Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

EKREM DUMANLI



Kelepçeli basın

Okuyucuyu yönlendirmenin (manipüle etmenin) değişik yolları vardır gazeteler için. Mesela pek çok yönü olan bir haberin sadece bir kısmını ‘flaş’a çekersiniz –ki aslında o flaş devede kulak gibidir–. Böylece okuyucuya, sadece göstermek istediğiniz manzarayı sunarsınız..

Bazen de gazete, olay(lar)ı haddinden fazla büyüterek okurunu yönlendirir. Bu, çoğu zaman propagandaya yöneliktir ve vurgunun gücü ölçüsünde aldatma riski taşır...

Manipüle etmenin en onursuz şekli, bazı olayları görmezden gelerek okuru, bilgi akışı dışına itmektir. Bu, size güvenip belli bir ücret ödeyerek gazetenizi almış okurlarınıza karşı saygısızlıktan da öte bir tercihtir. Herkes bilir ki, süregiden bir sorunu gazete yönetimi görmezden gelince problem buharlaşmaz... Varlık nedeni bilgilendirme olan basının görmezden gelme gibi bir tercih lüksü olabilir mi? Aslında temel problem şu: Türk basını her olaya ‘taraf olma’ refleksiyle yaklaşıyor. Bu yaklaşımlar, siyasi ve ideolojik tercihten kaynaklandığı gibi ticari ilişkilerin çetrefilli riskinden dolayı da olabiliyor...

Affınıza sığınarak iddia ediyorum ki, sadece geçen haftaki gazetelere bakarak Türk basınının ‘görmezden gelme’ taktikleri üzerine bir tez hazırlanabilir. Umarım, iletişim fakültelerinden bakıldığında da gazetelerin amuda kalkmış hali görülüyordur...

Dilerseniz geçen haftanın en ilginç olaylarından biri olan İHL meselesine şöyle bir bakalım. Okulların ikinci dönemi başlar başlamaz İstanbul’da imam hatip liseleri polis kuşatmasına alındı. Ortaya çıkan manzarada haber unsuru var mı? Evet. Her ne sebepten olursa olsun lise bahçelerine kurulmuş polis barikatları var, ağlaşan öğrenciler var, 14 ile 17 yaş grubu olan bu öğrencilerin mağdur aileleri var, gözaltına alınmalar var...

Haber unsuru var da, gazetelerin pek çoğunda konuyla ilgili tek bir satır haber yok. Sanki bu olaylar hiç yaşanmıyor bu ülkede. Haberi sadece ‘sağcı’ ya da ‘dinci’ diye tanımlanan gazetelerde bulmak mümkün. O haberlerin bir kısmı da ayrı bir alem. Mesela bir partiye yakınlığı ile bilinen bir gazete ‘Ecevit Türkiye’sinden utandıran manzara’ diye başlık atmış. Ee birader, sempati duyduğunuz parti iktidarken de bu sorunlar yaşanmıyor muydu? Herkes tribünlere oynuyor bu ülkede; üstelik basit oy hesaplarıyla... Yani anlayacağınız her gazete ayrı bir yönlendirme peşinde...

Siyasi ya da ideolojik bir yayın organı olmaya baştan karar vermiş gazeteleri hadi bir kenara bırakalım; orta bir yolda halka seslendiğini düşünen ve genel gazete satışlarının ana omurgasını oluşturan gazetelere neler oluyor? Habere bakın; Amerika’nın bilmem hangi eyaletinde bir adam ineğine Usame bin Ladin adını vermiş, sonra ineğini kaybetmiş... Bu önemli (!) haber, ‘Amerika şimdi de Mösame’yi arıyor’ diye büyük gazetelerin birinci sayfasında yer aldı. Fakat her nedense Türk basınına göre İstanbul’un göbeğinde başlayıp Meclis toplantı salonlarına yansıyan İHL’li öğrencilerin ‘Möösame’ kadar bile haber değeri yok. Neden? Çünkü onlar ö–te–ki!

Gazete manşetlerine mahsus değil sorun. Her konuda demokrasi havarisi kesilen köşe yazarlarından da tık çıkmadı geçen hafta. Sadece bir köşe yazarı konuya kelepçe sadedinde yaklaştı, doğru bir yaklaşımdı; ama yazıda ağır basan ‘sakın beni onlardan sanmayın’ tarzındaki özür, yazıda yer alan özgürlükçü fikirleri gölgelemeye yetti.

Yaşları 13–15 olan çocuklara sokak ortasında kelepçe vuruluyor. Bu çocuklar düz lise öğrencisi olsaydı medyamız aynı ‘hassasiyet’i gösterir miydi?

Ya da şöyle soralım: Problem imam hatip liselerinde yaşandığında kıyameti koparan sağ kulvardaki basın, sol görüşlü oldukları iddia edilen öğrencilere bu işler reva görülseydi aynı şekilde hadiseye sahip çıkabilir miydi?

Herşey bir yana, ben Zaman’a baktım. Arşivden tarayınca Manisa’da işkence gördüğü iddia edilen lise öğrencileri konusunda Zaman’ın suskun kalmadığını, hatta ‘Cumartesi Anneleri’ ya da Metin Göktepe’nin öldürülmesi konusunda görmezden gelme numarasına yatmadığını gördüm. Yeterli miydi? Hayır. Hadiseler okuyucuya daha iyi verilmeliydi kuşkusuz; çünkü yaşı 13–18 arasındaki insanlara ‘bizimkiler’ ya da ‘ötekiler’ muamelesi yapmak hiç kimseye yakışmıyor.

Ülkemizde adeta herkesin bir kulağı sağır, bir gözü kör. Kimi Manisa’daki kelepçeyi görmüyor kimi de İstanbul’dakini... Halbuki biz gazeteciyiz, sorunları çözmek gibi bir görevimiz yok; ama olayları aynıyla rapor etme vebalimiz var...Gelin açıkça itiraf edelim, aslında kelepçeler öğrencilerin cılız ve masum kollarında değil; bizim zihnimizde, yüreğimizde, kalemimizde...

İnanmazsanız bu hafta yaşanan diğer olaylara da yukarıda değinmeye çalıştığım manipüle metotları açısından bir kere daha bakın. Erbakan’a verilen cezayı basın nasıl yansıttı bir de bu gözle okuyun. Defalarca birinci sayfadan manşet ya da sürmanşet yapılarak hakkında mahkeme açılan Mustafa Albayrak, ilk mahkemesinde tahliye oldu. Manşetçilerin sesi soluğu kesilmiş adeta. Acaba ilk atılan manşetler mi, yoksa tahliye sonrası karşınıza çıkan tek gözlü korsan yayıncı mı sizi ürkütüyor?

Zavallı Türkiye’m, zavallı ve kelepçeli sevdam, basınım. Ne zaman özgürlük türküsü söyleyeceğiz hep beraber!

11.03.2002

Yazarımızın E-Postası: e.dumanli@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (04.03.2002) - Zaman’da neler oluyor?

> (25.02.2002) - Yerli Pravda’lara küçük bir hatırlatma

> (18.02.2002) - 14 gazeteciden biri suçlu olmalı

> (11.02.2002) - Ey insan, geldiysen haber ver

> (04.02.2002) - Kimsin sen, medya mı mafya mı?

> (31.01.2002) - Yeni bir yazara ‘hoş geldin’ derken

> (28.01.2002) - Yanlış yaptım, düzeltir, özür dilerim

> (21.01.2002) - Bir yayının kalitesi nasıl ölçülür?

> (14.01.2002) - Editör’ün Notu - Benim manşetim senin manşetini döver (mi)

> (07.01.2002) - editör’ün notu: A+B+C+D+E=F





Zaman'da Bugün
11 Mart 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.