Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

ALİ ÇOLAK



Aşk hayata mı açılır, ölüme mi?

Ne zaman bir aşk intiharı duysam ya da okusam, ünlü Alman şairi Goethe’yi düşünüyorum. Onun ruhunu saran aşk buhranlarını ve o ölümsüz romanı “Genç Werther’in Acıları”nı... Onların acıklı öyküsünü bir gazetenin üçüncü sayfasında okuduğumda da öyle oldu. Emine 16 yaşında, Mehmet 18’inde... Yaşamlarının baharında ikisi de. Birbirlerini sevmişler ve aşklarına engel çıkınca ortadan kaybolmuşlar... İki gencin birbirlerine bağlı cesetleri günler sonra denizin üstüne vurduğunda, gerçeğin acı yüzü ortaya çıkmış... Birlikte ölmeyi seçmişler, trajik bir ölüm biçmişler kendilerine. Ambarlı’dan kiraladıkları bir sandalla denize açılmışlar. Sonra, iple yüz yüze gelecek şekilde birbirlerini bellerinden bağlamış ve çıpayı denize atarak sulara gömülmüşler. İki taze yüreğin, kim bilir hangi duygular içinde ve hangi ruh acılarıyla karar verdikleri bu ‘trajik’ son, gazetelerin üçüncü sayfalarına sıradan bir aşk intiharı olarak yansıdı. Oysa onlar için ne büyük anlamı vardı bu seçimin kim bilir?

Ne çok aşk intiharı yaşanıyor! Daha yaşamın cahiliyken, kapıldıkları aşkı yeryüzünün en büyük gerçekliği sayıp, önlerine engel çıkınca çareyi dünyayı terk etmekte bulan ne çok genç insan var? Aşkı nasıl tanımlıyor bu gençler, daha doğrusu tanımlayabiliyorlar mı? Anlamaya, durup üzerinde düşünmeye vakitleri oluyor mu? Aşk, yaşamak ve yaşatmak için mi var, yoksa ölmek için mi? Aşkların kapısı neden böyle trajik ölümlere açılıyor? 16 ya da 18’inde, yaşama umudu nasıl tükenir hepten, dünya nasıl bu kadar karanlık görünür? Yaşamın baharında adına aşk koydukları bir sebep yüzünden nasıl canlarına kıyar gencecik insanlar? Cehaletten mi, yoksulluktan mı ya da gelecek umudunun büsbütün yitmesinden mi?.. Bu yeşermeden kararan yaşamların sorumlusu, daha aşkı tanımlayamadan ölümü seçen gençlerin kendileri mi, onları sıkboğaz eden aileleri mi, gelenekler mi? Bu olup bitenlerde bizim, bu toplumun bütün insanlarının günahı yok mu hiç?.. Ne yazık ki soru sormaktan öte bir şey gelmiyor elimizden. Sorular uzayıp gidiyor ve çözmüyor hiçbir şeyi. Yaşlarından daha büyük acılar yüklenen gençlere, aşkın yaşamak ve yaşatmak olduğunu anlatmaya kafi gelmiyor sorular. Sıradakilerin, başkalarının yaşamlarını kurtarmaya yetmiyor...

16’sındaki Emine ile 18’indeki Mehmet, aşktan ne anlıyorlardı? Aileleri evlenmelerine izin verseydi, nasıl bir hayat düşlüyorlardı gelecek için? Mutluluğu nelerde arayacaklardı? Ölüm yolculuğuna çıktıkları sandalda neler konuşmuşlardı, konuşmuşlar mıydı? Birbirlerini yüz yüze bağlayıp denize atlarken gözleri yaşama takılıp kalmış mıydı? Bu trajik ölümleriyle kimlere, ne söylemek istemişlerdi? Ve Marmara’nın sularında yaşamlarına son vererek dünyaya ve insanlara ulaştırmak istedikleri mesajın, gazetelerin üçüncü sayfalarında iki sütunluk bir haberden öte gitmeyeceğini düşünmüşler miydi?

Goethe’yi duymuşlar mıydı, Emine ile Mehmet? “Genç Werther’in Acıları’ndan haberleri var mıydı? Duymuş, okumuş olsalar bile bu neyi değiştirirdi ki! Werther’in mektupları, aslında Goethe’nin onulmaz bir aşkla tutulduğu Charlotte Buff’a yazdıklarını, daha doğrusu yazamadıklarını, söyleyemediklerini dile getiriyordu. Aşkları ve acıları iki yüz yılı devirmesine rağmen hâlâ aramızda yaşayan ünlü Alman şairi, “Genç Werther’in Acıları”nı tamamladığında, roman kahramanı Albert’in beynine sıktığı kurşun, onun aşk acılarını da öldürmüştü. Goethe, ruhundan Albert adında umutsuz bir âşık çıkarmış ve onu intihar ettirerek kendi yaşamını kurtarmıştı.

Emine ile Mehmet’in ise belki daha aşk üzerine okumaya ve düşünmeye bile vakitleri olmamıştı. Aşktan, sadece acıyı devşirmişlerdi. Acılarını yontmayı, olgunlaştırmayı; aşktan yaşama giden bir yol bulmayı öğrenememişler; intihardan başka bir kurtuluş çaresi keşfedemeden, tercihlerini öbür dünyadan yana kullanmışlardı.

Biliyorum, binlerce Emine ve Mehmet, çaresiz aşklar yaşıyor aramızda. Onlar da yaşamak yerine intiharı mı seçecekler? Aşkın adı ne zaman ‘umut’ olacak bu topraklarda? İnsanlar, ne zaman yaşamayı ölmekten daha çok arzulayacak?..

NOT: Bugün Konya’da olacağım. Nil Kitabevi’nde saat 13.00–18.00 arası okurlarımla buluşup, sohbet edeceğiz.

27.04.2002

Yazarımızın E-Postası: a.colak@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (20.04.2002) - Çocuk bayramı: kandırmaca

> (13.04.2002) - Güzel günler ileride mi?

> (06.04.2002) - Söz tükendi

> (30.03.2002) - ‘Bizim Yunus’ roman kahramanı

> (23.03.2002) - Kadınlar saçlarına niçin çiçek takmıyor?

> (16.03.2002) - Sıradışı objeler, sıradışı insanlar

> (09.03.2002) - Sevince öldürürler, sevilmesem ben ölürüm

> (02.03.2002) - Ne talihsizdir Türkçenin yazarları!

> (23.02.2002) - Her çocuğun bir adası vardır

> (16.02.2002) - “Silik Fotoğraflar”ın aydınlattığı çehreler





Zaman'da Bugün
27 Nisan 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.