TESEV’in anketinden çıkan acı itiraf
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) anketi rüşvetin kabullenildiğini ortaya koyuyor. Her 100 kişiden 46’sı rüşvet vermeden işini halledemiyorsa toplumsal bir açmazda olduğumuz sonucu çıkıyor. Rüşvetin Türkiye’nin içine kapandığı, koalisyon hükümetleriyle siyasi istikrarın bozulduğu, ekonomik krizlerle sarsıldığımız son on yılda patlaması kayda değer. Rüşveti doğuran ana etken kısır siyasi yapı.
Son on yıl içindeki koalisyon partileri, KİT’leri ve bankaları paylaşma esasına göre hükümet kurdu. 2001 krizine boşuna gelinmedi. Devlet alabildiğine hantallaştı, kadrolar şişirildi, ülkenin kaynakları siyasetçilerin yakınlarına peşkeş çekildi. Böyle bir ülkede insanların birbirine güveni de kalmadı. Türkiye, güven skalasında Filipinler’in ardından sondan ikinci sırada.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, saydamlık için siyasetçilere ve bürokratlara dokunulmazlık sağlayan yasaların kaldırılmasını isterken, gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler, ‘Bir bütünsel kirlenmeyle karşı karşıyayız.’ diyor. Keçeciler, toplumdaki kurumların bileşik kaplar misali birbirini etkilediğini belirtiyor ve ekliyor: “Bir ülkenin adliyesi neyse idaresi de odur. Mücadeleyi topyekün yapabilirsek kazanabiliriz.”
TESEV’in anketinde yarımızdan fazlasının trafik polisine rüşvet verdiği ve bunu yadırgamadığımız anlaşılıyor. Onu gümrük ve tapu izliyor. Rüşvetin bu derece yaygınlaşması ancak herkesin ‘suç ortağı’ olmasıyla mümkün. Bundan bir süre önce de gümrükte çalışanlar arasında yapılan bir ankette ilginç sonuçlar göze çarpıyordu. Soruları cevaplayan yaklaşık 5 bin kişiden yüzde 71’i daha fazla yetki isterken, yüzde 35’i hediyeyi kesinlikle rüşvet kapsamında düşünmediğini söylüyordu. Yine bir başka şirket ANAR, geçen yıl ekim ayında yaptığı ankette halkın yüzde 93’ünün rüşvetin yaygın olduğuna inandığını, yüzde 40’ın da rüşvet vermek zorunda kaldığını açıklıyordu.
Yolsuzlukla mücadelede kararlı olmadıkça bu ülkenin düze çıkması mümkün değil. Bugün ülkemiz borçlarını ödeyemediğinden dolayı IMF’ye bağımlı hale geldi. Bunun ilk nedeni hortumlamadır. İçi boşaltılan bankalar devlet tarafından kurtarıldığı için hükümetin samimiyetiyle ilgili kuşkular devam ediyor. Bu kirlilikten kurtulmanın yolu, rüşvet çarkının siyasi ayağını deşifre etmektir. Geçen yasama dönemindeki alışkanlıklar sürüyor. Bakanlar istifa etmek zorunda kalsa bile hiçbir şey olmamış gibi aklamalar Meclis çatısı altında ‘uyumlu’ biçimde sürüyor.
TESEV’in anketi açıklandığı gün, Bayındırlık eski Bakanı Koray Aydın hakkındaki soruşturma önergesi reddedilirken, futbol liglerinde görev yapan meşhur hakem ve teknik direktörlerin şike bantları arzı endam ediyordu. Peş peşe operasyonlar yapılmasına, herkes şikayetçi olmasına rağmen yolsuzluk itiraflarının sonu gelmiyor. Toplum olarak topyekün arınmadıkça bu tür acı sonuçları daha çok okuruz...
16.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
i.karayegen@zaman.com.tr
|