Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 
 

‘Belçika’nın özrü tüm sömürgecilere örnek olmalı’

Belçika Dışişleri Bakanı Louis Michel’in, Afrika’nın efsanevi liderlerinden Patrice Lumumba’nın 1961 yılında katledilmesi olayına ülkesinin adının karışması dolayısıyla özür dilemesinin ardından, diğer sömürgeci ülkelerin de Afrika’da yaptıklarından dolayı özür dilemeleri gerektiği belirtiliyor.

Michel’in bizzat Kongo’ya giderek Kongo halkından özür dilemesi gerektiğini söyleyen Belçikalı parlamenter Leen Laenens, Avrupalı diğer eski sömürgecilerin de Belçika’yı takip etmeleri gerektiğini ifade etti. Belçika, halen eski sömürgelerinden özür dileyen ilk ve tek Avrupalı ülke durumunda.

Belçika Dışişleri Bakanı Louis Michel, 5 Şubat’ta Belçika Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Meclis Lumumba Cinayetini Araştırma Komisyonu’nun Belçika hükümetini Lumumba’nın öldürülmesinde suçlu bulduğunu belirtmiş ve Kongo halkından özür dilemişti.

Belçika’nın Kongo’dan özür dilemesi dünya kamuoyunda büyük yankı bulmuş, diğer sömürgeci ülkeler için bir örnek teşkil edebileceği yorumları yapılmıştı. Fransız Le Monde gazetesi Fransa’nın Belçika’yı takip etmesi gerektiğini yazmıştı. Ancak geçen ay Cezayir bağımsızlık savaşında Cezayirli direnişçilere işkence yaptığını övünerek kitaplaştıran bir generale sembolik para cezası veren Fransız yetkilileri yaklaşık 1 milyon Cezayirlinin öldürüldüğü bağımsızlık savaşı katliamları dolayısıyla Cezayir’den özür dilemeyi hâlâ reddediyor.

Belçika Meclisi’nde Lumumba Cinayeti Araştırma Komisyonu kurulmasına öncülük eden Yeşiller Partisi milletvekillerinden Leen Laenens, şimdi de Michel’in Kongo’ya giderek, Kongo halkından özür dilemesini istiyor. Belçika’nın özrünün çok geç geldiğine dikkat çeken Laenens, ‘Ancak geç de olsa adalet kısmen yerini buldu. Şimdi Avrupa’nın diğer sömürgeci ülkeleri Belçika’yı takip ederek, Afrika’daki yaptıklarından dolayı özür dilemeliler.” dedi.

Lumumba Cinayetini Araştırma Komisyonu yaklaşık 2,5 yıl önce kuruldu. O dönemde Belçika’da yayınlanan bir kitap Lumumba’nın öldürülmesine Belçikalı yetkililerin katıldığını ispatladı. Ludo De Witte tarafından yazılan Lumumba’nın Ölümü adlı kitap büyük tartışmalara yol açtı ve ardından Meclis’te bir komisyon kurulması kararı alındı.

2,5 yıl boyunca 32 şahidi dinleyen ve onlarca tarih ve arşiv profesöründen yardım alan komisyon sonunda 4 ayrı rapor yayınladı. Komisyon, dönemin Afrika işlerinden sorumlu bakanı Arnoud d’Aspremont’un Lumumba’nın katledilmesinde parmağı olduğunu ve dönemin Kralı Baudouin’in de cinayete ses çıkarmadığını tespit etti.

Laenens Belçika’nın Kongo’da “korkunç şeyler” yaptığını, 20. yüzyılın başında Belçika’nın zenginliğinin ana kaynaklarından olan Kongo kauçuğunun bugünkü refaha katkısının büyük olduğunu söyledi. “Ama o dönemde korkunç suçlar işlendi. Mesela kauçuk çiftliklerinde çalışmayı reddeden Kongoluların elleri kesiliyordu ve bu yaygın bir uygulamaydı.” diyen Laenens, komisyonun ulaştığı sonuçlar çerçevesinde Belçika’nın suçunun sabit olduğunu vurguladı. Lumumba’nın katledilmesi ile birlikte Afrika’nın ilk ve tek demokrasisinin de boğulduğuna işaret eden Laenens, “Lumumba’dan sonra diktatörlük geldi. Demokrasi şansı yokedildi. Kongo’ya demokrasi hâlâ gelmiş değil. Belçika’nın bu açıdan da vebali büyük” dedi.

Laenens “Lumumba neden öldürüldü?” sorusuna, “Çünkü ülkesinin bağımsız olmasını istiyordu. Sömürünün bitmesini istiyordu. Ama Belçika sömürgesini kaybetmeyi bir türlü içine sindiremedi” cevabını veriyor. Laenens Brüksel’in ana bulvarlarından olan Kral Baudouin’ın isminin Lumumba olarak değiştirilmesini teklif ediyor.

Selçuk Gültaşlı / Brüksel

17.02.2002


 

Ortadoğu’da yine bir kanlı gün

Ortadoğu, dün son haftaların en kanlı günlerinden birine daha sahne oldu. Akşam saatlerinde Batı Şeria’daki Karnei Şomron Yahudi yerleşim birimine düzenlenen bombalı intihar saldırısında, saldırganla birlikte 3 kişi öldü, 6’sı ağır olmak üzere en az 20 kişi de yaralandı.

Filistinli saldırgan, yerleşim birimindeki bir alışveriş merkezinde üzerindeki patlayıcıları infilak ettirdi. İsrail, saldırıdan hemen sonra Filistin lideri Yaser Arafat’ı suçlayan bir açıklama yaptı. Saldırıyı henüz üstlenen olmazken, bölgede çok sıkı güvenlik tedbirleri alındı. Saldırı, Hamas örgütünün, öldürülen liderlerinden Nezih Ebu Sabaa’nın intikamının alınacağı açıklamasının hemen ardından meydana geldi. Bu olaydan önce de bölgede oldukça kanlı saldırılar meydana geldi. Gazze’de Filistin mülteci kampına giren İsrail askerleri, 3 Filistinliyi öldürdü. El Burey mülteci kampına giren İsrail askerlerinin, önceki gece ateş açmaları sonucu hayatını kaybeden 20 yaşlarındaki bir Filistinlinin cesedi Filistinli yetkililere sabah teslim edildi. Kampta askerlerin ateş açması sonucu 17 ve 30 yaşında iki Filistinlinin öldürüldüğü belirtildi. İsrail askerlerinin ateş açması sonucu, 2’si ağır 15 Filistinli de yaralandı. Batı Şeria’nın Cenin kentinde ise, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin El–Kassam üyesi Nezih Ebu Sabaa bombalı suikast sonucu öldü. Ramallah'ın kuzeyindeki bir kontrol noktası yakınlarında da Filistinlilerin açtığı ateş sonucu 1 İsrailli öldü.

Bu gergin ortamda bölgeyi ziyaret eden Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer ise, Filistin lideri Yaser Arafat’ın AB için hâlâ muhatap olduğunu söyledi. Fischer, Arafat ile Ramalllah’ta görüşmesinden sonra düzenlediği basın toplantısında, İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un tutumunu da reddettiğini kaydeden Fischer, “Şiddet olaylarının ve terörizmin tek alternatifi, görüşme masasına oturmaktır.” dedi. Arafat da, AB’nin barış için sarf ettiği çabalardan memnuniyet duyduğunu dile getirerek, bu çabaların “somut bir şeylere” varmasını ümit ettiğini söyledi.

/ Dış Haberler Servisi

17.02.2002


 

Saddam: Amacımız insanlığa hizmet

Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, ABD Başkanı George W. Bush tarafından “şeytan eksenine” dahil üç yönetimden biri olmakla suçlanan ülkesinin, kitle imha silahı elde etme niyeti olmadığını bildirdi.

Irak resmi haber ajansı INA, Saddam Hüseyin’in, Irak Nükleer Enerji Örgütü’nden bir grup bilim adamına hitaben yaptığı konuşmada, “Silahlar, yabancıların hırsları ve kötü unsurlara karşı ülkeyi korumak için önemlidir; ancak bu ülke, kitle imha silahları elde etmekle ilgilenmiyor” dediğini bildirdi. Irak lideri ayrıca, “Sıradan insanlara, genelde de insanlığa hizmet etmek için daha fazla bilime ulaşmak istiyoruz” dedi.

ABD’yi, Irak’a saldırmaması konusunda uyaran Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer ise, Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, “Teröre karşı oluşturulan uluslararası koalisyon, bir ülkeyi işgal etmek için açık çek değildir. Hele bir de bu tek başına yapılmaya kalkışılıyorsa.” dedi. Usame bin Ladin’in Irak’la bağlantısı olduğuna dair kendisine bir delil iletilmediğini söyleyen Fischer, bütün Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanları ile aynı görüşü paylaştıklarını da vurguladı. İspanya Başbakanı ve AB Dönem Başkanı Jose Maria Aznar da, aynı dergiye yaptığı açıklamada, “Avrupalıların, Amerika’nın yeni dış politikasını tartışmasının zamanı geldiğini” söyledi.

/ Dış Haberler Servisi

17.02.2002


 

Fransızların 650 yıllık ‘gururu’ tarih oluyor

Fransız Frangı, Fransa hükümeti tarafından önceden kararlaştırıldığı şekilde bugün tamamen tedavülden kalkıyor. Böylelikle Fransızların 600 yıldan beri kullandıkları paraları tarihe karışıyor.

Fransızlar, Frank’ı gelecek nesillerin hafızalarında yaşatmak için Franqueville şehrinde büyük bir Frank anıtı dikmeyi planlıyor. İlk kez 1360 yılında İngilizlere esir düşen Kral John’un serbest bırakılması için gerekli olan fidyeyi vermek amacıyla babası tarafından altın olarak basılan Frank, zenginlik içerisindeki Galyalıların tarih boyunca hep rekabet içinde oldukları İngilizlere meydan okumalarını sağladı. İlk Frankların üzerinde, bu ‘meydan okumayı’ göstermek için Fransız şövalyelerinin İngiliz ejderhalarını boylu boyunca yere serdiği imajlar yer aldı. Kelime manası olarak hür anlamlarına gelen Frank adını Kral John’un İngilizler tarafından serbest bırakılmasından aldı. Tarih boyunca çeşitli değişiklere uğrayan Frank, 1575'te Kral III Henri tarafından din savaşları dolayısıyla bozulan para sistemini istikrarlı kılmak için yeniden düzenlenerek gümüş olarak basılmaya başlandı. Frank daha sonra enflasyonun ve İngilizlerin erittiği sahte paraların kullanımını önlemek için yeniden basıldı.

1. Dünya Savaşı sonunda alım gücü iyice düştüğü için tekrar basılan Frank, daha sonra Fransa’nın Almanya tarafından işgaliyle Alman Markı’nın uydu parası haline geldi. Almanlar, Frank’ın üzerindeki amblem ve yazıları değiştirdiler. Vichy rejiminin amblemini koyarak, “eşitlik–kardeşlik–hürriyet’’ yerine “çalışma–aile–vatan” sloganlarını koydular. Amerikalılar, savaşın sonunda Fransızları kurtarmaya geldiğinde, yanlarında eski Frank’ı yeniden tedavüle koymak amacıyla Philadelphia’da bastırdıkları Franklar vardı. Frank, son olarak 1960 yılında General Charles de Gaulle tarafından yeniden düzenlendi. Halkın onayına sunulan amblemlerden Fransız ruhunun semboli olan Marienne seçildi.

İhsan Aydın / Strasbourg

17.02.2002


 

Afganistan’da barış gücüne ilk saldırı

Afganistan’daki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’nde (ISAF) görev alacak Türk birliğinin ilk bölümü dün başkent Kabil’e ulaşırken; bu ülkedeki ISAF askerlerine dün ilk defa saldırı düzenlendi.

İngiliz Albay Richard Barrons, gözetleme kulesine ateş açılmasıyla çıkan çatışmada, saldırganların birinin ölü olarak ele geçirildiğini, bazılarının ise bir araçla kaçmayı başardıklarını belirtti. İngiliz askerlerin kayıp vermediğini söyleyen Barrons’ın; olay yerinde bulunan yaralı 5 kişinin ‘vurularak yaralanmadığını’ söylemesi ise soru işaretleri doğurdu. Saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldı. Bu gelişmeler yaşanırken, Hindistan Başbakanı Atal Bihari Vajpayi, Usame bin Ladin’in Pakistan’da saklanıyor olabileceğini söyleyerek İslamabad yönetimine yeni bir ‘şüpheli’ suçlamada bulundu. Taliban lideri Molla Muhammed Ömer’in ise Afganistan’ın kuzeybatı Uruzgan bölgesinde saklandığı sanılıyor.

/ İslamabad, Zaman

17.02.2002


 

Wolfowitz ve Myers mart sonunda geliyor

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Richard Myers’ın, mart ayı sonunda Türkiye’yi ziyaret edeceği bildirildi.

Edinilen bilgiye göre, Wolfowitz ve Myers’ın uzun süredir planlanan Türkiye ziyaretlerinin mart sonunda yapılmasına karar verildi. Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’den sonra Pentagon’un iki numaralı ismi olan Wolfowitz ve geçen sonbaharda Genelkurmay Başkanlığı’nı üstlenen Orgeneral Myers, Türkiye’yi ayrı ayrı ziyaret edecek. Bu iki isimden önce de ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, mart ortasında yapacağı ve ağırlıklı olarak Ortadoğu ülkelerini kapsayacak gezisi çerçevesinde Ankara’ya gelecek.

/ Washington, aa

17.02.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
17 Şubat 2002


Zaman Spor

Dış Haberler

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.