Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

ÖSS’ye girişte başarı puanı uygulaması gözden geçirilmeli

Okul başarı puanlarının ÖSS’ye girişte kullanılmasının temel nedenlerinden biri ve en önemlisi öğrencinin hayatı boyunca etkili olacak bir sınavı sadece 3 saatlik çok küçük bir zaman dilimiyle sınırlamamak, bu sınavı öğrencinin lisede geçirdiği 3 yıla da yayabilmektir. Teoride çok uygun ve akılcı görülen bu düşünce ve sistem, uygulamada aynı amaca hizmet etmeyebilmektedir.

Bunun nedenlerinden biri, liseye giden birçok öğrenci ve öğrenci velisinin bu konuda yeterince bilinçli olmamaları veya bilinçlendirilememeleri, işin önemini 3 yıl önceden kavrayamamaları veya belki de savunma mekanizmalarından biri olan inkar etme (denial) mekanizmasını kullanarak, çaba göstermekten kaçıp 3 yıl sonraki sınavı yok sayabilmeleridir. Bu konuda ilgilileri suçlamak da oldukça yanlış bir düşüncedir. Çünkü kontrol edilemeyen birçok değişken işin içine girebilmektedir. Bunların başında okulda öğrenci başarısını değerlendirmede uygulanan taraflı yöntemler gelmektedir. Hak ederek, gerçekten çaba göstererek puan alanlara hiçbir sözümüz yok, olamaz da. Tepkimiz hak etmeden, eş–dost, hatır, gönül ve hatta belki de maddi gücüyle okul başarı puanını yükselterek; sahipsiz, güçsüz, ilgilenen bir anası–babası, yakını olmayan öğrencileri haksız yere ezen zihniyetedir. Bu önlenebilir, zaten bunu önlemek için de daha sonra ÖSYM, “Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP)” uygulamasını geliştirmiş ve halen kullanmaktadır. Ancak bu da sorunların çözümünde kesin ve tam bir çözüm olamamaktadır.

Öneri; şu anda uygulanan sistemde okuldaki başarısı düşük olan bir öğrenciyi “başarısız” diye kalıcı olarak damgalayan ortaöğretim başarı puanı (OÖP) ve ağırlıklı ortaöğretim başarı puanının (AOBP), sonraki yıllarda öğrencinin ÖSS’deki başarısıyla doğru orantılı olarak yükselebilmesi ve gerekirse düşürülmesine imkan sağlanmasıdır. Şu andaki siteme göre liseden mezun olan ve örneğin; TM (Türkçe–matematik) alanından mezun bir öğrenci, eğer okuldan 20–25 puan arasında bir “okul katkı puanı” almışsa, bu öğrencinin iyi bir bölüme girmesi, bu puanı aldığı için artık hemen hemen imkansız hale gelmiş demektir. (Çünkü okuldan elde etmesi gereken en yüksek katkı puanı; 40’tır, bu durumda 20–25 arasında puan alan bir öğrenci artık % 50–60’lık başarı gösteren vasat düzeyde bir öğrenci olarak damgalanmıştır.) Artık o öğrenci büyük bir ihtimalle istediği bir bölümü veya üniversiteyi kazanamayacaktır. Bunun farkında olan böyle bir öğrencinin de çok büyük bir ihtimalle zaten motivasyonu azalacak, kaygısı yükselecek ve öğrenme kapasitesi düşecektir. Kısaca bu düşük puan ona sadece bir yönüyle değil birçok yönüyle olumsuz etkiler yapacak, belki de onun toplum dışına itilmesine neden olacaktır. Çünkü büyük bir ihtimalle bu öğrencinin iyi bir üniversite veya bölümü kazanacağına olan inancı da bitmiş olacaktır. Bu konudaki önerim kısaca şöyle özetlenebilir: OÖP ve AOBP’nin yıllara göre değişmezliği değiştirilmelidir. Okulda objektif değerlendirmelerin yapıldığını varsaysak bile, okulda çalışmayan veya bu konuda bilinçlendirilmeyen, konunun önemini kavrayamayan öğrencilerden, lise bittikten sonra çaba gösterenlere bu çabalarının karşılığının verilmesidir. Başarısızlıklar başarılı olmak için ödenen ücretler olarak kabul edilmelidir. Öğrenci ilk yıl istediği bir bölümü muhtemelen kazanamayarak zaten bu ücreti ödemiş olacaktır. Bunlar geçici başarısızlıklar olarak görülmeli o öğrencileri eleme, dışlama yerine kazanma yolu seçilmelidir. İnsanların çoğu geçici başarısızlıklar yaşamadan gerçek başarılara ulaşamazlar. Önerim; AOBP’nin kaldırılması değil, ancak AOBP’nin değişkenliğinin sağlanmasıdır. Bu amaçla objektif bir değerlendirme sistemi olarak kabul ettiğimiz ÖSS’nin kriter olarak alınmasını öneriyorum. Bir öğrencinin okuldan aldığı puan değiştirilmemeli, ancak ÖSS’deki başarısı doğrultusunda elde edeceği puanla ona belirli bir katsayı verilmelidir. Bu katsayı okuldan elde ettiği puanla çarpıldıktan sonra elde edilen sonuç ham puanına eklenmelidir.

Diğer taraftan, bu sistemle ayrıca bir öğrencinin okulda gerçekten hak ederek mi ek okul puanını aldığı, yoksa bilgiyi ezberleyerek, eş–dost, yakın vb. ilişkileriyle mi elde ettiği de kontrol edilmiş, bir şekilde sağlaması yapılmış olacaktır. Bu yöntemle ayrıca fen liselerinin ve Anadolu liselerinin öğrencileri de ÖSS’de yüksek puan almaları durumunda, hak ettikleri “okul ek puanlarını” yükseltme şansını elde etmiş olacaklardır. Diğer taraftan “Okul Başarı Puanlarıyla” ilgili olarak meslek liselerinde öğrenim gören öğrencilere yapılan hatalı uygulamalar ise, ayrıca ele alınması gereken önemli bir sorundur.

* Yrd. Doç. Dr, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

M. Oğuz Kutlu *

30.04.2002


 

En iyi öğrenme, canlandırma ve proje gerçekleştirme ile yapılıyor

Eğitimde öğrenme üzerine yapılan araştırmalara göre, gerçek bir olayı canlandırma ve bir projeyi gerçekleştirmeyle öğrenilen bilgilerin yüzde 90 oranında hatırda kaldığı belirlendi. Okuyarak öğrenmede öğrenilenlerin yüzde 10’u, dinleyerek öğrenilen bilgilerin ise yüzde 20’si hatırda kalıyor.

Öğrenme stratejileri bakımından hatırda en çok kalan diğer yöntemler sırasıyla; pratik sunum yapma yüzde 80, konuşma yapma ve tartışma yapma yüzde 70, film izleme ve sergi gezme yüzde 50, resme bakma yüzde 30.

Uygulamalı; yani aktif öğrenmede öğrenci merkezde olduğunda öğrenci bizzat kendisi bilgi ve veri topladığı, araştırma yaptığı, denediği için daha başarılı oluyor. Bu tür bir çalışmada öğrenci elde ettiği bilgi ve verileri düzenlerken ilgi, zeka ve somut bilgi ile sorunlara bağlayarak öğrenim süresinin daha hızlı ve sağlıklı işlemesini sağlıyor. Çünkü öğrenci bir etkinliğe ne kadar katılımını artırırsa o oranda etkinliğin parçası oluyor. Konfüçyüs’ün “İşittiğimi unuturum, gördüğümü hatırlarım, yaptığımı öğrenirim.” sözü insanların en iyi yaparak öğrendiğini gösteriyor. Diğer bir öğrenme türü olan işbirlikçi öğrenme de öğrencilerin aktif katılımını sağlayarak çok yönlü düşünme becerilerini geliştiriyor. İşbirliği halinde gerçekleştirilen öğrenme öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri kazanmasına katkı sağlarken, işbirliğinin gücünden yararlanma imkanı da sağlıyor. Grup çalışmaları sırasında öğrenciler, soru sorma, açıklama yapma, eleştirme, örnek verme vb. çok önemli öğrenme stratejilerini davranış haline getirme fırsatı buluyor.

İşbirliğiyle gerçekleştirilen öğrenmede bazı noktalara da dikkat edilmesi gerekiyor. Bir öğrenci çalışırken diğerlerinin onun yaptıklarından yararlanmaması gerekiyor. Öğrencinin bizzat içinde bulunduğu öğrenme stratejilerinin sağladığı bazı yararlar şöyle: Farklı kültürleri tanıma ve uyum sağlama becerilerini geliştiriyor. Yaratıcı güçlerinin gelişmesine katkı sağlıyor. Liderlik vasıflarını fark etmelerini sağlıyor. İşbölümü ve işgücü paylaşımı ile daha kısa zamanda çok iş becerebilme kabiliyetlerini geliştiriyor. Güven duygusunun gelişmesini sağlıyor. Uzmanlarla direkt görüşerek bilgilerinden yararlanma imkanı sağlıyor.

Abdulhamit Yıldız / İstanbul

30.04.2002


 

ÖSS sebebiyle fen liselerinden 4 bin öğrenci ayrıldı

Öğrenci Seçme Sınavı’nda uygulanan Orta Öğretim Başarı Puanı (OÖBP) en fazla fen lisesi öğrencilerini etkiliyor. Türkiye’nin en zeki ve kabiliyetli öğrencilerinin seçildiği fen liselerinde, diploma notu okul ortalamasının altında olan öğrenciler en az 20–25 puanlık mağduriyete uğruyor.

Bu da üniversite sınavında 10 binlerce kişinin gerisinde kalmak anlamına geliyor. Bu yüzden fen lisesi ikinci sınıftan itibaren normal liselere kaçış başlıyor. Ayrılan her öğrenciden sonra, okulda okul ortalamasının altında mutlaka birileri olduğu için bu mağduriyet de giderilemiyor. Fen lisesinde 3 kişi bile kalsa birisi mutlaka okul ortalamasının altında kalacağı için mağduriyet önlenemiyor. 1998 yılında fen liselerine yerleşen 7 bin 236 öğrenciden geçen yıl özel fen liseleri de dahil olmak üzere sadece 3 bin 438 öğrenci ÖSS’ye katıldı. Devlet fen liselerinden ise 2 bin 373 öğrenci ÖSS’ye girdi. Yani, 1998’de fen lisesini kazanan ve yerleşen 3 bin 798 öğrenci bu liseleri terk etti. Bu yıl da fen liselerinden büyük bir kaçış yaşanıyor. Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, YÖK Başkanı Kemal Gürüz’e geçtiğimiz günlerde bir yazı yazarak orta öğretim başarı puanı uygulamasında düzeltmeler yapılmasını istemişti. Ancak, şu ana kadar herhangi bir düzeltme olmadı. Tuncer Çetinkaya, İstanbul

30.04.2002


 

SORUNUN ZORU

A= {1,2,3,...... , 299,300} kümesinin 3 elemanlı bütün alt kümelerinin kaç tanesinin elemanları toplamı 3 ile bölünür?

Geçen haftaki Sorunun Zoru’nun cevabı:

Verilen şekilde aydınlanma çemberi 70 enlemlerinden geçmektedir. Bu durumun gerçekleşmesi için güneş ışınlarının 20 kuzey enlemine 90°’lik açıyla gelmesi gerekmektedir:

a) Güneş ışınlarının 20 kuzey enlemine 90°’lik açıyla gelirse 20 kuzey enlemi ile Türkiye’nin en güneyinden geçen 36 kuzey enleminin arasında (36–20=16) 16°’lik paralel farkı olduğundan dolayı (90–16=74) Güneş ışınları Türkiye’nin en güneyindeki enleme 74°’lik açı ile gelir.

b) Dünyanın şeklinden dolayı, güneş ışınlarının dik geldiği yerden uzaklaştıkça ışınlar, her enleme bir derecelik eğik açıyla gelir. 20 kuzey enlemine güneş ışınları 90°’lik açıyla gelirse daha güneyde bir yere 50°’lik açıyla gelebilmesi için (90–50=40) 40°’lik paralel farkı gerekir. Dolayısıyla 20 kuzey enlemi ile arasında 40°’lik paralel farkı bulunan daha güneydeki merkez 20 güney enlemidir.

Not: Çözüm için süre haftaya salı gününe kadardır. Soruyu çözümüyle birlikte bize faks veya e–posta yoluyla ilk önce ulaştıran 10 kişi hediye alacaktır. Lütfen telefonla cevap bildirmeyiniz.

Geçen hafta ‘Sorunun Zoru’nu ilk olarak çözerek bize ulaştıran Özkan Güney/Adıyaman, Mustafa Filiz/Yozgat, Meral Yılancıoğlu/Adana CİHANNET’ten bir aylık sınırsız internet erişim paketi, Sefa Taştan/Erzurum, Hasan Meral/Konya, Ümit Yıldız/Diyarbakır, İbrahim Loğoğlu/Osmaniye, Aydın Kurt/Ordu, İsmail Ataseven/Bursa ve Veli Göğebakan/G.Antep TİMAŞ Yayınları’ndan kitap kazandılar.

30.04.2002


 

BAKIŞ AÇISI: Tahtaya çakılan çivi

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba verip, “Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman, her seferinde bu tahta perdeye bir çivi çak.” demiş. Genç, birinci gün tahta perdeye 37 çivi çakmış.

Sonraki haftalarda kendi kendini kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. “Bugünden başlayarak tartışmayıp, kavga etmediğin her gün için tahta perdeden bir çivi çıkart.” demiş. Günler geçmiş bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış. Babası ona: “Aferin iyi davrandın; ama bu tahta perdeye iyi bak. Artık çivi yok; fakat çok delik var. Geçmişteki kadar temiz ve güzel olmayacak.” demiş. “Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenebilir. Her kötü kelime bir yara (delik) bırakır. Bin defa özür dilesen kendini affettirmeye çalışsan bile bu tahta perdedeki çivi delikleri gibi kalbinde yara kalacak ve kapanmayacaktır.”

30.04.2002


 

MİZAH: Fenerbahçe-Galatasaray maçı

İzmir’in ünlü hocalarından fizikçi Dehşet Neşet, sınavlarda sorduğu garip sorularla efsaneleşmiştir. Dehşet Neşet müthiş bir Fenerbahçe fanatiğiymiş.

Bir sınavda da, Galatasaray–Fenerbahçe maçıyla ilgili bir soru sormuş ve Fenerbahçe ceza sahası civarından atılan şutla ilgili; vuruş açısı, topa vuruş hızı, kalecinin yeri ve yapabileceği hareketler gibi bilgileri vermiş. Soru, bu topun gol olup olmayacağı şeklindeymiş. Öğrenciler yine uğraşmışlar soruyu çözmek için. Ama yine hepsi sıfır almış. Sorunun cevabı şöyleymiş: “Rüştü ordan gol yemez!”

30.04.2002


 

BİR SORU BİR CEVAP

Meslek lisesini bitirdikten sonra iki yıllık bir yüksekokulu kazandım. Yüksekokulu bu yıl bitiriyorum. Yeniden üniversite sınavına gireceğim. Sınavda, meslek yüksekokulu diplomam mı yoksa meslek lisesi diplomam mı geçerli olacak?

Şu an bir orta öğretim kurumundan mezun sayılmaktasınız. ÖSYM tarafından bir ön lisans programına yerleştirildiğiniz için yeniden sınava girmek için başvuru yaptığınızda eski numaranız işleme konacaktır. Dolayısıyla mezun olduğunuz meslek lisesi diploması dikkate alınacaktır. ÖSYM’den farklı numara almak istediğinizde de başvurunuz geçersiz sayılacaktır.

30.04.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
30 Nisan 2002


Zaman Spor

Eğitim

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.