Türk’ün vurdumduymazlığının dayanılmaz boyutları!
Vurdumduymaz, duyarsız, ilgisiz, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncı bir toplum olduğumuz konusunda herhangi birinizin herhangi bir şüphesi var mı?
Sanmam. İstisnalar tabii ki müstesna; fakat duyarsızlık, bu bizim başat özelliğimiz olmalı.
Haklarımızı bile kullanmıyoruz. Sindirilmişiz! Sindirilmiş, fakir, eğitimsiz, dolayısıyla sessiz. Yoksa bu tevekkül filan değil. Düpedüz siniklik!
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan istatistiklerde gözaltına alınanların ancak yüzde 11’inin yasal hakkı olan avukat talep ettiği belirtiliyor. Gözaltına alınan toplam 24 bin 988 kişiden avukat isteyenlerin sayısı 2 bin 757, istemeyenlerin ise 22 bin 231!
Bu kendisi hakkında bile vurdumduymaz olan insan portresinin toplumun bütününü ilgilendiren konularda daha da duyarsız olması son derece normal! “Türkiye Arjantin olmaz” diyenler hep toplumun bu özelliğinden istifade ediyorlar.
Türkiye ile Arjantin arasında bir kıyaslama yapıldığında ortaya çıkan tablo Türkiye’nin Arjantin’den 10 defa daha fazla Arjantin olması gereğini belirliyor. Rakamlara bakalım, rakamlar yalan söylemez:
Arjantin, Latin Amerika’nın üçüncü büyük ekonomisi ve bu ülkede kişi başına düşen milli gelir 8 bin dolar. Türkiye’de ise milli gelir 2 bin dolar civarında gezinip duruyor. Arjantin’in dış borcu Türkiye’den fazla; ama Türkiye’nin de iç borcu Arjantin’den fazla. Arjantin’in 132 milyar dolar dış, 22,4 milyar dolar da iç borcu varken, Türkiye’nin 121 milyar dolar dış, 2001 verilerine göre de 75 milyar dolar iç borcu var. Arjantin’de işsizlik oranı yüzde 18, Türkiye’de yüzde 22 civarında. Enflasyon Arjantin’de yüzde 2’ler civarında, bizde ise yüzde 70’lerde seyahat ediyor. Arjantin’in kentleşme oranı yüzde 87, Türkiye’nin yüzde 64. Arjantin’de üniversite mezunları yüzde 41, Türkiye’de yüzde 11, Arjantin’de sendikalı işçi oranı yüzde 99, Türkiye’de ise yüzde 9.
Buyrun cenaze namazına!
Normal şartlar altında, bilimsel veriler ışığında Arjantin’de değil Türkiye’de isyan çıkmış olmalıydı! Ama öyle olmadı, tam tersi oldu. Türkiye her şeye rağmen sakin, Arjantin’de ise olaylar bitmek bilmiyor! (Tabii ki kimse Türkiye’nin Arjantin gibi olmasını özlemiyor. Yazar sadece bilimsel veriler ışığı altında iki ülke arasında kıyaslama yapıyor!)
Türk’ün vurdumduymazlığı için çok sayıda örnek verebilirim. Ama bu yazıda örneklerin bilimsel olmasına özen gösteriyorum. İşte sonucu dayanılmaz bir Türk duyarsızlığı örneği daha:
Amsterdam Üniversitesi Politikoloji bölümünde okuyan bir grup öğrenci karşılaştırmalı politika dersinde bir saha çalışması yapmak istediler. Kendileri için saha olarak da Türkiye ve Hollanda’yı seçtiler. Biraz uzun ama saha çalışmasının ismini de yazmalıyım: Bireysel yurttaş girişimleri karşısında genel olarak politik kurumların, ulusal ve yerel basının, demokratik kitle örgütlerinin, konuyla ilgili uzmanlık kurumlarının tepki ve davranışları...
Hollanda ve Türkiye için benzer iki konu seçildi. Bir süre önce Hollanda Kraliyet Ailesi’nin kamuoyunda tartışılmaya başlanan harcamaları ile, Türkiye’de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in villa alımı konularında biri Türk birisi de Hollandalı iki yurttaşın kafasında oluşan sorular kamuoyuna açık mektup şeklinde formüle edildi. Çalışma için Hollanda’dan 1248, Türkiye’den 1324 e–mail adresi saptandı ve bu mektuplar bu adreslere aynı anda gönderildi. E–maillere Türkiye’den sadece ve sadece 42 kişi cevap verdi, bunların bazıları ise sadece küfür içeriyordu. Hollanda’dan cevap verenlerin sayısı ise 695 kişiydi.
Bu arada Hollanda Kraliyet Ailesi’nin bilgilendirme ile görevli kurumu açık mektubu aldıklarını bildirirken, Türkiye Cumhurbaşkanlığı olumlu ya da olumsuz bir tepki vermedi, doğal olaraktan!
Evet hayat böyle ve Türk’ün hayat ile imtihanı, ‘yaşamayı sürdürmek istiyorsan kayıplarını geride bırakıp devam etmelisin’ esasına göre işliyor!
18.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
n.gonultas@zaman.com.tr
|