SÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Beşer, satanizm belasının gençleri ciddi bir şekilde tehdit ettiğini söyledi. Prof. Dr. Beşer, satanizmin bir ‘kimliksizlik’ sorunu olduğunu belirterek, insanın bedeni gibi ruhunun da gıyada ihtiyacı olduğunu kaydetti.
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Beşer, “satanizm belasının” gençleri ciddi bir şekilde tehdit ettiğini söyledi. Beşer, satanizmin bir ‘kimliksizlik’ sorunu olduğunu belirterek, insan bedeninin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi ruhun da gıdaya ihtiyacı olduğunu kaydetti.
Ekmek bulamayanların ağaç kabuğuna, su bulamayanların çamaşır suyuna sarıldığı gibi, ruhunu da sağlam inançlarla doyuramayanların şeytana, cine ve hurafeye sarıldığını ifade eden Beşer, “Böyle olan insan vahşileşir, yıkmaktan, kırmaktan, öldürmekten zevk alır. Akıllarını kullanamayanlar, dini bilgileri olmayanlar şeytanın ve şeytanlaşmış insanların maskarası olmaktan kurtulamazlar.” dedi.
Faruk Beşer, insanların dinsiz ve inançsız yaşayamayacaklarını dile getirerek devlet yetkililerinin de bunu bilmesi gerektiğini vurguladı. Devletin kendi ve halkının geleceğini düşünmek zorunda olduğunu kaydeden Beşer şöyle konuştu: “Sorumlular bilmelidirler ki ya gençlerin dinlerini resmi eğitim kurumlarında öğrenmelerini sağlayacaklar ya da herkes kendi kafasına göre bir din oluşturup insanlık için şeytanla beraber yeni bir şeytan olacak ve bu hastalık bir gün sorumluların da çocuklarına bulaşacaktır.”
Sorumluların akıllı davranarak ve irtica sendromunun etkisinden sıyrılarak dini eğitime önem verilmesi gerektiğini kaydeden Beşer, irtica ile dinin ayırt edilmesini istedi. “Batı’nın yıllardır yaptığı hataları bizim de tekrar etmemizin ‘aptallık’ olacağını” kaydeden Beşer, “Şimdi Batılılar hatalarından dönüyorlar ve gençliğe din duygusunu aşılıyorlar.” şeklinde konuştu.
Prof. Beşer, anne ve babaları uyararak şöyle devam etti: “Anne ve babalar da bu konuda gençlerin bu hale düşmesinde en öncelikli sorumlular arasındadır. Onlar çocuklarının maddi geleceklerini düşündükleri gibi manevi ihtiyaçlarını da gidermek zorundadırlar. Oturup onlarla dertleşmeli ve sağlam dini bilgiler vermelidirler.”
|