Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

AHMED ŞAHİN



Kadın namazını çorapsız kılabilir mi?

Bu sorunun cevabını iyi anlamak için namazda örtülmesi farz olan yerlerin iyi bilinmesi gerekmektedir.

Bilindiği üzere namazda hanımların (el–yüz ve ayaklar)ını örtmeleri farz değildir. Bu üç yer açık olarak kılınan namaz sahihtir.

Bu üç kısmın dışında kalan bütün bedenin örtülmesi ise farzdır.

Bu sebeple ayakların çorapsız olması namaza mani olmaz. Ancak ayakların elmacık kemiklerinden sonraki üst kısımda açık bulunmaması gerekir. Yukarıdan inen etek ve benzeri giyim ayak bileklerine kadar inip örtmelidir. Örtmemişse ten rengini göstermeyen kalınlıkta uzun bir çorap giyerek buraları kapatıp da kılmak gerekir.

Aslında en iyisi, ayakları da içine alıp gizleyen uzun etekle kılmayı tercih etmektir. Takvası da budur zaten.

Evde cemaat olur mu?

Cemaat sevabını almak niyetiyle evde imamlık yapan beyine cemaat olan hanım ve ev halkı cemaat sevabını alabilir mi?

Elbette. Yeter ki hane halkı cemaatle kılma arzusunu duyabilsinler. Bu durumda evin erkeği imam olarak en öne geçer. Varsa diğer erkekler, çocuklar imamın arkasına sıralanırlar. Onların arkasına da hanımlar sıra olurlar. Böylece tek başlarına kıldıkları namaz sevabını yirmi yedi derece fazlasını cemaatle almış olurlar.

Hatta bir evde hane halkı aynı anda namaz kılacaklarsa (cemaat olmaları mümkünken) “tek başlarına kılmaları mekruhtur” diyenler dahi olmuştur.

Kaza namazı borcu olan sünnet kılabilir mi?

Elbette kılabilir. Ancak Şafii olanlar önce kazalarını kılarlar, kaza borcunu bitirdikten sonra sünnet kılmaya başlarlar.

Hanefi’de ise farzın önünde ve sonundaki sünnetlerle, kılınması için hakkında hadis bulunan sünnetler kılınmalı, bunların dışında kalan nafileler yerine kaza tercih edilmelidir.

Bununla beraber, sünnetleri kılmayıp yerine kaza namazı kılan Hanefi’lerin de namazları sahih olur, kaza namazı borcundan kurtulmuş olurlar. Ancak kılmadıkları sünnetin sevabını da almış olmazlar. Elbette hem sünnetleri terk etmeyip hem de kazaları ayrıca kılanlar en sevaplısını yapmış olurlar. Onlarda bir kazanırken bir kaybetme durumu söz konusu olmaz.

Takke ve başörtüsü üzerine secde caiz mi?

Namaz kılan erkeklerin takkeleri bazen alınları üzerine sarkar, hanımların da başörtülerinde benzeri sarkmalar olabilir. Bunlar secdede alnın secde yerine değmesine mani olurlar. Bu gibi takke ve başörtüsü sarmalarına dikkat edilmeli, secdede alnın yere değmesine engel olmasını önlemelidir. Çünkü alnın yere değmesini önlemek mekruhtur. Ama namaz sahihtir.

Sıcak ülkelerde zeminin yakıcı olmasından dolayı bunların üzerine secde edilmesi caiz görülmüştür. Sahabe efendilerimizin zeminin sıcaklığından dolayı sarıklarının üzerinde secde etmek zorunda kaldıkları ifade edilmiştir.

İstihare namazı ve istişare

İstihare namazı sünnettir. Yatmadan önce iki rekat namaz kılınıp dua ederek yatağa girilir. Sabah görülen rüya üzerindeki yorumlara göre bir kanaat sahibi olunabilir. Ancak rüyanın bazen dışı kötü göründüğü halde içi iyi olabilir. Yoruma tabidir; çünkü. İyiye yorarsan iyi de olabilir. Zaten hep de iyiye yormak gerekir. Bu sebeple, tereddüt edilen konuda istihareden önce istişareye ehemmiyet vermeli, konuyu bilenlerle yapılan istişareye uymalı, neye işaret ettiği kesin olarak bilinemeyen yoruma açık istihareye takılıp da istişarenin aksine karar verilmemelidir.

Efendimiz (sas), “İstihare eden zarar görmez; ama istişare eden de pişman olmaz.” buyurmuşlardır. İstiharenin sonucu bağlayıcı da değildir. Aksine hareket etmek de günah olmaz. Mühim olan, konuyu bilen ehil kimselerle istişare etmek, bilmeyenlerin yanlış fikirlerine istişare gözüyle bakılıp bir yanlış da burada yapmamak. Evlilik gibi hayatî bir konuda bilenlerle istişare edilmeden karar verilmez.

27.03.2002

Yazarımızın E-Postası: a.sahin@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (26.03.2002) - Hanım sorularına kısa cevaplar

> (20.03.2002) - Hanımların pantolon giymesi

> (19.03.2002) - İnsanlığın aradığı barış İslam’da mı?

> (13.03.2002) - Bedendeki dövmeler ve gusül üzerine

> (12.03.2002) - Trafikte ne zaman şehit, ne zaman katil olunur?

> (06.03.2002) - Mezhepler nasıl doğdu?

> (05.03.2002) - Doğum kontrolü üzerine

> (27.02.2002) - Merhum Ali Ulvi Hoca’mızdan bir hatıra

> (26.02.2002) - Nemaların durumu ve kurban eti üzerine

> (20.02.2002) - Kurban hakkında yorumlar





Zaman'da Bugün
27 Mart 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.