Maden!
ZONGULDAK, DEVREK– Burada her şey madene, kömüre endeksli düşünülüyor. Maden var, rekabet yok, rehavet var! Tıpkı Arap ülkelerinde olduğu gibi. Petrol var, başka üretim yok. Rekabet yok, gelişme de yok. Zaten burada halkın en çok kullandığı atasözlerinden birisi her şeyi çok güzel izah ediyor: “Yaz va gış va, evecek ne iş va!” (Yaz var kış var, acaleye ne gerek var!)
Tek bir sanayiye bağımlı yaşamanın avantajlarından çok dezavantajları var. Kömür madeni Zonguldak’ın her şeyi. Burada doğan her çocuk madene işçi olarak doğuyor. Hatta öyle ki, buradan yurtdışına çalışmaya gidenler bile gittiği ülkelerde kömür madeninde çalışıyorlar!
Hafta sonu, Devrek Postası Gazetesi’nin 46. kuruluş yıldönümü vesilesi ile bu yöredeydim. Gazetenin yazarı Metin Köse’nin Devrek Çınar Otel’de verdiği konferans, salonu dolduran Devrek’in ileri gelenlerini bile şaşkınlığa düşürdü. Köse, Devreklilere “Çorum leblebiyi bıraktı, gelişmeye başladı.” derken “Biz de madeni bırakalım, gelişmenin yollarına bakalım” demiyordu: “Artık, madene endeksli düşünmeyi bırakalım.”
Çünkü tek sanayiye bağımlı bölgelerin sorunları ötekilerden daha fazla oluyor. Belki bilmiyorsunuz, ama Zonguldak bölgesindeki kömür madenini işletebilmek için her yıl yüzlerce trilyonumuz bölgeye akıyor. Rahmetli Özal “Buradaki maden ocaklarını kapatalım, ama burada çalışan insanlara maaşlarını ödemeye devam edelim, daha fazla kâr ederiz.” dediğinde haklıydı. Çünkü burada üretilen bir ton kömür maliyeti karşılığında yurtdışından 2 ton kömür ithal edilebiliyor!
Bu, işin ekonomik boyutu. Bir de sosyal boyutu var ki o daha vahim. Tek sanayiye dayalı yaşam biçiminin tabii sonucu müthiş bir sosyal huzursuzluk var. Oysa başlangıçta öyle miydi? Türkiye’nin ilk sosyal sigorta kurumu “Zonguldak Amele Birliği” burada kurulmuş, Türkiye’nin ilk süpermarketi burada açılmıştı. Hatta Amele Birliği alışverişler için kendi parasını bile bastırınca İsmet İnönü çok kızıyor ve “Oldu olacak bir de bayrak basıp bağımsızlıklarını ilan etsinler.” demekten kendini alamıyordu.
Madende iş buldun buldun, bulamadın işsizsin! 1981 yılında madende 41 bin işçi çalışırken, 1999’da bu sayı 18 bin 545’e düşmüş. Araştırmalar, böyle tek sanayiye dayalı yerlerde istihdamda bir daralma olunca sosyal sorunların hemen baş gösterdiğini belirtiyor: Nitekim Zonguldak’ta intihar oranları o yıllardan bu yıla 30 kat arttı.
1975 yılında Zoguldak’ta intihar oranı on binde 10 iken, tüm Türkiye’de intihar oranı on binde yirmi idi. Bu oran 1997’de bütün Türkiye’de on binde 32’ye çıkarken, Zonguldak’ta on binde 64. Son iki üç yıldır bölgedeki intiharlar daha da artmış durumda!
Bölge halkı kendini madene bağımlı düşünmekten uzaklaştıramıyor. Dolayısı ile başka türlü girişimler yok denecek kadar az. Herkes, “ah oğlum madende işbaşı yapabilse” diye düşünüyor. Esnaf, “madenci gelse de satış yapsam diyor”, seçimler yaklaştığında da “Seçimlerden önce ocağa adam alırlar mı” sorusunun cevabı peşinde...
Peki Zonguldak milletvekilleri ne yapıyor? Onlar hâlâ seçimi kazanıp iktidar oldukları takdirde madene işçi yazmaya devam ediyor. Bunun dışında pek bir şey yaptıkları söylenemez. Çünkü onlar da kömüre endeksli düşünüyorlar, mevcut durumu bir adım öte götürmek yerine, mevcut durumdan azami faydalanma peşindeler.
Yerel makamlardan aldığım rakamlar her türlü sosyal olumsuzluğun yaşandığı Devrek’te halkın bankalardaki mevduatının ise çok yüksek rakamlara ulaştığını gösteriyor. Mesela Devrek Ziraat Bankası’nda en çok hesabı olan beş yüz kişinin her birinin yüz bin marktan daha fazla parası var. Devrek Türkiye’de bankalarda en fazla mevduatı olan yerlerin başında geliyor.
İlginç, çok ilginç... Bölgede para var, işgücü var. Fakat önder yok. Halk mevcut milletvekillerinden umudunu kesmiş durumda. Zaten Devrek Postası’nın 46. kuruluş yılına katılmayıp telgraf göndermeyi tercih eden milletvekillerinin telgrafları okunduğunda onları birkaç kişi dışında kimse de alkışlamadı!
11.03.2002
Yazarımızın E-Postası:
n.gonultas@zaman.com.tr
|