ve yıllar boyu Türk ve Afgan halkları arasında tesis edilen yakınlığın Türk birliklerine ilham olacağını ifade etti.
Afganistan’da oluşturulan uluslararası güç içinde, Kurmay Albay Tuncer Erinmezler komutasında görev alacak Türk bölük timi, 14 subay, 21 astsubay, 232 erbaş ve er olmak üzere toplam 267 personelden oluşuyor.
Türk birliği, verilen görevlerin icrasında kullanılmak üzere 1 ambulans ve 1 minibüs ile aralarında “akrep” olarak adlandırılan araçların da bulunduğu zırhlı devriye araçlarını, tek kişi tarafından kullanılabilen 60 milimetrelik havan topu ve ileri teknoloji ürünü piyade teçhizatını da beraberinde götürüyor.
Nisan ayı ortasında Afgan barış gücünün komutasını devralması beklenen Türkiye’nin bu amaçla maddi yardım ve hava desteği talebinde bulunduğu bildirildi. Afganistan’daki uluslararası gücün BM komutası altında görev yapmaması nedeniyle güce katılan ülkeler kendi birliğinin masraflarını kendisi karşılıyor. Dışişleri Bakanlığı Afganistan Özel Koordinatörü Büyükelçi Aydemir Erman da, Washington’da Dünya Bankası ve ABD yönetimi yetkilileriyle bir araya geldi.
|
|
Dış Haberler Servisi
16.02.2002
|
|
| |
Helikopter ihalesi için son nokta konmadı |
Rus resmi silah ihraç şirketi Rosoboronexport yetkilileri, Türkiye’nin açtığı taarruz helikopteri ihalesinde son noktanın henüz konulmadığını bildirdiler. Hükümetin yayın organlarından “Rassiskaya Gazeta”da dün yer alan yazıda, Rusya’nın ihaleyle ilgili yetkililerinin değerlendirmeleri yer aldı.
Rosoboronexport genel müdürünün başdanışmanı Anatoli Aksenov, ülkesinin Türkiye’ye verdiği teklifin, ABD’li rakibin teklifine göre her yönden üstün olduğunu, ihaleye giren “Erdoğan” helikopterine esas oluşturan KA52 tipi helikopterin 2000 yılı Guinnes Rekorlar Kitabı’nda dünyanın en gelişmiş taarruz helikopteri olarak tanımlandığını belirtti. Rus yetkili, tekliflerinin kazanması konusunda her şeyin bittiğinin söylenemeyeceğini belirtti ve “İhalede son nokta henüz konulmadı.” dedi.
Moskova’nın, SSCB dönemi de dahil olmak üzere, bir başka ülkeyle askeri teknik işbirliği tarihinde ilk kez bir taarruz sisteminin tümünü kapsayan detaylı bir programı ihaleye soktuğunu da söyleyen Aksenov, kazanmaları halinde Türkiye’den toplam 10 bin kişiyi istihdam edecek kapasitede 20 kadar firmaya yeni iş alanı açılacağını söyledi.
Rusya Ulusal Havacılık Teknolojisi Genel Müdür Yardımcısı Valeri Litvinov ise “Türkiye bugün bilim ve teknoloji alanında çok iyi göstergelere sahip. Bu göstergeler, bizim projemizin uygulanmasıyla daha iyi düzeylere çıkabilir” dedi. Litvinov, “knowhow” aktarımını da içeren, helikopterin üçüncü ülkelere satılmasında bir sınır öngörülmeyen Rus önerisinin yerine ABD önerisinin uygulanması halinde ise yalnızca “montajcılık” yapılacağını ileri sürdü.
Rus yetkililer, ABD önerisinin kabul edilmesi halinde, bu ülkenin helikopterin nerede ve ne zaman kullanacağını sürekli denetleyeceğini de belirtirken, Rusya’nın önerisinde böyle bir sınırlamanın da olmadığını kaydetti.
|
|
/ Moskova, aa
16.02.2002
|
|
| |
‘AB’nin genişleme takvimi Türkiye ve Kıbrıs için değişmeyecek’ |
AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, AB'nin Türkiye ve Kıbrıs için genişleme takvimini değiştiremeyeceğini söyledi. Verheugen, uzlaşma olmasa da Güney Kıbrıs'ın üyelik sürecinde ilerlediğini kaydetti.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, AB’nin Türkiye ve Kıbrıs için genişleme takvimini değiştiremeyeceğini söyledi. Verheugen, 2002 yılı sonunda Ada’da bir çözüme ulaşılamaması durumunda, birliğin kararını vermek durumunda olacağını kaydetti. ODTÜ’de Türkiye-AB ilişkilerini konu alan konferansta konuşan Verheugen, Kıbrıs’ta iki tarafın bir uzlaşmaya varamaması halinde Güney Kıbrıs’ın AB üyeliği konusundaki sürecin normal bir şekilde ilerleyeceğini belirtti.
‘AB’nin adayları, sadece Türkiye ve Kıbrıs değil. Doğu Avrupa ülkeleri de var.’ şeklinde konuşan Verheugen, ‘Bu ülkeler, çok kısa bir süre içinde çok daha zor şartlar altında önemli mesafeler kaydetti. Kıbrıs için genişleme takvimini değiştirmemiz durumunda, bu ülkelerle sağlanan ilerleme boşa gidecektir.’ dedi. Verheugen, AB’ye aday olan ülkelerin üyelik süreçlerinde herhangi bir takvim değişikliğine gidilmeyeceğini belirterek, ev ödevini yapan tüm aday ülkelerin AB’ye en kısa zamanda alınacağını dile getirdi.
Konferansın soru-cevap bölümünde Verheugen, ‘Helsinki ve Laeken Zirvesi’nde, Kıbrıs’ta bir barışı arzu edilir olarak gördüğünüzü; ancak bunun ön şart olmadığını söylediniz. Bu, Ada’da bir toplumu yok saymak, baştan kaybeden durumuna sokmak değil midir?’ şeklindeki bir soruya şöyle cevap verdi: “Kuzey Kıbrıs, uluslararası arenada tanınmıyor. Bu benim kişisel görüşüm ya da sadece AB’nin görüşü değil. BM kararlarında da bu açıkça böyle. Beğenin ya da beğenmeyin, uluslararası arenada ‘Kıbrıs cumhuriyeti’ yasal olarak Ada’yı temsil ediyor.
Verheugen, Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşılması durumunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için ekonomik destek sağlayacaklarını belirterek, bu çerçevede 2006 yılı sonunda bu iş için toplam 100 milyon Euro ayrılmasının gündemde olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin AB’ye adaylık sürecinde 159 ve 312'nci maddelerde yasal düzenlemeler yapmasının olumlu bir gelişme olduğunu; ancak bunun yeterli olmadığını söyleyen Verheugen, Türkiye’nin her şeyden önce siyasi kriterlerde, anayasal düzenlemelerde ve insan hakları konusunda ödevlerini yerine getirmesi gerektiğini ifade etti. Verheugen, ‘Türkiye bizden AB’ye üyeliği konusunda net olmamızı istiyor. Ancak her şey net. Kopenhag Kriterleri ve Helsinki kararları net ve açık.’ diye konuştu.
|
|
Gülten Sarı
/ Ankara
16.02.2002
|
|
| |
İsrail ordusuna tank darbesi |
Filistinlilerin, önceki akşam Gazze’de, şimdiye dek görülmemiş ölçüde güçlü bir bombayla bir Merkava3 tankını havaya uçurmayı başarması, İsrail’de şaşkınlık meydana getirdi. Metoduyla İsrail’e Lübnan günlerini çağrıştıran saldırı ‘yeni bir Lübnan’ endişesini artırdı.
Saldırıyla aldığı ağır darbelerin ardından dün misilleme saldırısına girişen İsrail ordusu, elit komando birliğinin komutanının İslami Cihad’a karşı girişilen bir saldırıda ölmesiyle bir darbe daha yedi. Filistin özerk bölgesindeki köylere dün baskınlar düzenleyen bir komutan öldü. İsrail askeri kaynakları, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Sayda köyüne baskın yapan İsrail seçkin birliğinin yarbay rütbesindeki komutanı Eyal Weiss’ın, daha önce İsrail askerlerinin tahrip ettikleri bir evin duvarlarının üzerine yıkılması sonucu öldüğünü belirttiler. Batı Şeria’daki saldırıda bir İslami Cihad üyesi ise öldürüldü. ‘Dünyanın en güvenli, en sağlam ve en gelişmiş tankı’ olarak kabul edilen ve İsrail savunma sanayiinin gözbebeği olan Merkava3 tankı, çok başlıklı füze ve kimyasal saldırılara dahi dayanıklı olarak imal edilmişti. İsrailli yorumcular, Merkava3’ün havaya uçurulmasının İsrail Filistin çatışmasında bir dönüm noktası olduğu konusunda birleşiyorlar.
Filistinlilerin saldırıyla İsrail’e 3 ağır darbe indirdiği belirtildi. İsrail ordusunun sembollerinden birinin imha edilmesiyle ordunun imajı ve caydırıcılık gücü darbe aldı. Gazeteler, ikinci darbenin ordunun güvenine, üçüncüsünün de Yahudi yerleşimcilere indirildiğini bildirdi.
Akşam ise İsrail uçakları Gazze’de Filistin polisine ait bir binayı vurdu. Birçok Filistinlinin binada olduğu saldırıda, ilk belirlemelere göre 1 Filistin subayı öldü, 16 kişi yaralandı.
|
|
Dış Haberler Servisi
16.02.2002
|
|
| |
Miloşeviç, Bill Clinton’ı da şahit göstermek istiyor |
Lahey’deki uluslararası mahkemede yargılanan Yugoslav eski lideri Slobodan Miloşeviç, ABD eski Başkanı Bill Clinton’ı tanık göstermek istedi.
Önceki gün de Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ı şahit olarak göstermek isteyen Miloşeviç, Bill Clinton’ın yanı sıra BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Almanya eski Başbakanı Helmut Kohl, ABD Dışişleri eski Bakanı Madeleine Albright, Almanya Dışişleri eski Bakanı Klaus Kinkel ve Bosna savaşına son veren Dayton Antlaşmaları’nın görüşmelerine katılan Amerikan heyetini ‘eski Yugoslavya’da işlenen suçlarla ilgili olarak’ dinlenmesini istediğini belirtti.
Miloşeviç, savunmasında Clinton’ın, Belgrad’daki Çin büyükelçiliğini bombalayarak tarihe geçmek istediğini de ileri sürdü. Miloşeviç, ‘ Bu bir kaza değildi.’ dedi. ABD’yi “dünyayı yönetmek için terörizmi araç olarak kullanmakla” itham eden Miloşeviç, Almanya’yı da, 1990’lı yıllarda Hırvatistan’ın bağımsızlığını tanıyarak ve Arnavut ayrılıkçı gerillalarına destek vererek “savaşın ateşini yakmakla” suçladı. BM Savaş Suçları Mahkemesi Başsavcısı Carla Del Ponte, eski Bosnalı Sırp lider Radovan Karaciç’in yakalanması için Bosna Sırp Cumhuriyeti yetkililerinden yardım istedi.
|
|
Dış Haberler Servisi
16.02.2002
|
|
| |
Verheugen, Bahçeli’ye idam ve eğitimi açmadı |
AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’in, MHP lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli’yle önceki gün yaptığı görüşmede ‘idam ve anadille eğitim’ konularına hiç girmediği öğrenildi.
Bahçeli’nin de Verheugen’e, ‘Türkiye’nin modernleşme çabasının AB’den önce başladığını’ hatırlattığı belirtildi. MHP’li kaynakların verdiği bilgiye göre, Verheugen, AB üyeliği yolunda Türkiye’nin yapması gerekenleri Bahçeli’ye anlatırken temkinli bir üslup kullandı.
Bahçeli ise, Verheugen’i dinledikten sonra partisinin AB üyeliği ile sürece nasıl baktığını bütün açıklığıyla anlattı. AB çevrelerinde MHP’nin yanlış bilindiğini aktaran Bahçeli, AB üyeliğinin ‘devlet politikası’ olduğunun altını çizdi. Bahçeli, ‘Türkiye’nin 200 yıllık bir modernizasyon projesi var. Bu, AB’den önce tercih edilen bir yol ve karardır. MHP, bu süreci her türlü desteği vererek desteklemektedir.’ dedi. Bahçeli, AB’yle ilgili Ulusal Program’a verdikleri desteği buna örnek gösterdi. Verheugen, görüşmede ‘Ben aracıyım. Sizi anlıyorum. Ancak, hassasiyetlerinizi bana anlattığınız gibi AB ülkelerine de tek tek anlatın. Bire bir anlatmanızda fayda var. Böyle bir imkan söz konusudur.’ önerisini iletti.
|
|
Zekai Özçınar
/ Ankara
16.02.2002
|
|
| |
Ecevit: İdam konusu Meclis’te çözülür |
Türk halkının idam cezasına karşı olduğunu söyleyen Başbakan Bülent Ecevit, ‘Eğer, Meclis’te koalisyon dışında yeterli oy sayısını toparlayabilirsek, bu konu da kendiliğinden çözülmüş olacaktır.’ dedi.
NTV’de canlı yayına çıkan Ecevit, Kürtçe eğitimle ilgili olarak, ‘Eğitime başka bir dil sokmamız mümkün değil.’ dedi. Verheugen’in ‘anadille eğitim ve idam cezasının kalkması’ konularının üzerinde önemle durduğunun hatırlatılması üzerine Ecevit, Kürtçe konuşulması ve yayın yapılması ile Kürtçe eğitim yapılmasının ayrı şeyler olduğunu söyledi.
Ecevit, ‘Kürtçeyi bilenler zaten konuşuyor. Bu konuda yayınlar da çıkıyor. Eğitimin içine bir yabancı dili sokmamız ise mümkün değil.’ diye konuştu. ‘İdam cezası ne olacak, MHP mi ikna edilecek?’ sorusu üzerine Ecevit, “MHP bu konuda net bir olumsuz tavır uyguluyor. İdama kesin karşı değiliz diyor. Fakat ben, Sayın Bahçeli ile konuştum, Dedim ki ‘Siz hükümet düzeyinde değil de, Meclis düzeyinde böyle bir idam cezasını kaldırma girişiminde bulunursak, bundan alınganlık duyar mısınız.’ dedim. ‘Hayır’ dedi. ‘Meclis’in yetkisi içindedir.’ dedi. Onun için biz eğer, Meclis’te koalisyon dışında yeterli oy sayısını toparlayabilirsek, getirebilirsek, bu konu da kendiliğinden çözülmüş olacaktır.” diye konuştu. Irak konusuna da değinen Ecevit, ‘Irak’a askeri harekatı uygun bulmuyoruz.’ dedi. ‘Bu, Amerikan halkını doğrudan doğruya etkilemez; ama bize doğrudan doğruya büyük zarar verir.’ diye konuşan Ecevit, Ecevit, Irak muhaliflerinin Türkiye’de eğitileceği yönünde basında yer alan değerlendirmeleri de kesin bir dille reddetti.
|
|
16.02.2002
|
|
| |
Belçika, tutuklama emrini geri çekti |
Brüksel Başsavcısı Benoit Dejemeppe, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin Dışişleri eski Bakanı Abdulaye Yerodia hakkında çıkarılan uluslararası arama ve tutuklama emrini geri çektiklerini açıkladı.
Lahey Uluslararası Adalet Divanı, önceki gün, Yerodia aleyhinde kırmızı bülten çıkaran Belçika’yı haksız bularak, bu kararın iptalini emretmişti. Belçika, Lahey’in kararından sonra, insanlık suçu ithamıyla diğer ülkelerin lider ve politikacılarını yargılama imkanı veren yasasını da gözden geçireceğini bildirdi. Belçika’daki söz konusu yasa çerçevesinde, İran’ın Devlet eski Başkanı Haşimi Rafsancani, Filistin lideri Yaser Arafat ve İsrail Başbakanı Ariel Şaron gibi liderler hakkında da suç duyurusunda bulunularak soruşturma açılmıştı.
|
|
/ Brüksel, aa
16.02.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
16 Şubat 2002
|
|

Zaman Spor
Dış Haberler
|
|
|
|