Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, içinde ekonominin de olacağı bir roman yazmak istediğini açıkladı. Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) İstanbul Şubesi üyeleriyle Sultanahmet’teki Armada Oteli’nde bir araya gelen Derviş, “Siyasete atılacak mısınız?” şeklindeki bir soruyu cevaplarken, “Ekonomiyi, ders vermeyi çok seviyorum. Bundan sonra içinde ekonominin de olacağı bir roman yazmak istiyorum.” dedi.
Derviş, Ankara’nın çalışmak ve arkadaşlık için elverişli bir ortamı bulunduğunu ifade ederek, “Ama İstanbul’un da denizini özlüyorum, İstanbul’u çok seviyorum” diye konuştu.
Türkiye’nin çok ağır bunalımı atlatmış durumda olduğunu belirten Derviş, “Türkiye bu işi başardı. 2001 yılı çok ağır bir bunalım oldu; ama daha da büyük bir felaket yaşanmadan atlatıldı. 2001 yılından daha kritik bir yılı Tanrı Türkiye’ye ve hepimize göstermesin.” ifadesini kullandı. Önümüzde hâlâ çok önemli sorunlar bulunduğunu da vurgulayan Derviş, “Çok önemli bir soru, (Uzun vadede programdaki yüzde 3 elbette ki yeterli bir oran değil. Büyüme için daha orta vadeli olarak hedeflediğimiz yüzde 6’lık, 7’lik büyüme sürecine Türkiye hakikaten ve sürekli kavuşabilecek mi?) Bir yıl yüzde 7 büyümek çok önemli değil, önemli olan Türkiye’nin 10 yıl en azından yüzde 6 ortalamayı tutturabilmesi.” şeklinde konuştu. Derviş, geçiş dönemi olan 2002’de istihdam konusunda hafif bir artış beklenebileceğini belirterek, şunları söyledi:
“Ben doğruları söylemek istiyorum. Çok daha iyimser olmak isterdim. (Hızlı büyüyeceğiz, iş alanları açılacak) demek isterdim; ama o kadar ağır bir durumdan geliyoruz ki bu şey gibi; hasta ameliyat odasından çıktı, kaybetme tehlikesi yok artık; ama hastayı yarınki futbol maçı sahasına çıkartamıyorsunuz. Biraz daha düzelmesi, güçlenmesi lazım. 2002 yılı öyle bir yıl. Yani hastalığı geride bırakıyoruz, güçleniyoruz; ama istediğimiz kadar hızlıda da koşamıyoruz. Esas getiri 2003–2004 yılında görülecek.”
Bir dönem Türkiye’de yaşanan yüksek faizle öngörülebilen kurun olumsuz etki yaptığını belirten Derviş, bunun dışarıdan ucuz sıcak para getirilip, yurtiçinde Türk Lirası cinsinden enstrümanlara yatırılarak para kazanılmasına yol açtığını söyledi. ‘Tehlikeli bir olay’ diye nitelediği yüksek enflasyon ve öngörülebilir kurun sıcak paraya yol açan bir durum olduğunu söyleyen Derviş, bugün ise kurun serbest olduğunu belirterek, “Tahmin edilebiliyor, ben de bazen tahmin ediyorum; ama bu Merkez Bankası’na bir talimat olarak algılanmamalı. Kurdaki belirsizlik sıcak para açısından olumlu bir durum; ama tabii aşırı belirsizlik sorun oluyor.” dedi. Yaptıkları düzenlemelerle bankaları güçlendirmeye çalıştıklarını dile getiren Derviş, yapılan çalışmalarda en sağlıksız ve umutsuz olan bankaların kurtarılamadığını, geriye daha iyi bankaların kaldığını ifade etti. Derviş, şöyle devam etti:
“Geriye kalanlar çok büyük darbe yedi. Dolayısıyla bu bankaların hepsi kötü yönetiliyor demek doğru değil. Şu anda sermayeleri yetersiz. Birçok nedenle bu bankaları güçlendirmemiz lazım. Ama kurtarmamamız lazım.”
Bankacılık sektörünü devletin kesinlikle kendi başına bırakmaması gerektiğini kaydeden Derviş, “Kesinlikle bankacılık sektörünü devletleştirmek istemiyoruz.” diye konuştu. Bankacılık sektörü çökerse ekonominin de çökeceğini savunan Derviş, “Bankaların tamamen yabancıların eline geçmesini istemiyoruz.” dedi. Derviş, Irak’a muhtemel bir operasyon sonrasında Türkiye’nin nasıl etkileneceğinin sorulması üzerine, şunları kaydetti:
“Irak’ta ne olacağını hiçbirimiz bilemiyoruz. Çok kısa vadede çok olumsuz etkilenecek çok hızlı bir olay göremiyorum. Ayrıca Türkiye’ye haber vermeden ABD’den böyle bir hareket beklemiyorum. Irak konusunda kısa vadede panik yaratacak bir tehlikeyi şahsen görmüyorum. İstikrar programında, bölgede oluşabilecek gelişmeler hesaba katıldı.”
Enerji fiyatlarının ciddi olarak düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Derviş, bunun için de birbiriyle yarışan kurumlar oluşması gerektiğini anlattı. Derviş, petrol fiyatları ile ilgili bir soru üzerine, bu sene petrol fiyatlarının enflasyon ve kurun üzerinde artış gösterdiğini hatırlatarak, “Kamu finansmanı gereği ve enerji sektöründeki kaynağın yaratılması açısından buna gerek görüldü.” dedi. Vergi sisteminin tamamen değiştirilmesi, düşük oranlarla gelir kaybına yol açmayacak verginin alınabildiği bir vergi sistemi kurulması gerektiğine işaret eden Derviş, “Şimdilik bu olmayınca, maalesef petrol gibi verginin kolay alındığı yollara gidiliyor.” diyerek sözlerini tamamladı.
|