Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 
 

Fındık ihracatı yüz güldürüyor

Trabzon Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Cirav, 2001’de iç fındık ihracatında 258 bin tonla en yüksek miktara ulaşıldığını söyledi. Cirav, hedeflerinin bu sene 300 bin ton fındık ihraç etmek olduğunu söyledi.

2 yılda uygulanan alım ve ihraç politikaları ile fındıktaki pazar payının arttığını ve son 10 yılda 7 milyar dolarlık fındık ihraç edildiğini belirten Trabzon Ticaret Borsası (TTB) Meclis Başkanı Mehmet Cirav, özellikle 2001’de dış satımda rekora ulaşıldığını söyledi.

Dünya fındık üretim ve ihracatının büyük bölümünü elinde bulunduran, yaklaşık 80 ülkeye fındık satan Türkiye’nin 2001 yılında 258 bin ton iç fındık ihraç ederek, 1995 yılındaki 242 bin tonluk rekoru kırdığına dikkat çeken Cirav, şu anki hedeflerinin 300 bin ton iç fındık ihraç edebilmek olduğunu, bu rakama ulaşıldığı taktirde fındığın istikrarlı bir kaynak haline geleceğini söyledi.

Devletin geçmişte fındığa yüksek miktarlarla sübvanse uyguladığını, bazı yıllar 300 400 milyon dolara kadar çıktığını da kaydeden Cirav, geçen yıl 100 milyon dolara dahi ulaşmadığını, bunun da devletin kasasından fazla para çıkmadan bu işin ekonominin kuralları içinde başarılabileceğini ortaya koyduğunu belirtti. 2000 2001 yılında uygulanan politikaların başarılı olduğunu dile getiren Cirav, “Sonuçları ortada, Türkiye pazar payını artırmaktadır. Önemli olan pazarı tamamen ele geçirmek ve fındığa bağımlı hale getirebilmektir. Özellikle de Çinliye fındık yedirebilmek için gayret sarfetmektir. Bu nedenle de daha etkin reklam kampanyalarına yönelmek gerekir.” ifadelerini kullandı.

Muammer Turan / Trabzon

18.02.2002


 

Kardan kapanan yollar açılıyor

Karadeniz üzerinden gelen ve bölgede etkili olan kar yağışı sonrası kapanan köy yolları ulaşıma açılıyor. Köy Hizmetleri ekipleri dün sabahtan itibaren başladıkları yol açma çalışmalarını aralıksız olarak sürdürüyorlar. Kapanan 150 köy yolundan 80’i tekrar ulaşıma açıldı.

Özellikle merkez, İkizdere, Çayeli, Güneysu, Hemşin, Ç. Hemşin ve Pazar ilçelerinin yüksek kesimlerinde etkili olan kar yağışı sonrası 150 köy yol ulaşıma kapanmıştı. Dün sabahtan itibaren başlayan yol açma çalışmaları aralıksız olarak sürüyor. 18 greyder, 10 yükleyici, 4 tane orta tip ve 150 personel ile çalışmalarını sürdüren Köy Hizmetleri ekipleri, dün kapalı olan 150 köyden 80’ini tekrar ulaşıma açtı. Köy Hizmetleri İl Müdürü Necmettin Kara, aniden bastıran kar sonrası bin 200 kilometreye tekabül eden 150 köy yolunun ulaşıma kapandığını ve ekiplerin yaptığı çalışmalar sonrası kapanan köy yollarından 80’inin açıldığını söyledi. Kara, hava muhalefeti olmaması halinde bugün ve yarın yapacakları çalışmalar sonrası tüm köy yollarının ulaşıma açılacağını ifade etti. Fikri Şimşek,

/ Rize, cha

18.02.2002


 

Bayburt Belediyesi’nin 1999-2001 faaliyetleri değerlendirildi

Bayburt Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, 18 Nisan 1999-2001 tarihleri arasındaki belediye faaliyetlerini değerlendirmek amacıyla basın toplantısı düzenledi.

Belediyenin yaptığı çalışmalar hakkında sinevizyon gösterisi eşliğinde açıklamalarda bulunan Pekmezci, “Bayburt bir gönül sevdamız, bu sevdanın gönüllerde oluşturduğu hizmet aşkıyla dolu bir anlayış içersinde en iyisine, en güzeline layık olduğuna inandığımız hemşehrilerimiz için çok güzel şeyler yaptığımıza inanıyorum.” dedi. Göreve geldiklerinde belediyenin işçiye, memura, SSK ve Maliye’ye olan 1 trilyon 392 milyarlık borcu ödediklerini kaydeden Pekmezci, ilk defa 2001 yılında düzenledikleri Dede Korkut Şölenlerini STV aracılığı ile 120 ülkeye 2 saat boyunca canlı yayınla aktardıklarını anlattı.

Öner Erek / Bayburt, cha

18.02.2002


 

DSP İl Başkanı Ahmetoğlu’ndan ZAMAN’a ziyaret

Demokratik Sol Parti (DSP) Kars İl Başkanı Hasan Ahmetoğlu beraberindeki heyetle birlikte Zaman Gazetesi İl Temsilciliğini ziyaret ederek İl Temsilcisi İsmail Şaz’a çalışmaları hakkında açıklamalar yaptı.

Ülkenin içerisinde bulunduğu sıkıntıların biteceğini söyleyen Ahmetoğlu, ülke olarak daha güzel günlere ulaşılacağını vurguladı. İl Başkanlığı görevi süresince vatandaşların sıkıntılarına ve isteklerine çare bulmaya çalıştıklarını kaydeden Ahmetoğlu, bazı köylerin sıkıntılarının yanı sıra su sorunlarını da çözüme kavuşturduklarını ifade etti. Ahmetoğlu il teşkilatı olarak her zaman iyi hizmetlerin yanında olduklarını ifade ederek, “Vatandaşlara yönelik yapılacak olan çalışmaların her zaman yanında olacağız.” dedi. Zaman Gazetesini yayın hayatında başarılı bulduğunu söyleyen Ahmetoğlu bir gazeteden beklenenin doğru ve tarafsız haber olduğunu vurgulayarak Zaman’ın bu çizgide bir gazete olduğunu belirtti. Zaman Gazetesi’nin yeni mizanpajıyla dünya çapında bir gazete olma yönünde emin adımlarla ilerlediğini belirtti.

Burçin Dokgöz / Kars

18.02.2002


 

Rüşvet ve yolsuzluklar üzerine

Ekonomimizin yeniden şahlanması; yolsuzluğun ve rüşvetin önlenebilmesi için başta kanuni boşlukların acilen giderilmesi, sonra da toplum üzerine kabus gibi çöken, insani çöküntü ve ahlaki bozukluğun düzeltilmesi gerekmektedir.

Bugün Türkiye'nin resmi kayıtlara göre toplam borcu yaklaşık 200 milyar dolar. IMF'ye göre; Türkiye her ay bu borcundan 2 milyar dolar geri ödeme yapamadığı takdirde ekonomimizin batması an meselesidir. Sormak gerek şimdi; hani ekonomimiz iyiye gidiyordu? Ne oldu da, mevcut yasaları kimler nasıl işletti de Türkiye bu konuma geldi? Bu gibi soruların cevabını Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) 'nın; "Yolsuzluk araştırması" anket çalışmasında bulabiliyoruz. Araştırmaya göre her 100 kişiden 46'sı rüşvet vererek işini görüyor. Yıllardır görmemezlikten geldiğimiz yolsuzluk ve rüşvet, toplum olarak en büyük alışkanlığımız olmuş da haberimiz yok. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, bu acı bilançoya açıklık getirirken, “Ülke kaynakları yıllarca kalkınmaya değil yolsuzluğa, rüşvete harcanmış" sözleri insanın kanını donduruyor. Oysa ki kaynaklarımız topyekün kalkınmada önem arz eden stratejik yatırımlara kullanılsa idi bugün IMF kapılarında para dilenir miydik? Yanlış, tavizkar ve çıkarcı politikalardan bu ülkenin başına gelmedik kalmamış.

Yakın geçmişte vefat eden Türk siyasetinin duayenlerinden merhum Osman Bölükbaşı'nın bir sözü var ki; tarihe not düşülecek kadar manidardır. Şöyle diyor Bölükbaşı: "Bana göre, memleketimiz için en büyük tehlike, açıkça ifade ediyorum; politika adamlarının, fiili ve kavlindeki tenakuzlar ve bunların delalet ettiği samimiyetsizliklerdir." İşte yaklaşık bir asırdan beri bu yanlışlıklardan kurtulma adına bir yetkilinin çıkıpta dur diyemeyişinin acı faturasını bugün de ödemekteyiz. Yanlışa mani olmak şöyle dursun, "Benim memurum geçinemiyorsa işini bilir" söylemleri ile teşvik verilmiştir. Buradan cesaret alanlar yüzünden, uzun yıllar ülke ekonomisinde önem arz eden devlet kademeleri "Yiyen" insanların resmi geçit yeri olmuştur. Tabii bu makamlarda sayıları az da olsa namusludürüst insanlar da görev yapmıştır, onlara sözümüz yok. Arzumuz odur ki, keşke yolsuzluk yapanı, rüşvet alanı kanun ve yasalarımız bulup kamuoyu huzuruna çıkarabilseydi. Ama görüyoruz ki, ne zaman ülke ekonomimiz bitti, yolsuzluk yapacak ekonomik kaynak ve finansman gücü tükendi, o zaman bu çirkinlikler ortaya çıktı. Buna rağmen hala, Türkiye gündeminde söz sahibi bürokratlar yaptırım yanlışlarından vazgeçmeyip bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Bu gidişle bilmem ki, Türkiye'nin "Çağdaş uygarlık seviyesini yakalaması" nasıl mümkün olacak?

Ve daha kaç yıl IMF kapılarında bekleyeceğiz? Gerçekler, göstermelik kavga ve gürültülerle daha ne kadar saklanabilir ki? Suni gündem oluşturacak malzeme de kalmadı. İmamHatipler kapandı, kendilerince başörtü problemi bitti, Laiklik şovlarını da halk artık tutmuyor. Toplum, ülke çıkarlarını her platformda düşünecek, temiz, cesur, şeffaf, saygın ve güvenilir yönetimler istiyor. Ekonomimizin yeniden şahlanması; yolsuzluğun ve rüşvetin önlenebilmesi için başta kanuni boşlukların acilen giderilmesi, sonra da toplum üzerine kabus gibi çöken, insani çöküntü ve ahlaki bozukluğun düzeltilmesi gerekmektedir. Çünkü "Yanlış adama doğru iş yaptırılamaz" sözü tüm çıplaklığıyla görülmektedir.

Türkiye üzerindeki sis perdeleri artık kalkmalı. Hoşgörü ve diyalog ortamları sağlanmalı. Bu ülke halkının Cumhuriyet yönetimi ve rejimle bir problemi yok. Sadece demokratik hakların yerleşmesi ve eşit uygulanması mücadelesini veriyor, kanunlar ve yasalar herkese eşit uygulansın istiyor. Bundan doğal daha ne olabilir ki? "Ben yaptım olduları" halk artık tasvip etmiyor. Çünkü bu "Ben yaptım oldular"ın faturası daima yıllar sonra rüşvet ve yolsuzluk olarak topluma geri dönmüştür.

ESALETTİN GÜL

18.02.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
18 Şubat 2002


Zaman Spor

Karadeniz

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.