Tavaf yapmak, yani Kâbe’nin etrafını yedi kez dönmek hac ve umrenin temel şartlarından birisi. Kâbe (Hicr–i İsmail) ile birlikte yaklaşık olarak 240 metrekarelik bir alana kurulu. Tavaf için Kâbe’nin yakın çevresinden uzaklaştıkça dönülmesi gereken mesafe artıyor; ancak izdiham azalıyor.
Kâbe’yi tavaf etmek, gecenin ilerleyen saatlerinde ve öğle saatlerinde nispeten daha kolay oluyor. Ancak, iki milyonu aşkın insanın İslam’ın beş şartından birini yerine getirmek için geldikleri bu dönemde, günün hiçbir saatinde Kâbe’nin yakın çevresini boş bulmak mümkün değil.
Ruknü Yemeni Köşesi, Makam–ı İbrahim ve Altınoluk’un yer aldığı Hicr–i İsmail manevi özellikleri sebebiyle biraz daha kalabalık ve izdihamlı oluyor. Ancak, hiçbirisi Hacerü’l–esved kadar ulaşılamaz değil. Hacerü’l– esved yani ‘Siyah Taş’a ulaşmak, Allah Resulü’nün yaptığı gibi dokunmak, öpmek, yüzünü sürüp ağlamak izdiham sebebiyle neredeyse imkansız.
Yeryüzünde inşa edilen ilk bina olan Kâbe’de, Hacerü’l–esved tavafa başlama noktası aynı zamanda. Kâbe’de değişmeyen tek şey, Kâbe ilk inşa edildiğinde cennetten indirildiğine inanılan Hacerü’l–esved oluyor. Allah, Hazreti İbrahim’den Mekke’nin en yüksek dağı Kubeys’in zirvesine sürüklenen Hacerü’l–esved’i getirip yerine yerleştirmesini istiyor. Kâbe, daha sonra da iki kez yeniden inşa ediliyor ve birkaç kez onarılıyor. Hatta bu olaylar sırasında Hacerü’l–esved parçalara bölünüyor ve küçülüyor. Ancak, bir buçuk metre yüksekliğindeki müstesna konumunu hep sürdürüyor. Şimdi gümüş bir muhafaza içerisindeki bu taş, daha peygamberlik gelmeden önce kavgalı dört kabilenin ‘Emin’ kabul ettiği Allah Resulü tarafından yerine yerleştiriliyor. Peygamberimiz, Mekke’nin fethinden sonra yaptığı hacda yüzünü taşa koyup ağlıyor. Döndüğünde arkasında Hazreti Ömer’i de ağlar buluyor ve ‘Burada ağlanır ya Ömer.’ diyor. Hacerü’l–esved’e dokunamayan müminler de hizasına geldiklerinde onu ‘Bismillah, Allahü Ekber’ deyip, sağ kollarını havaya kaldırarak selamlıyorlar. Yani, hiç Hacerü’l–esved’e dokunmadan tavaf yapmak mümkün.
Ancak, onun insanı içine çeken cazibesi, birçok insanın başkalarını rahatsız etme pahasına da olsa, bütün izdihama rağmen girişimde bulunmalarına engel olamıyor. Kimisi duvardan yürüyerek, kimisi ‘huruç’ ve ‘yarma’ hareketiyle ‘Mutlu Taş’a ulaşıp, mutlu olmaya çalışıyor.
|