Bir sorulduğunda, bin ah işitiliyor
Cumhuriyet döneminin en yüksek ekonomik küçülmesinin gerçekleşmesi ve henüz büyümeye geçilememiş olması, tüm çevreleri fazlasıyla geriyor. İş dünyası, sivil toplum örgütleri ve her an işsiz kalma tedirginliği yaşayan kamu çalışanı; her platformda hükümete seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Toplumun çeşitli kesimlerine; bir sorulduğunda, bin ah! işitiliyor. Sanayici; pahalı enerji, girdi maliyetinin yüksekliği, azalan rekabet gücü ve diğer sorunlarını birbiri ardına sıralayıveriyor. Bazı sanayiciler; rekabet avantajını kaybetmemek için dış ülkelere yatırım yaptıklarını söylüyorlar. Tarım kesimi; aşırı yükseltilen mazot fiyatlarının, üreticileri zora soktuğunu ve bu koşullarla, tarımda dışa bağımlı hale gelineceğini belirtiyor. Ticaret erbabı; yüksek KDV oranlarından yakınırken, hükümet ise vergi gelirlerini artıramadığı için dolaylı vergilerle bu açığı kapatmaya çalışıyor. Bankacılık sektörü, ekonomik kriz sonrası oluşan sermaye yetersizliği sorununun çözümlenmesi aşamasında, mevduat kaybetme endişelerinden tedirginlik duyuyor. Reel sektör; IMF ve Dünya Bankası’ndan alınan kredilerin henüz kendilerine yansıtılmadığından şikayet ediyor. İşsizler ordusuna her geçen gün yenileri eklenirken, 7 kişinin işe alınacağı bir işletmeye, 7.500 kişi iş başvurusu yapıyor. Küçük yatırımcı ve ihracatçı; döviz fiyatlarının sürekli düşmesinden duydukları rahatsızlığı anlatıyor. Diğer kesimlerin ‘ah’larını anlatmayı sütunuma sığdıramıyorum.
Türkiye, köklü bir yapısal değişim geçiriyor. Bunların uygulamaya geçirilmesindeki gecikmeler; hem iş dünyasını hem de piyasaları endişelendiriyor.
Ekonomi yönetiminden sonra, geçen hafta başında IMF ve Dünya Bankası yetkililerinin TL’nin dolar karşısında değerlenmesinin ihracatı olumsuz etkileyeceği ve büyümeyi geciktireceğini açıklamalarıyla döviz fiyatları kısa sürede yüzde 5 düzeyinde yükseldi. Hafta sonuna doğru ise kâr satışlarıyla dengelendi. Cuma günkü MB’nin 20 milyon dolarlık döviz alış ihalesine, bankalardan 104 milyon dolar teklif verildi. Düşük çıkması beklenen nisan ayı enflasyonu oranları, ihracat ve turizm gelirleri de dikkate alındığında; döviz fiyatlarında gelecek aylarda, enflasyon oranlarına yakın artışlar olacağı düşüncesindeyim.
Dolar, diğer para birimleri karşısında geçen hafta da geriledi. Özellikle dolar faizindeki artış beklentisinin şimdilik ötelenmiş olması, doların gerilemesinde etkili oldu. Teknik olarak; Euro/dolar paritesinin 0,8920 direncinin yukarı yönlü kırılmasıyla, hafta sonunda 0,9025 seviyelerine yükseldi. Kısa vadede Euro/dolar paritesinin 0,9050 ve 0,9230 seviyelerinde dirençleri bulunuyor.
Bir süredir yükseliş trendine giren altın fiyatları; dış ve iç piyasalarda geçen hafta süresince de yükselişini sürdürdü. Doların diğer para birimleri karşısında gerilemesi ve diğer mevcut nedenler altın fiyatlarının yükselişinde etkili oldu. Dış piyasalarda altın fiyatlarının 311 dolar/ons’a kadar tırmanması ve doların hafta içinde TL karşısındaki yükselişinin de etkisiyle, 24 ayar altının TL/gr fiyatı 13 milyon 650 bin lira seviyelerinden işlem gördü. Bu hafta; Ortadoğu’da, İsrail’in Filistin topraklarından muhtemel kısmî geri çekilme hareketinin başlamasıyla, altının onsunda, 302 dolara kadar bir düzeltme hareketi görülebilir.
Bu haftanın gündemini Hazine’nin mayıs ayı borçlanma takvimi, nisan ayı enflasyon oranları ve MB’nin muhtemel kısa vadeli faiz indirimlerinin oluşturacağı düşüncesindeyim.
29.04.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.yildirimturk@zaman.com.tr
|