BİR, iki, üç, yetmez...
Futbolda, Yeşilçam’ın o unutulmaz repliklerini bile solda sıfır bırakacak nitelikteki ‘şike sohbetleri’ basına yansıdı...
‘Kurumsallaşmış’ şike gerçeği, bugüne kadar hep inkar edilip, ‘yok’ sayılmıştı. Kadere bakın ki, Susurluk Kamyonu bu defa da, futbol topuna çarptı! Şu son skandaldan sonra, ‘şike realitesi’nin üzerini örtmeye yeltenenler ancak karikatürlerde sahneye çıkabilecekler! Türkiye’de ‘şike’ olayı ile ‘kontrgerilla’ hadisesinin kaderleri birbirine çok benziyor. Resmi makamlar, yıllar yılı “Mamullerimizde kesinlikle kontrgerilla yoktur” diyerek, kamuoyunu uyutmaya çalışmışlar; aksini savunanlara bir nevi ‘deli’ muamelesi yapmışlardı...
Ne zaman ki, Susurluk Kamyonu Mercedes’e çarptı, o andan itibaren mızrak çuvala sığmaz oldu...
Bugün “Kontrgerilla yoktur” diyen olsa, ona ‘deli’ diyeceğiz, ama böyle birisini bulmamız mümkün değil: O kadar çok şey gün ışığına çıktı ki, günümüzde artık ‘kontr’ bir Susurluk mahkumu “Görevimdi, çok adam öldürdüm” diyor. “Gözümü kırptım mı, hayır!” diye de ekliyor...
Şike işinin seyri de, ‘kontrgerilla’ işine benzedi. Yıllarca, futbolda alacakaranlık kuşağı öykülerine benzer gariplikler olur, şike söylentileri ayyuka çıkar, ardından ses seda kesilirdi. Herkes her şeyi yaşar, bilir, fakat kimsenin ağzını bıçak açmaz ve bütün ‘öykü’ler örtbas edilirdi...
Bundan böyle, yani mafyanın da sahada takır takır top oynadığının anlaşılmasından sonra, ‘tuhaf maçları’ sümen altı etmek kolay olmayacak. Son ‘şike sohbetleri’, hadisenin ne denli kurumsallaştığını gösteriyor... Masamıza getirilen malzemenin ‘buzdağının görünen kısmı’ olduğunu da unutmayalım: Futbol adamlarının, kimsecikler var mı diye etrafı şöyle bir kolaçan ettikten sonra; yer, isim, tarih ve ayrıntı vererek anlattıkları ‘müthiş şike öyküleri’ gerçekten inanılmaz...
Bunları yazsalar ya da yazılmasına izin verseler hakikaten roman olur! Neden ve kimlerden çekindikleri, futbol topunun Susurluk Kamyonu’nun tekerlekleri arasında ezilmesinden sonra, çok daha iyi anlaşılıyor. Bırakın ‘şike’yi, ‘şşş’ diyen bir futbol adamına deli muamelesi yapılması veya futbol piyasasından o saniye sepetlenmesi, çocuk oyuncağı!
Futbol camiası, kendi içindeki çürükleri temizlemeye niyetlendiğinden değil, Susurluk’un izi sürülürken ‘şike’nin izine rastlanıyor; onun üzerine Yeşil’çamlar’ı bile deviren replikler etrafa saçılıveriyor:
“Küme düşersem, ölürüm Aliço! Benim istikbalim bu maç, çok çirkin bir maça ihtiyacımız var be kardeşim! Aliço bize bir kıyak yap, biliyorsun ben bu arpa verme işlerini beceremiyorum!”
Burada, Aliço, “Susurlukçu Ali Fevzi Bir” oluyor, müsaadenizle: O nedenle de, bazı maçlarda ‘bir gol’ yeterken; bazen de “Bir iki üç yetmez; dört, beş, altı” oluveriyor...
Ayrıca, Almanya üzerinden ‘bahis’ oynanıyor, bazı hakemler düdüklerini bu bahise göre çalıveriyor...
Bizler ‘bir’takım hakemlerin akla ziyan garip kararlarını tevil etmeye çalışıyoruz, “Saniyenin onda bir zamanda görmesi mümkün değil tabii, onlar da insan!” falan diye...
Ali Fevzi Bir, “Hakemler söylediklerimi emir olarak algılamış, ben ne yapabilirim?” diye savunuyor, kendisini! Şike olayına adı karışan bir ünlü teknik direktörün savunması, daha da ilginç: “Eğer benim bir dostum bir hakemle iyi arkadaşsa, ‘bana destek olun’ diye, kim demez ki?”
Bu teknik direktör birkaç yıl önce auta giden bir topun gol sayılması neticesinde takımını birinci lige çıkarmıştı; günümüzdeki sohbetlerinde ise ‘arpalama’ işinin estetize edilmesini Aliço’dan rica ediyor!
Birinci Lig’deki ‘şike’lerde estetik çok önemli: Öyle on sıfır yenip intihar etme lüksünüz yok! 1–0, filan çalışacaksınız, kimse çakmayacak! Devir değişti, her şey çağa uygun hale geldi. Artık, 3. Lig’de bile rastlanmıyor, yakayı o saniye ele verecek acayip sonuçlara...
Kapanış Notu: Bundan 25 yıl önce Yugoslavya bölgesel liginde 40–0 biten bir maç vardı. Maçın hakemi, mahkemede “İnanın, 36–0’a kadar hiçbir şeyden kuşkulanmadım!” demiş; yargıç, bunun üzerine bir fatura da hakeme kesmişti!
17.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
t.korkmaz@zaman.com.tr
|