Olacağı budur...
Dün gecenin tarafları F.Bahçe, G.Saray, Hakem Ali Aydın ve seyirci maça ellerinden geldiği kadar iyi hazırlanmaya çalışmışlar. Ancak tabii bu yetmiyor. Futbol için aranılıp da bulunamayacak her türlü şart, tamam olmasına rağmen bir sürü yanlışlar vardı.
Zarzor stada girip yerimize oturduk. Ancak biletleri ile dışarda kalanlara da acıdık. Mutlak kazanma arzusunda ve ihtiyacında olan F.Bahçe ve Werner Lorant’tı. Nitekim de öyle oldu. Maçın hakemi Ali Aydın’la beraber iki kilit isimden biri olan Rapaiç, dengeyi değiştiren adam oldu. Bir gol attı, bir duran topta yürek hoplattı, Emre aşığı oyundan attırdı; iş tamam oldu.
Lucescu bir türlü F.Bahçe ve derbi korkusunu üzerinden atamıyor. 7 puanlık farkın da Sarı–Kırmızılı takıma bir rehavet getirdiği gerçeğini gözardı etmeyelim. Ergün’ün orta sahada oynaması faydalı olurken Batista’nın düşüşte olması, takımına ihanet etmesi dikkat çekiciydi. G.Saray eksiklerini de çok aradı.
Hakem Ali Aydın, onca hengamenin arasında ilk derbi maçını kötü yönetti. Faul ve fena hareketleri süzemedi. A.Gücü maçında ortaya çıkmaya başlayan yanlış kart kullanma hastalığı bu maçta iyice belirginleşti. Umarım yanlış tayinlerde ısrar eden bu MHK ile gidilemeyeceği iyice anlaşılmıştır.
Maç öncesi stada girinceye kadar yollarda gördüğüm, taşla kırılmış otobüs camlarının ve maçta futbolcuların davranışlarının Fair– Play anlayışına yakışmadığını, sporun centilmenlik ve kardeşlik amacını tehdit etmeye yönelik olduğunu, F.Bahçe’nin ve G.Saray’ın kavgayla değil, farklı bir ezeli ve ebedi rekabete ihtiyacı olduğunu hepimizin unutmaması gerekiyor.
17.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
o.pehlivanoglu@zaman.com.tr
|