Perinçek’in teknik ekibi
Ortalık Karen Fogg’un e–mail mesajlarıyla çalkalanıyor. Gürültüye kapılırsanız bu mesajlarda birtakım vahim bilgilerin bulunduğundan emin olabilirsiniz. Örneğin en büyük gazetenin en çok okunan malum yazarı “bunların açıklanmasında Türkiye açısından kamu yararı” olduğunu söylüyor. Çünkü “ortaya çıkan belgelerde ciddi bulgulara rastlıyor”muşuz. Neymiş bu ‘ciddi’ bulgular diye merak edip yazının devamını okuyoruz: “Sezer için ‘haddi bildirildi’ diyor. Bazı gazetecilerle senli benli yazışmalar yapıyor. Devleti yönetenlerden kod isimlerle söz ediyor.”
‘Haddi bildirildi’ lafı bir devlet yetkilisi için söylenmiş olsa bile bu ne ifade eder? Sonuçta herkesin herkes hakkında hissedebileceği ve söyleyebileceği bir kanaatten söz ediyoruz. Bunu uluorta söylemek bir skandala sebebiyet verebilir; ama kendi özel dünyalarımızda hiçbir devlet otoritesinin bu tür yargılardan muaf tutulmadığını biliyoruz. İnternetteki yazışmalarda, aynen telefon konuşmalarındaki gibi, herkesin başkaları hakkındaki öznel görüşleri ahlaki ve hukuksal koruma altındadır. Aksi halde düşünce özgürlüğünün yanından bile geçilemez; çünkü duyguların bile özgürce ifade edilemediği bir ‘özel alan’ tanımında sıra düşünceye gelmez. Fogg’un bazı gazetecilerle samimi olmasının veya bazı devlet yetkililerine kod adı vermesinin ‘ciddi bulgular’ olarak sayılması ise gülünçtür. Söz konusu takma adların kimler için kullanıldığından emin olsak bile bu neyi gösterir? Bence bir tek şeyi: Meğerse Karen Fogg epeyce mizah anlayışına sahip biriymiş! Mesajları okunduğu takdirde bu takma adların kimler olduğunun kolayca anlaşılacağını tahmin etmesi de zor değildi. Dolayısıyla Fogg bu takma adları bilerek, hoşluk olsun diye kullanmış olmalı. Aynen bizler gibi: Ev sohbetlerimiz bir yana, devlet yetkililerini ti’ye alan yığınla web sitesi bugünlerde interneti istila etmiş durumda.
Kısacası yapılan işin tıynetsizliği ve ahlaksızlığı bir yana, ortada Fogg’u hafiften gocunduracak bir durum bile gözükmüyor. Diğer taraftan hem Emniyet hem de MİT bu konuyla ilişkili olmadıklarını beyan ettiler. Zaten Perinçek de mesajları “teknik ekipteki arkadaşların” elde ettiğini söyledi. Bu teknik ekiplerin epeyce ilginç çalışmaları var. Örneğin en çok okunan gazetenin en çok okunan malum yazarı da geçenlerde Öcalan’la avukatları arasında olduğu iddia edilen bir konuşmanın Arapça metninden alıntılar yapmıştı. Söz konusu yazarın Arapça bilmediği bilindiğine göre, metni bulanın, tercüme edenin ve yazarımıza ulaştıranın aynı türden bir teknik ekip olduğunu düşünebiliriz.
Tabii herkesin aklına ‘Acaba organize olmuş tek bir teknik ekipten mi söz ediyoruz?’ sorusu gelecektir; ve bu meşru bir sorudur. Çünkü devletin içindeki bir bölüm kişi ve grubun milliyetçilik ve bağımsızlık kavramlarını suiistimal ederek ülkenin geleceğini totaliter bir boyunduruk altında tutmaya çalıştığı izlenimi giderek yaygınlaşmaktadır. Bu amaçla AB bölücü bir ajana indirgenmekte ve AB’nin mahkum edilmesiyle toplumsal taleplerin ve bireysel hak ve özgürlüklerin de kısıtlanabileceği umulmaktadır. Çünkü ne yazık ki bu toplumun en temel hak ve özgürlükleri bile artık yabancı desteğiyle ayakta durabilmektedir. Ülkeyi bu hale getirenlerin karşımıza çıkıp bağımsızlıktan söz etmeleri ise cüretlerinin sınırsızlığı hakkında iyi bir fikir vermektedir.
17.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
e.mahcupyan@zaman.com.tr
|