Kadir Gecesi’nde doğan Kadriye
Birçok genç gibi Belçika’nın Liege şehrinde 16 yaşında bir genç kız da bunalıma girdi. Çünkü hayatı manasız buluyordu. Niçin okuyacaktı? Sonra ne olacaktı? Hep karşısına koca bir “hiç” çıkıyordu. Hiçlik karanlık ve boşluktan ürküyor ve korkuyordu. İki defa intihara teşebbüs etti ve kurtarıldı. 18 yaşında üçüncü defa intihara teşebbüs etti. Yine gözlerini hastanede açtı. Bu sefer karşısındaki televizyonda yayınlanan röportajda Müslüman gençlerle bir görüşme yapılıyordu. İslam ve Müslüman kelimeleriyle ilk defa ciddi şekilde ilgilendi. Kendisi gibi intihara teşebbüs edenlerin ve oraya getirilenlerin çoğu gözünü bir daha açamamış ve ölmüşlerdi. Orada ayakta dolaşan bir Marokan genç kendisine “Sen materyalistsin.. İnançsız olduğun için bunalım geçiriyorsun. İman etsen kurtulursun.” dedi. Bunlar kendisinde derin izler bıraktı.
Hastaneden çıktıktan sonra televizyonda seyrettiği Müslümanları arayıp buldu. İslamiyet’le ilgili sorular sordu, bir şeyler öğrenmek istedi. Fakat aradıklarını bulamadı. 11 Eylül sonrası eline bir broşür geçmişti. İslam Diyalog Merkezi tarafından hazırlanan bu broşürde “Müslüman terörist olmaz, terörist de Müslüman..” diye yazıyordu. Arayıp onları buldu. Sorularının cevabını alıyordu. Müslüman olmaya karar verdi. Babası Müslüman olmasına karşı çıktı. Fakat annesi “Kızım, bize kendi dinimiz bir şey vermedi. Mutluluğu İslamiyet’te buluyorsan Müslüman ol. Yeter ki, kurtul.” dedi.
Bulunduğu şehirde (Liege) daha önce Müslüman olmuş Belçikalı Elif Hanımefendi ve eşi Muzaffer Bey vardı. Onlarla görüştü. Kadir Gecesi’nin gündüzü Muzaffer Bey, Abdulgaffar Hoca’yı “Müslüman olmak isteyen birisi var.” diye davet etti. Heyecanla şehadet getiren kız, “Bana bir Müslüman ismi verin.” diye istekte bulundu. Hoca ismini ve manasını sordu. Sevinç ve sevinme manalarına geliyordu. “Hiçbir mahzuru yok. Değiştirmek zorunda değilsin.” demesine rağmen “Ben mutlaka bir isim istiyorum.” deyince Kadir Gecesi’nin gündüzü olması itibarıyla “Kadriye olsun.” dedi.
Kadriye “Ne sebepse, ben dün gece hiç uyuyamadım.” dedi. Hocamız “Biz de hiç uyumadık. Çünkü Kadir Gecesi’ydi. Bin aydan daha hayırlı bir gece; yani sevapların otuz bin kat arttığı bir mübarek gece idi. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam 40 yaşlarında Hira Mağarası’na gidiyor ve Allah’a ibadet ediyordu. Bir gün vahiy meleği Cebrail aleyhisselam kendisine Kur’an sûrelerinden Alak Sûresi’nin ilk ayetlerini getirdi. Muhtemelen Ramazan ayının Kadir Gecesi’nde bu olay gerçekleşmişti. Öbür gün Peygamberimiz (sas) evine gelip durumu hanımı Hz. Hatice’ye anlattı. Hz. Hatice de “Sen fakire, köleye, kimsesize yardım edersin. Akrabaya gelir gidersin. Eminsin, güvenilirsin, sen doğru yoldasın. Sana Allah’ın peygamberlerine gelen melek gelmiş. Sen peygambersin!.” deyince “Bana kim inanır?” demiş. Hz. Hatice “Ben inandım.” diye cevap vermişti. Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’e ilk iman eden bir hanımdı. İlk sahabe bir kadındı. Belki sen de asırlar sonra aynı saatlerde iman edip Müslüman oldun.” deyince heyecanlandı. “Ben namaz kılmak istiyorum.” dedi. Kendisine “Namaz sûrelerini biliyor musun?” diye sorulunca “Evet, çalışıp ezberledim.” dedi.
Gençlerimize çok güzel bir örnek. Bizlere de imansızlık yüzünden bunalıma düşenlerin ellerinden tutmak için acele etmemiz gerektiği hususunda ibretli bir ders...
18.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
a.aymaz@zaman.com.tr
|