Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

SELÇUK GÜLTAŞLI



Kâbus’un dönüşü

Geçen hafta pazar gecesi Fransa’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları herkesi şaşırttı. Le Pen’in zaferi ve ardından bütün Batı Avrupa’daki ırkçılık karşıtı gösteriler Kâbus’un döndüğünü haber veriyor.

Gerilim ve korku filmleri eğer tutmuşsa genelde devamları “.... dönüşü” şeklinde tekrar vizyona girer. Birinci filmdeki kötü şeytani yaratık artık dirilmemecesine yok edilmiştir, yani seyirci öyle zanneder. Ama yaratık yeni kötülük serüvenleri ile tekrar ortaya çıkınca rahatlamış ortam birden Kâbus’un dönüşü ile teyakkuza geçer.

Fransa’da Milli Cephe’nin lideri Jean–Marie Le Pen’in geçen pazar cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bütün tahminleri altüst edip yüzde 17 oy alması ve karizmadan yoksun ama oldukça başarılı solcu Başbakan Leonel Jospin’i saf dışı bırakması tam da Fransızların ifadesi ile “deja vu” hissinin dalga dalga yayılmasına sebep oldu. Avrupa bir anda teyakkuza geçti.

Avrupa, ırkçılığı Mussolini ve Hitler ile tarihe gömdüğünü, bu illetin Avrupa Birliği’nin başarısı ile artık belini doğrultamayacağına inanıyordu. Irkçılık daha çok geri kalmış milletlere, 3. Dünya’ya musallat olmuş bir toplumsal hastalık olarak algılanıyordu.

Aşırı milliyetçi partilerin varlığı, çok sesli Batı demokrasilerinde bir çeşni, acı da olsa farklı bir tat ve en önemlisi de Batı’nın ne kadar hoşgörülü bir sistem geliştirdiğine örneklik teşkil eden vitrin süsleri olarak düşünülüyordu. Irkçı partiler vitrin süsüydü; ama asla mağazanın asli malları değillerdi, o malların arasına girmeleri tahayyül bile edilemezdi. En son Hitler ve Mussolini, ırkçılığı Batı mağazasının asli malları haline getirmiş, bu da dünyayı bir felaketten ötekine savurmuştu.

Pazar gecesi, Le Pen’in zaferi ve ardından hemen hemen bütün Batı Avrupa’da ırkçılık karşıtı gösteriler Kâbus’un döndüğünü haber veriyor.

Bazı uzmanlar kantarın topuzunu iyice kaçırıp, 21 Nisan 2002’yi, Hitler’in Alman Cumhurbaşkanı Paul Von Hinderburg tarafından 30 Ocak 1933’te görevlendirilmesine benzettiler.

Kantarın topuzunun neden kaçtığı ise ortada. Fransa Cumhurbaşkanlığı’nın II. tur seçimleri 5 Mayıs’ta yapılacak. Milli Cephe dışındaki bütün siyasi partiler Chirac’ın arkasında birleştiler bile. Seçimin galibi şimdiden belli. Kaderin cilvesine bakın, siyasi kariyerlerini sağcı Chirac’ı siyasetten silmek üzerine kuran sol ve aşırı sol partiler şimdiden Chirac’ı destekleyeceklerini ilan ettiler.

Le Pen’in cumhurbaşkanı olma şansı koca bir sıfırken, neden Avrupa ayağa kalkıyor? Niçin İtalya’da Umberto Bossi, Hollanda’da Pim Fortuyn, Avusturya’da Jorg Haider, Belçika’da Filip Dewinter ya da Danimarka’da Pia Kjaersgaard, Le Pen’in başarısına daha önce ulaşmışken, hatta Haider Avusturya’da başbakan olmak üzereyken bu kadar büyük deprem olmamıştı? Şimdi bu kadar büyük gürültünün sebebi ne?

Öncelikle Fransa, Avrupa düşüncesinin, felsefesinin belkemiği olarak görülüyor. Avrupalılığı tanımlayan, ona ince ayar yapan genelde Fransız aydınları olmuş ve oluyor.

Menşei genelde Fransa olan fikirler öncelikle bütün Avrupa’da ardından dünyada serbest dolaşıma çıkıyor. O yüzden Fransa’daki olayların tetikleme gücü de, ardıl şoklarının kuvveti de İtalya’dan da, Avusturya’dan da çok daha yüksek.

İkincisi, Fransa, Almanya ile birlikte gelecekte Avrupa Birliği olacak Kömür–Çelik Birliği’ni kuran iki devletten biriydi. Avrupa’da Hitler türü liderlerin tekrar ortaya çıkmaması için Almanya ile birlikte AB’nin nüvesini oluşturan Fransa şimdi kendisine ihanet ediyor. Avusturya’da Haider’ın başbakanlığı ihtimali ortaya çıktığında en çok Fransa itiraz etmiş, Chirac yaptırımları hararetle savunmuştu.

Üçüncüsü, Avrupa değerlerinin beşiği sayılan Fransa’da ırkçılığın boyutları, tehlikenin bütün Avrupa’ya sirayet etmekte olduğunu gösteriyor. Ülkesindeki bütün kötülükleri Arap göçmenlerine mal eden, Yahudi soykırımını “tarihi bir ayrıntı” olarak gören Le Pen’in fikriyatı hızla Avrupa sathına yayılıyor.

Sonuçta, kâbus geri dönüyor!

28.04.2002

Yazarımızın E-Postası: s.gultasli@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (21.04.2002) - Bu defa olur mu?

> (14.04.2002) - Vekil maaşına zam Avrupalıları da kızdırdı

> (07.04.2002) - Karizma gitti!

> (31.03.2002) - Ayıp ediyorsunuz D’Estaing’e!

> (24.03.2002) - Türkiye’nin Avrupa demokrasisi hakkında endişeleri var

> (17.03.2002) - Solana sonunda patladı

> (10.03.2002) - Müslüman öldürmenin faturasızlığı

> (03.03.2002) - Standartlar ve milli güvenlik

> (24.02.2002) - Türk’ün propagandayla imtihanı

> (17.02.2002) - Chomsky, Suudlu prens ve Lumumba





Zaman'da Bugün
28 Nisan 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.