Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
İdam TCK’dan çıkacak Anayasa’da kalacak |
Muhalefet idamın MHP’siz kaldırılmasına karşı çıkınca yeni bir formül bulundu: Ölüm cezası Türk Ceza Kanunu’ndan çıkarılacak, Anayasa’ya dokunulmayacak. Ancak bu formül ‘hukuka uygunluk’ tartışmalarına yol açacak. Girişimi doğrulayan Yılmaz, olmazsa referanduma gidilebileceğini öne sürdü.
MHP’nin itirazı ve muhalefet partilerinin mesafeli yaklaşımı sebebiyle, AB’ye üyelik sürecinde önemli bir yer tutan idam cezasının kaldırılması için hükümette yeni bir yaklaşım öne çıktı. ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Anayasa’ya dokunulmadan sadece Türk Ceza Kanunun’daki (TCK) idamla ilgili hükümlerin kaldırılacağını açıkladı. Bu durumda, Anayasa’da olmasına rağmen ceza kanunlarında yer almadığı için idam cezaları uygulanamayacak.
TCK’nın değiştirilmesi Anayasa’ya göre daha kolay gerçekleşiyor. Meclis’te bulunan milletvekillerinin yarıdan bir fazlasının destek vermesi durumunda yasa değişiklikleri hayata geçiyor. “Terör ve savaş suçlusu” olarak değerlendirilen bölücübaşı Abdullah Öcalan’ın infazını etkilemeyeceği için TCK’daki idamla ilgili hükümlerin kaldırılmasına Meclis çoğunluğu olumlu yaklaşıyor. İdamın tümüyle kaldırılması için ise hem Anayasa hem de TCK’nın değişmesi gerekiyor. Hükümet ortağı MHP’nin değişikliğe karşı çıkması, muhalefetin desteğini zorunlu kılıyor. Ancak muhalefet cephesinde de destek noktasında tam bir mutabakat yok. AK Parti ve SP değişikliğe sıcak bakarken, DYP mesafeli duruyor. İktidar partileri DSP ve ANAP’ın yanı sıra AK Parti ve SP’nin oylarının toplamı, Anayasa değişikliği için gerekli olan 367 oyun çok uzağında. Bu durumda DYP kilit parti. Koalisyonun DYP’nin desteğini almadan Anayasa’yı değiştirmesi imkansız görünüyor. MHP ve DYP’siz değişiklik girişimi, referandum ihtimalini de beraberinde getiriyor.
Hükümet, idam konusunda yaşanan tıkanıklığı aşmak için formül arıyor. Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, bu çerçevede AB Genel Sekreterliği binasında dün yapılan Avrupa Konvansiyonu toplantısında ölüm cezası ile anadilde eğitim ve yayın konularında partilerin grup başkan vekillerine ayrıntılı bilgi verdi. 19 Mart’a kadar Türkiye’nin Ulusal Program çerçevesinde yapması gerekenleri anlatan Yılmaz, Arnavutluk da bile idam cezasının bulunmadığını söyledi. Anayasa değişikliğine gerek kalmadan idam konusunda istenilen düzenlemeyi yapabileceklerinin altını çizen Yılmaz, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesindeki idam cezasının kaldırılması halinde meselenin çözüleceğini vurguladı. MHP Grup Başkan Vekili İsmail Köse’nin, “Bu, hukuk mantığına uymaz.” itirazı üzerine Yılmaz, Cumhurbaşkanı ve Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın da mevzuatı kendisi gibi yorumladıklarını aktardı. Yılmaz, ölüm cezası yerine ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası’ getirilebileceğini ifade etti.
Mesut Yılmaz, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda da ilginç bir açıklamada bulundu. Yılmaz, “Önümüzdeki yıllar içerisinde Türkiye’nin üyeliğini referanduma götürebiliriz.” dedi. Yılmaz, memurların yargılanmasına ilişkin kanunda bir düzenlemeye gidilerek, işkenceci kamu görevlilerinin korunma zırhının kaldırılacağını söyledi. Yılmaz, bu suçtan doğan tazminatın işkence yapanlar tarafından ödeneceğini kaydetti.
Öte yandan hükümetin idam için bulduğu formül, birçok sıkıntıyı beraberinde getirecek. Çünkü hükümetin bu tavrı kanuna karşı hile olarak yorumlanıyor. Anayasa'ya göre yasalar Anayasa'ya aykırı olamaz. Hükümet bu teklifi yasalaştırdığı takdirde, yasanın bu hükmü Anayasa ile çelişecek; hukuk hiyerarşisi altüst olacak. Ayrıca böyle bir yasanın Köşk’ten geçme ihtimali de zayıf görülüyor. Yasanın Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi durumunda ise, Yüksek Mahkeme’nin iptal yönünde karar vereceğine dikkat çekiliyor. Ankara, Zaman
|
|
19.02.2002
|
|
| |
Kürtçe yayın için RTÜK Kanunu değişecek |
ANAP lideri Mesut Yılmaz, Kürtçe yayın konusundaki problemin, RTÜK Yasası değiştirilerek çözüleceğini açıkladı. Avrupa Konvansiyonu toplantısında ANAP Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz, Mesut Yılmaz’a, “AB, Kürtçe eğitim ve yayın konusunda tam olarak ne istiyor?” sorusunu yöneltti.
Bunun üzerine, Avrupa Birliği’nin Türkiye’den Kürtçe eğitim talebinde bulunmadığını vurgulayan ANAP lideri Yılmaz, devletin Türkçe dışında bir eğitim vermek zorunda olmadığının altını çizdi. Yılmaz, şunları söyledi: “Anadilde eğitim engellenmesin istiyorlar. Resmi dil dışında bir anadilde yayın zaten serbest; görüntülü yayınlar için RTÜK Kanunu’nda bir yasaklama var. Onu da kaldırabiliriz. RTÜK denetimi ve izninde yayın hakkı verilebilir. Kürtçe yayın yapılabilir. Diğer yayınlar gibi bunun içeriği de denetlenir. Eğer bölünmez bütünlüğe karşı bir yayın olursa cezalandırılır.”
AB’nin, farklılıklardan ortak bir zemin oluşturma aracı olduğunu dile getiren Yılmaz, Türkiye’yi rahatsız edecek açıklamaların normal karşılanması gerektiğini kaydetti. Toplantıya katılan MHP’liler ise, ‘anadilde yayın ve eğitim’ konusunda getirilecek bir düzenlemenin ardından ‘ayrı kimlik ve egemenlik’ taleplerinin geleceğini savundu. Ankara, Zaman
|
|
19.02.2002
|
|
| |
‘Son kullanım tarihi geçenler ÖDP’den ayrıldı’ |
Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Ufuk Uras, Mihri Belli, Akın Birdal ve Ertuğrul Kürkçü gibi isimlerin partiden istifa etmesini, ‘son kullanım tarihi dolan zihniyetlerin ayrılması’ olarak değerlendirdi.
Bu durumun kendilerini rahatlattığını söyleyen Uras, daha etkin bir politika izlemek istedikleri için partideki ‘ikili hayat’a son verdiklerini vurguladı.
Altı yaşına giren ÖDP’nin Genel Başkanı Uras, partide yaşanan istifaları ZAMAN’a değerlendirdi. ‘Afaki solculuk’ döneminin bittiğini anlatan Uras, hız kazanmak için ‘vites kutusuna çekidüzen verdiklerini’ belirtti. Bürokratlar üzerinden bir tür ‘devletçi sosyalizm’ anlayışının Berlin Duvarı’nın altında kaldığını ifade eden Uras, demokratik ve özgürlükçü sol siyaseti benimseyenlerle yürüşlerine devam edeceklerini kaydetti. Uras, şöyle konuştu: “Siyasette Katolik nikahı olmaz. Biz de Katolik değiliz. Dolayısıyla herkes kendi siyasi iddiaları doğrultusunda tutum almalı. ÖDP fikriyatı ile ilgisini kuramadığımız zihniyetlerin bizden sonra yapacakları çalışmalarda başarılı olmalarını dileriz. Ama ben bu zihniyetlerin topluma bir katkısının olmadığını düşünüyorum.”
ÖDP’deki, fikir ayrılıkları geçtiğimiz yıl yaşanan F tipi cezaevi tartışmalarında alevlenmişti. Parti içinde en büyük grup olan Özgürlükçü Sosyalist Platform (ÖSP), F tipini protesto etme biçiminde Sosyalist Eylem Platformu (SEP) ile ters düşmüştü. Gruplar, parti yönetimini Avrupa Birliği’ne karşı tavır almamak ve sosyal demokratlara yakınlaşmakla da suçlamıştı. Aralarında Akın Birdal, Mihri Belli, Celal Beşiktepe, Veysi Sarısözen ve Ertuğrul Kürkçü’nün de bulunduğu bir grup, geçtiğimiz günlerde ÖDP’den istifa etmişti.
|
|
Erkan Acar
/ İstanbul
19.02.2002
|
|
| |
DYP’li Erek: Bu kafayla AB’ye girilmez |
DYP Genel Sekreteri Ali Şevki Erek, hükümet ortakları arasındaki görüş ayrılıklarına dikkat çekerek, “Bunlar bu kafayla AB’a giremezler. Her biri bir taraftan çekiyor. Ay ışığına pala mı sallayacağız?” dedi.
Erek, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısına, ‘Katrilyonluk soygun’, ‘Eşkıya şehirde’, ‘Çiftçi feda edildi’, ‘Pahalılık kuruttu’ şeklindeki gazete kupürlerinden örnekler vererek başladı. Hükümet ortaklarının 3 yıl önce ekonominin güçlendirilmesi için bir program yaptıklarını hatırlatan Erek, Türkiye’nin tarihinin en büyük büzülmesine maruz kaldığını savundu.
İşsizliği, ‘afet, gittikçe büyüyen bir çığ’ olarak nitelendiren Erek, son 1 yılda 200 bin işyerinin kapandığını, 1,5 milyon telefon aboneliğinin iptal edildiğini, 1 milyon banka kartı sahibinin sakıncalı hale düştüğünü ve 1 milyon senedin protesto edildiğini anlattı.
DYP’li Erek, idam cezasına ilişkin parti görüşlerinin sorulması üzerine, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’ın bu konuda bir paket hazırlayarak TBMM’ye sunacaklarını söylediğini; ancak bunun hâlâ gerçekleşmediğini kaydetti. Paketin TBMM’ye getirilmesi halinde kanaatlerini açıklayacaklarını ifaden eden Erek, Türkiye’nin şartlarının ve gerçek konumunun Avrupa’ya izah edilmesi gerektiğini dile getirdi. Ankara, aa
|
|
19.02.2002
|
|
| |
Somuncuoğlu: İktidarda irade zaafiyeti var |
MHP Aksaray Milletvekili Sadi Somuncuoğlu, hükümetin, Ulusal Program’ın arkasında durmasını istedi. Somuncuoğlu, gerçekleri AB’ye anlatıp kabul ettirmek varken ‘irade zaafiyeti içinde teslimiyet yolunun seçilmemesi’ gerektiğini vurguladı.
TBMM’de bir basın toplantısı düzenleyen Somuncuoğlu, Başbakan Bülent Ecevit’in son günlerde yaptığı açıklamaların “teröristbaşı Öcalan’ın idamdan kurtulacağı ve Kürtçe yayın izninin verileceği’ anlamına geldiğini savundu. Hükümetin, altında imzası bulunan Ulusal Program’ı geçersiz saydığını ileri süren Somuncuoğlu, “Zamanında Ulusal Program’ı TBMM’ye getirenlerin, şimdi (koalisyon uyumunu bozmamak) için idam ve Kürtçe yayın konularını Meclis iradesine bırakacaklarını söylemeleri sorumluluktan kaçmaktır, imzalarını inkardır.” dedi. Ankara, Zaman
|
|
19.02.2002
|
|
| |
Devletin zirvesinde kavga bitti, izi kaldı |
MGK toplantısındaki, ‘Anayasa kitapçığı fırlatılması’na varan kavganın üzerinden 1 yıl geçti. Ekonomik krizin derinleşmesi üzerine, devletin zirvesi ‘açıktan kavga etmeyi’ terk etti. Yaşanan gerginlik zamanla yerini sakinliğe bıraksa da, Cumhurbaşkanı ile Başbakan, rasındaki haftalık görüşmeler 15 dakikayı geçemedi.
Milli Güvenlik Kurulu’nun 19 Şubat 2001 tarihli toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında yaşanan tartışma Türkiye’nin son bir yılına damgasını vurdu. Devletin tepesinde, ‘Anayasa kitapçığı fırlatılması’na varan tartışmalar ekonomik krizi de tetikledi.
Aradan geçen 1 yılda Cumhurbaşkanı’nın vetoları azalırken, Başbakan’ın üslubu yumuşadı. Sezer ve Ecevit, birbirlerini olduğu gibi ‘kabullenip’ ilişkilerini sürdürdü. Ancak, haftalık olağan görüşmeler 15 dakikanın ötesine geçemedi. MGK’daki kavganın hemen ardından başlayan suçlamalar ve gerginlik zamanla yerini sakinliğe bıraksa da, Sezer ve Ecevit’in ilişkilerini asgari düzeyde tuttukları gözleniyor. Cumhurbaşkanı ve Başbakan, resmi toplantılar dışında bir araya gelmemeye özen gösteriyor.
MGK’daki kavganın öncesinde de Çankaya ile hükümet arasındaki ilişkiler pek sıcak değildi. Haklarında irtica suçlaması bulunan memurların işten atılmasını kolaylaştıran kanun hükmünde kararnamenin (KHK) Sezer’den dönmesi, Köşk–hükümet gerginliğini artırdı. 2000 yılı Nisan ayında Çankaya için Sezer’i öneren Başbakan ve yardımcıları, Sezer’in Cumhurbaşkanı’nın yönetim anlayışına tepki göstermeye başladı.
19 Şubat 2001 günü Milli Güvenlik Kurulu toplantısına girilirken kimse bir kavga beklemiyordu. Aylık olağan toplantı 09.30’da başladı. Öğle saatlerinde bitmesi bekleniyordu. Ancak toplantının üzerinden 40 dakika geçmeden, Başbakan’ın MGK’yı terk ettiği haberi gazetelerin haber merkezlerine ulaştı. Saatler ilerledikçe Sezer ile Ecevit arasında yaşanan tartışmanın ayrıntıları kulislere yansıdı.
MGK toplantısından önce Başbakan Ecevit, Cumhurbaşkanı Sezer’e, “Yönetsel yetkilerimi kullanmayı engelliyorsunuz. Bankacılık Denetleme Kurulu’ndan elinizi çekin.” dedi. Sezer, tepki vermedi. Toplantıya geçildi. Her şey orada yaşanacaktı. Cumhurbaşkanı, “Hoşgeldiniz. Gündeme geçmeden önce söylemek istediklerim var.” diye söze başladı. Anayasa’daki güçler ayrılığından bahsetti ve sivil üyelerin bulunduğu bölüme dönerek, konuşmasını sürdürdü: “Siz yürütme organı olarak, kuvvetler ayrılığını yıpratıyorsunuz. Yolsuzlukların üzerine gidilmesinden, pisliğin temizlenmesinden neden rahatsız oluyorsunuz? Yolsuzluklar; ancak saydam bir devlet yapısı sağlanırsa önlenir.”
Ecevit, araya girdi ve “Konuşmanız bitti mi?” diye sordu. Sezer, “Hayır, bitmedi.” dedi; konuşmasını sürdürdü. Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan sinirlenmişti, devreye girdi. Köşk’e göre Anayasa kitapçığı Özkan’a ‘iletildi’, hükümete göre ise, ‘fırlatıldı’. Sezer’in attığı kitapcık, Özkan ile Ecevit’in arasına düştü. Toplantıda bulunan askerler ve bürokratlar yaşananlar karşısında şaşkına dönmüşlerdi. Başbakan, toplantıyı terk etti. Ardından Özkan çıktı, sonra da Yılmaz. MHP lideri Devlet Bahçeli ise yurtdışındaydı.
Salondan ayrılan Ecevit, Köşk’ün 1 No’lu Nizamiyesi’nden çıkarken açıklama yapmak istedi. Ancak Yılmaz, Ecevit’i kolundan tutarak, “Başbakanlık’ta görüşüp öyle açıklama yapalım.” uyarısında bulundu. Bunun üzerine Başbakanlık’a geçildi. Tam bir belirsizlik yaşanıyordu. Piyasalar, yaşananlara olumsuz tepki verdi. Hükümetin istifa etmeyeceği haberleri de ekonominin olumsuz gidişini engelleyemedi. Yaşanan kriz üzerine, ABD’den çağrılan Kemal Derviş hükümete girdi. IMF ile 2 ayrı program yapıldı. Ekonominin hassas yapısının da etkisiyle Cumhurbaşkanı ile Başbakan tartışma ortamından hızla uzaklaştılar.
Kurban Bayramı sonrasında, yeni bir Anayasa değişikliği paketi üzerinde çalışmalara başlayacak olan TBMM’de, Cumhurbaşkanlığı dahil birçok kurumun yetki ve sorumlulukları masaya yatırılacak. Hükümet içinde geçen yıl ifade edilen, “Sezer’in yetkilerini olabildiğince kısıtlayalım.” görüşü yerini daha sakin bir değerlendirmeye bırakıyor.
|
|
Süleyman Kurt, Edip Ali Yavuz
/ Ankara
19.02.2002
|
|
| |
Kriz, Derviş’i doğurdu |
MGK’daki tartışmanın ardından hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Ağır bir ekonomik kriz başgösterdi. Döviz ve faiz oranlarındaki artışın önüne geçilemiyordu. Türkiye, küçülme rekoru kırıyordu. Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş’in ismi telaffuz edilmeye başlandı.
Merkez Bankası başkanlığı için düşünülen Derviş, Ecevit’in daveti üzerine Türkiye’ye geldi. Yapılan görüşmelerin ardından Kemal Derviş’e ekonominin sorumluluğu verildi. DSP kontenjanından; ama ‘bağımsız’ sıfatıyla devlet bakanı olarak kabineye girdi. Yeni bir ekonomik program hazırlandı. Derviş’in siyasete girip girmeyeceği ise hep tartışıldı. “Misyonunu tamamladı, çekilsin.” diyenler de oldu, “Siyasete girsin.” diyenler de. Kemal Derviş ise, son kararını henüz açıklamadı.
|
|
19.02.2002
|
|
| |
AK Parti sonbaharda seçim istedi |
Çok partili döneme geçilen 1946’dan bu yana 3 ila 4 yıl arayla seçim yapıldığını belirten AK Parti'li Şener, 57. Hükümet’in Nisan ayında 3. yılını dolduracağını hatırlattı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Türkiye’nin yaşadığı sorunların çözülmesi için en geç sonbahara kadar erken seçime gidilmesini istedi. Parlamento’da bir basın toplantısı düzenleyen Şener, “Kamuoyuna güven verecek yeni bir iktidara ihtiyaç var. Bunun da yolu seçimden geçiyor.” dedi.
Çok partili döneme geçilen 1946’dan bu yana 3 ila 4 yıl arayla seçim yapıldığını belirten Şener, 57. Hükümet’in nisan ayında 3. yılını dolduracağını hatırlattı. Şener, en geç sonbahara kadar erken seçime gidilmesinin zorunlu olduğunu savundu. Şener, ülkede yaşanan ekonomik kriz sebebiyle toplumun bütün kesimlerinin büyük acılar çektiğini kaydetti.
Abdüllatif Şener, idam cezasının kaldırılması konusundaki yaklaşımlarının sorulması üzerine, bu konuda koalisyon hükümeti arasında bir mutabakat olmadığını kaydetti. Konuya Meclis’te çözüm aranacağını ifade eden Şener, kendilerinin de partinin yetkili kurullarında meseleyi tartışacaklarını söyledi.
Şener, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, içki ve doğum kontrolü konusundaki sözlerinin hatırlatılması üzerine de, AK Parti kurulduğundan beri basın ve yayın organlarında sürekli olumsuz bir propaganda yapıldığı iddiasında bulundu. ABD ve Avrupa ülkelerinde zararlı maddelerin kullanımının özendirilmemesi yönünde çaba gösterildiğini anlatan Şener, kendilerinin de çağdaş standartlara uygun bir politika belirlediklerini dile getirdi. Ankara, aa
|
|
19.02.2002
|
|
| |
Sezer ‘Uyum’u onayladı |
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TCK’nın 159 ve 312. maddelerinin de aralarında bulunduğu bir dizi kanunda değişiklik yapan 4744 sayılı yasayı onayladı.
Yasayla, TCK’nın “Anayasa kuruluşlarını ve kamu şahsiyetlerini tahkir” başlıklı 159. maddesi metninde değişiklik yapılmadı; ancak cezalar düşürüldü. Maddede öngörülen ceza üst sınırı 6 yıldan 3 yıla indirildi, para cezaları tümüyle kaldırıldı.
TCK’nın “Suça Kapalı Tahrik” başlıklı 312. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları da değişti. Birinci fıkradaki, “Bir cürümü alenen öven veya iyi gördüğünü söyleyen veya kişileri kanuna uymamaya tahrik eden...” ibaresindeki “kişileri” yerine “halkı” sözcüğü getirildi. İkinci fıkradaki, “sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak insanları birbirine karşı kamu düzenini bozma olasılığını ortaya çıkaracak bir şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik eden...” ibaresinde yer alan “insanları” yerine, “halkı” sözcüğü konuldu. Ayrıca, “Kamu düzenini bozma olasılığını ortaya çıkaracak bir şekilde” ibaresi yerine, “kamu düzeni için tehlikeli olabilecek bir şekilde” ibaresi getirildi.
Cumhurbaşkanı Sezer tarafından onaylanan uyum yasasıyla, Terörle Mücadele Yasası, Devlet Güvenlik Mahkemesi Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nda da değişiklik yapıldı. Ankara, aa
|
|
19.02.2002
|
|
| |
Merve Kavakçı’ya tahkir davası açıldı |
ABD vatandaşı olduğu gerekçesiyle milletvekilliği düşürülen Merve Safa Kavakçı hakkında, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni tahkir ve tezyif ettiği’ gerekçesiyle TCK’nın 159. maddesinden dava açıldı.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Nurten Altınok tarafından hazırlanan iddianamede, 26 Kasım 2001 tarihinde Kanal D’de, Kavakçı’nın Katar’dan yayın yapan El Cezire televizyonundaki bir söyleşisinin yayınlandığı belirtildi. Kavakçı’nın söyleşi sırasında dile getirdiği görüşlere yer verilen iddianamede şöyle denildi: “Kavakçı, Türkiye’deki başı örtülü bayanlara saldırı olduğunu söylemiştir. Kendisinin milletvekili yemini etmesinin engellendiğini, ayrımcılığa uğradığını, Türkiye’deki kadınların yüzde 70’inin örtünmeyi seçtiğini, Refah Partisi’nin de kendisini kabul ettiği için kapandığını ileri sürmüştür.” İddianamede, Kavakçı’nın TCK’nın 159. maddesi gereğince 6 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi. İstanbul, Zaman
|
|
19.02.2002
|
|
| |
‘Irak haritası yeniden çizilecek’ |
SP Genel Başkan Yardımcısı Teoman Rıza Güneri, Irak’ta haritanın yeniden şekillendirilmek istendiğini savunarak, “Irak’a yapılması planlanan harekat harita değişimine kadar giderse bundan hükümetin tüm üyeleri sorumlu olur.” dedi.
Güneri, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin, ‘oldubittiye getirerek’ Irak’a harekat düzenleyeceğini söyledi.
İdam cezasıyla ilgili görüşleri de sorulan Güneri, ‘Türkiye AB yolunda ilerlerken bu konuda hükümette uyumsuzluk varsa, yeni hükümet formülleri aranması gerektiğini’ ileri sürdü. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun, Türkiye’de Arjantin’deki gibi sosyal patlama yaşanabileceğine ilişkin görüşlerinin hatırlatılması üzerine de Güneri, şöyle konuştu: “Arjantin’de, ekonomi Türkiye’de olduğundan daha iyi iken kriz çıkmıştır. Sosyal patlama için bir an önce tedbir alınması gerekir.” Ankara, Zaman
|
|
19.02.2002
|
|
| |
Yılmaz: AB üyeliği devlet politikası |
ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Avrupa Birliği üyeliğinin Türkiye için bir devlet politikası olduğunu söyledi.
AB’nin genişlemesi ve ileride alacağı şekil konusunda yürütülen konvansiyon çalışmalarına başkanlık eden Mesut Yılmaz, AB’nin 50 yılı bulan geçmişiyle bugüne kadar tarihin kaydettiği en başarılı entegrasyon olduğunu ifade etti. Kimi ülkelerin Kopenhag Kriterleri’ni yerine getirmediği gerekçesiyle Türkiye’yi konvansiyona dahil etmek istemediğini belirten Yılmaz, ancak Meclis’in anayasal düzenlemeleri bir an önce yerine getirerek konvansiyona katılmayı hak ettiğini vurguladı.
Yılmaz, toplantının siyasi partiler arasında konvansiyon çalışmalarıyla ilgili ortak bir görüş oluşturmak için düzenlendiğini, bu konuda kendi görüşlerinin değil tüm Meclis’in düşüncelerinin önemli olduğunu aktardı. AB Konvansiyonu’nda 1 hükümetten 2’de parlementodan temsilci olacağını aktaran Yılmaz, konvansiyona, kendisinin yanı sıra, milletvekilleri Ali Tekin ve Ayfer Yılmaz’ın da katılacağını da sözlerine ekledi. Ankara, Zaman
|
|
19.02.2002
|
|
| |
Bahçeli: 127 oyumuz da ‘hayır’ olacak |
MHP lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, idam cezasının kaldırılmasıyla ilgili düzenlemeye ‘hayır’ oyu vermek konusunda kararlı olduklarını bildirdi.
Devlet Bahçeli’nin başkanlığında genel merkezde toplanan MHP Başkanlık Divanı, idam konusunu görüştü. Alınan bilgiye göre Bahçeli, partisinin, daha önce olduğu gibi savaş, yakın savaş tehlikesi ve terör suçlarına ölüm cezası uygulanması yönünde hareket edeceğini ifade etti. Ulusal Program ve Anayasa değişiklikleri doğrultusunda tavırlarını sürdüreceklerini vurgulayan Bahçeli, MHP’ye rağmen bir çözümü de hükümet krizi haline getirmeyeceklerini kaydetti. Bahçeli’nin şu değerlendirmeyi yaptığı öğrenildi: “Eğer Meclis’e idam cezasının kaldırılmasıyla ilgili bir düzenleme gelirse, 127 tane oyumuz var, ‘hayır’ diyeceğiz. İdam konusunda başlangıçta işin ciddiyetini anlamayanlar, şimdi anladılar ki bu iş kanunla olmaz. Anayasa değişikliği gerekir. Bu nedenle de farklı yorumlara başladılar. TCK’nın 125 maddesiyle ilgili değişikliği AB Katılım Ortaklığı Belgesi, Ulusal Program ve Anayasa’ya biz koydurduk. Eğer idamı kaldırmak istiyorlarsa, MHP dışında, uyum yasasında olduğu gibi muhalefetle işbirliği yaparak kaldırabilirler. Başbakan idam konusunda benimle konuştu. Kriz çıkartmayacağımızı söyledim. MHP, ekonomi düzlüğe çıkmadan kriz çıkartan taraf olmayacak.”
DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit’in MHP’ye yönelik eleştirilerine de değinen Bahçeli, yapıldığı iddia edilen konuşmanın tam metninin elinde olduğunu söyledi. Bahçeli, “Rahşan Hanım sadece MHP’ye değil, kendi teşkilatlarına da ağır ithamlarda bulunmuş. Özellikle Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu ve Hüsamettin Özkan’ı da ağır bir dille eleştirmiş. Bu nedenle bu olayı dallandırmaya gerek yok. Biz gerekli hassasiyetleri gerekli yerlere bildirdik.” dedi.
Selim Kuvel, Ankara
|
|
19.02.2002
|
|
| |
‘MHP de elini taşın altına koysun’ |
Başbakan Bülent Ecevit’in teklif ettiği MHP’siz formüllere muhalefet partileri sıcak bakmadı. MHP’ye ‘idamı biz kaldırmadık’ kozunu vermek istemeyen muhalefet partileri, iktidarın bir bütün olarak elini taşın altına koymasını istiyor.
Muhalefetin çözüm önerisi açık: Ya hep birlikte kaldıralım, ya da biz yokuz. Partilerin idamın kaldırılması ve Kürtçe eğitim konusundaki yaklaşımları özetle şöyle:
DYP: Hükümet 3 parçalı. Önce kendi aralarında anlaşmaları gerekiyor. Biz DYP olarak idam konusunda temkinliyiz. Hükümet sorumluluğu muhalefete yüklemesin. Biz onlara yama olmayız.
AK Parti: Hükümet, muhalefet partilerini yedek parti gibi görüyor. Bu konuyu Meclis çözmeli. ‘Falanca parti önden gitsin biz arkadan geliriz’ diye birşey sözkonusu olmamalı. Biz idam konusunda, ‘MHP dışarıda bırakılırsa ne olur’ gibi bir formülün üzerinde durmuyoruz. Kürtçe eğitim konusunda ise, resmi dil Türkçedir. Kültürel ve yayın dili Kürtçe olabilir; ancak istismar edilmemeli. Kürtçe yayın için her türlü fırsatın verilmesinde fayda var.
SP: İktidarın atacağı adımları görmek lazım. Değişiklik teklifinin metni henüz bize ulaşmadı. Her türlü öneriyi tartışmaya açığız.
ANAP: İdam 1984’ten beri Türkiye’de uygulanmıyor. Türkiye bu konuda moratoryum ilan etmiş durumda. İdamın kaldırılması konusunda herkes elini taşın altına koysun ve iç politika malzemesi olarak kullanmasın.
MHP:İdam cezası konusunda 125. maddeyle ilgili hassasiyetimiz sürüyor. TBMM’de bu istikamette farklı düşünen bir tavrın belirmesi durumunda buna saygılı olacağız. Bu hükümette bir sıkıntaya yol açmaz. Şimdi Türkiye’de yeni bir anayasa değişikliği yapmamız, Apo ve Apogillerin idamını önlememiz isteniyor. Herkes derdini millete anlatır. Ankara, Zaman
|
|
19.02.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
19 Şubat 2002
|
|

Zaman Spor
Politika
|
|
|
|