Büyümenin reçetesinde ihracat var
Enflasyon ve buna paralel faiz oranları bir önceki aylara göre geriledi. Bu, mevcut ekonomik programın uygulanabilirliği konusunda ümit veriyor. Ancak bunların yanında; ekonomik büyümenin başlamamış olması ise, piyasa çevrelerinde endişe ile karşılanıyor. Bazı çevreler enflasyondaki gerilemeyi iç talep yetersizliği ile yorumlayarak, geçici buluyorlar. Döviz fiyatlarının bir süredir yatay seyir içinde olması da; ihracatçılar tarafından, kur avantajının kaybolmakta olduğu şeklinde değerlendiriliyor. Bazı ekonomistlerin; ‘borçlanma ekonomisiyle bir yere varılmaz’ şeklindeki yorumlarını da haklı buluyorum. IMF Avrupa 1. Bölge Müdürü Michael Deppler, ihracat rakamlarının düşük olmasını; Türk Lirası’nın değerli olmasına değil, küresel koşulların olumsuzluğuna bağlıyor. Ayrıca, döviz kurunun mevcut değerinin, piyasadaki güveni gösterdiğini söylüyor. Zayıf döviz kurunun, yüksek enflasyona ve istikrarsızlığa neden olduğuna işaret ediyor.
Bütün bu düşüncelerin temelinde; ekonomik istikrarın sağlanması için, enflasyon ve faiz oranlarının gerilemesi, döviz fiyatlarında istikrarın oluşması, ihracat gelirlerinin artırılmasıyla mümkün olacaktır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ihracat, ekonominin önündeki birinci öncelikli konudur. Japonya uzun süre dış ticaret fazlasıyla anılan ülke oldu. Asya kaplanları ismi, bu ülkelere; ihracat artışı ile büyüdükleri için verildi. İç tüketimin gerilediği şu günlerde; ekonomideki canlanma ve büyümeye geçişte, ihracat gelirlerinin artışı ateşleyici olacaktır.
Japon bankacılık sektöründe alınan tedbirler, doların yen karşısında gerilemesine neden oldu. Ayrıca FED Başkanı Greenspan’ın ABD ekonomisinin geleceği konusunda olumlu açıklamalar yapması, faiz oranlarının tekrar yükseltileceği beklentisi oluşturdu. Bu yorumlar da doların gerilemesine destek oldu. Doların dış piyasalarda gerilemesi, düşük çıkan şubat enflasyonu ve Hazine’nin yüksek miktar bono satışı; doların iç piyasadaki sakin seyrinde etkili olan faktörler olarak sayılabilir. Hazine yarınki 224 gün vadeli iç borç bono satışı ile piyasadan bir miktar daha para çekeceği için, bu hafta da döviz fiyatlarında önemli bir artış beklemiyorum.
Teknik olarak; euro/dolar paritesi 200 günlük hareketli ortalamada 0,8890 direncinin kırılması halinde, 0,92 seviyelerini test edebilir. Aksi takdirde tekrar 0,8650’ye gerileyecektir.
Japon Yeni’nin yükselmesi, bu ülkedeki bireysel yatırımcıların daha önce aldıkları altınların satışlarını da beraberinde getirdi. Ayrıca, İngiltere’nin hafta içindeki altın satışına gelen talebin yetersizliği, altının 298 dolar/ons’tan, 288 dolar/ons’a gerilemesinde etkili oldu. Teknik olarak altının 286 dolar/ons’ta desteği bulunuyor. Bunun aşağı yönlü kırılması halinde 280–285 dolar/ons aralığına yerleşecektir.
İstanbul’daki ‘kuyumculuk ve takı’ fuarı nedeniyle Anadolu’dan gelen kuyumcu esnafının talepleriyle, altın işlemleri geçici olarak hareketlendi. Bu da altın fiyatlarının daha fazla gerilemesini engelledi. Bu hafta da dış ve iç piyasalarda, altın fiyatlarında aşağı yönlü hareketin süreceği düşüncesindeyim.
Ankara’da incelemelerini sürdüren IMF yetkililerinden gelecek açıklamalar ve siyasilerin çeşitli söylemleri piyasalarda yakından izlenmeye, bu hafta da devam edecektir.
11.03.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.yildirimturk@zaman.com.tr
|