Bütün dünyayı hesaba katmadan bir şey yapılamaz oldu!
Rahmetli Turgut Özal’da mangal gibi yürek vardı! Özal başbakan, Kenan Evren cumhurbaşkanıydı. Haftalık olağan görüşme yapılmış, Özal basına görüşme hakkında bilgi veriyordu. Yarın da üniversite sınavı vardı. Bu bizim için iyi bir fırsattı; çünkü gazetemizin okur kitlesinin bu habere ihtiyacı vardı. Mesleğe de yeni başladığım zamanlardı, ve bir başbakana soru sormak mesleğin ilk yıllarında pek kolay olmuyordu. Bütün cesaretimi topladım ve layık olduğu biçimde ona “Sayın başbakanım” diye başlayan bir soru sordum: “Yarın üniversite sınavı var ve başörtülü öğrencilerin sınavlara alınmayacağına dair haberler var. Bu konuda...” Heyecandan cümleyi bitirememiştim; ama rahmetli ne demek istediğimi çok iyi anlamıştı ve hiç düşünmeden “Herkes sınava girecektir, başörtülü öğrencileri sınava almayanlar hakkında gereken yasal işlem yapılacak.” dedi. Bu haber TRT’den akşam haberlerinde birinci haber olarak duyuruldu. Tabii ertesi gün yapılan sınavda başörtüsü problemi yaşanmadı. Herkes rahmetlinin bir cümlesi ile sınavlara problemsiz şekilde katıldı. Kimse kimseye müdahale edemedi. O yaşarken bugün şiddetli biçimde yaşanan problemlerimizin hiç biri bu kadar şiddetli değildi. O öldü her şey değişmeye başladı. Film geri sarıldı ve başa dönüldü. Ta ki Necmettin Erbakan başbakan olana kadar. Erbakan başbakan olunca her şeyin daha iyi olacağını düşünenler yanıldı. Her şey daha da kötüleşti ve dindar insanlar üzerindeki baskılar arttı. Çünkü Başbakan Erbakan’ın cesareti ile sözleri arasında Pasifik Okyanusu genişliğinde fark vardı. Biz iktidara gelince “Üniversite rektörleri başörtülü kızlarımıza selam duracak” diyordu!
Hoş, üniversite ve liselerde bugün yaşanan, vicdan sahibi herkese ızdırap verici gelişmeler 28 Şubat ile birlikte başlamadı. Ama meşhur “Milli Güvenlik Kurulu” sonrası yeni bir safhaya girdi. Bu MGK’nın başbakanı Erbakan, cumhurbaşkanı da Demirel’di! Bunlardan sonra “başörtüsü yasağı” adeta resmileşti! İlahiyat Fakülteleri ve imam hatip liseleri de yasak kapsamına alındı!
Başörtüsü ya da türban bir ideolojinin simgesi telakki edilmeye başlandı. 28 Şubat sürecinde “dindar” erkeklerin üniversitelere alınmaması için uygun bir sebep bulunabilseydi o da uygulanacaktı. Çünkü başörtülü bir bayan ile aynı duygu ve düşünceleri paylaşan erkek öğrencilerde vardı ve kıyafet yasağı uygulaması bir tür kadın–erkek ayrımı anlamına geliyordu!
Başörtüsü ya da türban bugün açık bir kanun ile yasaklanmış değil. Ancak gerçekte siyasi bir mahkeme olan Anayasa Mahkemesi’nin bazı kararlarında bu konu bir siyasi partinin kapatılma sebebi ve “ideolojik bir simge” sayılıyor. O parti Refah–Fazilet Partisidir. Başörtüsü konusu bir siyasi partinin kapatılma gerekçesi olduğu için bugün hiçbir siyasi parti istese de bu konuda özgürlükçü ve serbestleştirici bir çabanın içine giremiyor. Böyle bir çaba o partinin de kapatılabileceği anlamına geliyor. Bu durum Türkiye için böyle. Dış dünyada da 11 Eylül saldırılarının ardından Müslümanlar aleyhine gelişen hava maalesef özgürlükçülerin seslerini çıkaramaz hale getirmiştir.
İçeride de dışarıda da durum budur ve artık dünyamız öyle bir hale geldi ki “Bütün dünyayı hesaba katmadan hiçbir şey yapılamaz oldu.” Öyle ki çok basit bir ekonomik karar alırken, hatta bir bakkal dükkanı açarken bile perspektifinizin bütün dünyayı içine alması gerekiyor, tabii başarılı olabilmek için.
Bütün bunları, bugün anlamsız bir yasak ve saçma bir uygulama ile üniversite kapılarında eğitim hakları gasp edilen öğrencilere bir teklifte bulunmak ve fakat “yanlış anlaşılmama” maksadıyla yazdım. Teklifim ne bir fetvaya dayanmaktadır, ne de yapılması şart bir mana içermektedir. Tamamen, Türkiye’yi ve dünyayı bir gazeteci gibi gözleyen birisinin temelini vicdanından alan düşüncelerinin ifadesedir.
Bu başörtüsü sorunu ne şimdi ne de önümüzdeki üç beş yılda çözülebilecek bir konu maalesef. Zaten yasağın maksadı sizleri mesleksiz, dolayısı ile toplumda saygınsız bir konuma itmek, sözü dinlenmez sıradan kişiler olmanızı sağlamaktır. Bu oyunu bozmak üniversite kapılarında eylem yapmak, yasağı protesto etmekle olmuyor. Yıllarınızı kaybetmeyin. Biliyorum, başınızı açsanız da, kapalı olarak derslere girseniz de psikolojiniz allak bullak. Ama bütün bunları madem yaşıyorsunuz ve madem çözümsüz bir atmosfer var, o halde eğitimli bir insan, meslek sahibi bir insan olma niteliklerinizi kaybetmeyin, lütfen!
22.04.2002
Yazarımızın E-Postası:
n.gonultas@zaman.com.tr
|