‘Cenin soruları’
3–11 Nisan tarihleri arasında Cenin mülteci kampında neler oldu? Bu 8 gün içinde İsrail ordusu kampta katliam mı yaptı, yoksa kendi iddiasına göre kampta sadece terörle mücadele operasyonu mu yaptı? Bu terörle mücadele operasyonu İsrail’in kampta karşılaştığı müthiş direniş ve uğradığı zayiat sonucu amacından sapıp gaddar, acımasız bir intikam eylemine mi dönüştü? Bazılarına göre, Cenin’de iki tarafın, bu arada sivillerin de öldüğü, çok şiddetli bir muharebe mi yaşandı? İsrail ordusu Cenin operasyonu sırasında savaş suçu, insanlık suçu işledi mi? Cenin’de kaç Filistinli öldürüldü? Öldürenler kim? Filistinli savaşçılar mı, siviller mi? Öldürenlerin kaçı sivil kaçı savaşçı, kaçı çocuk, kaçı kadın, kaçı erkek? Cenin’deki maddi yıkım ne kadar? Kaç ev İsrail buldozerleri tarafından içindekilerle birlikte yıkıldı? Kaç ev bombalarla yerle bir edildi? İsrail operasyona başlamadan önce sivilleri tahliye etti mi? Ettiyse ne kadarını etti? İsrail operasyon sırasında sivilleri kalkan olarak kullandı mı? İsrail öldürdüğü Filistinlileri kampta bıraktı mı, yoksa bunların bir kısmını sadece kendi bildiği yerlere gömüp, bunları kaybetti mi?..
Bu ve benzeri soruları daha da çoğaltmak, daha da ayrıntılı hale getirmek mümkün. Bunlar bugün benim kafamda cevaplarını bekleyen sorular. Herhalde pek çok kişi de bu sorulara tatminkâr cevaplar arıyordur.
Bu sorulara bugün dünya da cevaplar arıyor. Dünya milletlerini, kamuoyunu resmen temsil eden Birleşmiş Milletler işte bu sorulara tatminkâr cevaplar bulmak için geçen hafta teşkil ettiği bir ‘Cenin’de gerçekleri tespit etme heyeti’ ya da araştırma–inceleme heyetini bugün İsrail göndermiş olacak.
‘Göndermiş olacak’ diye kesin konuşuyoruz; çünkü bu heyetle ilgili olarak İsrail heyeti ile Birleşmiş Milletler arasında perşembe gününden bu yana yapılmakta olan görüşmeler bu yazıyı yazdığımız sırada her ne kadar sonuçlanmamış bulunuyorsa da söz konusu heyetin bugün İsrail’de olacağı hemen hemen kesin; zira Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan İsrail’in bütün direnişine karşı heyeti cumartesi günü İsrail’e göndermeye kararlı olduğunu açıkladı önceki gün.
Birleşmiş Milletler heyeti milletlerarası arenada tanınan, gerçekten çok itibarlı, güvenilir şahsiyetlerden meydana geliyor. Heyetin ya da komisyonun esas (asil) üyeleri Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisari, halen Japonya’nın Afganistan’ın inşası projesindeki temsilcisi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Komisyonu eski Başkanı Bayan Sadako Ogata ve Milletlerarası Kızılhaç Komitesi eski Başkanı Cornelio Sommaruga. Bu komisyona İsrail’in itirazı üzerine sonradan ilave edilen iki de uzman danışman var. Bunlar askeri danışman emekli Amerikalı General William Nash ve polis uzman İrlandalı Peter Fitzgerald. General Nash Kosova’nın Sırplar ile Arnavutlar arasında bölünmüş Mitrovitsa şehrinin Birleşmiş Milletler tarafından tayin edilen genel yöneticisiydi. Peter Fitzgerald ise Bosna’da Birleşmiş Milletler’in milletlerarası polis gücünün şefiydi. Son haberlere göre, İsrail Savunma Bakanı Binyamin Eliezer’in talebi üzerine Kofi Annan, General Nash’ın danışmanlık statüsünü yükseltip onu da heyetin asli üyesi yapmış bulunuyor. Peter Fitzgerald’ın statüsü konusunda ise henüz yeni bir bilgi yok. Yeri gelmişken İsrail’in en çok Cornelio Sommaruga’ya itiraz ettiğini söyleyelim. Milletlerarası Kızılhaç Komitesi’ne 1987–1999 yılları arasında 12 yıl başkanlık yapan bu zat görevi süresince İsrail ile çok sürtüşmüş, birçok konuda İsrail’e karşı çıkmıştı. Mesela, Milletlerarası Kızılhaç Komitesi’nin haç ve hilal amblemleri arasına Davud’un Yıldızı’nın da konulmasını kabul etmemişti.
İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Peres’in birkaç gün önce ‘Bizim Cenin’de saklayacak bir şeyimiz yok. Birleşmiş Milletler komisyonu gelsin araştırma yapsın’ diyerek davet ettiği komisyon umarım kendisinden bütün dünyanın beklediği Cenin ile ilgili hayati sorulara en kısa zamanda tatminkar cevapları bulur ve verir. Zira bütün dünya sabırsızlıkla bunu bekliyor...
27.04.2002
Yazarımızın E-Postası:
f.ertan@zaman.com.tr
|