ara gündemde devletin küçültülmesi vardı. Kimisi milletvekillerinin sayısını 400’e, kimisi de bakanların sayısının yarı yarıya indirilmesini önermişti. Ne hikmetse bu önerilerin üzerinde durulmadı. Bütçe açığının kapatılması için akla hayale gelmez vergiler getirilmesi gündemden hiç düşmedi.
Ben diyorum ki, milleti küçültmek, ufaltmak yerine devletin küçülmesi işini ciddiye alalım ve ilk adımı atalım. Peki nereden atalım ilk adımı?
Harbiye’de bulunan İstanbul Radyo Evi’nin önünden her gün geçiyorum.
Bu bina 1950’lerde yapılmış. Gece gündüz, TRT Radyo binasının etrafında yedi jandarma eri nöbet tutar. Allah aşkına, bu bina içinde ne var? Önünden her geçişimde merak ederim, burada ne iş yapılıyor, diye. Bina da çok büyük, ne kadar personel “çalıştığını” kestirmek de mümkün değil; ama akşamları binanın önünde on kadar personel servis otobüsü sıralanıyor. Buna ilaveten de tahmin edebileceğiniz en az o kadar da resmi plakalı otomobiller...
Bugün Türkiye’mizde, kim bilir yüz civarında özel sektörün işlettiği radyo ve televizyon istasyonu vardır ve de para kazanıyorlar. Ama hiçbirinde de TRT’deki savurganlık yok. Tv’lerde verilen haberlere göre TRT’de 5000 civarında personel “çalışıyormuş”. Bu yetmez gibi, 1200 kişi daha kadroya alınmış!
TRT binasının önünde yedi tane jandarma erinin gece gündüz nöbet tutma geleneği herhalde 50 sene evvel oluşturulmuştur. Bugünkü teknolojik imkanlar bu şekilde korumaları gülünç duruma düşürmüştür.
Devletin savurganlıklarını gidermeye; yani ilk adıma niye TRT Radyosu’ndan başlanmasın ki?
Hasan Kadıoğlu
|