Halk programa güvenmiyor
Devlet Bakanı Kemal Derviş, geçen cuma akşamı Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) İstanbul Şubesi üyelerinin düzenlediği toplantıya katıldı. Ben de bu toplantıdaydım. Samimi bir ortamda gazeteciler, Sayın Derviş’in birçok konudaki görüşünü öğrenmeye çalıştılar. Siyasi kaygılardan uzak, atanmış bir bakan konumunda olmanın rahatlığı, Bakan Derviş’in konuşma ve tavırlarına yansıyordu. Zaman zaman hükümetin içinden bir bakan konumunda, zaman zaman da bir ekonomi hocası görünümünde verdiği çarpıcı cevaplar arasında dikkatimi çekenler şunlar oldu:
“ –Bankaları kurtarmaya çalışmıyoruz. Bankaların güçlendirilmesi gerekir ve dolayısı ile devletin destek vermesi gerekiyor. Mesela; Türkiye’de ayakkabıcılık sektörü çok güzel şeyler yapıyor. Bunlar bir sıkıntıya düşseler ve sektör batsa, Türk ekonomisi bundan çok etkilenmez. Ancak bankacılık sektörü çökerse, ekonomi çöker.
– Dünya ekonomisinin en büyük sorunu, paranın çok hızlı yer değiştirmesi.
–Çağdaş finans piyasaları, otobanda araba kullanmaya benzer.
–Çağdaş para piyasaları çok esnek.
–Türkiye’de bir vergi düzensizliği var. 2003 yılına daha iyi bir vergi düzeniyle girmeliyiz.
–Sosyal devletin tarıma destek vermesi gerekiyor.Tarımda yapıya ters düşen destekler verilmemeli, dar gelirli üreticiye destek verilmelidir.
–Irak konusunda kısa vadede panik yaratacak bir tehlike görmüyorum. İstikrar programında bölgede oluşabilecek gelişmeler hesaba katıldı.
–Enerji ve iletişim çok pahalı, bu sektörlerde birbirleriyle yarışır kurumların oluşturulması gerekir.
–Artı makro ekonomik istikrar, enerji ve iletişim fiyatlarını, dünya fiyatlarına getirecektir.
–Kurlar daha öngörülebilir konuma getirilebilir.”
Kokteyl bölümünde muhabir arkadaşlar, Sayın Derviş’le bire bir konuşma imkanı buldular. Buradaki sohbet sırasında Sayın Derviş, bana göre bir gerçeğin altını çizdi: ‘Hükümetin yıllık enflasyon oranı yüzde 35, halkın yıllık enflasyon oranı yüzde 50, bu nedenle halkın güveni yok.’
Sayın Derviş’in bu cevaplarıyla, hükümet içindeki konumunu daha iyi anlayabileceğinizi düşünüyorum. Bu nedenlerle reel sektör hâlâ canlanamıyor. Piyasalardaki canlanma; ‘Sevgililer Günü’ gibi özel günlerde oluyor.
Bana göre; krizden daha hızlı çıkmak için, hükümetin ve halkın motivasyona ihtiyacı var. Sayın Fatih Terim’in çalıştırdığı takımlara verdiği motivasyonu ve elde edilen başarı örneklerini çabuk unuttuk. Bu yapılabilirse, ne doların fiyatı, ne gelecek aylarda enflasyonun nereye kadar yükseleceği ve ne de ‘3 ay sonra yeni bir kriz mi gelecek?’ tedirginliği gündemimizde olmayacaktır.
Hâlâ birikimler dövizde, kısa vadeli bono ve gecelik repolarda değerlendiriliyor. Yatırıma, istihdam ve üretime yönlenme olamıyor. Sayın Derviş’in de dediği gibi; güven yok.
Geçen hafta başında aşırı dalgalanmanın yaşandığı döviz piyasasında, hafta sonuna doğru denge sağlandı. Bu hafta Kurban Bayramı sebebiyle oluşacak nakit ihtiyacından dolayı dövizde satış baskısı oluşacaktır.
Şubat ayında dolarda, ocak ayı enflasyonu kadar artış öngörüldüğünden, bu ay sonuna kadar herhangi bir olumsuz gelişme olmadığı takdirde doların 1 milyon 400 bin lirayı geçmeyeceği düşüncesindeyim.
Mübarek Kurban Bayramınız şimdiden kutlu olsun.
18.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.yildirimturk@zaman.com.tr
|