Ecevit ve Kıvrıkoğlu’nun yeni yaklaşımı
Türkiye son bir hafta içinde ‘asker’ merkezli çok önemli iki tartışma yaşadı. Ancak, ne kamuoyu tam olarak aydınlandı ne de yetkili makamlardan ‘resmi’ bir açıklama geldi. Dolaylı yollardan, Genelkurmay’ın bu tartışmalardan hoşnutsuz kaldığı öğrenildi.
Kamuoyu önce MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç’ın sözleri ile şoka uğradı. Tuncer Paşa, Avrupa Birliği’ne karşı, ABD ihmal edilmeden Rusya ve İran’ın seçenek olarak düşünülmesini istedi. Tartışma sonuçlanmadan ikinci bomba geldi. Susurluk Davası’ndan mahkum olan emekli Yarbay Korkut Eken’in haksızlığa uğradığını belirten emekli üç generalin ‘muhtıra’ gibi açıklamasıyla sarsıldı başkent. Ona da dün son nokta kondu, Eken için hukuk yolu kapandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Eken’in avukatlarının karar düzeltme talebini reddetti.
Bütün bu yoğun gündemden sonra iç politikada yeniden Avrupa Birliği perspektifine döndük. Ev ödevini hatırladık. Kısa vadedeki hedefler için öngörülen ikinci uyum paketi dün Meclis’e sevk edildi. Koalisyon hükümetini oluşturan partilerin konsensüse varamadığı idam ve Kürtçe eğitim, ileri bir tarihe ertelendi. Bu iki kritik konuda siyaset topu Milli Güvenlik Kurulu’na attı. Siyaset kurumunun ‘netameli’ konuları hükümet krizine dönüştürmeden bulduğu yöntem bu!
Öte yandan, AB’nin Barcelona zirvesine katılan Başbakan Bülent Ecevit dünkü konuşmasında, Türkiye’nin jeopolitik önemi ve Avrasya gerçeğine dikkat çekerek orijinal bir vizyon geliştirdi. Ecevit, “Hazar Denizi–Ortadoğu–AB Doğalgaz Projesi’, Türk ve Yunan gaz boru hat ağlarını birbirlerine bağlayarak, Lizbon stratejisine uygun olarak Kafkaslar, Orta Asya ve Ortadoğu doğalgazları için bu iki ülkenin önemli birer transit ülkesi olmasını sağlayacaktır.” dedi. Başbakan’ın bir süredir kendisine seçtiği misyon, Türkiye’nin coğrafi, tarihi ve kültürel mirasıyla Doğu ile Batı arasında köprü rolü üstlendiğini anlatmak. ABD’nin Irak operasyonu her geçen gün biraz daha yakınlaşırken, Ecevit’in bu yöndeki mesajlarını daha sık tekrarlayacağı anlaşılıyor.
AB, demokrasinin evrensel ilkeleri, hukukun üstünlüğü, insan hak ve hürriyetlerinin yerleşmesi adına kabul ettiğimiz medeniyet projesidir.
Devlet, bu yöndeki kararlılığı en üst düzeyde bir kez daha vurguladı. Ancak, Tuncer Kılınç Paşa’nın ‘İran’ seçeneği dışındaki tespitleri ile Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun Orta Asya turu ve Başbakan’ın Barcelona konuşmasını birleştirdiğimizde yeni açılımların oluşturulduğu görülüyor.
Zaten bölgesel ölçekte güçlü bir devletin yolu, tarihi ve kültürel geçmişine sırt çevirmeden, periferisindeki ülkelerle çağdaş biçimde diyalogdan geçiyor. Türkiye bunu başardığı takdirde mesafe alabilir. İçe kapanan, çevresine ilgi duymayan bir devletin bu coğrafyada etkin olması çok zor.
16.03.2002
Yazarımızın E-Postası:
i.karayegen@zaman.com.tr
|