Peygamber Efendimiz(sas)'in Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar bugünde oruç tuttuğu ve Müslümanlara tavsiye ettiği bilinir. Bugünün bir de Nuh (as)'dan kalan ve çeşitli yiyeceklerin birleştirilmesinden yapılan tatlısı vardır.
Bütün semavî dinlerde önemli bir yere sahip olan aşûre, hicrî takvime göre Muharrem ayının onuncu günüdür. Sağlam kaynaklara dayanmamakla beraber bu günde gerçekleştiğine inanılan bazı olaylar bulunmaktadır. Hz. Nuh’un gemisinin Cudi Dağı’na (ya da Ağrı Dağı’na) oturması, Hz. Yunus’un balığın karnından çıkarılması, Hz. Musa ve İsrailoğulları’nın Firavun’un zulmünden kurtulmaları, Hz. Adem’in tevbesinin kabul edilmesi, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın doğumları, Hz. Süleyman’a mülkün verilmesi, Hz. Davud’un tövbesinin kabul edilmesi ve Efendimiz(sas)’e geçmiş ve gelecek bütün günahlarının affedileceğine dair kendisine Allah tarafından teminat verilmesinin bu günde gerçekleştiğiyle alakalı her ne kadar kesinlik kazanmasa da bazı kaynaklarda değişik bilgiler kaydedilmektedir.
Hz. Hüseyin’in şehadeti
İslam tarihinde de Aşure Günü'nün ayrı bir önemi vardır. Çünkü bu günde (10 Muharrem 61) Hz. Hüseyin Kerbela’da şehit edilmiştir. Bu sebeple Şiiler, bugünü Hz. Hüseyin’in intikamını alma sözünü tazelemek amacıyla dövünerek ve hatta kendilerine işkenceler yaparak matem havası içinde geçirmektedirler. Esasen dinin yasakladığı böyle bir matemi, Şiiler inançlarının canlı tutulması ve mezhep bütünlüğünün sağlanması için günümüze kadar uygulayarak getirmişlerdir. Buna karşılık Emeviler Kerbala faciasını unutturmak için bu günü adeta bir bayram kabul etmişlerdir.
Aşûre orucu
Esasen Aşûre Günü'nde oruç tutmak Yahudilere farz kılınmıştı. Onlar bugünü bayram telakki edip çeşitli merasimler tertip ederek bir yıllık günahlarından temizlenmek niyetiyle oruçla geçirirlerdi. Cahiliyye döneminde Kureyşlilerin de tuttuğu bu orucu, kaynaklarda Allah Rasulü’nün de gerek peygamberliğinden önce ve gerekse peygamberliğinden sonra tuttuğuna dair değişik rivayetler vardır. Efendimiz(sas)’in, Medine’ye hicret ettikten sonra Hz. Musa’nın şeriatına uyarak Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar bir veya iki sefer bu orucu tuttuğu ve Müslümanlara tavsiye ettiği bilinmektedir. (Buhari, Savm, 69; Müslim, Sıyam, 134; Tirmizi, Savm, 50; Müsned, VI/2930.)
Aşûre tatlısı
Hz. Nuh’un gemisinin Cudi Dağı’na (ya da Ağrı Dağı’na) oturduktan sonra gemide bulunan yiyecekleri bir araya getirip bir çeşit yemek ortaya çıkarmasını yaşatmak amacıyla bu günde Müslüman Türkler arasında “aşûre” adı verilen bir çeşit tatlı pişirip dağıtmak gelenek haline gelmiştir. Esasen bu âdet, hayır işlemek ve gönül almak için güzel bir vesiledir. Çok eskiden beri devam eden aşûre tatlısı, Osmanlılar döneminde sarayda da pişirilirdi. Dinde oruç tutulması tavsiye edilen bu gün, İslam’ın daima teşvik ettiği hayır ve hasenat işlemek için bir vesile sayılmalı ve bu samimi niyetin dışına çıkılmamalıdır.
Aşûre tatlısı nasıl yapılır?
Buğdayı, fasulyeyi, nohutu ve üzümü yıkayıp ayrı kaplarda akşamdan ıslanmaya bırakın. Aşûreyi pişireceğiniz zaman buğdayı 15 bardak suyla büyükçe bir tencerede ateşe koyun. Kaynamaya başlarken, üzerinde biriken köpüğü bir kevgirle alıp kapağını örtün. Bir yandan da, fasulyeyi, nohutu ayrı kaplarda pişirinceye kadar haşlayın. Buğday kıvamına gelince pişirdiğiniz nohut, fasulyeyi ekleyin. Bunlara isteğinize göre yıkanmış kuru üzüm, doğranmış incir, portakal kabukları, ceviz, fındık, fıstık, gül suyunu ekleyin. En son arzu ettiğiniz miktarda şekerini katın ve 15 dakika daha kaynatın. Ocaktan alındıktan sonra, servis kaplarına boşaltın. Üzerine, tarçın ve ceviz serperek servis yapabilirsiniz.
|