Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

HASAN ÜNAL



Yunanistan ve AGSP

AGSP meselesinden dolayı Yunanistan son günlerde bir kez daha diplomatik rahatsızlıklar yaşıyor. Önce Amerika’yı ziyaret eden Dışişleri Bakanı, Amerikalı muhatapları ile konuyu istediği şekilde ele alamadı; zira Amerikalı muhatapları bu konuda Türkiye’ye tam destek verdiklerini sürekli olarak vurgulamaktan geri durmadılar. Ardından AB yetkilileri ile Yunanistan arasında görüşmeler ve hatta söz düellosunu yansıtan gelişmeler yaşandı. Atina’ya giden AB dönem başkanı İspanya’nın Dışişleri Bakanı Joseph Pique ve Javier Solana ile Yorğos Papandreu arasında görüşmeler yapıldı. Ama sonuçsuz kaldı; zira Atina, tutumunu değiştirmemekte ısrar ediyor. NATO Genel Sekreteri’nin Atina ziyaretinde de aynı konu gündeme geldi; ancak somut bir netice elde edilmedi.

Meselenin tıkanmasının sebebi ortada. Yunanistan, Aralık 2001’de Ankara’da yapılan kapsamlı görüşmeler sonunda Türkiye–ABD ve İngiltere arasında imzalanan AGSP mutabakatını kabul etmiyor. Bu mutabakatın AB’nin bağımsız karar alma mekanizmasını ortadan kaldırdığı gibi gerekçeler ileri sürse de, bunun yeterince inandırıcı olmadığı herkes tarafından bilinen bir gerçek. Çünkü AB üyesi diğer on dört ülke bu mutabakattan memnun ve onların hiçbiri kendi karar alma özgürlüklerinin ortadan kaldırıldığını düşünmüyor. Yunanistan’ın gerçek rahatsızlığının ise kurulmakta olan Avrupa Ordusu’nu Türkiye’ye karşı kullanma ihtimalinin bu mutabakat ile ortadan kalkmasından kaynaklandığını biliyoruz.

Yunanistan, mevcut AB siyasetinin Türkiye’ye üyelik vermeyeceğini; bunun Kıbrıs ve Ege gibi bazı sorunları Yunanistan lehine çözmek için yani Türkiye’yi açıkça aldatmak için uydurulmuş olduğunu gayet iyi biliyor. O yüzden de dışarıda kalacak olan Türkiye’ye karşı Avrupa Ordusu’nu kullanabilmek için gayret sarf ediyordu. Bu ihtimal söz konusu mutabakatla ortadan kaldırılınca AB’nin bağımsız karar alma mekanizmasının bozulduğu gibi gerekçelerle mutabakatı kabullenmiyor. Ancak karşısında Amerika ve AB’den kurulu bir duvar var. Avrupa Parlamentosu her ne kadar Yunan tezlerine destek veren bir karara imza attı ise de, bu duvarın kolaylıkla yıkılamayacağını Atina gayet iyi biliyor.

Yunanistan bu noktada direnmeyi tercih ediyor. Bir gün gelip kendi tezlerinin belki AB içerisinde yeniden kabul görebileceğini düşünüyor olmalı. Yunan hükümeti kendi çıkarlarını kendi halkına anlatmaya devam ediyor. Bu arada Yunan gazeteleri bizde olduğu gibi ‘bu konuda herkes bize karşı, yapacağımız fazla bir şey yok; bu mutabakatı kabul etmek zorundayız’ tarzında yazılar yazmıyorlar. Tam tersine, Batı dünyasında kısa vadede destek bulamayacaklarını bilerek, kendi tezlerine sahip çıkıyorlar ve direnmek zorunda olduklarını belirten yorumlar yayımlıyorlar.

Bir de bize bakalım. Kıbrıs konusunda veya herhangi bir başka konuda bir veya birkaç Batılı ülke yetkilisi bizim politikalarımız veya çıkarlarımız aleyhine bir şey söyleseler, bizim siyasetimizin temelden yanlış olduğunu yazmaya başlıyor köşe yazarlarımız ve ‘aydınlarımız’(!). Oysa siyaset bir satranç gibidir ve çıkarlarınızı korumak için sürekli manevra yapmanız gerekir. Manevralar ne kadar farklılıklar gösterse bile, çıkarlarınızın bütünlüğü değişmez, değişmemelidir. Batılıların tamamı Kıbrıs konusunda bizim çkarlarımız aleyhine politika izleyebilirler. Onlar böyle yapıyor diye siyasetimizi kökten değiştiremeyiz. Tam tersine, çıkarlarımız doğrultusunda manevralar yaparız ve Batılı dünyanın başka konularda bize ihtiyaç duyduğu hemen her konuyu konuşurken Kıbrıs konusunda bizim tezlerimiz doğrultusunda destek isteriz. Dış politika böyle bir çizgi izler, daha doğrusu izlemelidir. Aydın olmak da bu çerçevede hareket etmeyi gerektirir. Aksi halde sadece ve sadece psikolojik savaş erbabı olursunuz, aydın değil.

22.04.2002

Yazarımızın E-Postası: h.unal@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (19.04.2002) - İşler daha da kötüye gidiyor gibi

> (15.04.2002) - Yanlış, yanlış, yine yanlış

> (12.04.2002) - Bir yanlıştan diğerine

> (08.04.2002) - Filistin çıkmazı

> (01.04.2002) - Sömürge valileri

> (29.03.2002) - Kıbrıs görüşmeleri kötü gidiyor

> (22.03.2002) - Amerika’nın çıkmazları

> (18.03.2002) - Yazarımız yıllık izindedir

> (15.03.2002) - İsmail Cem derdini Swoboda’ya anlatmalı

> (11.03.2002) - Asker ne demek istiyor?





Zaman'da Bugün
22 Nisan 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.