Milli Eğitim Bakanlığı, edebiyat dersi ile ilgili taslağı görüş için İstanbul, 19 Mayıs ve 9 Eylül üniversitelerinin edebiyat fakülteleri ile Türkiye Yazarlar Birliği (TYB)’ne gönderdi. Türk Dil Kurumu’ndan görüş istenmemesi dikkat çekici bulundu.
TYB Genel Başkanı Dr. Nazif Öztürk tarafından MEB’e gönderilen görüşün muhtevası belli oldu. Görüş yazısında, “Yeni hazırlanmış olan taslak program mevcut haliyle beklentilere cevap vermekten uzaktır. Çağdaş edebiyatı okul sıralarına getirmekle önemli bir mesafeyi kat eden bu taslak program, ne var ki hedefleri bakımından milliliği, milliyet unsurlarını göz ardı etmiştir.” ifadesi yer aldı.
Türkiye Yazarlar Birliği’nin taslak hakkındaki görüşleri özetle şöyle:
Divan edebiyatını da halk edebiyatı gibi birer müze objesi olarak değil, çağdaş sanatı besleyen kaynaklar olarak öğrenciye öğretmek gerekmektedir. Önemli olan divan edebiyatının ağır metinlerini okutmak değil, kültür dünyasının kilidini açmayı öğretmektir. Hiçbir edebi tür için şair ya da yazar adı belirtilmemesi, büyük sorunlar doğurur.
“Dil ve içerik açısından öğrenci düzeyine ve beklentilerine uygun olma” ilkesi açık değildir.
Edebi eser, “bilimsel” olmak zorunda değildir. Edebiyat eserlerinin gerçekçi olmak mecburiyeti de yoktur. Taslakta, “Dinsel ideoloji niteliği taşımayan anlatımlara yer verilmemelidir.” denilmektedir. “Dinsel ideoloji” ile ne kastedilmektedir? Yunus Emre’nin, Süleyman Çelebi’nin, Mehmet Akif’in; dini, tasavvufi eserleri “dinsel ideoloji niteliği” taşıyan metinler midir? Taslakta sübjektif değil, objektif ifadelere yer verilmeli.
Azerbaycan, Kırım, Kıbrıs, Kırgız edebiyatlarının yanı sıra Özbek, Kazak, Türkmen, Balkan vb. edebiyatları da okutulmalıdır.
Dünya edebiyatı içinde İngiliz, Amerikan edebiyatlarının yanında; Mısır, Pakistan, Çin vb. ülkelerin edebiyatlarına da yer verilmelidir.
Türk dili ve edebiyatı öğretiminin yeniden düzenlenmesi ile ilgili metin, sağlam bir Türkçe ile maksat ve meramı en iyi şekilde ifade edecek tarzda kaleme alınmış olmalıdır. Eldeki metin maalesef bu bakımdan hayal kırıklığı doğuracak durumdadır.
Taslağı değerlendiren RTÜK üyesi D. Mehmet Doğan, edebiyat tarihi dersinin 1910'dan itibaren tedrisatımızda yer aldığını, cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne Divan edebiyatının liselerde okutulduğunu hatırlatarak edebiyatta kategorik olarak ‘İslam öncesi ve sonrası, Batılılaşma dönemi ve Cumhuriyet dönemi’ gibi ayrımlar yapılabileceğini belirtti. Doğan, “İlle de bir ‘milat’ kabul edilmek gerekiyorsa, başlangıç olarak Türkçe'nin yazılı eserlerinin ortaya çıkış dönemi, şimdilik ilk yazılı metinler olarak kabul edilen Orhun Yazıtları alınabilir.” dedi. Yakın dönem ve yaşayan yazarların eserlerine yer verilmesinin doğru olacağını savunan Doğan, “Türk dili ve edebiyat programı hafif veya ağır değil, yeterli ve ihtiyacı karşılayacak nitelikte olmalıdır.” tespitinde bulundu.
|