Kamyonun Ruhunu Çağırmak!
Emekli generallerin “Her şeyi bilgimiz dahilinde yaptı!” diye savundukları Susurluk davası mahkumu Korkut Eken’in, ‘karar düzeltme’ başvurusu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu tarafından reddedildi.
Kanadoğlu, reddetme gerekçesinde; Eken’in “terörle mücadeledeki başarısı” ile “ceza almasına neden olan eylemleri”nin birbirinden ayrı ve bağlantısız hadiseler olduğunu özellikle vurguluyor!
Ayrıca, Eken’in ‘tashih–i karar’ başvurusunda, ‘davayı etkileyebilecek bir delil’in kendisine sunulmadığını da hatırlatıyor...
Bu noktadan sonra, geriye bir tek ‘iade–i mahkeme’ olasılığı kalıyor: Ne var ki, Adalet Bakanı Türk’ün de ifade ettiği gibi, yargılanmanın yenilenmesi ancak verilen hükmü değiştirebilecek “yeni deliller” ile olabilir.
Eken’i savunan emekli paşaların, şayet ellerinde deliller varsa bunu daha önce, yani yargılama safhasında ortaya koymaları gerekirdi. Bunu yapmadılar...
Emekli generallerin Korkut Eken’in mahkum olacağına ihtimal vermedikleri anlaşılıyor.
Bu bağlamda, paşaların yalnızca Eken’in “teröre karşı başarıyla hizmet verdiği” subaylık günlerine değil, “daha sonrası”na da tamamen sahip çıktıklarının altını çizmek gerekiyor...
Çünkü, Korkut Eken, 1987’de yarbayken TSK’dan emekli oldu. Emekli paşaların üzerinde durdukları dönem, 1993–94; yani Eken’in Emniyet çatısı altında bulunduğu yıllar...
Bir de, Susurluk davasının karar aşamasına kadar yargıçlığını yapan Sedat Karagül’ün, emekli paşaların “Sanıklar dertlerini anlatamamış...” diye özetlenebilecek yaklaşımları için söylediği çok önemli sözler var:
“Susurluk kararlarında da eylemler açık değildi: Sanıklar ‘Biz verilen emirleri yerine getirdik’ diyorlardı, emir neydi, belli değildi! Paşaların ne demek istediği de pek belli değil. Herhalde, sanıkların dertlerini bunlar anlatacak! Olay büyük demiştim daha önce, bence bunlar daha başlangıç!”
Bu noktada, Eken’e destek veren emekli komutanlar arasında yer alan dönemin Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman’ın Susurluk Soruşturma Komisyonu’nun çalışmaları esnasında takındığı tavrı hatırlamamak mümkün değil...
Koman, o vakitler iki kez çağrıldığı halde komisyona gitmemiş; ilkinde muhatabının Meclis Komisyonu olmadığını ifade ederken, ikincisinde “Bu iş güç gösterisine dönüştü” diyerek, komisyon başkanı Mehmet Elkatmış’a sert bir ret cevabı göndermişti. Elkatmış, bugün haklı olarak soruyor: “Eken’le ilgili söyleyecekleri vardı da, neden o gün komisyona gelip görüşlerini söylemediler? O zaman ‘hiç ilgimiz yok’ diyorlardı, şimdi neden destekliyorlar?”
Teoman Koman, o dönemde komisyona neden gitmediğini dünkü Milliyet’te “İlgim olmadığı için gitmemiştim” diye açıklarken, “Neden Eken yargılanırken konuşmadınız?” sorusuna ise “Yorum yapmam” karşılığını veriyor... Koman, ayrıca, o vakitler –yani 1997’de, yeni emekli olmuşken– katıldığı bir Tv programında “JİTEM diye bir şey yoktur!” diyebilmişti!
Tüm bunlardan sonra, hadisenin Korkut Eken özelini de aşarak, yeniden başlayan Susurluk tartışmalarını iyice alevlendireceği öngörülebilir...
Buradan hareketle, muhtemel tartışmalar Susurluk Sırları’nı gerçek anlamda aydınlatmaya vesile olursa, Türkiye için asıl temel kazanç o zaman sağlanmış olur. Ne var ki, Susurluk Kamyonu’nun, (1997’de Susurluk Komisyonu’ndaki bir kısım hayati ifşaatlardan sonra) 12 Eylül kavşağına çıktığının anlaşılmasını müteakip, nasıl ortadan yok olduğu hatırlanırsa, “İkinci Susurluk Dosyası”nın açılmasının hiç de kolay olmayacağını kabul etmek gerekiyor!
Aradan geçen beş yıl içinde Susurluk Sırları’nın aydınlatılabilmesi yolunda trenin kaçtığı genel bir kanaat haline gelmiş, hadise ‘mağdur kamyoncu’ hariç neredeyse unutulmuştu...
Oysa, emekli generallerin “Eken’e destek”leri vesilesiyle, çok büyük bir fırsat–hatta öncekinden de büyük bir fırsat–ortaya çıkmış durumda!
16.03.2002
Yazarımızın E-Postası:
t.korkmaz@zaman.com.tr
|