Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 
 

Atlantis Manisa’da mı?

“Atlantis: Kayıp İmparatorluk” adlı çizgi film, Türkiye sinemalarında gösteriliyor. Çocuklar, yarı yıl tatilinde bu gizemli filmin keyfini çıkaradursun, öte yandan kayıp uygarlık Atlantis hakkındaki tartışmalar da giderek alevleniyor. Araştırmacılar ve bilim adamları, Atlantis’in Manisa’da olup olmadığın tartışıyor.

“Atlantis adası talihsiz tek bir gecede denizin sularına gömülerek kayboldu.” Platon

Aksiyon yüklü bir çizgi film olan Atlantis’in vizyona girmesiyle kayıp uygarlık hakkındaki tartışmalar bir kez daha alevlendi. Atlantis’in var olup olmadığından tutun da nerede olduğuna kadar. Platon ve Sokrates’tan bugüne kadar gelen karşılıklı iddialar belki de kıyamete kadar devam edecek. Tartışmanın bizi ilgilendiren yönü ise son zamanlarda sanal alemde yayılan Atlantis’in Manisa’da olduğuna dair iddialar. İngiliz arkeolog Peter James, 1998 yılında Yunanlı arkeolog ve BBC ekibiyle birlikte geldiği Manisa’nın tarihi yapısından ve Spil’den çok etkilenerek kitabını yazdığı Kayıp Kent Atlantis’i Manisa’da aramak için çalışmalar başlattı. Londra Üniversitesi arkeologlarından Peter James de bu iddiayı ortaya atan kişi. Atlantis Uygarlığı’nın olup olmadığını ya da varsa nerede olduğunu araştıran James, çalışmalarına 'Atlantis' kelimesinin kökenini araştırmakla başlamış.

Aslında Platon’un (MÖ 427–348 yılları arasında yaşamış ünlü Antik Çağı filozofu) Timaeus ve Critias adlı diyalogları Atlantis’in mevcudiyetinden kesin olarak bahsedilen tek yazılı kayıtlar. Diyaloglar, Sokrates, Hermo Crates, Timaeus ve Critias arasında geçen konuşmalar şeklindedir. Uzak geçmişe ait bilgiler Platon’un Atina’da yaşadığı zamana kadar unutulmuş, Atlantis’in hikâyesi Solon’a Mısırlı rahipler tarafından aktarılmıştır. Diyaloglar, Platon tarafından aşağı yukarı M.Ö. 360 yılında tercüme edilmiş.

İngiliz araştırmacı James’in Pausanias’ın “Alhaea” (Paleponnes’in kuzey bir ili) adlı eserinde M.Ö. 373.'te Helice’i vuran felaket hakkında enteresan şeyler söylediğini tespit etmiş. Felaketi tarif ederken kendi memleketinden bildiği bir felaketten yararlanmış. Benzer bir kader Spil Dağı’ndaki bir şehrin başına da gelmiş. Bu şehir dağda meydana gelen büyük bir yarıkta yok olmuş, dağdaki yarıktan fırlayan su Saloe gölünü oluşturmuştur. Bu şehrin kalıntıları su burayı tamamen kapatana kadar görülebilmiş. Maalesef bu şehrin isminin söylenmesi Pausanias tarafından ihmal edilmiş. Ancak Romalı bir ansiklopedist olan Pling (M.Ö. 7.–5. yy) bir pasajında buranın “Saloe bataklığı” adında bir yer olduğudur. Burası Manisa’nın bir bölgesidir. Pling’in dediğine göre bataklığın altında eski Maeonia (Asya Lidya’sının eski adı) başkenti yatar ki burası bir deprem ile yok olmuştur. Pling’e göre burası Spil diye bilinen bölgededir. Burada kutsanmış bir şehir vardı ve adı Tantalis idi. Başka bir deyişle, Atlantis ve Tantalis, bu iki şehir benzer iki felaketle yok olmuş... Yunan mitolojisinin en ünlü Titan’ı Atlas ile başlayan ipuçları Anadolu’yu gösteriyor. Arkeolog P. James, Tantalus’un özelliklerini işaret eden birçok anıt ve kalıntı ile karşılaştıklarını belirtiyor;

“Tespitler antik spekülasyonlar değil, gerçek antik gelenekleri gösterir nitelikteydi. Pausanias’ın tanımladığı her çevre; Yarık Kaya, Tanrıların annesi (Cybele), Niobe, Pelops’un tahtı, Tantalus’un mezarı, Saloe gölü görülebiliyor veya yeri belirlenebiliyordu. Tam Pausanias’ın tarif ettiği gibi, hepsi Magnesia’nın dışında bir alanda bir arada bulunuyordu.’’ (P. James – Kayıp Krallık)

Platon der ki; “Atlas aynı zamanda Atlantis’in ilk kralıdır.” Mitolojiye göre Atlas’ın evi önceleri batıya, daha sonraları doğuya doğru uzanmıştır. Bronz çağının Anadolu’sunda Hitit Uygarlığı’nın görsel ve edebi kanıtları tarafından doğrulanır. Bunlar Klasik Yunan Atlas fikri ile paralellik gösterir. (P. James – Kayıp Krallık)

Atlantis ve Manisa ilişkisini sanal aleme taşıyan kişi olan pilot Kutay Çeliker, iddialar konusunda oldukça objektif davrandıklarını belirtiyor. Çeliker hem Manisa’da araştırmalar yapan Peter James’in iddialarını hem de Atlantis’in başka yerlerde olduğu tezini savunan bilim adamlarının ve araştırmacıların iddialarına; http://browse.to/atlantis isimli sitelerinde yer verdiklerini belirtiyor. Ve ekliyor: “Elbette Atlantis’in Manisa’da olduğuna dair teori henüz çok yeni. Daha önce de Atlantis’le ilgili birçok teori ortaya atılmış. Her ne kadar gönlümüz Atlantis’in Manisa’da olmasını istese de, yanlılık olmaması açısından diğer teorileri de buraya aldık. Böylece okuyucular bir karşılaştırma yapma imkanına sahip olurlar. Burada biz ne kadar Atlantis’in Manisa’da olduğunu söylesek ve inansak da sonuçta bu bir teori. Yanılabiliriz de.’’

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. İlhan Kayan, Atlantis efsanesinin gerçek olduğuna ve Manisa Ovası’nda bulunduğuna inanmıyor. Yine de araştırmaların, hayallere kapılmadan ve ön yargılı olmadan yapılması gerektiğini düşünüyor. Atlantis’in gerçek olup olmadığını ortaya koyabilmek için bilimsel kanıtların yeterli olmadığını belirten Prof. Kayan, konuyla ilgili şu bilgileri veriyor: “Kişisel görüşüm olarak Atlantis efsanesinin, efsanede anlatılan şekliyle gerçek olduğuna, bunun Manisa ovasında bulunduğuna inanmıyorum. Ancak bilimsel kanıtlara dayanmadan ‘vardır’ demek ne kadar yanlış ise ‘yoktur’ demek de o kadar yanlış olur. Birileri çıkıp ellerindeki yazılı kaynaklara (Platon’un anlattıklarına) dayanarak bir hipotez ortaya atıyor. Bunun araştırılmasını öneriyor ve bu büyük ilgi görüyor. Hayallere kapılmadan, önyargılı olmadan bunun araştırılması, sonucu ne olursa olsun insanların doğruyu öğrenip meraklarını gidermesi kuşkusuz yararlıdır ve gereklidir. Bunu sağlamak da bilim adamlarının görevidir.’’

Platon’un “yeryüzü cenneti” olarak tanımladığı kıtada erdemli insanlar yaşıyordu. Platon, ünlü diyaloğunda, Atlantis Uygarlığı’nın sadece teknik ve askeri alanda değil, her yönüyle mükemmel olduğundan bahseder. Özellikle de ahlaklı olmak açısından. Hoşgörülü ve aydınca düşünen kıta insanlarının en önemli özellikleri erdemli olmalarıydı. Altın ve ganimet onlar için sıkıntı verici şeylerdi, hatta adeta bu tür şeylere aşağılayıcı gözle bakarlardı. Ancak zamanla bu özelliklerini kaybetmişler ve bazılarına göre kozmik bir felaketle yok olmuşlardır.

“Güzel ve Çirkin”, “Şrek”, “Notre Dame’ın Kamburu” ve “El Dorado Yolu” gibi müzikli ve eğlenceli animasyonlar ile dikkatleri üzerine çeken Walt Disney ekibi bu kez farklı ve gerçekçi bir alanda ürün ortaya koyarak yönetmenliğini Gary Trousdale, Kirk Wise’in yaptığı Atlantis: Kayıp İmparatorluk’u beyazperdeye aktarmış. Böylelikle gizem şehri çizgi film olarak da insanların karşısına çıkmış oldu. Tıpkı edebi metinlerde, fantastik yapımlarda olduğu gibi. Görünen o ki Atlantis daha çok tartışılacak, daha çok teorilere ilham olacak.

Rasih Yılmaz / İstanbul

18.02.2002


 

Savaşın masum yüzü; çocuklar...

Savaş fotoğrafçısı Hakan Denker’in, ‘Savaş Çocukları’ isimli sergisi, Taksim Bilgi Üniversitesi Atölyesi’nde açıldı.

7 Mart tarihine kadar gezilebilecek sergide, Denker’in yıllardır bir haberci gözüyle izlediği savaşlardan objektifine takılan çocuk manzaraları yer alıyor. Mesleğinin bir parçası olarak dünyanın birçok ülkesini dolaşarak her türden insanı tanıyabilme imkanı yakalamış olan gazeteci Hakan Denker, meslek hayatı boyunca savaşların acımasız yüzüne tanık olduğunu söylüyor. Savaş meydanlarını, ‘ölümün legalleştiği tek arena’ olarak tanımlayan Denker, izlediği savaşlarda en çok çocuklar için bir şeyler yapabilmek istediğini belirtiyor. Denker, ‘Savaş Çocukları’ fotoğrafları ile insanlara, dünyada binlerce yıldır yaşanan savaş gerçeğinin bilinen; ama unutulmaya çalışılan yüzünü hatırlatmayı amaçladığını söylüyor.

Denker’in fotoğrafları, çocukluğunu yaşayamadan usta bir savaşçı olan Filistinli çocukları, ailesinin ölümüne şahit olan Kosovalı çocukları, savaş kamplarında eğitilen Pakistanlı minikleri, Körfez Savaşı ardından kimyasal kirlenmeyle birlikte kansere yakalanan Iraklı çocukları ve elinde silah, köyünü terörden korumak isteyen Güneydoğulu çocukların dramlarını yansıtıyor.

/ İstanbul, cha

18.02.2002


 

Nemrut’u görmek isteyen 6,5 milyon lira ödeyecek

Adıyaman’da ören yerlerine giriş üccretleri yeniden düzenlendi. Kahta ilçesinde bulunan ve arkeoloji çevrelerinde “Dünyanın 8. Harikası” olarak tanımlanan Nemrut Dağı’nın 2 bin 150 metrelik doruğundaki Kommagene medeniyetinden kalan dev heykellerin olduğu alana giriş ücreti, 4 milyon liradan 6,5 milyon liraya yükseltildi.

UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan 2000 yıllık dev heykelleri görmek için gelen turistler, diğer ören yerlerine gittikleri takdirde, ayrıca ücret ödeyecekler. Ziyaret ücreti Arsemia ören yerinde 2,5, Pirin ören yerinde 1,5, müzede ise 1 milyon lira olarak uygulanmaya başlandı. Devlet memurları, işçiler, Bağ–Kur’lular, emekliler ve gazeteciler ile yabancı öğrenciler, ören yerlerine yaklaşık yüzde 60 indirimli girebilecek. Müze ve ören yerlerini yerli ve yabancı turist rehberleri, yabancı tur operatörleri, TÜRSAB üyesi seyahat acenteleri yetkilileri, özürlüler ve 65 yaşını geçenler, İstiklal Madalyası sahipleri, öğrenciler, yabancı konuklar ve görevli gazeteciler ise ücretsiz ziyaret edebilecek. Kahta ilçesindeki Nemrut Dağı’nın 2 bin 150 metrelik doruğunda bulunan Kommagene Krallığı döneminden kalan dev tanrı heykelleri ve diğer eserleri, geçen yıl 100 bini aşkın yerli ve yabancı turist ziyaret etmişti.

/ Adıyaman, aa

18.02.2002


 

‘Harika Çocuk’un amacı piyanoyu sevdirmek

Sanat hayatına 5 yaşında başlayan “harika çocuk” Burçin Büke, Ankara Devlet Opera ve Balesi ile sahne alacağı senfonik konser için Ankara’ya geldi. Büke, henüz 5 yaşındayken piyanist olan babası Özcan Büke’den aldığı derslerle sanat hayatına başlamış.

İzmir Devlet Konservatuvarı’ndaki 5 yıllık eğitiminin ardından, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndaki 11 yıllık öğrenimi, “Harika Çocuk” sıfatıyla 5 yılda tamamladığını söyleyen Büke, 16 yaşında öğretim üyesi olma hakkını kazanmış. Devlet bursuyla gittiği Almanya’da Hannover Müzik Akademisi ve Londra Royal College’ı bitirdiğini ve dünyanın tanınmış profesörleriyle çalışma imkanı bulduğunu belirten Büke, Selanik Konservatuvarı’nda bestelerinin bitirme tezi olarak okutulduğunu söylüyor. Önemli olanın sanatçının görüntüsü değil, yorumu olduğunu söyleyen Büke, kimseyle de karşılaştırılmak istemediğini söyledi. Türkiye’de Fazıl Say, Hüseyin Sermet gibi çok sayıda isim yapmış piyanistin bulunduğunu ifade eden Büke, “Ama, Burçin’in tarzı bu, Fazıl’ın tarzı bu. Kimseyi kimseyle karşılaştırmamak gerek.” diyor. Önümüzdeki günlerdeki projesinin Mardin, Gaziantep, Şanlıurfa gibi illerde konser vermek olduğunu belirten Büke, “En azından Mozart ile Chopin arasındaki farkı anlatsam, orada birkaç enstrümanın nasıl çalındığını göstersem bu da bana yeter.” dedi.

/ Ankara, aa

18.02.2002


 

Kızılırmak martta sahnelenecek

Adana Devlet Tiyatrosu (ADT), prömiyeri yapılacak sezonun yeni oyunu “Kızılırmak”ın provalarını sürdürüyor.

Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı, oyun yazarı ve yönetmen Kemal Başar yaptığı açıklamada, 12 Mart tarihinde ilk kez sahnelenecek olan Tuncer Cücenoğlu’nun yazdığı oyunun beğenileceğine inandığını belirterek, “Tiyatrosever Adanalılara görkemli bir şölen sunacağız.” dedi. Kemal Başar, 22 Mart’ta başlayacak “Adana Uluslararası Tiyatro Festivali”nde de sahnelenecek müzikalde, sahnede sürekli dans eden 9’u Adana Devlet Tiyatrosu sanatçısı 60’a yakın oyuncunun yer alacağını belirterek, prömiyere Türk tiyatrosunun önemli yazar ve sanatçılarının da katılacağını, kentte bir kültür–sanat şenliği yaşatacaklarını söyledi. Başar, ağa kızı ile çobanın aşkının işlendiği oyunda, iki sevgilinin birbirlerine kavuşmaları için toplumsal bir mucize gerektiğine dikkat çekildiğini belirterek, şöyle devam etti: “Bu mucizenin gerçekleşmesi için, koyun misali boynunu eğmiş halkın uyanması ve ağalık düzenine karşı çıkması gerekiyor. Oyunda, insanların tüm olumsuzluklardan kurtulmak için içlerinde umut beslemelerinin gerektiği vurgulanıyor.” Oyunda, ADT sanatçıları Cüneyt Mete, Zeynep Hürol, Raif Hikmet Çam, Vahide Gördüm, Tolga Tekin, Şirin Doğan, Ötüken Hürmüzlü, Gürkan Görbil ve Turan Günay’ın yanı sıra çoğunluğu konservatuvar mezunu 50’nin üzerinde amatör oyuncu yer alıyor.

/ Adana, aa

18.02.2002


 

“Kayıp Adımlar”ın İstanbul gezintisi

“Kayıp Adımlar” fotoğraf sergisi, Beyoğlu Borusan Sanat Galerisi’nde devam ediyor. Küratörlüğünü Rosa Martinez’in yaptığı sergide çağdaş İspanyol sanatının farklı temsilcilerinden Christina Garcia Rodero, Nestor Torrens, Eulalia Valldosera, Santiago Sierra ve Pilar Albarracin’in eserleri sergileniyor.

Sergiye çalışmalarıyla katılan bu sanatçılar İspanya’da farklı eğilimleriyle dikkat çeken, kendine özgü sanatçılar arasından seçilmiş beş örnek olarak nitelendirilebilir.

Bu sanatçılar, farklı kuşakların temsilcileri; farklı yörelerden geliyorlar ve farklı disiplinlerde çalışıyorlar. Fotoğraf, yerleştirme, ışık gösterileri ve sosyal boyutlu heykeller üretiyorlar. Ortak noktaları ise, değişimden yana olmaları ve bu yolda yürürken gösterdikleri kararlılık. Serginin küratörü Rosa Martinez’e göre son yirmi yılda gerçekten büyük bir kültürel atılım yaşandı İspanya’da. 1980’li ve 90’lı yıllarda çok sayıda yeni altyapısal gelişme oldu; çağdaş sanat müzeleri ve özel vakıflar kuruldu, uluslararası sanat fuarlarının yanısıra yeni yetişen sanatçıları ortama kazandırmak amacıyla birçok festival ve genç bienal düzenlendi.

Sergide fotoğraflarıyla yer alan beş sanatçı, çağdaş sanatın kayıp basamaklarında ilerlerken eleştirel bilincin, konformizmin karşısında durmanın ve cesaretin çok önemli özellikler olduğunu gösteriyorlar. Klasik resmin zengin geleneğinin farkındalar; ama fotoğraf ve yeni medyayı da kucaklıyorlar, bir yandan da ana akımlar tarafından dayatılan eğilimleri sorguluyorlar...

Ve tüm bunlar, kendi seslerini, kendi ritimlerini bulabilmelerine ve çalkantılı dünyamızın hayal gücüyle beslenen estetiği içinde son derecede kişisel; ama aynı zamanda sosyal açıdan anlamlı eserler üretmelerine yardımcı oluyor. İspanyolların sanata bakışını ortaya koyan, Cervantes Enstitüsü’nün katkısıyla düzenlenen sergi 31 Mart tarihine kadar sürecek.

(0 212 292 06 55)

18.02.2002


 

Haftanın kültür sanat takvimi

SERGİ

“Bir Yazı Sevdalısı: Emin Barın” sergisi Yapı Kredi Kültür Merkezi Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde açıldı. Sergi 30 Mart’a kadar görülebilir.

“Cemal Nadir Yüz Yaşında” karikatür sergisi Karikatür ve Mizah Müzesi’nde izlenime açık.

Ressam Arzu İpek’in ilk kişisel resim sergisi Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde devam ediyor. Sergi 28 Şubat’a kadar açık kalacak.

Leyla Gamsız’ın retrospektif sergisi Antik Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu.

Ali Saparov’un suluboya resimlerinden oluşan sergisi Atatürk Kitaplığı Sanat Galerisi’nde açıldı. Sergi, 28 Şubat’a kadar açık kalacak.

Çağdaş İspanyol sanatından örneklerin sunulacağı “Kayıp Adımlar–The

Hall of Lost Steps” başlıklı sergi İstanbul Cervantes Enstitüsü’nün katkılarıyla Borusan Sanat Galerisi’nde açıldı. Sergi mart ayı sonuna kadar açık kalacak.

Zehra Aral’ın Anadolu kadınının çileli hayatını aktardığı resimleri İş

Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde devam ediyor.

Hakan Denker’in “Savaş Çocukları” fotoğraf sergisi, Bilgi Atölye 111’de

açıldı.

Ressam Mehmet Güleryüz’ün resim sergisi Evin Sanat Galerisi’nde

devam ediyor.

Bülent Oran’ın “Camaltında Gemiler ve Eskilerden Örnekler” camaltı resimleri sergisi Galeri Oda’da sergileniyor.

Haluk Akakçe’nin “Kan Basıncı” sergisi Galerist’te izlenime açık.

Ressam Sera Uzel’in soyut portreleri, Ankara Anadolu Ajansı Sanat

Galerisi’nde sanatseverleri bekliyor. Sanatçının sergisi 21 Şubat’a kadar

açık kalacak.

İzmir Başak Sigorta Sanat Galerisi: Varol Topaç’ın heykel sergisi 20 Şubat’a kadar açık kalacak.

İş Bankası İzmir Sanat Galerisi: “FAM (Femme Art Mediterranee–Akdeniz Ülkeleri Yaratıcı Kadın Sanatçıları) üyesi Türk ressamlardan bir kesit” konulu resim sergisi 2 Mart’a kadar açık kalacak.

İzmir Fransız Kültür Merkezi: İlke Veral’ın “Anahtar” konulu fotoğraf sergisi 21 Şubat’a kadar devam edecek.

İzmir–Sanat: Ahmet Kapkın’ın “Venedik Maskeleri” konulu fotoğraf sergisi 28 Şubat’a kadar açık kalacak.

Çetin Emeç Sanat Galerisi: Dinçer Sezgin’in resim, fotoğraf ve karikatür sergisi 20 Şubat’a kadar gezilebilir.

Söke Fatma Suat Orhon Müze ve Sanat Evi: Söke yakınlarındaki Beşparmak (Latmos) dağında Alman arkeolog Anneliesse Peshlow tarafından ortaya çıkarılan ve M.Ö 6 yılında bölgede yaşayan Karya uygarlığına ait olduğu ileri sürülen kaya resimleri sergisi gezilebilir. 115 kaya resminin yer aldığı sergi, Mayıs 2002 tarihine kadar açık kalacak.

Doç. Dr. Ümran Bulut’un resim sergisi Antalya Müzesi’nde açıldı. Sergi,

28 Şubat’a kadar devam edecek.

Serkan Gönen ve Cüneyt Er’in seramik sergisi, bugün ANSAN’da açılacak. Sergi, 24 Şubat’a kadar açık kalacak.

Ali Selamet’in “Antik Aynalar ve Baskı” adlı resim sergisi Selçuk Efes

Müzesi’nde açıldı. Sergi, 28 Şubat’a kadar açık kalacak.

Meral Turna’nın resim sergisi Akbank Eskişehir Sanat Galerisi’nde

açıldı. Sergi, 28 Şubat tarihine kadar açık kalacak.

Doç. Dr. Ümran Bulut’un resim sergisi Antalya Müzesi’nde açıldı. Sergi, 28 Şubat’a kadar devam edecek.

Serkan Gönen ve Cüneyt Er’in seramik sergisi, bugün ANSAN’da açılacak. Sergi, 24 Şubat’a kadar açık kalacak.

Ali Selamet’in “Antik Aynalar ve Baskı” adlı resim sergisi Selçuk Efes Müzesi’nde açıldı. Sergi, 28 Şubat’a kadar açık kalacak.

Meral Turna’nın resim sergisi Akbank Eskişehir Sanat Galerisi’nde açıldı. Sergi 28 Şubat tarihine kadar açık kalacak.

18.02.2002


 

TİYATRO

İstanbul Devlet Tiyatrosu: ‘Bankta İki Kişi’ (Oda Tiyatrosu), ‘Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü’ (Taksim Sahnesi), ‘Küçük Adam Ne Oldu Sana?’ (Aziz Nesin Sahnesi)

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları: “Uçurtmanın Kuyruğu” (Fatih Reşat Nuri Sahnesi), “Aşk–ı Memnu” (Gaziosmanpaşa Sahnesi), “Hürrem Sultan” (Ümraniye Sahnesi), “Hasır Şapka” (Kadıköy Haldun Taner Sahnesi), “Pembe Konağın Gelinleri” (Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi), “Kendi Gök Kubbemiz” (Zübeyde Hanım Sahnesi)

Bakırköy Belediye Tiyatroları: ‘Azizname ve İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?’ (Yunus Emre Sahnesi), ‘Odada Savaş’ (Altan Erbulak Sahnesi)

Özel tiyatrolar: Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları “Aşk Gibi” adlı oyunu 22–23 Şubat’ta, “Deniz Feneri”ni 21–24 Şubat’ta Hadi Çaman Tiyatrosu’nda sahneleyecek.

Ankara Devlet Tiyatrosu: ‘Taşrada Bir Gün’ (Küçük Tiyatro), ‘Suç ve Ceza’ (Büyük Tiyatro), ‘Ölüm ve Kız’ (Yeni Sahne), ‘Hadi Öldürsene Canikom’ (Altındağ Tiyatrosu), ‘Ben Bir İnsan’ (Şinasi Sahnesi), ‘Getto’ (İrfan Şahinbaş A. Sahnesi), ‘Sevda Dolu Bir Yaz’ (Oda Tiyatrosu), ‘Ceviz ile Karınca Dost Olunca’ (Mahir Canova Sahnesi)

İzmir Sanat Gençlik Tiyatrosu Ali Poyrazoğlu’nun genel yönetmenliğinde “Çürük Elma” isimli oyununu bu hafta da sergilemeye devam ediyor.

İzmir Devlet Tiyatrosu: ‘Maviydi Bisikletim’ (Konak Sahnesi), ‘Tut Ellerimi’ (Bornova Uğur Mumcu Sahnesi).

Anadolu Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” isimli oyununu İzmir İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde sahneliyor.

Antalya Devlet Tiyatrosu: Sahnelendiği günden itibaren kapalı gişe oynayan “Ben Anadolu”, yeniden sahneleniyor.

Adana Devlet Tiyatrosu: Sezonun en çok sevilen oyunlarından “Oyunun Oyunu” yeniden sahnelenmeye başladı.

Adana Şehir Tiyatrosu, Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda Turgut Özakman’ın yazdığı “Resimli Osmanlı Tarihi”ni sahneleyecek.

Kaktüs Tiyatrosu, sahnelemeye başlayacağı “Şahları da Vururlar” adlı oyunu sahnelemeye devam ediyor.

Yıldırım Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun “Başarımı Karılarıma Borçluyum” adlı oyun Bursa Adile Naşit Sahnesi’nde seyirci ile buluşmaya devam ediyor.

Bursa Devlet Tiyatrosu: “Töre” (Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu), “Kadın Oyunları” (Feraizcizade Oda Tiyatrosu),

Erzurum Devlet Tiyatrosu: Erzurum halk masallarndan derlenerek hazırlanan “Masal Kadınları” tiyatroseverlerle buluştu. Oyun, şubat ayı sonuna kadar perşembe, cuma ve cumartesi günleri izlenebilecek. Van Devlet Tiyatrosu: Diyarbakır Devlet Tiyatrosu, “Deli Dumrul”u, Van Devlet Tiyatrosu’nda (VDT) sahneleyecek.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun sezonun ikinci oyunu olarak sahnelediği “Zengin Mutfağı” seyirci ile buluşmaya devam ediyor. Oyun, M. Akif Ersoy Tiyatro Salonu’nda izlenebilir.

Trabzon Devlet Tiyatrosu: Sezonun üçüncü oyunu olan “Klakson, Borazanlar ve Bırtlar”ı sahnelenmeye devam ediyor.

Trabzon Bölge Tiyatrosu: Ekrem Öksüz’ün yazıp yönettiği “Hastası Olmayan Doktor” adlı oyunu şubat ayı boyunca çarşamba, cumartesi ve pazar akşamlar, Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde sahneleyecek.

Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu: Joseph Kesselring’in yazdığı ve Ahmet Öndaş’ın yönettiği “Ahududu” adlı oyunu sahneliyor.

Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu: Sezonun ikinci oyunu “Rumuz Goncagül” tiyatroseverlerle buluşuyor. Oyun, salı ve cuma günleri sahneleniyor.

Zonguldak Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Topluluğu, Billy Enderson’un yazdığı, Yılmaz Yöndem’in yönettiği, müzik, kostüm ve dekoru Anonim’e ait “Şirinler” adlı oyunu, her hafta cumartesi günleri saat 14.00’te Belediye Kültür Merkezi’nde sahneleyecek.

Konya Devlet Tiyatrosu “Soyut Padişah” oyununu 21–23 Şubat tarihleri arasında sahneleyecek.

18.02.2002


 

KONSER

Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yarın viyolada Nuri İyicil, kemanda Çiğdem İyicil ve Aslı Özbayrak, piyanoda Dilek Yonat Batıbay ve viyolonselde Reyent Bölükbaşı’dan oluşan İyicil Quartet, Mozart, Ulvi Cemal Erkin’nin eserlerini seslendirecek.

Avusturya Kültür Ofisi’nde bugün Yağmur Dai, bir piyano resitali verecek.

Eylem–Özgür Arıca, yarın Borusan Kültür ve Sanat Merkezi’nde keman–gitar resitali verecek.

18.02.2002


 

GÖSTERİ

Sultans of the Dance grubunun “Anadolu Ateşi” adlı gösterisi 23, 24 Şubat’ta Mydonose Showland’de sunulacak.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, yarın Carl Orff’un “Carmina Burana” adlı eserini, 20 Şubat’ta Çaykovski’nin “Fındıkkıran” balesini, 21 Şubat’ta C. Saint–Seans’ın “Samson ve Dalila” operasını sunacak.

Trabzon Fotoğraf Sanatı Derneği’nin (Foto Forum) şubat ayı etkinlikleri çerçevesinde, fotoğraf sanatçısı Ali İmamoğlu’nun “Yüksek Renkler” konulu dia gösterisi 19 Şubat’ta Foto Forum Dernek Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Halit Ömer Camcı’nın fotoğraflarından oluşan ‘Seçilmiş Hikayeler’ dia gösterisi 20 Şubat saat 18.00’de Atatürk Kitaplığı’nda yapılacak.

Atatürk Kitaplığı’nda yapılan Türk Dünyası Sineması gösterilerinde bugün saat 18.00’de Kazakistan filmi “Batır Bayan” gösterilecek.

18.02.2002


 

Haydi çocuklar tiyatroya!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın çocuklar için düzenlediği oyunlar oldukça ilgi görüyor.

23–24 Şubat tarihlerinde sahnelenecek çocuk oyunları programı şöyle: “Düşler Sirki Başlıyor” Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, “Çöp Canavarı” Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde, “Haydi Mars’a Gidelim” Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, “Tembel Memiş” Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde, “Benim Küçük Yıldızım” da Ümraniye Sahnesi’nde.

18.02.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
18 Şubat 2002


Zaman Spor

Kültür-Sanat

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.