Asker ve devlet, asker ve hukuk tartışmaları...
Bir hafta içindeki iki olayla Türk Silahlı Kuvvetleri, “asker ve devlet”, “asker ve hukuk” tartışmalarının odak noktası oldu.
Olayın ilki, MGK Genel Sekreteri Orgeneral Kılınç’ın Türkiye’nin AB üyeliği ile ilgili sözleriydi. İkinci olay da dün iki gazeteye manşet olan, dört generalin Korkut Eken’e destek veren açıklamalarıydı.
MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç, Harp Akademileri Komutanlığı’nın düzenlediği panelde, oturduğu yerden ayağa kalkarak ve “şahsi görüşü” olduğunu özellikle belirterek şunları söylemişti:
“Türkiye, milli menfaatleriyle ilgili sorunlarda AB’den hiçbir destek görmüyor. AB, Türkiye’yi ilgilendiren sorunlara menfi bakıyor. Rusya da bir yalnızlık içinde. Dolayısıyla Amerika’yı göz ardı etmeksizin İran’ı da içine alan yeni bir arayışa girmek gerektiğini düşünüyorum.”
Söz konusu panelin konusu “Türkiye’nin etrafında barış kuşağı nasıl oluşturulur?” olmasına ve pek çok akademisyen değerli görüşler ileri sürmesine rağmen iki günlük panel, iki cümleye sıkıştırılmış oldu.
Sayın Kılınç, sözlerini dikkatli seçseydi zannederim yanlış anlaşılmayacaktı. AB’nin, PKK’yı, hâlâ bölücü örgüt kabul etmeyişi, Kıbrıs’ta Rumları ve Yunanistan’ı kayıran bir siyaset izlemesi gibi konular hatırlandığında, MGK Genel Sekreteri’nin bir “katılımcı” sıfatıyla ve şahsi görüşleri olarak işaret ettiği “milli menfaatlerimizle ilgili konularda AB’den destek görmüyoruz” hatırlatması, Türkiye’nin pazarlık gücü açısından yerinde bir çıkış olarak takdir de görürdü.
Ancak Orgeneral Kılınç, “İran’ı da içine alan yeni bir arayış”tan söz edince, yani AB’ye “İran’lı bir alternatif” getirince pek çok kişiye “bu da neyin nesi” dedirtiverdi.
Halbuki AB hedefinden sapmadan komşularla, başta Rusya ve İran’la iyi ilişkileri geliştirmek, daha fazla ekonomik alternatifler aramak çağrısı yapılsaydı, panelin asıl konusu öne çıkacak ve Kılınç Paşa da herkesten destek görecekti.
Şimdi dolaylı yollardan başta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu olmak üzere tartışmaya açıklık getirilmeye çalışılıyor. Sabah gazetesi başyazarı Güngör Mengi önceki günkü “Komutandan mesaj var” başlıklı yazısında Genelkurmay’ın değerlendirmesini şöyle açıklıyordu:
“Orgeneral Kılınç’ın değerlendirmesi, akademik ve demokratik bir ortamda açıklanmış tamamen kişisel görüşlerdir. Bunları bir orgeneral de, bir yüzbaşı da söyleyebilirdi.”
İkinci olaya gelince. Dün Hürriyet ve Sabah gazetelerine aynı zamanda verildiği anlaşılan ve kelimesi kelimesine aynı olan dört emekli generalin Korkut Eken’e destek açıklaması, “asker ve hukuk”la ilgili yeni bir tartışma başlatacak gibidir.
Bilindiği gibi emekli Yarbay Korkut Eken, Susurluk davasında aldığı mahkumiyet kararının Yargıtay tarafından onaylanmasından sonra cezasını çekmek üzere 1 Mart’ta cezaevine girmişti.
Yargıtay 8. Dairesi çete cezalarını onayan kararının gerekçesinde “devlet içinde çete” varlığını kayda geçirmiş ve gerekçede şöyle denilmişti:
“Terörle mücadele adı altında yola çıkıp, bir süre sonra yasaların kendilerine verdiği yetkileri, kendi çıkarlarını gözeterek, her yöntem uygun yöntem olarak benimsenmiştir.”
Şimdi dört general; 1990–1994 yılları arasında genelkurmay başkanlığı yapan emekli Orgeneral Doğan Güreş, aynı yıllar arasında jandarma bölge asayiş komutanlığı yapan emekli Orgeneral Necati Özgen, emekli Korgeneral Hasan Kundakçı ve emekli Tümgeneral Cumhur Evcil, Korkut Eken’e sahip çıkmaktadır. Eken’in askerliği, komutanlığı, hizmetleri, kahramanlığı övülmekte, PKK’ya vurduğu darbenin önemi hatırlatılmaktadır.
Doğan Güreş’in ifadeleri çok çarpıcıdır: “Hiçbir zaman kontrolden çıkmamış ve yüksek disiplin anlayışı ile aldığı emirleri yerine getirmiştir.”
Şimdi garip bir durumla karşı karşıyayız. Komutanları Eken’in bir kahraman olduğunu, görevini verilen emirler doğrultusunda yaptığını ve hiçbir zaman kontrolden çıkmadığını söylemektedirler.
Kesinleşmiş yargı kararına göre ise Eken, devlet içinde çete kurmuş, kontrolden çıkmış ve suç işlemiştir.
“Asker ve devlet”, “asker ve hukuk” tartışmalarına, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmadan, devleti zaafa uğratmadan ve hukuku zedelemeden bir çözüm bulmanın zamanı artık gelmedi mi?
Çözümün adı da belli: Hukukun üstünlüğünü kabullenen demokratik hukuk devleti...
14.03.2002
Yazarımızın E-Postası:
h.gulerce@zaman.com.tr
|