Borç ödedik
Perşembe günü İsrail–Filistin’i ziyaret eden Türk ve Yunan Dışişleri bakanlarının verdiği en anlamlı mesaj buydu: Borç ödedik. Yorgo Papandreu’nun dilinden dökülen sözler Türkiye ve Yunanistan’ın İsrail ve Filistin’in geçmişte farklılıklarını görüşme yoluyla ortadan kaldırabilme adına atmış oldukları adımlardan nasıl etkilendiğini ve gerek Balkanlarda gerekse Kıbrıs’ta gelinen mesafenin biraz da Oslo’ları yapan bu iki ülkeye borçlu olunduğu şeklindeydi. Ve ekledi Yunan bakan: “Bugün borcumuzu geri ödemeye geldik.” Türk ve Yunan Dışişleri bakanlarının borç ödeme ziyaretleri bir müddettir İsrail basınını meşgul ediyordu. Beklenilen, ikilinin çarşamba gecesi AB elçisi Javier Solana, İsrail anamuhalefet lideri Yossi Sarid ve bir dizi barış taraftarı grupla ve bilahere perşembe günü Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat ve başmüzakereci Saeb Erekat, İsrail Başbakanı Ariel Şaron ve Dışişleri Bakanı Şimon Peres’le yaptıkları görüşmelerin de aynı ilgiyle takip edilmeleriydi. Her durumda İsrail Dışişleri Bakanlığı olayı oldukça önemsiyordu. Daha önce Türk başbakanlarının geldiğinde dahi görmediği ilgiyi gördü basın, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın Türk ve Yunan basınından sorumlu masasından. Perşembe günü aynı ilginin Amerikan Dışişleri tarafından da gösterildiği ve Powell’ın defalarca Cem’i arayarak gezi hakkında bilgi aldığını öğrendiğimizde “perde arkasında bir şeyler var” demiştik. Türk Dışişleri’nin basına bu gezide oldukça cömert bilgiler dağıtan bir dizi diplomatı da “Beytüllahim’i kurtaracağız ama ayrıntılara giremeyiz” kabilinden sözler söylediler. Herhalde cuma günü Cem ve Papandreu’yu Nobel’e aday gösteren Hürriyet muhabirinin ipi buralarda bir yerde koptu.
Kimsenin göremediği, Cem ve Papandreu’nun Şaron’la yaptıkları görüşme hakkında konuşmaktan özenle kaçındıklarıydı. Konunun gündeme geldiği durumlarda da görüşmenin pek de kapsamlı olmadığı söylenip geçiştirildi. Belki ilgisi var belki yok, ertesi gün İsrail basınının Cem–Papandreu misyonuna gösterdikleri muazzam ilgisizlik perşembe günü bir yerlerde işin doğru gitmediğini gösterir mahiyetteydi.
Cem’i Ankara’dan İsrail Büyükelçisi Sultan ve Filistin Büyükelçisi Yasin birlikte uğurladılar. Çarşamba günü iki bakanın Solana ile görüşmesi İsrail basınında ilgiyle haber yapıldı. Perşembe günü içinde İsrail’in bütün gazeteleri iki bakanın temaslarını flash haber olarak on–line versiyonlarına taşıdılar, daha temaslar başlamadan. Sonra Şaron’la görüşme oldu ve basın sustu. Şaron’un Revivo’yla görüşmesini bile “Türk–İsrail ilişkilerinde yeni dönem” diye haber yapan İsrail basını Cem ve Papandreu bölgeye hiç gelmemiş gibi davrandı.
İsrailli yorumcular “herhalde Cem’in Arafat’la görüşmek için diretmesi İsrail basınına dokundu” diye konuşuyorlar. İma şu: “Sizin basınınız Abdullah Öcalan’la görüşmek isteyen bir devlet adamını nasıl haber yapardı? Bizim basın dost ülke Türkiye’nin dışişleri bakanını tel’in etmemek için olayı esgeçmiş olsa gerek.” Yapmayın dostlar. Arafat’la görüşmek isteyen üç beş barış taraftarı İsrailliden tutun, Colin Powell’a kadar herkesi haber yapan İsrail basını, arada bir yerde Cem ve Papandreu’yu mu atladı? Sakın bu suskunluğun arkasında Cem’in Arafat’la görüşmekte diretmesine ve kendisine sunduğu daha bir dizi teklife bozulan Ariel Şaron olmasın!
Bilmiyoruz belki de İsrailliler hakikaten önemsemiyorlar ne bizi ne de Yunanları... Acaba borcumuzu ödemese miydik?
28.04.2002
Yazarımızın E-Postası:
k.balci@zaman.com.tr
|