Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

AHMET SELİM



Batı öyle, biz böyle!

Kanunîlik, pozitif (mer’î) hukukla ilgili bir kavram. Kanun, mer’î (pozitif) hukuka uygun da olabilir, uygun olmayabilir de. Yani; hukukîlik, kanunîliğin üstündedir.

Kanun, hukuka uygun olmalıdır; ama bu da yetmez. Hukuk, adil olmalıdır. Adalet kavramı, hukuk kavramının üstündedir. Bununla da bitmez. Ord. Prof. Ali Fuat Başgil’in dediği gibi, “adalet” kavramı özde eşitliği ifade eder ve “hakkaniyet” kavramı onun üstündedir. Yani, en üstte “hakikat ve hakkaniyet” duygusu vardır, meşruiyetin ve medeniyetin tezahürü ona bağlı olarak gerçekleşir. Hukuk felsefesinde bu bahis enine boyuna incelenir. Hayatın bütününü saran her türlü mantıkî etik, estetik icapların bu bahisle ilgisi vardır.

Hakikat ve hakkaniyet duygusu (sevgisi) bir toplumda yerleşmemişse, yahut zaafa uğramışsa, işiniz zordur. Yakın tarihimizin yakın bölümünde, bizim bu duyguyu (sevgiyi) eskisi gibi yaşadığımızı söylememizi zorlaştıran birçok belirti var. Ve beni en çok bu üzüyor. Siyaset, ekonomi, hukuk, hepsi bir yana; hakikat ve hakkaniyet duygusunun, günlük hayatın akışı içinde nisbî olarak çok zayıfladığını görmek, “sivil toplum” ruhu açısından, ciddi bir medeniyet probleminin varlığını düşündürecek kadar önemlidir. Bencilliğin, insafı kuruttuğu noktada; medeniyetin kökleri de kurur.

... Galatasaray–Roma maçını ve sonrasını, o gece hayret ve dehşetle seyrettik. Bizim oyuncularımıza; rakip takımın oyuncuları saldırıyor, yöneticileri saldırıyor, Roma’nın güvenlik güçleri saldırıyor! Kimse farkında değil: Bu manzara, seyircinin sahaya inmesi için son derece davetkâr çizgiler taşıyordu. Seyrederken adeta paniğe kapıldım. Orada öylesine şoven bir hiddet ve şiddet vardı ki, bir elektrik atlamasıyla seyirci sahaya inebilirdi. 10 binlerce insanın ortasında güvenlik güçleri 10–15 kişiyi korumuyor da hasım ve hedef alıyor ise, orada her şey olabilir. Bunu da bu işlerle biraz ilgili olan herkes bilir. Polis tünelde, odada taciz etmiş, tartaklamış; o kadar önemli değil. Asıl tehlike, tribünlerin önünde yaşandı.

Avrupa’nın ruhunu ve şuuraltını bizimkiler bilmiyor. Onlar, bazı şartlar tamamlandığında en akla gelmeyen rezaletleri hem de faziletmiş gibi gerçekleştirebilirler. Çok ciddi olarak korktum.

... İsmail Cem, kendisinden beklemediğim bir aktivite gösterdi. Türkiye, varlığını çabuk hissettirdi. Meselenin teselli verici tarafı burasıydı.

... Galatasaray, UEFA Kupası’nı ve Süper Kupa’yı kazanmış bir Türk takımı. Futbol, endüstriyel bir sektör olmuş. Bir Avrupa takımının tek oyuncusu, Galatasaray’ın bütün futbolcularından daha pahalı. Türkiye’nin ekonomik durumu malum. Peki bu Galatasaray’ın Avrupa şampiyonu olması hangi mantıkla izah edilebilir? Hadi bir defa tesadüfen oldular diyelim; yine geliyorlar gibi! On futbolcuları satılmış, borç içindeler, karizmatik hocalarını kaybetmişler, halen üç oyuncuları sakat; nasıl oluyor bu?! Hasan Şaş diye bir adam var; benzeri görülmemiş bir futbol kabadıyısı! Basıyor, dönüyor, çalımlayıp geçiyor; karşısındaki futbol devleri, sakladığı topu sadece seyrediyor. Tuhaf bir güven var bu takımda. Bütün gücünüzle bastığınız zaman genelde takımlar siner ve tehlikeli olmaktan çıkar; Galatasaray sinmiyor... Avrupa’daki görüntü bu ve bu görüntü onları çıldırtıyor. (Onlara ters gelen şeyin ne olduğunu anlatabilirim; ama şimdi sırası değil.)

... Ve efendim, Galatasaray’ın Trabzonspor maçı ertelenince diğer kulüpler ayağa kalkıyor, Futbol Federasyonu’nu Galatasaraylı olmakla itham ediyor! “Panathinaikos başarılı olursa Yunanistan’ın Türkiye’yi geçmesi” ihtimalinden söz edildiği şartlarda, Roma’da linç tehlikesi geçiren ve birkaç gün sonra yine bir Avrupa takımıyla karşılaşacak olan Galatasaray’ın “erteleme” yoluyla “iltimas” gördüğü söylenebiliyor! İnsaftan eser yok.

İşte “hakikat ve hakkaniyet duygusu”nun içimizde ne hale geldiğini gösteren dramatik bir olay. Vesilenin basit olması, anlamdaki vahameti hafifletmez. Bazen bir şeyde her şeyin izahı vardır.

17.03.2002

Yazarımızın E-Postası: a.selim@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (14.03.2002) - Kendini bile anlayamayan medya

> (10.03.2002) - Bu ne haldir?

> (07.03.2002) - Ekonomi, siyaset, dün, bugün

> (03.03.2002) - Bunlar da bulunsun dağarcığınızda

> (28.02.2002) - Işıksız (şuursuz) akıl

> (24.02.2002) - Medyatik kargaşa

> (21.02.2002) - Boşlukta gibiyiz

> (17.02.2002) - Asıl cevap başka yerde

> (14.02.2002) - Nâzım ve bazı kavramlar (5)

> (10.02.2002) - Kendimize gelelim





Zaman'da Bugün
17 Mart 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.