21 yaşında Türkiye'ye gelerek Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’ın kardeşi Turgut Yılmaz’la evlenen Claudia Yılmaz Alman vatandaşı olarak hayatını sürdürüyor. Yılmaz, bu durumun kendisini ev hanımı ve eş olarak kalmaya zorladığını söylüyor.
Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’ın kardeşi Turgut Yılmaz’ın eşi Claudia Yılmaz, bir Alman gelini olarak Türkiye’de yaşamanın çok zor olduğunu belirtti. Türkçeyi çok iyi konuşan Claudia Yılmaz, 'Türkiye bana ve benim konumumdaki insanlara hiçbir hak vermiyor. Birikimlerimi bu ülke için kullanamıyorum. Ekmek elden su gölden yaşıyorum!' diyor.
Claudia Yılmaz, eltisi Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’ın eşi Berna Yılmaz’dan iki yıl önce; yani 1974 senesinde Yılmaz ailesine gelin olmuş. 21 yaşında Türkiye’ye geldiğinde hiç Türkçe bilmeyen Claudia, en büyük sorunu lisanda yaşamış. Claudia Yılmaz, 'Geldiğimden beri ailemden ve çevremden bu ülkenin bir insanıymış gibi iyilik ve hoşgörü gördüm. Tek yabancılık lisandı. Onun dışında hiç yabancılık çekmedim.' diye konuşuyor.
Cludia Yılmaz, halktan gördüğü ilgi ve sıcaklığı resmi makamlardan bir türlü görme şansı elde edemez. Bunun temel sebebi Türk vatandaşlığına geçmeyip, Alman vatandaşı olarak yaşamını sürdürmek istemesidir.
Evlendiği dönemde Almanya'daki bir yasadan söz eden Claudia Yılmaz, şöyle devam ediyor: "Ben evlendiğimde Türk vatandaşları Almanya'ya 4 yılda bir girip çıkabiliyorlardı. Yani Türk vatandaşı olsaydım bir kez döndükten sonra tekrar Almanya'ya gidebilmek için 4 yıl beklemem gerekecekti. Benim bütün ailem, kardeşlerim ve çevrem orada. Çevremde bir hastalık ya da ölüm olsa ülkeme hemen gitme imkânım olmayacaktı. Bu nedenle tabiyetimi değiştirmedim."
Tük vatandaşlığına geçmemesi Claudia Yılmaz'ın kişisel olarak karşısına büyük engeller çıkarmasa da onu sadece bir ev hanımı olarak kalmaya zorlar. Cludia Yılmaz 1974'ten 1997 yılına kadar her iki yılda bir Türk makamlarına müracaat ederek, tekrar oturma izni almak zorunda kalır. Arabasına Türk plakası verilmez.
Ayrıca Türkiye'de yaşayan diğer yabancılara olduğu gibi o da çalışma izni alamaz. Claudia Yılmaz, "Eğer bir firma yabancı uyruklu birisini çalıştırmak isterse o firma bizi bir yıllığına çalıştırmak için izin alabiliyordu. Yani izin bize verilmiyordu. Bu durumda daha iyi bir iş bulsak bile işten ayrılırsak yine çalışma iznimiz iptal ediliyordu." diyor. Türkiye'de bir yabancı olmak noktasında Claudia Yılmaz'ın yaşadığı en ilginç olay ise bir araç sahibi olmak istediğinde yaşanmış. Satın aldığı aracı kendisi, eşi veya çocuklarının dışında kimsenin kullanamayacağı bildirilmiş. Claudia Yılmaz, "Mesela ben aracımı bir arkadaşıma ihtiyacı olsa veremiyorum. Onu bırakın kendime şoför bile tutamıyorum. Çünkü şoför benim arabamı kullanamıyor." diyerek durumu anlatıyor. Claudia Yılmaz'ın çifte vatandaşlık şansı yok. İki ülkenin yasaları da buna müsait değil. Yılmaz, "Ben sadece Almanya'ya giden bir Türk geline benim ülkemin verdiği hakların, burada bana da verilmesini istiyorum. 28 yıldır bu ülkedeyim; ama bana halen uslu durmazsam her an dışlanabilirim gibi muamele yapılıyor. Şimdi boşansam veya farklı bir durum olsa ben ülkeme dönsem orada ne yapabilirim ki? Hiçbir güvencem yok." diyerek sitemini dile getiriyor. Claudia Yılmaz, kendi durumunda olan ve aynı sorunları yaşayan Türkiye'deki diğer Almanlar ile bir araya gelerek 'Köprü' isminde bir dernek kurmuş. 1992 yılında kurulan Köprü Derneği aracılığı ile sorunlarını Türkiye'deki bütün yetkili makamlara iletmelerine rağmen kimse çözüm bulmaya yanaşmamış. Yılmaz, "Turgut Yılmaz'ın eşi olmak dışında burada bir hiçim." diyor.
Yılmaz soyismini taşımanın kendisine bir avantaj getirip getirmediği sorumuz üzerine Claudia Yılmaz, "Bunu bana herkes soruyor; ama ben mensup olduğum aileden dolayı ayrıcalık istemiyorum." cevabını veriyor. Yılmaz ailesinde, ailevi bağlardan dolayı kişisel avantaj elde edilmemesi yönünde bir hassasiyet olduğunu belirten Claudia Yılmaz, sadece kendi meselesi ile değil, Türkiye'deki bütün Alman gelinlerin sorunu ile ilgilendiğinin altını çiziyor. Aile içinde konu gündeme geldiğinde itirazının kişisel olarak algılandığını aktaran Claudia Yılmaz, "Mesut Bey ve onun çevresine de bahsettim. Pek umursamıyorlar ve 'Sana bir şey olmaz.' diye konuya yaklaşıyorlar. Ama ben sadece bana bir şey olması ile igilenmiyorum." diyor. Yılmaz 1980'de Türkiye ile Almanya arasında her iki ülkedeki Alman ve Türk göçmenler için aynı şartların geçerli olacağına dair bir anlaşma imzalandığını hatırlatarak, sadece bu anlaşmanın gereğinin yapılmasını beklediğini vurguluyor.
Antalya'nın Alanya ilçesinde yaşayan Alman vatandaşlarının durumuna da değinen Claudia Yılmaz, şunları söylüyor: "Alanya'da özellikle emekliliğinden sonra yerleşmiş 7 bin dolayında Alman vatandaşı yaşıyor. Tek istedikleri ibadet edebilmek için bir kilise; ancak Türk hükümeti bütün kapıları kapatıyor. Ben herkesi olduğu gibi kabul etme anlayışını Türkiye'de öğrendim. Ancak Almanya'daki Türklere cami yapma hakkı tanınırken, Türkiye'deki Almanlar için bir kilise inşaatı izni verilmemesi çok üzüntü verici."
|