Bant aralığını aşarsanız ne olur?
Lisedeyken bir ara öğretmenim sınıfa hitaben yaptığım bir konuşmada önce sesimi alçak bulduğu için kızmıştı; sesimi yükseltince de “bu sefer de bağırıyorsun” demişti. Bir türlü ayarını tutturamamıştım. Lise ikinci sınıfta da edebiyat öğretmeni ilk dönem yaptığım ödevi çok kısa bulmuştu; ikinci dönem yaptığım ödevi ise çok uzun... Bu işlerin bir püf noktası olmalıydı, ama neydi?
Annemin tasarruf ederkenki durumu da çok farklı değildi. Babam bu ay mali açıdan çok sıkışığız dediğinde, annem kahvaltıdan peyniri bile kaldırıyordu. Halbuki bu kadarına gerek yoktu. Babam “bu ay ekonomik olarak rahatız” dediğinde ise annem iyice çok harcıyordu. Kahvaltıyı bile bir gün kendisi hazırlamak yerine bir otelden sipariş etmişti.
Sanırım, ayarını tutturamamak bizim ailede var.
Kardeşim de “ya insan niye uyur, uyumadan yaşanır, o zaman yaşama daha çok vakit kalır” deyip duruyordu. Bir gün uykusuz yaşamayı öğrenmeye karar verdi. Öylesine abartmıştı ki, bir ara üç gün hiç uyumadı. Sonra da 48 saat deliksiz uyudu. Uyandığında ise sarhoş gibiydi. Çok susamıştı ve sanırım biyolojik dengesi de bozulmuştu. Okuluna trenle gidiliyordu. Küçükken sanırım, ilkokul birinci sınıfa giderken treni kaçırmış ondan beri istasyona trenin geleceğinden yarım saat önce gelirdi. Geçenlerde yine nerden estiyse, bu alışkanlığını da radikal ölçüde değiştirdi. Şimdi trene tam zamanında gitmeye çalışıyor. Ama çoğu zaman kaçırıyor; hem yarım saat fazladan bekliyor, hem de okuldan azar işitiyor.
Babam da, benzer bir probleme sahip. Çok iyi bir insan. Herkese iyi niyetli yaklaşıyor. Mesela birisi onun cebindeki son parayı istese hemen çıkarıp verir. Sonra da kendi faturalarını ya da kendi çocuklarının harçlığını ödeyemez. Bir süre böyle gider. Sonra da kendine kızar. Öyle bir kızar ki, herkese aşırı kontrollü yaklaşmaya başlar. Bırakın başkasını bize bile inanılmaz keskin davranır. Ortası yok yani.
Bir örnek de yine benden. Basit bir şey anlatacağım; geçen gün evdeki odanın kapısını açmayı nasıl problem haline getirdiğimi. Kapıyı açmak için kapı kolunu o kadar hafif çevirmiştim ki, kapı açılmamıştı. Yine her zamanki gibi bir durum sanmıştım; kapı koluna öyle bir sert asıldım ki, kapı kolu kırıldı ve elimde kaldı.
Bant aralığı
Sanırım yaşamın ne yönüne baksak bir bant aralığı söz konusu. Bu bant aralığının sınırlarını aştığımız zaman hep sorunlarla karşılaşıyoruz. Herkesin bir tahammül sınırı var, deriz; ya aynı zamanda bir eğlenme sınırı da var. Nezaket birçok insanın hoşuna gidebilir; ama belirli bir noktadan fazlası iğrendirir. Yaşamlarımızda bu bandın iki ucuna gidip gelmekte çok sorun yok. Ancak yaranın bir yara bandından büyük olması gibi, herhangi bir konuda belirli bir yönde bandın sınırını aştığımızda sorunlar ortaya çıkınca bandın kalınlığını öğreniyoruz. Sanırım mutlu bir yaşamın yolu, her konu, eylem ve insanla ilgili bant sınırlarını iyi bilmek ve bu sınırların içinde kalmak. Her zaman kendinizi aşın, diyen Melih Arat diye bir yazar var ya... Bu konuda yanılıyor. Vücudunuz eşik seviyeden daha fazla mikrop alırsa hasta olursunuz. Onun için yaşamınızda bandın içinde gezin; sınırları da zorlayın; ama yine de bandın doğasının içinde kalın.
17.03.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.arat@zaman.com.tr
|