Cepçilerin savaşı ve ekonomide global entegre krizi
Avrupa Birliği’ne (AB) adaylık konumunda çektiğimiz sıkıntının bir benzerini, global ekonomiye entegre olmakta ve yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekmekte yaşıyoruz. AB’ye girebilmek için Gümrük Birliği’ne katılımda olduğu gibi bildiğimiz ve çeşitli fonların tahsisinde Türkiye’ye davranılan cimrilik örneklerinde olduğu üzere bilmediğimiz birçok husus aleyhimize işliyor. AB’nin, bazı aday ülkelere ve üye ülkelere verdiği desteğin çok azını bile Türkiye’den esirgediği, kullanımı unutulan fonlar sebebiyle bizimkileri uyarmadıkları bilinen bir gerçek. Mesela, AB ve e–devlet sürecinde yapılması gereken birçok altyapı hizmetleri için ayrılan milyonlarca Euro’luk fon var. Ama Türkiye’de bunu kullanan ya da haberdar olan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Özetle sanal ortamda gerçekleştirilmeye çalışılan aydınlanma sürecinde, doğunun bilgilerini batıya aktarmaya yarayan yeni düzenlemede Türkiye hem geç kalıyor hem de buna mukabil ayrılan fonları kullanamıyor.
Sebeplerine gelince; birincisi Türkiye’nin menfaatlerini uluslararası arenada savunan ve sürekliliğini sağlayan istikrarlı bir yönetim anlayışı hâlâ daha ülkemizde mevcut değil. Günlük hesaplarla yılları geçiren siyasilerin bu alanda da belirleyici olmaları, yabancıların Türkiye’ye lakayt kalmasını hatta baskı yapmasını sağlıyor.
İkinci sırada ise, Türkiye’nin geleceğine yön veren siyasi iktidarların uzun vadeli hesapları, ülkenin stratejik değerlerine ve milletlerarası ortamda olması gereken kurallara uygun yapamayışları sebebiyle sık sık konsept değişmesi. Bu, doğal olarak ülkeyi istikrarsız ve güvensiz bir havaya sokuyor. Mesafe kaydetmek yerine başarısızlıkları peşinde getiriyor.
Mevcut tabloyu, bir yabancı uzman aynen şöyle değerlendiriyor: ‘Türkiye’de iş yapmadan önce kaide ve kural belirleyecek tek merci bulmak zor. Siyasiler kadar, askeri otoritenin etkisi de söz konusu. Ayrıca askeri otoriteye halkın daha fazla güven duyması, siyasilerle yapılan anlaşmaları daha zayıf ve kısa süreli kılıyor.’ Ve doğal bir sonuç olarak Türkiye’nin bu yapısına güvenip yabancı yatırımcı da gelmiyor. Cep telefonları cephesinde yaşanan sıkıntı da somut gösterge olarak ortada bulunuyor. Telekomünikasyon Kurumu’nun devreye girmesi, piyasada Turkcell, Telsim, Aria ve Aycell gibi dört operatörün faaliyet göstermesine rağmen problemlerini giderecek yönetmeliklerin yetersiz oluşu yabancı yatırımcı için iyi bir işaret değil.
‘Ulusal dolaşım anlaşması yapılması ile ilgili uyuşmazlıklarda uygulanacak uzlaştırmaya ilişkin usul ve esaslar hakkındaki yönetmelik’in yeniden gözden geçirilip, Resmi Gazete’de yayınlanması da soruna bir çözüm bulmuş gibi görünmüyor. Adli makamlara yansıyan davaların neticesi bekleniyor.
Halbuki, bütün GSM operatörleri yurtdışındaki diğer operatörlerle yaptıkları roaming anlaşmalarında hiçbir pürüz yaşamıyorlar. Neyin, nasıl yapılacağı, gelirin paylaşımı sorun da olmuyor. ‘Türkiye’de olunca neden problem haline geliyor?’ sorusunun cevabı da yine siyasi arenada aranmalı.
Türkiye’nin önceliklerinden çok Turkcell’in önceliği roamingle gündeme gelirse, Aria’ya milyar dolarları yatırırken verilen sözleri, sonradan kimse tutmaz ise bundan daha iyi noktaya gelmemiz söz konusu olamaz. Turkcell’in 11 milyon abonesine karşılık, Aria’nın 700 bini bulan kullanıcısı şimdilik pazarlıkta ve rekabette etkili olmasa bile, devletin piyasanın rekabete açık hale gelmesi için gayret göstermesi gerekir.
Yasalar (4502 sayılı yasa gayet açık) piyasanın düzenlenmesi konusunda yeterli argümanları koymuş, uygulayıcılar görevini yapmamışsa sorunun adresi gayet açık olarak görünmektedir. Türkiye’nin her yerine ulaşacak zamanı ve imkanı, ülkenin kaynaklarını kullanarak elde eden firmalara, vatandaşa daha iyi hizmet götürülmesi, ürün çeşitliliğinin sağlanması ve rekabetin oluşturulması için, daha da önemlisi yabancı yatırımcıyı ülkeye çekmek ve tutmak için daha fazla geç kalınmamalı.
Turkcell, Kars’ta yaptığı yatırımın verimini almışsa, Aria’nın, Turkcell’in imkanlarını yasalar çerçevesinde kullanıp Kars’a ulaşması sağlanmalı ki cepte rekabet dönemine girebilelim. Her şirketin ayrı ayrı kendi çıkarını düşünmesi ne kadar doğal ise devletin de her bireyin menfaatini ciddiye alması o derece önemlidir.
12.03.2002
Yazarımızın E-Postası:
g.simsek@zaman.com.tr
|