Kırmızı maç
Hava ayaz, Kadıköy’de umutlar beyaz. Kolaysa böyle bir maçı en güzel şekilde gel de yaz. Lucescu, Ergün’ü ilk yarıda orta alana çekerek doğruyu bulmuş, fakat hücum oynamayı unutmuş. Lorant, 4 forvetle başladığı maçı Rapaiç’in attığı muhteşem golle 1–0 önde götürdüğü dakikalarda bile arzu ettiği futbol kıvamını bulamamış. Bu mücadeleden futbol beklemek gerçekten hayalcilik olurdu. Sadece sonuca endekslenen Sarı–Lacivertliler bunu elde etmek için canla başla çalıştılar. G.Saraylılar da onlardan geri kalmadılar. Sahadaki futbolcuları bir ara çarpışan arabalar gibi gördüm. Kıran kırana maçta hakem Ali Aydın, çok ciddi şekilde zorlandı. Sarı kartlarla idare etmeye çalışsa da bazı futbolcuların kendilerini kontrol edememeleri kırmızı kartlara sebep oldu. Bence dünkü derbiye yakışmayan tek konu da buydu.
Kadıköy iki takımımızın rekor seyirci önündeki bu mücadelesine ev sahipliği yaparken bence sahadaki hoş olmayan görüntüleri hak etmedi. Biz, seyircileri, futbolcuları sükunete davet etmemize rağmen demek ki yeteri kadar anlatamadık. Hocalar da anlatamamış. G.Saraylı futbolcuların dört kırmızı kart görmesi böylesi bir derbide alışılmış değildi. Demek ki biz futbolu hâlâ bir seyir sporu olarak göremiyoruz. Yazımın başında bu maçı yazmanın zor olduğunu belirtmiştim. Savaşın nesi yazılır ki? Nerede kaldı dostluk, kardeşlik. Çok güvendiğim saha içindeki milli futbolcuların birbirlerine karşı davranışları bu spora gönül verenler için tam bir yüz karasıydı. Goller olsa ne yazar, şampiyon olunsa ne işe yarar. Bu maç skoruyla, futboluyla değil, maalesef kartlarıyla konuşulacak.
G.Saray, sahada 7 kişi kalınca, F.Bahçelilerin de konsantrasyonları bozuldu. Aksi takdirde gol kaçırmalarını başka türlü yorumlamak mümkün değil. Bu maç Süper Ligimizin geleceği için bizi maalesef endişeye sevk etti. Yetkililer lütfen dikkatli olalım.
17.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.seyho@zaman.com.tr
|